Geri git   ForumAnkebut İslami sohbet,Kuran,Tefsir,Fıkıh,Tasavvuf,Risale Paylaşım Merkezi... > ..:: DİNİ KONULAR ::.. > İslami Yazılar ve Makaleler
Kayıt ol YardımBağış Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Yeni Konu aç  Cevapla
Seçenekler
Okunmamış 10.10.10, 07:36 PM   #1
itaskin5
Kardeş
 
itaskin5 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2010
Mesajlar: 1
Üye No: 57924

Tesekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı

Seviye: []
Aktiflik: /
Güç: /
Deneyim: %

Tesekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 4 itaskin5 is on a distinguished road
Standart KUR'ANDA ŞEFAAT

KUR’ANI KERİMDE ŞEFAAT
forumankebut.net - KUR'ANDA ŞEFAAT Kuranı Kerimde içinde “şefaat” kelimesi gecen ayet sayısı 25’dir. Bunların Nuzul (İniş) Sırasına Göre Mealleri aşağıda ki şekildedir. Mealler Mustafa İSLAMOĞLU’NUN hayat Kitabı Kurandan alınmıştır.

1- MÜDDESİR-48: “İşte bunlara hiçbir şefaatçinin şefaati fayda vermeyecek”

2- NECM-26: “Her ne kadar göklerde melek sayısı çoksa da, Allah’ın dilediği ve razı olduğu kimseler için verdiği şefaat izni olmadıkça, onların şefaati hiçbir fayda sağlamayacaktır.”

3- A’RAF-53: “Onlar ise ancak, (Görelim bakalım!” diyerek) Kur’an’ın bildirdiği sonucu (tevilini) bekliyorlar. Onun bildirdiği sonuç gelip çattığı gün, önceden onu unutmuş olanlar derler ki: “Gerçekten Rabbimizin peygamberleri hakikati getirmişler. Acaba şimdi bizim için şefaatçiler var mı ki bize şefaat etseler veya (dünyaya) döndürülsek de yaptıklarımızdan başkasını yapsak?” Gerçekten onlar kendilerine yazık etmişlerdir. (İlâh diye) uydurdukları (putlar) da onları yüzüstü bırakarak uzaklaşıp kaybolmuşlardır.

4- YASİN-23: “O’nu bırakıp da başka ilâhlar edineyim öyle mi? Eğer Rahman bir zarar vermeyi dileyecek olsa ne onlar bana zerre kadar şefaat edebilir, ne de beni kurtarabilirler.”

5- MERYEM-87: “(İşte o gün) O rahmet kaynağı ile yaptığı (iman) sözleşmesine sadık kalanlar dışında, hiç kimse şefaate nail olamayacaktır.”

6- TAHA-109: “O gün, kendisine O rahmet kaynağının geçit verdiği ve sözünden razı olduğu kimselerden başkasına şefaatin hiçbir yararı olmayacak.”

7- ŞUARA-100: “İşte bu yüzden bizim şefaatçilerimiz yok.”

8- YUNUS-3: “Kuşkusuz sizin Rabbiniz, gökleri ve yeri altı evrede yaratan; ve sınırsız güç ve kudret makamına kurulup varlığı yöneten Allah’tır. O’nun izni olmadan kimse şefaatçi olamaz.”

9- YUNUS-18: “Bir de Allah’ın peşi sıra kendilerine yararı da zararı da dokunmayan varlıklara kulluk edip de, üstelik “işte şunlar Allah katında bizim kayırmacılarımız-şefaatçilerimiz- dir” diyenler (iflah olmaz)...

10- EN’AM-21: “Kendilerini O’na karşı savunacak bir dost ya da O’nun katında şefaat edecek birileri olmadan Allah’ın huzuruna çıkmaktan korkanları vahiyle uyar ki, O’na karşı saygıda kusur etmesinler”.

11- EN’AM-70: “Dünya hayatına dalarak eğlenceyi ve geçici zevklerini din hale getiren kimseleri kendi haline bırak. Fakat şunu da onlara hatırlat ki, her insan işlediklerine karşılık ipotek altına alınacak, ve ne kendisini Allah’a karşı koruyacak, ne de kayıracak (Şefaatçi) kimsesi olacaktır. Ve kendisi için en yüksek fidyeyi verse bile, bu ondan asla kabul edilmeyecektir…”

12- EN’AM-94: Ve (Allah diyecek ki): ”İşte şimdi bize yapayalnız geldiniz, tıpkı ilk yarattığımız gibi; dahası, size verdiğimiz her şeyi arkanızda bıraktınız. Sizin lehinize Allah’a ortak olduğunu sandığınız o şefaatçilerinizi neden şimdi yanınızda göremiyoruz? Artık aranızdaki bütün bağlar kopmuştur ve bütün dost sandıklarınız sizi yapayalnız bırakmıştır.”

13-SEBE-23:”O’nun nezdinde, kendisi lehine izin verdikleri dışında hiç kimse için şefaat fayda vermez; nihayet (kıyametin) dehşeti (ödül tevdi edeceklerin)kalplerinden giderilince (ödüllendirilenler) soracaklar: “Rabbiniz sizin hakkında ne buyurdu?” Berikiler “Hak neyse onu: zaten mükemmel olan da büyük olan da sadece O’dur” diyecekler.”

14- ZÜMER-43: “Yoksa onlar, Allah’ı bir tarafa bırakıp da (hayali) şefaatçiler mi buldular?”…

15-ZÜMER-44: “De ki: Şefaat yetkisi tamamıyla ve sadece Allah’a aittir. Gökler ve yerin mutlak otoritesi (de) O’na aittir. Sonunda sadece O’na döndürüleceksiniz.”


16- MÜ’MİN-18: “Ve onları yüreklerin sahibini boğarcasına gırtlağa dayanacağı dehşet gününe karşı uyar. O gün zalimler ne samimi bir dost, ne de sözü geçen bir şefaatçi bulacaktır.”

17-ZUHRUF-86: “O’ndan başka, yalvarıp yakardıkları varlıklar hiç kimseye şefaat edemezler; ne ki, hakikate şahit olanlar var ya: sadece onlar bunu bilir.”

18-ENBİYA-28: “O, onların bildiklerini de bilmediklerini de bilir. Ki zaten onlar, O’nun hoşnut ve razı olmadığı hiç kimseye şefaat edemezler. zira onlar O’nun yüceliği karşısında derin bir saygıyla titrerler.

19-SECDE-4: “Gökleri, yeri ve bu ikisi arasındakileri altı aşamada yaratan, sonra da hükümranlık makamına kurulan Allah’tır.(Hesap günü) sizi O’ndan koruyacak ne bir dost ne de bir kayırıcı (şefaatçi) bulamasınız. Peki, hala ders almayacak mısınız?

20-RUM-13: “Zira ortak koştukları varlıkların hiç birinden bir şefaat göremeyecekler; oysa ki onlar ortak koştukları varlıklar yüzünden kafir olmuşlardı.”

21-BAKARA-48: ”Hiç kimsenin hiç kimse adına hiçbir şey ödeyemeyeceği, kimseden şefaatin kabul edilmeyeceği, kurtuluş akçesi alınmayacağı ve hiç kimsenin yardım görmeyeceği günün dehşetinden korunun.”

22-BAKARA-123: “Kimsenin kimseye hiçbir fayda sağlamayacağı, kimseden kurtuluş bedeli kabul edilmeyeceği, şefaatin hiçbir yarar vermeyeceği ve hiçbir kimsenin yardım görmeyeceği günün bilincinde olun.”

23-BAKARA-254: “Siz ey iman edenler! Kendisinde pazarlığın, dostluğun ve şefaatin olmayacağı gün gelmezden önce size rızık olarak bahşettiklerimizden harcayın. Zira nankörler zalimlerin ta kendisidir.”

24- BAKARA-255: “ “Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh olmayandır. Diridir, kayyumdur. O’nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O’nundur. O’nun izni olmaksızın katında şefaat edecek olan kimmiş bakayım? O, kulların önlerindekileri ve arkalarındakileri (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar O’nun ilminden, kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. O’nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. (O, göklere, yere, bütün evrene hükmetmektedir.) Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O’na güç gelmez. O, yücedir, büyüktür.”

25- “Kim güzel bir (işte) aracılık ederse, ona o işin sevabından bir pay vardır. Kim de kötü bir (işte) aracılık ederse, ona da o kötülükten bir pay vardır. Allah’ın her şeye gücü yeter”. Nisa-85

Tüm bu şefaat ayetleri Zümer-44. Ayet ışığında anlaşılmalıdır.

“De ki: Şefaat yetkisi tamamıyla ve sadece Allah’a aittir. Zümer-44

Çünkü bu ayet açık ve net olarak şefaati yalnızca Allah’a tahsis etmektedir. Yani Allah’a ait olan bir yetkinin kula devri değil, Allah’ın takdir ettiği ödülün sahibine tevdii olduğunu gösterir. Ödülü veren Allah’tır.

Bu durum da illa ( اِلَّا) istisna edatıyla gelen ve “ancak onun izin verdikleri müstesna “ gibi bir karşılığı olan ibareler Zümer-44’le çelişmeyecek şekilde anlaşılmak zorundadır. Burada şöyle bir soru akla gelebilir. İstisna cümleciğiyle gelen ayetleri zümer-44 ışığında anlamak yerine, zümer -44’ü İlla ( اِلَّا) istisna edatlarıyla gelen ayetler ışığı altında anlayamaz mıyız? Mesele burada, ayette olmayan bir parantez içi takdir kullanarak, ayeti “Şefaate (izin verme) yetkisi tamamıyla ve sadece Allah’a aittir” şeklinde anlayamaz mıyız? Bunun birisi “asla, hayır” olan diğeri de “evet” olan iki cevabı vardır.

Şu bir gerçek ki Kur’an da ki şefaatle ilgili ayetlere baktığımızda 25 ayetin tümü olumsuz formda geldiğini görürüz. Bunlardan 23 tanesinin belağat çatısı “olumsuzlama” (nefy) üzerine kuruludur. Bu olumsuzlamalar Lâ, Mâ, Men, Leyse, Lem, Emile yapılır. Geriye kalan iki ayetten biri olan Yunus-18 “Bir de Allah’ın peşi sıra kendilerine yararı da zararı da dokunmayan varlıklara kulluk edip de, üstelik “işte şunlar Allah katında bizim kayırmacılarımız-şefaatçilerimiz-dir” diyenler (iflah olmaz)... ayeti müşriklerin ağzından nakil, Diğeri de şefaati tamamen Allah’a hasreden Zümer-44 “De ki: Şefaat(e izin verme) yetkisi tamamıyla ve sadece Allah’a aittir.” ayetidir. Bu 2 ayette olumsuzluk edatı gelmemiş olsa bile delaleten menfi (olumsuz) çatıya dahil olurlar.



Yine Kurandaki bu ayetlere baktığımızda (şefaatle ilgili ayetlerin hiç biri), şefaatin varlığını isbat için söz etmez. Yani Kur’anın muhatapları şefaati inkar ediyorlarmış da, onları şefaate imana çağırıyor değildir. Durum tam aksinedir. Kuranın ilk muhataplarının Allah’ın astları olarak (min dünillah) daha başka varlıklara, nesnelere kulluk etme gerekçeleri, onların kendilerine şefaat edeceğine olan inançlarıdır. Bu hakikat tam olarak Zümer-3.ayette dile getirilen ”(…)O’ndan başkalarını sığınacak otorite edinenler,”Biz bunlara sadece bizi Allah’a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz” (derler)”. Hakikatidir.Kur’an şefaat konusundaki ayetleri menfi (olumsuz) çatı üzerine kurarken, işte muhataplarının bu sapık şefaat inançlarını hedef alarak şefaat inancını yok etmek istemektedir. Bütün bunlardan dolayı, istisna cümleleriyle gelen ayetler zümer-44.ayet ışığı altında anlaşılmak zorundadır.

Tam bu noktada zorunlu olarak şu soru akla gelebilir. Peki, şu halde şefaati reddeden ayetlerin tümü mutlak ret ve Allah’a tahsis ile gelmek yerine, bir kısmı neden istisna cümleleriyle geldi? Evet, 25’ten 8 tanesi istisna ile gelmiştir. Üstelik bunlar standart kalıp da değildirler. Özellikle de şu 3 ayette ( Neçm-26 “Her ne kadar göklerde melek sayısı çoksa da, Allah’ın dilediği ve razı olduğu kimseler için verdiği şefaat izni olmadıkça, onların şefaati hiçbir fayda sağlamayacaktır.” Meryem-87 “(İşte o gün) O rahmet kaynağı ile yaptığı (iman) sözleşmesine sadık kalanlar dışında, hiç kimse şefaate nail olamayacaktır.” Zuhruf-86 “O’ndan başka, yalvarıp yakardıkları varlıklar hiç kimseye şefaat edemezler; ne ki, hakikate şahit olanlar var ya: sadece onlar bunu bilir.”) kullanılan üslup, istisnayı dikkate almamızı gerektirir. Son bir soru: Hem tüm şefaatle ilgili ayetleri şefaati yalnız Allah’a has kılan zümer-44.ayeti ışığı altında anlayacağız, hem de istisnayı dikkate alacağız bu çelişki olmaz mı? Çelişki insanın zihnindedir. Kuranda çelişki olmaz. Bunun açıklaması şudur. İstisna cümlelerinde izin verilecek şey “şefaat” değil “Allahın şefaatini takdim etme, bildirme” iznidir. Bu tıpkı şuna benzer. Bir ödülü takdir ettiği birine veren yüce makamın sahibi, ödülü hak edene takdim etme işini dilediği birine verdirebilir. Ödülü alan kişinin, ödülünü aracı bir kimseden alması, ödülün sahibinin ödülü takdim edenin anlamına gelmez. Ödülü takdim eden kişi, sadece bir aracıdır. Şefaat “çifte” katlanmış bir ödül tevdiidir. Ödülün sahibi Allah’tır. Ödülü vermesi (takdim) istenen kişi de ödülü alan kimse gibi Allah tarafından onurlandırılmıştır. Yani Allah birine ödül vererek, diğerine de ödül verdirerek, ikisini de ödüllendirmektedir.

Sonuç olarak, bu konudaki ayetlerin bütününe baktığımız da şu sonuçları çıkarabiliriz. Mutlak anlamda şefaat yalnızca Allah’a aittir. Allah, zatına ait olan bu yetkiyi, razı olduğu kimseler aracılığıyla (yukarıdaki anlatılan şekilde) affetmeyi istediği kimseler için kullanır. Kuran şefaate imana değil, Allah’tan başka varlıkların şefaat etme yetkisinin olmadığına imana çağırıyor.



KAYNAK: Mustafa İSLAMOĞLU’NUN Hayat Kitabı Kuran Gerekçeli Meal-Tefsir

itaskin5 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz





 

 
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283