| Kanal Ankebut (Channel Anqebut) İndirme ve tıklama sıkıntısı olmadan forum üzerinden multimedya yayınlarımız... |
![]() |
| Seçenekler |
|
|
#1 |
|
Kardeş
Üyelik tarihi: May 2006
Nerden: İSTANBUL
Yaş: 29
Mesajlar: 2.195
Tesekkür: 0
25 Mesajına 28 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 9 ![]() ![]() |
__________________
|
|
|
|
|
|
#2 |
|
Kardeş
Üyelik tarihi: Jul 2007
Nerden: van - istanbul
Yaş: 24
Mesajlar: 1.915
Tesekkür: 0
12 Mesajına 12 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 6 ![]() |
ALLAH RAZI OLSUN..
YER AĞLIYORDU HAMZAYA,GÖK AĞLIYORDU HAMZAYA,UHUD AĞLIYOR AĞLIYOR,AĞLIYOR KAHRAMANINA... BENİMDE YEMİN EDİYORUM BU İLAHİYİ DUYDUKÇA İÇİM UHUDA SAVAŞA GİTMEYİ NASILDA İSTİYOR,AHH ALLAHIN ASLANI HAMZA GİBİ OLABİLSEM.... Konu Reşadiyeli Mücahid tarafından (29.07.08 Saat 08:57 AM ) değiştirilmiştir. |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Kardeş
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 512
Tesekkür: 2
5 Mesajına 5 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 4 ![]() |
allah böyle paylaşım yapan kardeşlerimden her zaman razı olsun
nihat hatipoğlu dedikçe sanki kalbime birisi bir çekiçle vuruyo vuruyor vuruyor kalbim duysun diye reşadiyeli mücahit kardeşim ben dahil bizim gibi bir çok insan uhutda savaşmak şehitlik mertebesine yükselmek ister allah resulu şehit olana cenneti bahşediyor sen bana söylesene kim ölmek istemez biz hz.hamza gibi asla olamayız onun gibi olsaydık o aslanın degeri nasıl anlaşılırdi.gidemesekte gelemesekte mecalimiz olmasada allah cihat etmekte olan müslümanlara imda-dı ilahiyen ile imdat eylesin selam ve dua ile
__________________
![]() Aziz mahmut hüdayi hazretlerinin(k.s) duası “Sağlığımızda bizi vefatımızdan sonra kabrimizi ziyaret edenler ve türbemizin önünden geçtiğinde fatiha okuyanlar bizimdir. Bizi sevenler denizde boğulmasın ahir ömürlerinde fakirlik çekmesin, imanlarını kurtarmadıkça göçmesin.”(amin) [Linki sadece üyelerimiz Görebilir. Üye olmak için tıklayınız...] |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Üyelik tarihi: Oct 2007
Nerden: İnna Lillâhi Ve İnnâ İleyhi Raciûn
Mesajlar: 1.341
Tesekkür: 46
27 Mesajına 38 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 6 ![]() |
Önce Uhut'u anlatmalı,
Uhut'u yaşa(t)malı doya doya. Bu sevdaya düşen tüm gönüllere, Uhut demeli, Uhut dedirmeli. Uhut, Ahad, Ahid, Ahd… Can Uhut, Canan Uhut, Canım sana kurban Uhut, Kutlu Uhut, Kutsal Uhut. Hamza'yı bağrına basan Uhut! Oyyy Uhut! Hamza'mı benden alan Uhut! Peygamberi gözü yaşlı koyan Uhut! … Bir sabah bin beş yüz atlı Hudeybiye surlarından Kureyş üzerine geliverdi. Işık suvarileri, Nur yolcuları, Cennet melekleri gibi... Işıl ışıl, Gül bahçesi gibi, Dip diri, mis gibi. Kim bilir belki de, Bedrin aslanları, Uhut'un şahanları da oradaydı. "Biz sadece Beytullah'ı, ALLAH'ın evini ziyaret edeceğiz." diyorlardı. "Biz sadece ALLAH'ın evini ziyaret edeceğiz. İşte kılıçlarımızı attık. Yüreğimizdeki sevgi sadece size değil, bütün insanlığa yetecek kadar zengin." diyorlardı. Yüreğimizdeki sevgi tüm yaptıklarınıza rağmen azalmadı. Yüreğimizdeki sevgi gün geçtikçe arttı, coştu. Ama sevgi karşılık bulmamıştı. Kâinatın Sultanı (s.a.v), gönlü buruk, kalbi kırık dönmüştü Medine'ye. Bir yıl daha hasret kalacaktı, gül şehir, gülbün şehir Mekke'ye, Bir yıl daha hasret kalacaktı ata yurdu, öz yurdu Mekke'ye. Bir yıl sonra geldiğinde "Üç gün kalacaksın." dediler Mekke'nin asıl sahibine, şanlı sahibine. "Silahsız geleceksin ve üç gün kalacaksın." Üç gün kucak açtı Mekke tekbir seslerine, Üç gün bayram yaptı Cennetten indiği tazeliğiyle duran Hacerü'l Esved, Üç gün müminlerin gözyaşlarıyla yıkandı Kutsal Kabe, Üç gün toprak güldü, gün güldü, hava güldü. Üçüncü gün Hz. Ali'ye geldi müşrikler. Dediler; "Arkadaşına söyle mühlet doldu!" Rasûlullah(s.a.v) (s.a.v) gözü yaşlı, gönlü kırık ayrılıyordu Mekke'den. Birden, zayıf, cılız bir ses duyuldu uzaklardan, "Amcam!" diyordu ses, "Amcam!" "Beni nere bırakıyorsun amcam, beni kime bırakıyorsun?" Rasûlullah(s.a.v) (s.a.v) durdu, Zaman durdu. Rasûlullah(s.a.v) (s.a.v) durdu, Kainat durdu. Şehitlerin efendisinin kızıydı seslenen, ALLAH'ın aslanını kızı, Ümame, Hamza'nın yadigârıydı, Ümame, Hamza'nın canı cananı. "Beni müşriklere bırakıp nere gidiyorsun, amca?" diyordu. "Aman, beni müşriklere bırakma!" Hz. Ali, Ümame'nin elinden tuttu, eşi Fatıma'ya götürdü. "Amcanın kızını yanına al." dedi. "Amcanın kızına iyi bak." Kafile Uhut civarına geldiğinde, babasının kabrini sordu Ümame. Uhut günü gök yarılıp, Hamza şehit olurken, Uhut günü Cennet Hamza'yı karşılamak için hazırlanırken, Uhut günü Ensarın kadınları Hamza, Hamza diye inlerken, O, çok uzaklardaydı. Ağlayamamıştı babasının başında doya doya, Ağlayamamıştı tüm yürekler yanarken Hamza'ya. Mekke'nin müşrikleri döndüğünde öğrenmişti babasının şehit olduğunu, Ama ağlayamamıştı babasına yana yana. "Bana babamın kabrini gösterin" dedi, cennet kokulu Uhut yamaçlarında. "Bana babamın kabrin gösterin." Ümame ağladı, sahabe ağladı. Ümame ağladı, kâinat ağladı. Ümame ağladı melekler ağladı. … Ey iki kanadı olan ve cennette meleklerle beraber dilediği gibi uçan şehit! Senin davet aldığın makam ne kutlu, Senin davet aldığın mekân ne mutlu! ALLAH (c.c.) seni; "Ey huzur içinde olan can!" diye çağırdı. "Ey huzur içinde olan can! O senden, sen de Ondan hoşnut olarak Rabbi'ne dön! Ey can! İyi kullarımın arasına gir, Cennetime gir." (Fecir suresi 27- 30) Ey Şehitlerin efendisi! Ey Rasûlullah(s.a.v)'ın amcası! Ey ALLAH'ın aslanı! Ey Resulunün aslanı! Ey hayırların sahibi! Ey Hamza! Ey zorlukları aşan Hamza! Ey Rasûlullah(s.a.v) (s.a.v)'e yönelmiş engellere mani olan Hamza! Sen gittikten sonra Rasûlullah(s.a.v) (s.a.v), ashabına döndü ve; "Uhut'ta şehit olan kardeşleriniz var ya!" dedi. "ALLAH, onların ruhlarını yeşil kuşların içine koydu. Bunlar, cennetin nehirlerine giden, cennet meyvelerinden yiyen ve Arşın gölgesine asılmış altından kandillere girip istirahat eden kuşlardır." Şehitler böylece güzel güzel yiyip içip dinlenince şöyle dediler: "Kardeşlerimize bizden kim haber götürecek ve bildirecek ki, bizler cennette dirileriz ve rızıklanıyoruz. Bu haber gitmeli ki, onlar cennete karşı isteksiz olmasınlar ve harpte korkak davranmasınlar." ALLAH Teala onlara cevaben: "Sizin haberinizi ben duyuracağım" buyurdu ve şu ayeti indirdi; "ALLAH yolunda öldürülenleri ölü saymayın, bilakis onlar Rableri katında diridirler. ALLAH'ın bol nimetinden onlara verdiği şeylerle sevinç içinde rızıklanırlar. Arkalarından kendilerine ulaşmayan kimselere, kendilerine korku olmadığını ve kendilerinin üzülmeyeceklerini müjdelemek isterler. ALLAH'tan olan bir nimeti, bolluğu ve ALLAH'ın, müminlerin ecrini zayi etmeyeceğini müjdelemek isterler." (Bakara Suresi, 169-171) İslamiyet'in garip günleriydi, İslamiyet'in yeni yeni filizlendiği günler. Sen imanı seçmiş, sen doğru yolu bulmuş, Kardeşinin oğlu, ALLAH'ın Rasulü (s.av) için canını siper etmiştin. Sen hüzün yıllarında Mekke'de gariplerin, Sen Hicretten sonra Medine'de kimsesizlerin sığınağı olmuştun. Sen Uhut'ta bir çığır açmış, Sen şehitler kafilesinin en başı olmuştun. Sen şehit olmuş, Sen şehitlere efendi olmuştun. … Harp sahasına ilk adımı sen atardın. ALLAH'ın düşmanlarının amansız takipçisi, aslanpençeli Hamza'ydın sen. Sen ALLAH'ın aslanı, Sen Esedullah'tın… Hani bir gün av dönüşünde Kâbe'nin önünde, Kainatın Sultanı (s.a.v)'na kötü söz söyleyen, kalbini inciten Ebu Cehil'in başına elindeki 'yay'la vurmuş ve başını yarmıştın da, sonra Rasûlullah(s.a.v) (s.a.v)'ın huzuruna gelip; "Ey kardeşimin oğlu, Ebu Cehil'den intikamını aldım. Onu kana boyadım, üzülme, sevin!" demiştin. O (s.a.v) da, "Ben böyle şeylere sevinemiyorum." demişti. "Sen üzülmüştün. "Seni sevindirmek, üzüntüden kurtarmak için ne istersen yaparım." demiştin. Rasullah (s.a.v), "Beni ancak senin iman etmen ve bedenini cehennem ateşinden kurtarman sevindirir" deyince, hemen oracıkta "La ilahe illALLAH Muhammeden Rasûlullah(s.a.v)" demiştin. Akşam olup da evine çekilince, "Ya Rab, eğer Muhammed doğru yolda ise kalbimin onu tasdik etmesini sağla, değilse bana bir çıkış yolu ihsan et" diye dua etmiştin de, sabah olunca doğruca Peygamber (s.a.v)'in yanına gelmiştin. "Ya Muhammed, Çölde yapayalnız kaldığım zamanlar anladım ki, ALLAH dört duvar arasına giremeyecek kadar büyüktür." diye tasdik etmiştin. Sonra da iman ettiğin gece yaşadığın beyin sancısını bir daha yaşamamak için Efendimiz (s.a.v)'den peygamberliğine delil istemiştin de, O (s.a.v) da müşrik reislerinin de bulunduğu bir topluluğun önünde, işaret parmağıyla Ay'ı ikiye bölmüştü. … Yine bir gün Hz. Cebrail'i asıl suretinde görmeyi arzu etmiştin de Efendimiz (s.a.v) razı olmamıştı. Sen ısrar edince, "Otur!" demişti. Sen oturunca, Cebrail (a.s), müşriklerin tavaf ederken elbiselerini koydukları bir ağaç üzerine inmişti de, sen Cebrail'in yeşil zebercet benzeri ayağını görür görmez, kendinden geçmiş, bayılmıştın. O günden sonra kalbin diriltilmiş, sana tabi olacağın bir nur verilmiş ve tam bir sadakatle iman etmiştin. Artık sen aslan peşinde koşmayacaktın, çünkü artık senin kendin aslandın. ALLAH'ın aslanı! Muhammed (s.a.v)'in dostu, yoldaşı… … Yakınlarını Bedir'de kaybeden müşrikler üç bin asker, yedi yüz zırh, iki yüz at ve üç bin deveden oluşan bir ordu kurmuşlardı. Başlarına da Ebu Süfyan geçmişti. Bir tarafta Ebu Süfyan ve küffar ordusu, Diğer tarafta Rasûlullah(s.a.v) (s.a.v) ve ashabı vardı. Bir tarafta kötülük, kin, nefret ve cehennem, Diğer tarafta iyilik, güzellik ve cennet vardı. Bir tarafta sonsuz azaba yolculuk, Diğer tarafta sınırsız güzelliğe hazırlık vardı. … Müşriklerin hazırlığını ALLAH (c.c.) haber vermişti Habibi (s.a.v)'ne; "Doğrusu inkar edenler, mallarını ALLAH'ın yolundan insanları alıkoymak için sarf ederler ve daha da sarf edeceklerdir; ama sonra içleri yanacak, hem de mağlup olacaklardır."(Enfal Suresi,36) Hem içleri yanacak hem de mağlup olacaklar. Dünyada yüzleri kararacak, cehennemde azap çekecekler. … Ensarın yaşlıları, müşrik ordusunu Medine'de karşılamak, gençleri ise Medine dışında karşılamak istiyorlardı. Rasûlullah(s.a.v) (s.a.v) da Medine'de karşılama taraftarıydı. Hatta bir rüya görmüştü. Rüyasında, sanki sağlam bir zırh içindeydi. Kılıcı Zülfikar'ın demiri çatlamıştı. Bir öküz kesilmişti, arkadan da bir koç kesilmişti. Oturduğu yerden doğruldu ve rüyasını ashabına anlattı. Arkasından da; "Sağlam zırh Medine'dir" dedi. "Kılıcımın çatlaması nefsime gelecek bir musibet, Al-i Beytimden birinin ölmesidir. Kesilmiş sığır, ashabımın öldürülmesidir. Koçun ilavesine gelince, koç bir gruptur, inşALLAH ALLAH onları öldürecektir." Rasûlullah(s.a.v) (s.a.v) Medine'den çıkmak istemiyordu. Ama ashab heyecanlıydı. Ashab yerinde duramıyordu. Malik bin Sinan, " Ya RasulALLAH!" dedi. "Ya RasulALLAH! Biz vALLAHi iki iyiliğin arasında bulunuyoruz. Bu iyiliklerden birisi: ALLAH, bizi onlara galip kılar. Onlardan ancak kaçabilenler elimizden kurtulur. İkincisi, Yüce ALLAH, bize şehitlik nasip eder! VALLAHi ya RasulALLAH! Bence bu iki halde de hayır vardır" dedi. Sen ayağa kalktın ey ALLAH'ın aslanı! Sen de yerinde duramıyordun. Bir zamanlar çölde aslan avlıyordun, Hareketliydin, yamandın… Cesurdun, avcıydın. Kılıcınla müşrikleri, ALLAH düşmanlarını öldürmeyi arzuluyordun. "ALLAH'a yemin ederim ki," dedin Rasûlullah(s.a.v) (s.a.v)'a dönüp, "Sana kitabı indirmiş olan ALLAH'a yemin ederim, bu kılıcımla Medine dışında Kureyş müşrikleriyle çarpışmadıkça yemek yemeyeceğim." Ashabın umum kanaati buydu. Ama unuttukları bir gerçek vardı. Rasûlullah(s.a.v) (s.a.v)'ın kanaati ne yöndeyse onu yapmalıydılar. Rasûlullah(s.a.v) (s.a.v), istişare kararına uydu ve halka hutbe okudu. Onlara sabır ve sebat üzere gayret ederlerse ALLAH'ın zafer vereceğini müjdeledi. Sonra üç mızrak istedi ve üç liva bağladı. Üç yiğide verdi üç livayı. Akşam ezanından sonra Rasûlullah(s.a.v); "Bu gece bize kim nöbettarlık yapacak?" diye sordu. Bir yiğit kalktı; "Ben ya RasulALLAH!" dedi. "Anam babam sana feda olsun, başım sana kurban olsun. Ben ya RasulALLAH!" Sen kimsin diye sordu Kainatın Sultanı (s.a.v); "Ben Zekvan'ım" dedi genç sahabe… Sonra tekrar sordu Sultanlar Sultanı (s.a.v); "Bu gece bize kim nöbettarlık yapacak?" Yine Zekvan kalktı. Bir daha sordu Efendimiz (s.a.v) ve yine Zekvan kalktı "Ben ya RasulALLAH (s.a.v)" dedi. Her üçünde de Zekvan ayrı ayrı isimlerle, "Ben ya RasulALLAH (s.a.v)" diye cevap vermişti. Zekvan nöbet tuttu, Zekvan dua etti. Bir lahza olsun ayırmadı gözünü Rasûlullah(s.a.v) (s.a.v)'ın çadırından. Efendimiz o gece rüyasında seni görmüştü ey Hamza, Sen uzanmış yatıyordun ve melekler seni yıkıyordu ağlaya ağlaya. … Uhut, Ey Kutlu Uhut! Üzerinde cennet sultanlarını barındıran Uhut! Dertliyiz bu gün, Kederliyiz… Hamza'mızı bağrına alan Uhut. Can Uhut, Canan Uhut, Başım sana kurban Uhut! … Sen ey Hamza! İki elinde iki kılıç dalmıştın savaş meydanına her zamanki gibi. "Ben ALLAH'ın aslanı Hamza'yım!"diye nara atarak döne döne vuruyordun düşmana Ey Hamza! Ama bu gün bir başka çalıyordun kılıcı, Naran bir başkaydı, bakışın başka. Bir başka hal vardı üzerinde, Bu gün Kevsere koşuyordun, Kana kana içmeye, kenarında gezmeye. … Efendimize (s.a.v) taş geldi! Efendimizin (s.a.v) dişi kırıldı. Efendimiz (s.a.v) yaralandı. Ridasıyla yanağındaki kanları sildi. Bir figan koptu Uhut'ta, Bir çığlık. "Muhammed öldü!" "Muhammed öldü!" Enes, Kahraman Enes, Bu haberi duyunca yerinden kalktı, İslam ordusuna döndü ve bağırdı: "O (s.a.v), öldükten sonra yaşamanın ne anlamı var!" "O (s.a.v), öldükten sonra sizin sağ kalmanız layık mıdır?" Bu sedayı duyan herkes döndü, Tekrar bir diriliş oldu. Efendimiz yaşıyor, O (s.a.v) hayatta. Efendimiz yaşıyor müjde. Efendimiz afeti; Efendimiz açtı ellerini semaya: "Ey ALLAH'ım!" dedi. "Ey ALLAH'ım! Kavmimi affet! Çünkü onlar bilmiyorlar." ... Uhut günü, Ey Hamza, sen kükrüyordun. Uhut günü, iki elinde iki kılıç can veriyor, baş alıyordun. Bir ara atın tökezledi, başın üzre yere düştün. Karın bölgeni kapatan zırhın açıldı ey Hamza! Bu sırada büyükçe bir taşın arkasında haince bir pusu vardı. Bu sırada, iki göz ve bir mızrak senin boşluğunu kolluyordu. Zırhının açıldığını görünce Vahşi, mızrağını sapladı sana ey Hamza! Uhut inledi, gök inledi… Uhut seni bağrına bastı ey Hamza! Uhut sana kucak açtı. Yüce ALLAH, çağırdı seni ey Hamza! "Ey huzur içinde olan can!" diye çağırdı. "Ey huzur içinde olan can! O senden, sen de Ondan hoşnut olarak Rabbi'ne dön! Ey can! İyi kullarımın arasına gir, Cennetime gir." (Fecir suresi 27- 30) Rasûlullah(s.a.v) (s.av), Kâinatın Sultanı, senin başında oturmuş ağlıyordu ey Hamza! Rasûlullah(s.a.v) (s.a.v) hem ağlıyor, hem inliyordu. "Ey Rasûlullah(s.a.v)'ın amcası!" diyordu. "Ey Şehitlerin efendisi! Ey Rasûlullah(s.a.v)'ın amcası! Ey ALLAH'ın aslanı! Ey Resulunün aslanı! Ey hayırların sahibi! Ey Hamza! Ey zorlukları aşan Hamza! Ey Rasûlullah(s.a.v) (s.a.v)'a yönelmiş engellere mani olan Hamza!" diyordu. Cibiril-i Emin bembeyaz kanatlarıyla Efendimiz (s.a.v)'i teselli için indi gökten. "Ya Muhammed (s.a.s)!" dedi… Ya Muhammed (s.a.s.), "Yedi kat semavat ehli için, Hamza b. Abdülmuttalip, ALLAH'ın ve Rasulunun arslanıdır." müjdesini verdi. Kefenin boyunu tam örtmedi ey ALLAH'ın arslanı! Kefenin boyuna yetmedi. Sen ALLAH'ın arslanı, Sen Rasûlullah(s.a.v)'ın amcası, Sen şehitlerin efendisiydin, Ama kefenin boyunu tam öretmedi. Medine'de herkes kendi şehidine ağlarken senin ağlayanın yoktu. Sen Medine'de gariptin ağlayanın yoktu. Ensardan Sa'd bin Muaz'ın yüreği dayanamadı buna. Benî Eşhel'in kadınlarını topladı ve önce senin için ağlamalarını söyledi… Benî Eşhel'in kadınları senin için ağladı ey Hamza! Rasûlullah(s.a.v) (s.av), Kâinatın Sultanı, Efendiler Efendisi senin için ağladı… Gökte melekler, yerde arz senin için ağladı ey Hamza! Uhut'ta Peygamber ağladı, burada ben… Mahmut AÇIL Eğitimci
__________________
![]() "Açılsın ne olur o vech-i pâkinden nikâb! Yüzüne aşinâ-yı pür-vefâyım Efendim! Geçerler candan, girenler nûr hâlene bir kez, O dertten bin belâya müptelâyım Efendim..! Olur Mecnûn görenler ruhsârını a Cânân! Kapında mülk-i serâp bir gedâyım Efendim! Söz biter, Resûlullah bitmez. Ömer Tuğrul İnançer |
|
|
|
| Mabud'uma Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | bysihirliay (07.03.10) |
|
|
#5 |
|
Kardeş
Üyelik tarihi: Jul 2008
Mesajlar: 464
Tesekkür: 19
7 Mesajına 8 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 4 ![]() |
emeğine sağlık kardeşim
|
|
|
|
|
|
#6 |
|
Guest
Mesajlar: n/a
|
vay vay..mabuduma(*)
|
|
|
|
#7 |
|
Üyelik tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 75
Tesekkür: 1
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 5 ![]() |
GÜZEL BİR HAYAT GÜZEL BİR ÖLÜM GÜZEL BİR EBEDİ SONSUZLUK........
|
|
|
|
|
|
#8 |
|
Kardeş
Üyelik tarihi: Feb 2010
Mesajlar: 1
Tesekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 2 ![]() |
yer ağlar tabi bu güzel insana kim ağlamaz ki söyleyin
Konu zennure tarafından (26.02.10 Saat 10:51 PM ) değiştirilmiştir. |
|
|
|
|
|
#9 |
|
Kardeş
Üyelik tarihi: Feb 2010
Mesajlar: 12
Tesekkür: 3
4 Mesajına 5 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 2 ![]() |
-Allah(C.C.) razı olsun senden güzel kardeşim. Allah(C.C.) razı olsun... Gözüm ve kulağım yabancı bu dizelere ama taşlaşmış kalbimin yumuşamasına, ağlamayı unutmuş gözlerimin yaşarmasına vesile oldu-n. ALLAH(C.C.) RAZI OLSUN....
|
|
|
|
|
|
#10 |
|
Kardeş
Üyelik tarihi: May 2010
Mesajlar: 1
Tesekkür: 0
1 Mesaja Tesekkür Edildi
Tecrübe Puanı: 2 ![]() |
linki yenilermisiniz..
|
|
|
|
![]() |
| Tags |
| ağlıyordu, hamzaya, yer |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Hıçkırarak ağlıyordu!.. | bulut_bey79 | Tasavvufi Kıssa/ Menkibeler | 1 | 03.09.09 11:17 PM |
| Şehir Ağlıyordu | Mabud'uma | Nesir (Düz Yazı) | 0 | 27.07.08 11:58 PM |