Geri git   ForumAnkebut İslami sohbet,Kuran,Tefsir,Fıkıh,Tasavvuf,Risale Paylaşım Merkezi... > KÜTÜPHANE > Biyografiler > Din adamları ve Hocaefendiler
Kayıt ol YardımBağış Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Yeni Konu aç  Cevapla
Seçenekler
Okunmamış 17.05.08, 06:42 PM   #1
ÜSTAD
Genel Sorumlu
 
ÜSTAD - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2006
Nerden: Türkiye
Mesajlar: 3.813
Üye No: 7847

Tesekkür: 928
639 Mesajına 1064 Teşekkür Aldı

Seviye: []
Aktiflik: /
Güç: /
Deneyim: %

Tesekkür: 928
639 Mesajına 1.064 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 11 ÜSTAD is on a distinguished road
Post Tarık Timurtaş Uçar Hocaefendi(1944-2007)

TARIK TİMURTAŞ UÇAR HOCAEFENDi
forumankebut.net - Tarık Timurtaş Uçar Hocaefendi(1944-2007)
Kürsünün hakkını veren adamdı Adaletsizlikle savaştı

Yarın ölümünün 1. yıl dönümü. O'nu rahmetle anıyoruz. Kürsülerin haşmetli ve celalli hocasıydı. Vaazlarını on binler dinlerdi. Ama hakkında peşi peşine davalar açıldığında arkasında bir tek kimseyi bulamamıştı. Doğuda devletçi hoca diye propaganda yapılırken, basın onu laikliğe aykırı davranmakla suçluyordu. Onlarca davanın hepsinden de beraat etmişti.
Allah vergisi bir hitabet ve bu istidadını cami kürsülerinde değerlendiren bir vaiz. Vaazlarına koşan on binlere, en girift meseleleri bile sular seller gibi anlatan zeki ve cesur din adamı. Uğradığı haksızlıklar karşısında ise camileri dolduran on binleri yanında bulamayan yapayalnız bir çile insanı. Geçen yıl 20 Ocak'ta Hakk'ın rahmetine kavuşan Tarık Timurtaş Uçar'dan bahsettiğimizi sevenleri hemen tahmin etmiş olmalı. 1980 öncesinin sisli dönemlerinde verdiği vaazlarla ve elden ele dolaşan kasetleriyle önemli bir boşluğu dolduran; ancak daha sonra pek ön plana çıkmayan 'Timurtaş Hoca' meşhur; ancak layıkıyla tanınmayan bir isim.

Başarılı bir öğrenciydi


1944 tarihinde Elazığ'ın Sivrice ilçesi Uslu köyünde doğdu. Babası Bekir Uçar, İstanbul'da Demiryolları'nda çalıştığından anne ve kardeşlerinden ayrılarak ilkokulu Haydarpaşa'da Yeldeğirmeni İlkokulu'nda tamamladı. Kuleli Askeri Lisesi'ni birincilikle kazanan Uçar, başarılı bir subay olabilirdi; ama kaderinde İstanbul İmam Hatip Lisesi'ne kaydolmak ve başarılı bir din adamı olmak vardı. İHL'ye kaydolmasında Fatih'te ikamet eden ilim adamlarının tavsiyeleri etkili oldu. İHL'de kıymetli hocalardan ders aldı. Bunlar arasında Ömer Nasuhi Bilmen, Ahmed Davudoğlu, Mahir İz, Peyami Safa, Ömer Kirazoğlu, Nihad Sami Baharlı, Nureddin Topçu gibi Türk maarif tarihinde iz bırakmış isimler var.
Uçar, kelamda mahir olduğu kadar kalemde de mahirdi. İHL'de hocası Mahir İz'e ithafen yazdığı "Kelamda da mahiriz / Kalemde de mahiriz" beyti ile hocasının sevgisini kazandı. Okulu ikincilik derecesi ile bitirdi. Okul arkadaşlarından o dönemde pek çok ilahiyatçı, iktisatçı ve siyaset adamı yetişti. Diyanet İşleri eski Başkanı Tayyar Altıkulaç ve yasaklı başkan R. Tayyip Erdoğan, Uçar'la aynı sıralarda dirsek çürüttü.
1967 yılında Bağlarbaşı'nda bulunan Yüksek İslam Enstitüsü'nden mezun oldu. Askerliğini yedeksubay olarak yaptı. 1970'te evlendi. İlk görev yeri olan Malatya'da 6 yıl kaldı. Heyecanlı, coşkulu hitap tarzıyla dikkat çekti ve kalıcı hizmetler verdi. Malatya halkınca çok sevildi, tanındı. Muş'a tayin oldu. Bir yıl kadar görevden sonra müftü muavini olarak İstanbul'a atandı. Yeni Cami ve Şehzadebaşı'nda 2 yıl kadar etkili vaaz ve irşadda bulundu. Bu arada birçok ilçede ve camide vaazlara devam etti.


Çok yargılandı; ama tek sabıkası olmadı

12 Eylül 1980 ihtilalinde tutuklandı ve ailesi aylarca nerede olduğunu bilemedi. Sıkıntılı hayat dönemi bundan sonra başladı. Sıkıyönetim mahkemeleri, ağır ceza mahkemeleri, devlet güvenlik mahkemelerinde 55 kez yargılandı. Malatya'da idamla yargılandı. Ev aramaları, gözaltılar, göz hapsi ve yurtdışı yasakları dolayısıyla 1992'ye kadar hac ve umreye gidemedi.
Avukat bulabildiği, bulamadığı günler oldu. Bazan bir günde iki duruşmaya çağrıldı. Vefat ettiği gün bir evrak için adliyeye giden oğluna "Sabıka kaydına rastlanmamıştır" yazılı belge verildi. Davaları hep beraatle sonuçlanmıştı. Avukat bulamayan babasının hukuk mücadelesini minik bir çocuk iken izlemeye başlayan oğlu Tarık, azmetti okuyup avukat oldu. Annesi Mevlüde Hanım bu olayı o zamanlar avukat bulmanın mümkün olmadığını belirterek, "Herhalde Tarık'ımızın da hukuka yönelmesinin sebebi bu." diye açıkladı.
Bu arada idarî sıkıntı da başladı. Uçar, önce Bilecik'e sürüldü, Artvin ve Bursa görevlerinden sonra, Şile'ye imam tayin oldu. Ardından Beykoz Çavuşbaşı köyüne... Yıllar sonra Ümraniye ilçesine geldi. Cemaat yoğun bir özlemle onu hep takip etti. Devlete hiç karşı çıkmadı. Karşı çıktığı; bozuk sistem, adaletsizlikler ve zulüm idi. Ne üzücüdür ki Doğu Anadolu'da aleyhinde 'devletçi hoca' diye propaganda yürütülürken, batıda basın yoluyla devlete karşı imiş gibi gösterildi.
Hakkında açılan davalar hep "laikliğe aykırı propaganda yapmak" suçundan oldu. Vaazlarını kasede kaydedenler yurtiçi ve dışında her yere ulaştırıp dağıttılar. Uçar, maddî olarak kaset satışlarından hiçbir menfaat elde edememesine rağmen onlarca dava yine bu kasetlerden açıldı. Ancak özel kayıt ve ticarî maksat olmadığından çoğundan beraat etti.
Babamın, kaseti satanlardan en fazla şu talebi olabilirdi: "Bari dava açıldığı zaman sizin avukatınız beni de savunsun, yani benim de evrakımı takip etsin, müdafaamda akıl göstersin, onu bile yapmadılar." (Onur Kaya / İSTANBUL (cha)


Timurtaş Hoca'nın avukat oğlu Tarık: İstismar ettiler

Kasetlerden köşeyi dönenler Uçar'ın vefat ettiği gün vicdan azabını taşıyamayıp cenazesine geldiler. Naaşının başında bekleyen avukat oğlu Tarık Yusuf'tan helallik dilediler. Sonrasını Yusuf'tan dinleyelim: Cenazenin başında birkaç kişi geldi yanıma. Dediler ki: "Biz sizin pederin kasetlerini çok doldurduk, yaydık, sattık, çok gelir elde ettik. Hakkınızı helal edin."
İsimlerini vermeyeceğim, tanınan insanlar da var içlerinde. Ben de dedim ki: "Babamın hakkı geçtiyse kendisiyle hesaplaşmanızda fayda var. Çünkü o bundan hep şikâyet etti. Evet o kasetler belki bir hizmet ifa etti, yayıldı, satıldı; fakat onların hep sıkıntısı geldi pedere. Hakikaten bu işten çok gelir elde edenler oldu.
Çok profesyonelce yaptılar bu işi. Mesela bizim pederin Şehzadebaşı'nda vaazı var. Avlusuyla birlikte 7 bin, 10 bin kişilik bir cemaat toplanabiliyor. Cuma namazından önceki vaazı kaydediyor adam kasede. Hemen götürüyor, Unkapanı İMÇ'de çoğaltıyor. Daha tesbihat bitip de çıkana kadar hazırlıyorlar ve satıyorlar. Yapılan tetkiklerde kasetlerin stüdyolarda doldurulmadığı hatta tahrifat bile yapılabildiği anlaşıldı. Çünkü bazı devlet ve millet düşmanlığı yapan tipler, sağını solunu keserek o konuşmaları istismar ettiler.

Çocuklarinin egitimine önem veren Uçar, 4 evladini okuttu. Özel Fatih Koleji'nden mezun olan ogullarindan Yusuf, Istanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni, Bekir Yunus IÜ Iletisim Fakültesi'ni bitirdi. Kizi Fatih Üniversitesi'nde, küçük oglu Enes Emre ise Özel Yavuz Selim ilkögretim Okulu'nda okuyordu.

Vefat'tan sonraki olaylar

Geçen perşembe gecesi vefat eden ve on binlerce kişinin katıldığı merasimle defnedilen Tarık Timurtaş Uçar'ın evi sevenlerinin akınına uğradı. ABD'den arayan Fethullah Gülen, Uçar ailesinin bütün fertleriyle tek tek görüşerek taziyelerini iletti. Diyar-ı gurbette olması dolayısıyla cenazeye katılamamaktan duyduğu üzüntüyü dile getiren Gülen, "Hocamız için burada gıyabi cenaze namazı kıldık." dedi. Cenazeye partiler de büyük ilgi gösterdi. FP, BBP ve DYP cenazeye İstanbul il başkanlarını gönderdiler. Uçar'ın uzun süre görev yaptığı Çavuşbaşı'nın CHP'li belde başkanı da aileye taziyesini sundu. MHP lideri Devlet Bahçeli, kapatılan RP lideri Necmettin Erbakan, BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu ise taziyelerini telgrafla bildirdiler.

Koşar adımlarla gitti

Uçar'ın 31 yıllık hayat arkadaşı Mevlide Uçar "Koşar adımlarla dünyaya geldi, koşar adımlarla gitti." dediği eşinin son gecesini ZAMAN'a anlattı: "O akşam çok misafir vardı. Adeta gideceğini hisseder gibi arzu ettiği kişileri çağırmıştı. Misafirler gittikten sonra kızımız Esra'ya 'Kızım biliyor musun, bazı insanlar Efendimizi çok rahat görüyorlarmış. Ben öyle özledim, öyle özledim ki acaba ne yapsam?' dedi." Zaman zaman gözyaşlarını tutamayan Mevlide Uçar şöyle devam etti: "Ben bardakları alıp geldim. 'Bir şeyin var mı?' diye sordum. Göğsünü göstererek 'Şuramda sanki ilaç içersin bir şey kalır ya öyle bir şey var.' dedi. Ben de Avrupa'daki yoğun koşuşturmayı hatırlatarak kendisine hiç dikkat etmediğini 36 günde 36 konferansın verilmeyeceğini söyledim. Çok rahat ve telaşsızdı. İçeri gittim. İçerdeyken yüksek sesle tevbe istiğfar ettiğini duydum. Bir de ayet okuyordu. Aradan 5 dakika geçmeden beni çağırdı: 'Hacı galiba buraya kadar. Vakit tamam'." Ardından oğlu Tarık'ı çağırdığını aktaran Mevlide Hanım ilk müdaheleyi gelini Selcan Uçar'ın yaptığını kaydetti.

İlk müdahale doktor gelinden

Dr. Selcan Uçar ise kayınpederinin son anlarını şöyle anlattı: "İlk müdahaleyi yapmak benim için çok zor oldu. Hekimsiniz; ama bir yandan da yatan çok yakınınız. Ambülansı aradım; ama nasıl konuşacağımı bile şaşırdım. Müdahale ederken sürekli iyi olacağını söylüyordum. O da çok güzel ifade ediyordu. 'Sağol kızım, biraz daha rahatladım.' diye. Hep okuyordu. Haseki'de arkadaşlar hemen EKG'sini çektiler. Akut inforiyor emay teşhisi kondu. Koroner yoğun bakıma alındı. SKZ ilacı verdik. Monitörden takip ederken birden nefes alamadığını gördük. Yarım saat kadar uğraştık. Solunum yetmezliğiyle vefat etti."

Sevenlerinin agzindan Uçar

Dostlari Timurtas Uçar Hocaefendi'yi söyle anlattilar;


Diyanet isleri Baskan Yardimcisi Sami Uslu: En yakin arkadasimdi. Okulda ayni sirayi paylastik. 1956'da basladigimiz IHL'den 1967'de bitirdigimiz Yüksek Islam Enstitüsü'ne kadar ayni siradaydik. Aktif, çaliskan, çok zeki, sen-sakrak, her an hareketli bir arkadasimizdi. Son dönemi zorluklar içinde geçti. Çesitli konusmalarindan hakkinda tahkikat takibat oldu. Bagcilar Müftüsü Cihan Kurt: Tam bir hocaefendi idi. Hizmet ehli idi. 1982'de istanbul'dan Bilecik'e tayin edilmisti. Birlikte 6 ay vaiz olarak görev yaptik. O dönemden beri samimiyetimiz var. Etrafina isIk tutan cemaati sürükleyen bir din adamiydi. Menfaati hiç düsünmeyen ikrami seven bir insandi. Bazi yerlere giderdik, bizlere hiç cüzdan açtirmazdi.
Sümbül Efendi Camii emekli basmüezzini Cemal Bozoy: 25 yildir taniyorum. sair ruhluydu. Sizinle konusurken hemen bir dörtlük çikarirdi. Bir ayet ile bir saatten fazla vaaz eder, cemaati costururdu. Özel toplantilara, Islami dügünlere konusmaci olarak davet ederdim.


__________________
Ben nur talabesiyim deyipte biri size hakaret ediyorsa,iftira ediyorsa,küfürlü konuşuyorsa,isterse yüz kere külliyatı bitirsin katiyyen bilinki nurla alakası yoktur. Malumdurki üstadın hayatı ortada en zalim en gaddar şahıslara karşı değil hakaret beddua dahi etmemişken bu insanlara ne oluyorki ben nur talabesiyim iddasında bulunuyor

Konu ÜSTAD tarafından (17.05.08 Saat 07:28 PM ) değiştirilmiştir..
ÜSTAD isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 17.05.08, 07:08 PM   #2
ÜSTAD
Genel Sorumlu
 
ÜSTAD - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2006
Nerden: Türkiye
Mesajlar: 3.813
Üye No: 7847

Tesekkür: 928
639 Mesajına 1064 Teşekkür Aldı

Seviye: []
Aktiflik: /
Güç: /
Deneyim: %

Tesekkür: 928
639 Mesajına 1.064 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 11 ÜSTAD is on a distinguished road
Post Cevap: TARIK TİMURTAŞ UÇAR HOCAEFENDi

M.Fethullah Gülen hocaefendi'nin T.Timurtas Ucar hocaefendi'n aile efradina gönderdigi mesaj


Değerli İnsan Timurtaş Hocamızın ailesine


Hocamızla alakalı duygu ve düşüncelerimi her fırsatta ifade ettim; bundan sonra da bir "yad-ı cemil" olarak O'nu anmaya devam edeceğim. Fakire, merhumla alakalı bazı sorular tevcih edilerek cevaplandırmam istenmişti. Bendeniz, duygularımı sorular çerçevesine sıkıştırarak ifadeyi uygun bulmadım; onun için ne düşünüyorsam onları daha sade, daha düz bir üslupla dile getirme yolunu tercih ettim.
Timurtaş Hocamızla vicahi görüşmemiz –zannediyorum- 77'li yıllarda oldu. Bu ilk görüşmenin İstanbul İl Müftülüğü binasında gerçekleştiğini bugünkü gibi hatırlıyorum. Bantlarıyla tanışmam ve istifade etmemin ise, çok daha erken dönemde olduğunu tahmin ediyorum.
Ben O'nu tanıdığım dönemde merhumun bir hayli seveni ve dinleyeni vardı. Bunlara Hocaefendi'nin uğrunda hırz-ı cân edebilecek vefalı insanlar da diyebiliriz. (Bu benim tahminim...) Fakir, O'nun kürsüsünün dibindeki ilk halkayı teşkil eden bahtiyarlar arasında bulunmadım -keşke bulunabilseydim- ama, bantlarında duyduğum ses, bu sesteki hakim edâ, öğretici üslup, Kur'ânî şive, yüzyüze gelip görüştüğümüzde tanıma bahtiyarlığına erdiğim o canlı –kanlı, zeki ve korkusuz karakterin ta kendisiydi. Camii kürsüsünde simasına bakarak O'nun benliğinin bütün derinlikleriyle duyup dinleyenlerin köpürüp haykırmalarını da bu ilk karşılaşmada anlamak mümkün olabiliyordu.
Her huzurda nisbî bir insibağ vardır. Böyle bir insibağ da ancak, huzurun merkez noktasını tutan kimseye tam teveccüh ve güvenle gerçekleşir. O'nun kürsüsünün etrafında halkalanan insanlar, teveccüh ve itimatları ölçüsünde o sohbetin insibağından renkler, heyecanlar taşırlardı.. ve O bu konuda Cenab-ı Hakk'ın lütuflarına mazhar ender simalardan biriydi.
Merhum, ömrünü kalbî ve ruhî hayat çizgisinde sürdürmüş bir hak yolcusuydu. İnsanları hakla ulaştıran binlerce kulvardan birinde soluk soluğa bir hak yolcusu. İmanlıydı.. cesurdu.. kararlıydı.. ve her zeminde köpük köpük ruhunun ilhamlarını başkalarının sinelerine boşaltma heyecanıyla dopdoluydu. Ağzını açıp konuşmaya durunca, hemen bu derinlikleriyle kendini ele verir ve tabii çevresindekileri de hemen tesiri altına alırdı. O'nu görüp tanıyan ve dinleyenlerin –eğer olumsuz ön yargıları yoksa- ona hayranlık duymaları kaçınılmazdı. Fakir, yakın arkadaşları ve candan muhibleri ölçüsünde, sık sık onunla beraber olma bahtiyarlığını paylaşmasam da, görüp, konuşup dinlediğim kadarıyla, hemen her zaman O'nu gönlümde derince hissettiğimi ve meydân-ı tayerân-ı ervâha uçup gitmesini büyük bir kayıp olarak duyduğumu söyleyebilirim. Zira O, Mevlana'nın yaklaşımıyla kur'ân'ın kulu-kölesi ve Hazret-i Ahmed-i Mahmûd-u Muhammed-i Mustafâ'nın da aşık bir bendesiydi. Gönlü her zaman Kur'an yolunun heyecanıyla meşhun, dili her zaman gürül gürül Hakk'ın tercümanı ve hemen her zeminde hakikatın yılmaz bir müdâfiidi. O, hedefi hak, gayesi hak, beyanı hakikat bir Kur'ân dellalı olarak yaşadı. Yürüdüğü bu yolda merdane, tavizsiz ve yiğitçe yürüdü. Vakt-i-i merhunu gelince, bir üveyk gibi kanat çırpıp dostların bulunduğu aleme uçuverdi.
Bu hususlar, merhumun benim üzerimde bıraktığı olumlu tesirler şeklinde de yorumlanabilir. Aslında O, bu fani alemden, ruhların tayerân ettiği aleme göçmeden evvel ölmeden evvel ölünüz" fehvasınca, altmış seneye yakın ömrünün büyük bir bölümünü, hep bu yer değiştirme duygusu etrafında sürdürmüş ve feyizli, bereketli bir kulvarda koşmuştu. Rabbine kavuşacağı günlerde bile –son seri konferansları bunun delili- kalbinin atışlarında sürekli O'nu anlatmanın his ve heyecanları nümayandı.. ve yeni bir aleme adımını atarken sırtında yol yorgunluğunun terleri vardı. İhtimal, son bir kere daha, iman ve heyecanlarını haykırma fırsatı doğunca, ne olur ne olmaz mülahazasıyla, bütün enerjisini, hem de tek zerresini zayi etmeden gaye-i hayali uğrunda kullanmak için, var gücüyle son bir kere daha köpürdü ve kalbî, rûhî hayatın hakikatını duyup duyurmaya koştu.
Merhum, ömür boyu insanları cismaniyet ve beden zindanından kurtarıp, kalp ve ruhun hayat mertebesine ulaştırmaya, huzurun inşirahıyla buluşturmaya ve cennet bahçelerine yönlendirmeye çalışmıştı. Sonra böle bir meşguliyet mütekabilinde "zindan-ı dünyadan bostan-ı cinâna" uçmuştu ki bu da O'nun, hayatını yaşadığı gibi noktalaması ve yeni bir başlangıca sıçraması demekti.. Evet, can kuşu "ten" kafesinden uçmuş, yepyeni bir alemde pervaz ediyor ve farklı bir "rahm-i mader" de mahiyet-i insaniyesi ebedi bir oluşuma doğru yürüyordu. Zaten, ruhun da cesedin de sahibi olan Zât, "Ey itmi'nana erip oturaklaşmış ruh! Sen Rabb'inden O da senden hoşnud olarak dön Rabb'ine..! dedikten sonra kimin haddineydi bir dakika geriye kalmak.. o dakikalarda, onu zincirlerle bile burada durdurmak mümkün olamazdı. Aslına bakılırsa, yokluk-varlık bizim eksik hesaplarımıza ait mütalaalardı; o yok olup gittiği aynı noktada yokluktan kurtuluyor ve bir vücud-u câvidâneye eriyordu.
Zaten, nerede, hangi devirde ve kim olursa olsun, ömürlerini böyle büyük bir değişime bağlı yaşayanlar, Hazret-i Matlûb u Mahbûb'un huzuruna vardıklarında, gözlerin görmediği, kulakların işitmediği, insanî tasavvurların da istiâsab edemediği aşkın sürprizlerle karşılaşacak ve şekerler gibi eriyerek şerbete dönüşecek, mum gibi pâr pâr yanıp ışığa inkılap edeceklerdir. Onlar için "yok" yoktur; varlıkları ise Hayy u Kayyûm'un edebiyetine emanettir. Hak nezdinde bu konuma yükselmiş olanlara çarpan yokluklar toz-duman olur ve gübreler gibi var olma zemininin "kuvve-i imbâtiye"si haline gelirler.
Evet, ömür boyu imanla, ibadetle beslenen ruhlar, ölümü bir başka yere göç şeklinde duyar, bir başka mazhariyet gibi yaşar ve öbür aleme uçtuklarında da melekler ve rûhânîler tarafından istikbal edilirler. Bu itibarla da onlar, ölmekle dünya rıhtımından ayrıldıkları aynı anda, varacakları nokta bütün ihtişamıyla imanları üzerine oturmuş hayal dünyalarında tüylenmeye başlar; başlar da kendilerini hakka can bağışlanmış kahramanlar gibi hissederler. Canlar Cânı da onları lütuflarının kucağına alır, annelerinin sütünden daha temiz, imanlarının iç yüzü kadar ak ve aşk u heyecan feveranları kadar da coşkun cennet kevserleriyle mükafaatlandırır.
Hocaefendi ile alakalı, hatıra olarak zikredeceğim her şey, O'nun parlak şahsiyeti yanında sönük kalır. Bu perişan evrakı karalarken aklıma gelen bir-iki küçük husus olduysa da, derin bir şahsiyete bağlı mülahazaların içinde bu türlü resimleri fevkalade sığ buldum ve ifadeden sarf-ı nazar ettim. Hocaefendi, ufku ve kadri yüce bir insandı, O'nunla alakalı hatıralar da o büyük Kamet'e uygun olmalıydı.
Toplumumuzun O'nu tam tanıyıp tanımadığına gelince; zannediyorum büyük çoğunluk, bu azim, inanç ve kararlılık abidesini tanıyamadı. Ayrıca, pek çok büyük insan gibi O da ömrünü, düşmanlarının husumet, iğbirar ve yakın takibiyle, bir kısım dostlarının vefasızlığı birleşik noktasında geçirdi. Gerçi, kendisini dinleyenler tarafından hep sevildi, sayıldı ama, mağdur edilip eli-kolu bağlandığı zaman uğrunda fazla hırz-ı cân eden olduğu da söylenemez. Böyle bir durumu da; "büyüklerin müşterek kaderi" deyip sükût geçeceğiz.
Aslında, başkalarının O'na karşı vefalı olmaları o kadar da önemli değildir; önemli olan O'nun Can Dost'una karşı vefasıydı. O, kendini idrak ettiği andan son nefesini vereceği dakikalara kadar, eğer kalbi O'nun için atmış idiyse –ki, son günlerdeki gayretleri bunun böyle olduğunu gösteriyor- O, kazanmıştı. Tabii, kaybedenler de kaybetmişti. Benim –bana intikal eden bilgiler açısından- Hocaefendi'nin son dakikalarıyla alakalı intibalarım; O, aklı başında, hafızası yerinde, gönül gözleri açık, emaneti sahibine tevdîye âmâde ve iradesi de dipdiriydi...
Zaten mü'min, canını Allah'ın aldığının farkındadır ve bu ona şeker şerbet gibi tatlı gelir. Evet, Allah'la beraber olunca, acılar bile tatlı olur ve o yolda dikenli tarlalar gül bahçelerine, zehirler de âb-ı hayata dönüşür. Zira o, ölümle sönenin ceset ve bu dünyanın da bir vasıta olduğunu çok iyi bilir ve heyecanla melekler alemine yükseleceği anı bekler. Dünyadan ötelere uzanan bir sürü yol, bir sürü helezon vardır. Her ferd, bunlardan biriyle hedefine yürür ve gider kendi semasına otağını kurar. Gidilecek mekanlar sonsuz, insanlara bahşedilen makamlar da gökteki yıldızlar kadar hesapsızdır.
Ne mutlu, bu duyguları paylaşan fertlere, ne mutlu Timurtaş Hocamıza ve O'nun hayat çizgisini takip eden aile efradına

__________________
Ben nur talabesiyim deyipte biri size hakaret ediyorsa,iftira ediyorsa,küfürlü konuşuyorsa,isterse yüz kere külliyatı bitirsin katiyyen bilinki nurla alakası yoktur. Malumdurki üstadın hayatı ortada en zalim en gaddar şahıslara karşı değil hakaret beddua dahi etmemişken bu insanlara ne oluyorki ben nur talabesiyim iddasında bulunuyor
ÜSTAD isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 17.05.08, 07:16 PM   #3
ÜSTAD
Genel Sorumlu
 
ÜSTAD - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2006
Nerden: Türkiye
Mesajlar: 3.813
Üye No: 7847

Tesekkür: 928
639 Mesajına 1064 Teşekkür Aldı

Seviye: []
Aktiflik: /
Güç: /
Deneyim: %

Tesekkür: 928
639 Mesajına 1.064 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 11 ÜSTAD is on a distinguished road
Standart Cevap: TARIK TİMURTAŞ UÇAR HOCAEFENDi

Gazete Manset'leri


Timurtaş Hoca vuslata erdi
Binlerce seveninin katıldığı cenaze namazından sonra Timurtaş Hoca Kozlu Mezarlığı'na defnedildi.
İSTANBUL- Uzun yıllar kendini din ve hitabet adamı olmaya adayan Timurtaş Uçar Hoca'nın cenazesi, dün Fatih Camii'nde kılınan cenaze namazının ardından Silivrikapı Kozlu Mezarlığı'nda toprağa verildi. Önceki gece rahatsızlanarak vefat eden Timurtaş Hoca'nın cenaze namazı, binlerce kişinin katılımıyla kılındı. Cemaatin Fatih Camii'nin içine sığmaması üzerine Cuma namazı için, avluya halı sermek zorunda kaldı. Cemaatin avludan da taşmasıyla, yüzlerce kişi cami bahçesindeki yeşil alan üzerinde namazlarını kıldılar. Okunan Kur'an-ı Kerim ve duanın ardından, cenaze, tekbirlerle Silivrikapı Kozlu Mezarlığı'na götürüldü. Gönül dostları yalnız bırakmadı

Timurtaş Hoca'nın eşi Mevlude Uçar, kızı Esra Uçar, oğulları Faruk Yusuf, Yunus ve Enes Uçar, cemaatin başsağlığı dileklerini kabul ettiler. Zaman zaman duygulu anların yaşandığı taziye esnasında, Timurtaş Hoca'nın oğulları, cemaate sabırlı olmaları ve babalarının ardından sürekli dua etmelerini istediler. Cenaze törenine Mahmut Ustaosmanoğlu Hoca, Gazeteci Sadık Albayrak, İSKİ Genel Müdürü Veysel Eroğlu, KİPTAŞ Genel Müdürü İsmet Yıldırım, Fatih Belediye Başkanı Eşref Albayrak, Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Ümit Özerol, FP İl Başkanı Numan Kurtulmuş da katildi.



yeni safak gzt.

************************************************** **********

Timurtaş Uçar Hocaefendi dualarla anıldı


Timurtaş Uçar Hocaefendi, çocukları ve sevenleri ile İstanbul’da kabri başında dualarla anıldı.

Topkapı Kozlu Mezarlığı’nda, okunan Kur’an–ı Kerim ve yapılan dualardan sonra Timurtaş Hocaefendi’nin hayırlı bir nesil yetiştirmek için gecesini gündüzüne katarak hizmet ettiği belirtildi.
Uçar’ın eşi Mevlude Uçar, çocukları Tarık Yusuf, Yunus, Esra ve gelinleri ile beraber mezarı başına gelerek, babaları ve kardeşleri Enes Emre’nin mezarına çiçek koydu. Anne Mevlude Uçar, gözyaşlarına hakim olmakta zorlanırken, hem eşinin hem de oğlunun acısını aynı anda yaşadığını söyledi. Timurtaş Hocaefendi’nin talebelerinden Mahmut Tan, Uçar’ın vefat etmesinin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen kasetleriyle halkın arasında yaşadığını ve hizmetine devam ettiğini söyledi. “Anadolu’nun birçok yerinde Timurtaş hocanın hâlâ yaşadığı zannediliyor belki.” diyen Tan, “Çok sayıda insan onun kasetlerini dinleyerek feyiz alıyor, birtakım hasletleri kazanıyor.” şeklinde konuştu. 55 yaşındayken açılmış 55 davası bulunan Timurtaş Hocaefendi’ye vefatından sonra İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) tarafından 56’ncı dava açıldı. Verdiği vaazlardan dolayı idamla yargılanan Timurtaş Hocaefendi, 12 Eylül’den sonra da gözaltına alındığı Selimiye kışlasında aylarca kendisinden haber alınamamıştı.
Zaman gzt.21.01.2003

__________________
Ben nur talabesiyim deyipte biri size hakaret ediyorsa,iftira ediyorsa,küfürlü konuşuyorsa,isterse yüz kere külliyatı bitirsin katiyyen bilinki nurla alakası yoktur. Malumdurki üstadın hayatı ortada en zalim en gaddar şahıslara karşı değil hakaret beddua dahi etmemişken bu insanlara ne oluyorki ben nur talabesiyim iddasında bulunuyor

Konu ÜSTAD tarafından (17.05.08 Saat 07:19 PM ) değiştirilmiştir..
ÜSTAD isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 23.05.08, 07:01 PM   #4
Muratçiçek
Erkek Üye
 
Muratçiçek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 258
Üye No: 11570

Tesekkür: 14
13 Mesajına 15 Teşekkür Aldı

Seviye: []
Aktiflik: /
Güç: /
Deneyim: %

Tesekkür: 14
13 Mesajına 15 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 8 Muratçiçek is on a distinguished road
Standart Cevap: TARIK TİMURTAŞ UÇAR HOCAEFENDi

Mevlam merhum'a gani gani rahmet eylesin kabrini pürnur eylesin habibullah'a komşu eylesin...kanaatimce Timurtaş hoca bu asırda İslam kürsüsünde kellesi koltuğu altında olduğunu bildiği halde İslam gerçeğini çekinmeden dobra dobra haykırabilen çok etkileyici bir hitabete sahip makam ve mevki sevdalısı olmayan ihlaslı ender vaizlerimizdendir.

Muratçiçek isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 10.06.08, 12:51 AM   #5
EliflaMMim
Guest
 
EliflaMMim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Mesajlar: n/a
Üye No:


Seviye: []
Aktiflik: /
Güç: /
Deneyim: %

Standart Cevap: TARIK TİMURTAŞ UÇAR HOCAEFENDi

RAbbimiz rahmet ummanından bol bol damlaları O'na ve bizlere nasip eyilesin...
Sözler yetmez onu anlatmaya..

  Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 10.06.08, 04:22 PM   #6
Jerusalem
Guest
 
Jerusalem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Mesajlar: n/a
Üye No:


Seviye: []
Aktiflik: /
Güç: /
Deneyim: %

Standart Cevap: TARIK TİMURTAŞ UÇAR HOCAEFENDi

Alıntı:
Muratçiçek´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Mevlam merhum'a gani gani rahmet eylesin kabrini pürnur eylesin habibullah'a komşu eylesin...kanaatimce Timurtaş hoca bu asırda İslam kürsüsünde kellesi koltuğu altında olduğunu bildiği halde İslam gerçeğini çekinmeden dobra dobra haykırabilen çok etkileyici bir hitabete sahip makam ve mevki sevdalısı olmayan ihlaslı ender vaizlerimizdendir.
Kesinlikle katılıyorum Murat hocam...Herkesin tırstığı zamanlarda o ummanlar gibi coşardı...Babam onun kasetlerini getirirdi küçükken, tüm ev halkıyla beraber o ateşli vaazlarını dinlerdik...Rabbim rahmet etsin...

  Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 10.06.08, 05:48 PM   #7
myusuf
 
myusuf - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 32
Üye No: 22407

Tesekkür: 1
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı

Seviye: []
Aktiflik: /
Güç: /
Deneyim: %

Tesekkür: 1
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 7 myusuf is on a distinguished road
Standart Cevap: TARIK TİMURTAŞ UÇAR HOCAEFENDi

Allah rahmet eylesin rahmetli örnek bir müslümandı.Allah Şefaatine nâil eylesin...

myusuf isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 12.06.08, 10:22 AM   #8
MANSIZ
Guest
 
MANSIZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Mesajlar: n/a
Üye No:


Seviye: []
Aktiflik: /
Güç: /
Deneyim: %

Standart Cevap: Tarık Timurtaş Uçar Hocaefendi

ALLAH (c.c) HOCAMIZA RAHMET EYLESİN.ÖMRÜNÜ RABBİNE ADAMIŞ DÜNYA YA GELMİŞ NADİDE İNSANLARDAN BİRİYDİ BEN UMUYORİM Kİ ŞİMDİ RESULLAHIN (BÜTÜN SALATI SELAMLAR ONA OLSUN)YANINDADIR.KARDEŞLER HOCANIN YAPTIĞI GİBİ ÖMRÜNÜZÜ CİHATLA GEÇİRİN ÇÜNKÜ İNSANIN KENDİ ÇALIŞMASINDAN BAŞKA BİRŞEYİ YOKTUR BUYURUYOR HZ ALLAH (c.c) HOCANIN SOHBETLERİNİ DAĞITIN (ÜCRETSİZ) AYNI SEVABA AYNI HİZMETE NAİL OLURSUNUZ ALLAH(c:c) TEHVİD KELİMESİNİN ARŞ'A ÇIKMASI İÇİN UĞRAŞANLARDAN RAZI OLSUN SELAM VE DUA İLE.....

  Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 18.09.08, 05:28 AM   #9
netice
 
netice - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 2
Üye No: 22371

Tesekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı

Seviye: []
Aktiflik: /
Güç: /
Deneyim: %

Tesekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 7 netice is on a distinguished road
Standart Cevap: Tarık Timurtaş Uçar Hocaefendi(1944-2007)

allah razı olsun onun vaaz kasetleri sayesin de namaza oruca başladım allah mekanını cenet etsin ahirette de ona komşu olmayı nasip etsin

netice isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 10.06.10, 08:32 PM   #10
ÜSTAD
Genel Sorumlu
 
ÜSTAD - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2006
Nerden: Türkiye
Mesajlar: 3.813
Üye No: 7847

Tesekkür: 928
639 Mesajına 1064 Teşekkür Aldı

Seviye: []
Aktiflik: /
Güç: /
Deneyim: %

Tesekkür: 928
639 Mesajına 1.064 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 11 ÜSTAD is on a distinguished road
Standart Cevap: Tarık Timurtaş Uçar Hocaefendi(1944-2007)

[Linki sadece üyelerimiz Görebilir. Üye olmak için tıklayınız...][Linki sadece üyelerimiz Görebilir. Üye olmak için tıklayınız...]

Merhumun kabri,
Topkapı dan yedikule sahil ine doğru surları takple giderken sağda kalıyor. Girişinde Kozlu mezarlığı yazan yerde levhaları
takip ederseniz bulabilirsiniz.

[Linki sadece üyelerimiz Görebilir. Üye olmak için tıklayınız...]

Senin Aziz ruhuna 3 ihlas bir fatiha

__________________
Ben nur talabesiyim deyipte biri size hakaret ediyorsa,iftira ediyorsa,küfürlü konuşuyorsa,isterse yüz kere külliyatı bitirsin katiyyen bilinki nurla alakası yoktur. Malumdurki üstadın hayatı ortada en zalim en gaddar şahıslara karşı değil hakaret beddua dahi etmemişken bu insanlara ne oluyorki ben nur talabesiyim iddasında bulunuyor

Konu ÜSTAD tarafından (10.06.10 Saat 08:46 PM ) değiştirilmiştir..
ÜSTAD isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Abdulati Nasf (1944-) Jerusalem Mısırlı Hafızların Kayıtları(Qaries from Egypt) 26 08.05.12 10:02 PM
Timurtaş Uçar Sohbet CD'leri part problemleri sinepuryan İstek ve Öneriler 8 03.10.09 10:04 AM
Timurtaş Uçar / Hz.Ömer ve İman... mihmendargenc Timurtaş Uçar Hoca Sohbetleri 0 24.01.08 11:42 PM
Timurtaş UÇAR hocaefendi sohbetlerinden dev arşiv naydin05 Timurtaş Uçar Hoca Sohbetleri 2 26.04.07 03:18 AM





 

 
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283