Ashab-ı Kiram (Hayat-us Sahabe) Onlara benzemek isteyenler için...

 

 

Cevapla
Seçenekler
Okunmamış 06.02.10, 03:21 PM   #1
Sultanım Reyhanim
Kardeş
 
Sultanım Reyhanim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Aug 2009
Nerden: BURSA
Yaş: 33
Mesajlar: 1.211
Tesekkür: 931
279 Mesajına 492 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 7
Sultanım Reyhanim is on a distinguished road
Sultanım Reyhanim - MSN üzeri Mesaj gönder
icon10[1] MÜŞRİKLERİN İSLAM’I ENGELLEME ÇABALARI

Muhammed’i Kendisiyle Meşgul Edin!’
forumankebut.net - MÜŞRİKLERİN İSLAM’I ENGELLEME ÇABALARI
Müşriklerin tepkisi, söylenmek ve alay etmekle kalmadı. Kısa bir süre sonra eyleme dönüştü. Hakikat düşmanları, yüzyıllardır kullanageldikleri metotlardan birini kullanmaya karar verdiler. Bu metot, davetçileri kendileri ile meşgul etmekti.



Sürekli uygulanan bu metot, İslam ülkelerindeki fakirlik sebeplerinden biridir. Bu tür saldırılar yüzünden, kendi kendileriyle meşgul olup geçim derdine düşen Müslümanlar, maalesef çoğu zaman başkalarını İslam’a davet etmek bir tarafa, çocuklarının hatta kendilerinin İslam ile irtibatını bile unutacak hale gelmişlerdir.


Safa Tepesi’nde insanları Allah’a çağırdıktan sonra, eşi ve Hz. Ali (kerremallahu vechehu) ile birlikte Kâbe’ye giden Allah Resulü (sallallahu aleyhi vesellem), burada namaz kılmaya başladı. Efendimizin İslam’ı açıkça anlatmasını, ibadetlerini açıkça yapmasını hazmedemeyen müşrikler, komşuluk, akrabalık, namus gibi insani değerleri ve ölçüleri hiçe sayarak, Efendimizi üzmek için her yolu denemeye başladılar.





Efendimizi görünce cin çarpmışa dönen Ebu Cehil adamlarına:

— Muhammed’i kendi kendisiyle meşgul edin, emrini verdi.


Bunun için gönüllü olan Ebu Leheb ve ailesi, hemen harekete geçtiler. İlk işleri Allah Resulünün (sallallahu aleyhi vesellem) kızları Ümmû Gülsüm ve Rukiyye annelerimizin evliliklerini bitirmeye uğraşarak, Efendimizi üzmek oldu.



Bir taraftan Ebu Leheb ve Ümmü Cemile, diğer taraftan Ebu Cehil ve adamları, Utbe ile Uteybe’yi sıkıştırarak, eşlerini boşamaya zorladılar.(4) İslam’a düşmanlık hususunda kimseden geri kalmayan Utbe ve Uteybe, söyleneni yapmakta bir an bile tereddüt etmeden eşlerini boşadılar.


Hz. Rukiye’nin nişanlısı Utbe, yalnızca bu kadarı ile kalmadı haddini oldukça aşmıştı. Küstah bir tavırla Efendimizin karşısına dikildi.


— Dinini inkâr ediyor, kızını da boşuyorum. Artık beni sevme, ben de seni sevmeyeceğim! Diye bağırıp çağırdı, yakasına yapışıp çekiştirirken gömleğini yırttı. Onun bu çirkin tavrı, Allah Resulü’nü (sallallahu aleyhi vesellem) çok üzdü. Rabb’ine yöneldi mahzun bir kalp ile:

— Allah’ım ona bir itini musallat et! Diye beddua etti.


Allah Resulü (sallallahu aleyhi vesellem), eşi ve kızları bütün bu olanlara anlam veremiyorlardı. Müşrikler, tek suçları Allah’a inanmak olan çiçeği burnunda genç kızların, sırf babaları peygamber olduğu için hayallerini yıkmış, nişanlarını attırmışlardı.


Müşrikler yalnızca onları değil, evli olan ablaları Hz. Zeynep’in yuvasını da yıkmaya çalıştılar. Defalarca Eşi Ebu’l As’ın yanına gittiler:
— Gidip Muhammed’in kızını boşa! Dediğimizi yaparsan seni Kureyşlilerden istediğin kişinin kızı ile evlendiririz, dediler.


Ancak, Ebu’l As’ın, ne Allah Resulü (sallallahu aleyhi vesellem)’i üzmeye, ne de çok sevdiği eşinden ayrılmaya niyeti vardı. Bunun için:


— Hayır! Vallahi, bunu asla yapamam. Eşimden ayrılmam. Kureyşlilerden kimin kızı olursa olsun, onu eşimle değişmem, diyerek, müşriklerin tekliflerini her seferinde kesin bir dille reddetti.(5)


Utbe’nin Başına Gelenler

Utbe, o sırada babası ile birlikte ticaret için Şam’a gitmek üzere hazırlık yapıyordu. Allah Resulünden (sallallahu aleyhi vesellem) ayrıldıktan bir süre sonra, kervanla birlikte yola çıktı. Şam’a varınca, Zerkâ denilen bir yerde konakladılar.

Etrafta aslanlar dolaşıyordu. Onları gören Utbe, büyük bir endişeye kapıldı. İslam’ı kabul etmemesine, hatta Efendimize karşı edepsizlik etmesine rağmen, onun iyi bir insan olduğuna, dualarının kabul edileceğine olan inancı tamdı. Bunun için uzaktan gördüğü aslana bakarak:


— Vah başıma gelenler! Vallahi Muhammed’in bedduası yerine gelecek, aslanlar beni yiyecekler. O (Hz. Peygamberi kastediyor), Mekke’de, ben Şam’da olsam da beni öldürecek, dedi.


Durumdan haberdar olan Ebu Leheb, aslanları gördüğünde korku ve endişeden perişan oldu. Kervandaki adamlarına Utbe’yi ortalarına alıp aslanlardan korumalarını söyledi.


Adamlar kendilerince tedbir alarak, aslanla Utbe’nin arasına set çektiler. Onu, bir araya toplayıp istif ettikleri malların en üstüne yatırdılar. Gece olunca, aslanlardan biri kervanın etrafında dolaşmaya başladı. Adamlara iyice yaklaştı. Korku ve endişeden bir süre uyuyamayan adamlar, gecenin ilerleyen saatlerinde derin bir uykuya dalmışlardı.


Aralarına giren aslan, yüzlerini koklaya koklaya sessizce ilerledi. Aradığını bulamayan aslan, ısrarla ilerlemeye devam ederek, eşyaların bulunduğu yere yaklaştı. Ani bir hamle ile fırlayıp istif edilen eşyaların üzerine çıktı. Aradığı av tam da oradaydı.

Utbe’ye saldırarak, onu param parça etti. Utbe’nin çığlıkları ile uyanan adamlar, hiçbir şey yapamadı. Olanları çaresizlik içerisinde, dehşetle seyreden Ebu Leheb:

— Muhammed’in bedduasından sonra, onun iflah olmayacağını anlamıştım, dedi. Ama yine de iman etmedi. (6)


Kaynaklar: 1-İbnu’l-Esir, el-Kâmil fit Tarih, 2/61; Belazuri, Ensâbu’l-Eşrâf, 1/135. 2- İbn Sa’d, Tabakât,1/199. 3- Belâzurî, Ensabu’l Eşraf,1/151; Kurtubî, Ahkâmu’l-Kur’an, 5/419. 4- İbn Kesîr, el-Bidâye ve’n-Nihâye, 1/508. 5-Taberî, Târih, 2/42. 6-Beyhakî, Delâilu’n-Nübüvve, 2/339; İbn Manzûr, Muhtasar, 16/73.


ABDULLAH KARA - DR. ELİF HİLAL KARA

GÜLİSTAN DERGİSİ
__________________
[Linki sadece üyelerimiz Görebilir. Üye olmak için tıklayınız...]

[Linki sadece üyelerimiz Görebilir. Üye olmak için tıklayınız...]
Sultanım Reyhanim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 06.02.10, 03:24 PM   #2
Sultanım Reyhanim
Kardeş
 
Sultanım Reyhanim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Aug 2009
Nerden: BURSA
Yaş: 33
Mesajlar: 1.211
Tesekkür: 931
279 Mesajına 492 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 7
Sultanım Reyhanim is on a distinguished road
Sultanım Reyhanim - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Cevap: MÜŞRİKLERİN İSLAM’I ENGELLEME ÇABALARI

Hakikatlere düşman olan kişiler, onların ortaya çıkmasını asla tahammül edemezler.


Gerçekleri duyduklarında ya da gördüklerinde, hemen surat asıp tepki gösterirler. Bunların hayatlarını olumsuz olarak etkileyeceğini, maddi ve manevi çıkarlarına set çekeceğini düşünürler.

Bu yüzden, hakikatlerin ve onu anlatanların karşısına dikilir, onları savunanları engellemek için başvurmadıkları çare kalmaz. Ancak, hangi şartlar altında olursa olsun, hakikat gizli kalmayıp ortaya çıkar. Kim ne yaparsa yapsın, önüne hangi seti çekerse çeksin, o, karanlıkları yırtarak güneş gibi doğup insanları aydınlatır.

Hakikat düşmanları, ondan yarasanın aydınlıktan korktuğu gibi korkarlar. İnsanların onu kabul ederek desteklemesine asla razı olmazlar. Kendileri korktukları gibi felaket tellallığı yapar, doğru veya yanlış söylediklerine aldırmadan etrafa korku salarak, insanları ondan uzaklaştırırlar. Üstelik her fırsatta, bunu toplumun iyiliği için yaptıklarını söylerler.

Allah Resulü (sallallahu aleyhi vesellem), akrabalarını İslam’a davet edeceği zaman, amcası Ebu Leheb’in; korku, tehdit, iftira içeren sözleri, onların bu tavırlarını açıkça ortaya koymaktadır:

— Doğrusu bu günkü gibi sihir görmedik! Adamınız sizi etki altında bırakıyor, diye söze başlar. Sonra Allah Resulü’ne (sallallahu aleyhi vesellem) dönerek, onun iyiliğini düşünüyormuşçasına bu işten vazgeçmesini öğütler:

— Bak, şunlar senin amcaların ve amcaoğullarındır. Onlarla iyice konuş ve atalarının dinini terk fikrinden vazgeç! İyi bil ki kavmin senin için bütün Araplara karşı koymayı göze alamaz, buna güçleri de yetmez, der. Sonra dolaylı yoldan akrabalarına akıl verip hedef gösterir:

— Aslında, bütün Araplar üzerine çullanmadan önce, akrabaların seni engellemek için tutup hapsetmelidir. Getirdiğin şeyden dolayı akrabalarını senin kadar sıkıntıya sokan bir insan daha var mı? Diye çıkışır. Sözü biter bitmez orayı terk ederek, toplantıyı sabote ederdi.(1)

Davetçi, gördüğü ilk sert tepkiye rağmen, davetçi kararlılığını sürdürür, yoluna devam ederse rakipleri, önce küçümser alay eder, sözlerini dikkate bile almaya değmeyecek kadar basit şeyler olarak göstermeye çalışırlar. Davetçi sabreder, küçümsemelere ve alaya aldırmadan yoluna devam ederse bu kez çeşitli şekillerde davetçinin önünü keserek onu engellemeye, susturmaya hatta öldürmeye kalkışırlar.

Küçümseme ve Alay Metodu

Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem), Peygamber olduğunu söyleyince, toplumun ileri gelenleri sert bir çıkış yaptılar. O aldırmayınca, küçümseme ve alay yolu ile yıldırmaya çalıştılar. Efendimizin daveti, kısa sürede fısıltı halinde kulaktan kulağa, tüm Mekke sokaklarını dolaşmaya başladı.

Halkın geneli, toplum önderlerinin etkisi ve yönlendirmesi ile Efendimizin ne dediğini anlayıp dinlemeden, ön yargı ile onu inkâr etme yolunu seçtiler. Yolda veya herhangi bir yerde, Efendimiz ile karşılaştıklarında, sürekli birbirlerine kaş göz işareti yapar, onu göstererek kendilerince alay ederlerdi. Bir araya geldiklerinde onu anar: “Duydun mu? Abdulmuttalib’in oğlu Muhammed, Allah ile konuşuyormuş”, der, inanmadıklarını ifade etmek için dudak büker, alay ederlerdi.

Üstünlük ölçüleri güç ve para olduğu için Efendimizi peygamberliğe layık görmezlerdi.

O günlerde olup bitenleri haber veren Allah (celle celaluhu):

“Seni gördükleri zaman: ‘Allah’ın peygamber olarak gönderdiği bu mu?’ diyerek seninle alay ediyorlardı. ‘Şayet inanmakta sebat etmeseydik, neredeyse bizi tanrılarımızdan saptıracaktı.’ diyorlardı. Azabı gördüklerinde, asıl kimin yolunun sapık olduğunu öğrenecekler.”
(Furkan; 41-42) buyurarak, müşriklerin Efendimize karşı takındıkları tavrı ortaya koymakta, sonra da bu tavırlarından dolayı başlarına gelecekleri bildirmektedir.


Başlangıçta müşriklerin yaptıkları, Efendimizi çok rahatsız etti. Çünkü nerdeyse insanların bulundukları ve oturdukları yerlerden geçemez olmuştu. Ne zaman birileri ile karşılaşsa onlar, Efendimizi hemen yanındakilere işaret ederek gösterir, hafifçe gülerek: “Abdulmuttaliboğulları’nın çocuğu, kendisine semadan haber geldiğini söylüyormuş”, diye alay ederlerdi. (2)

Allah Resulü (sallallahu aleyhi vesellem) ile en çok alay eden kişiler, Esved b. Abdiyağus, As b. Vail, Haris b. Tulatula, Velid b. Muğire ve Ebû Zema’ydı.


Esved, nerede Allah Resulü (sallallahu aleyhi vesellem)’i görse:

— Bugün göklerle konuştun mu? Diye sorar, kendince “İnsanlığın Efendisi” ile alay ederdi.

Allah Resulü (sallallahu aleyhi vesellem)’in Müslümanlara, Kisrâ ve Kayser’in topraklarını fethedeceklerini müjdelediğini duyduktan sonra, işi daha da ileri götürdüler. Artık yalnızca onunla değil, karşılaştıkları her Müslümanla alay ettiler. Onları görünce:

— Yoldan çekilin! Kisrâ ve Kayser’in topraklarını fethedecek olan yeryüzü melikleri geliyor! Diyerek gülüştüler.

Onların bu hali, Gayretullah’a dokundu. “Seninle alay edenlere biz yeteriz.”(Hicr; 95) buyuran Allah (celle celaluhu), Resulü’nü teselli etti. Bundan sonra olanlar oldu…

Bir gün, neşe ile evinden çıkan Esved, aynı neşe ile evine dönemedi. Bir yılan tarafından zehirlendi. Bir anda yüzü simsiyah oldu. Dehşet içinde eve koştu. Hızlı hızlı kapıyı vurmaya başladı. Çocukları kapıyı açınca, karşılarında Habeşliler gibi simsiyah birini gördüler.
Babalarını tanıyamayarak korkudan kapıyı yüzüne kapadılar. Ne olduğunu anlayamayan Esved, kapıya saatlerce vurdu. Ancak kapı ona bir daha açılmadı.


Susuzluktan alev alev yanıyordu ama bir adım atacak hali yoktu. Bütün gayretini toplayarak zorla birkaç adım attı. Ancak daha fazla yürüyemeyerek hemen oracıkta yığılıp kaldı. Kudreti ile dağları titreten, etrafında pervane olan oğullarından dolayı kibrinden yanına yaklaşılamayan Esved; kendine açılmayan evinin kapısı önünde sahipsiz garip bir halde susuzluktan kavrularak ölüp gitti. Diğerlerinin sonu da ondan farklı olmadı, her biri onun gibi acınacak bir halde öldü.(3)
__________________
[Linki sadece üyelerimiz Görebilir. Üye olmak için tıklayınız...]

[Linki sadece üyelerimiz Görebilir. Üye olmak için tıklayınız...]
Sultanım Reyhanim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
çabalari, engelleme, islam’i, müşriklerin, mÜŞrİklerİn, İslam’i


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283