Kitap tanıtımları Kitap tavsiyeleriniz...

 

 

Cevapla
Seçenekler
Okunmamış 12.03.07, 01:05 PM   #1
Mekselina
Guest
 
Mekselina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Mesajlar: n/a
Standart Ali ÜNAL ağabeyin meal-i alileri

örümcek yarenleri,ben Ali Ünal ağabeyin yaptığı 4 yıl süren enfes meal çalışmasını aldım.Bol bol açıklamalı,Fethullah Gülen hocaefendinin önsözüyle başlayan,ve eserin sonunda bazı ilmi yazılarında yer aldığı gerçekten çok kıymetli bir çalışma....Fiyatı 50 ytl,öğrenciyim bende cebim yandı ancak değdi...herkese bu meal çalışmasını illaki tavsiye ederim...
  Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 18.06.07, 08:34 PM   #2
iraz
Genel Sorumlu
 
iraz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2005
Nerden: Gönülden gönüle
Mesajlar: 4.645
Tesekkür: 1.524
740 Mesajına 1.074 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 15
iraz will become famous soon enoughiraz will become famous soon enough
Standart Cevap: Ali ÜNAL ağabeyin meal-i alileri

Alıntı:
atahoca´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Orjinal bir çalışma. İslami hassasiyetin hücrelerine kadar etki yaptığı belli. Okunmalı okutulmalı.

ALİ ÜNAL beyefendinin meal-i şerifleri çok ciddi bir çalışma sonucu ortaya çıkmış bir eser olup Muhterem Fethullah Gülen Hocaefdendinin önsözüyle takdir edilmiş bir eserdir. Alınıp incelenmesi önerilir.


Kendisi bir umman kadar engindir. Oturuşu kalkışı ve günde bir kaç bardak çaydan fazlasını zaman ısrafı olarak sayan bir büyüğümüzdür.


Mekselina kardşim sizden de Allah razı olsun.
__________________
Alçakça söylenen bir söze karşılık vereyim deme,
çünkü o sözün sahibinde onun gibi daha nice sözler vardır.
Cevabınıza yine onlarla cevap verirler.

HZ. ALİ (ra)
iraz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 18.08.07, 06:33 PM   #3
hakancayir
Erkek Üye
 
hakancayir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Aug 2007
Mesajlar: 5.877
Tesekkür: 0
983 Mesajına 1.495 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 13
hakancayir is on a distinguished road
Standart Cevap: Ali ÜNAL ağabeyin meal-i alileri

Bu meal için bu kadar az yorum yapılmasına şaşırdım. Nur Suresinin 30 ve 31. ayetleriyle Ahzab Suresi 57,58,59. ayetlerinin meal ve dipnotlarına baktığınız zaman doğruyu söylemekten çekinmeyen bir dil ve Elmalılı Hamdi Yazırdan geçmiş müfessirlere uzanan çizgiden ve fıkıh litaratüründen yararlanan bir zihin göreceksiniz. Bu sadece bir meal değil aynı zamanda tefsire açılan bir kapıdır.
Bu arada eserin İngilizcesi de var. Yabancı dilde yapılmış bir çok yanlış mealler varmış. İngilizce bilenler de diğer sitelerde bu eseri tavsiye etmelidir.
hakancayir isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 18.08.07, 08:53 PM   #4
Hasan Omer
Guest
 
Hasan Omer - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Mesajlar: n/a
Standart Cevap: Ali ÜNAL ağabeyin meal-i alileri

Alıntı:
hakancayir´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bu arada eserin İngilizcesi de var. Yabancı dilde yapılmış bir çok yanlış mealler varmış. İngilizce bilenler de diğer sitelerde bu eseri tavsiye etmelidir.
Ingilizcesi bir o kadar guzeldir. Uygun olanlara tavsiye edip vermek icin 3-4 tane satin aldim.

Evet Ahzab -59.. Nur 30, 31 ayetlerinde hakikati soylemekten cekinmedigi gibi, Islam'da cariye ve kolelik ve polygamy mevzularini enfes islemis. Ciddi bir arastirma ve tetkik sonucu ortaya ciktigi her hali ile bellidir.
  Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 05.03.08, 03:23 PM   #5
hakancayir
Erkek Üye
 
hakancayir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Aug 2007
Mesajlar: 5.877
Tesekkür: 0
983 Mesajına 1.495 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 13
hakancayir is on a distinguished road
Standart Cevap: Ali ÜNAL ağabeyin meal-i alileri

Bayram Kusursuz Ağabey'in yazısını çok önemli buldum.
Kolay okunması için dört bölüm halinde verceğim.
Biyogrofi bölümüne kaydedecektim vazgeçtim buraya kaydettim. O bölüm için uygun görürseniz kaydedebilirsiniz.

Kur’ân’ın Sesine Âşina Bir Entellektüelin Şâheseri
Dünya ihtiyarladıkça, Kur’ân gençleşiyor. O, zamanın döl yatağında her dem binbir râyihasıyla açan bir gül gibi, yeniden açılıyor, burcu burcu kokusunu etrâf-ı âleme neşrediyor. Şüphesiz buna, yeryüzünün dört bir yanında, Onun adını bayraklaştırıp, ulvî gâyesine hizmet eden fedâkâr gönül erlerinin yanısıra, ilim dünyasında, Kur’ân adına günbegün yapılan çalışmalar ve yeni yeni buluşlar daha da hız kazandırıyor.

Geçen yıl, Define Yayınları’ndan, Ali Ünal Hocamızın “Allah Kelâmı Kur’ân-ı Kerîm ve Açıklamalı Meâli” isimli önemli bir çalışması yayınlandı. Ali beyin kendi ifadesiyle, “Hayatını Kur’ân’a vakfetmiş önemli bir zâtın teşvikleriyle” gün yüzüne çıkan bu kıymetli eserin, mutlaka elimizin altında, masamızın üstünde sık sık başvurup istifâde edeceğimiz temel kaynaklardan biri hâline gelmesi gerekmektedir. Bu vesileyle, Ramazanda kısmen inceleme imkânı bulduğum bu önemli çalışmayı yeniden nazar-ı dikkatlere sunmak istedim. Eserin en önemli mazhariyetlerinden biri de, her türlü müsbet Kur’ânî faaliyeti destekleyip alkışlayan Hocamızın katkılarıdır. “Olanca meşgûliyetine, müzmin rahatsızlıklarına ve etrafını kuşatan daha pek çok olumsuz faktörlere rağmen, Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi, bu çalışmayı baştan sona okuma zahmetine katlanarak, çok değerli irşad, tenvir, tashih ve tebyinleriyle destek ve teşviklerini esirgemediler.” diyen Ali Ünal, bu önemli mazhariyeti dile getirmektedir.

Ali Ünal Ağabeyi târife pek hâcet yok. Zira, ilim erbâbının onu iyi tanıması bir yana, günümüz hizmet erleri ile uzaktan yakından biraz ilgisi bulunan hemen herkesin, aşağı-yukarı onu tanıdığı; en azından, dilden dile dolaşan “yâd-ı cemîl” denen hüsn-ü şehâdetin onu iyi tanıttığı düşüncesindeyim. Ali Ünal ve bâzı sîmaların, hep bu sâde isimleriyle, başka vasfa pek gerek kalmadan kendilerini iyi ifâde ettiklerini düşünüyorum. Bâzı isimlerin yanına, akademik lüzumun dışında, sıfat eklemeye pek hacet yok. Bu isimler, o sayılan vasıfları kapsıyor. Bu açıdan, “Ali Ünal” deyince, yanına uzunca vasıf-lar eklemeye bence gerek yok. Bu isim, önemli bir ismin başına-sonuna getirilen, “müfessir, yazar, mütefekkir, münevver…” vb. pek çok sıfatı içeriyor, tüm bu vasıflar ve daha fazlası kendiliğinden zihnimizde tebellür ediyor. Hele hele bütün bu göz doldurucu vasıfların yanıbaşında, O’nun, hizmet insanı olması, günümüzün hizmet erlerinin derpîşi Muhterem Büyüğümüzün nûr hâlesinde bulunan ve bu nimetin hakkını vermeye çalışan bahtiyarlardan olması… işte bu, ancak seçkin ruhlara nasip olabilen bahtiyarların kısmetidir. Bu yönüyle Ali Ünal, çok farklı bir mazhariyet ve hususiyete sâhiptir.

Konu hakancayir tarafından (05.03.08 Saat 03:30 PM ) değiştirilmiştir.
hakancayir isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
hakancayir Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 2 Kisi:
iraz (15.08.10), Mabud'uma (16.08.10)
Okunmamış 05.03.08, 03:25 PM   #6
hakancayir
Erkek Üye
 
hakancayir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Aug 2007
Mesajlar: 5.877
Tesekkür: 0
983 Mesajına 1.495 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 13
hakancayir is on a distinguished road
Standart Cevap: Ali ÜNAL ağabeyin meal-i alileri

Muhterem Hocamızın son Altunizade günlerinde (97, 98 ve 99 başı), bendeniz fakir de Ali Hocamızı birazcık yakından tanıma bahtiyarlığana erişenlerdenim. Önceleri onu, gazete yoluyla, birtakım eserleri ve bilhassa hizmet erleri içindeki yâd-ı cemîl hususiyetleriyle tanımıştık. Oğlu Mehmet bey, bizler İzmir’de İlâhiyat Fakültesi’ndeyken, hem arkadaşım olan kıymetli bir hocamızla aynı evi paylaşıyordu. Altunizade’de ise, hep araştıran, okuyan, tefekkür eden, dua eden, gözyaşı döken, ve hep hizmet adına ulvî ızdırap duygularıyla kıvranan bir portreyle yüzyüze geldik. Maddiyatla, yeme-içme ve gündelik ihtiyaçlarla ilişkisini asgarî düzeye indirgeyip, vakitlerini hep ilme, irfana ve Büyüğümüzün ışıktan atmosferinde bereketli bir hizmet hayatına dönüştüren nadide bir sîmalaryla karşılaştık.

Ali Ünal Abi, gerçekten mütevâzı bir insan. Eminim şu yazdıklarımdan da rahatsızlık duyacak ve belki de gönül koyacaktır. Kusurlarımın bağışlanmasını dilerim. Onun mütevâzılığı, dünyanın (meşrû) madddî zevklerinden tecerrüd ederek, âdetâ tasavvufî hayatı bizzat yaşayan bir sîma oluşu… ama hep karınca gibi çalışması, hep yazması, hep dua etmesi, hep gözyaşı dökmesi… çok dikkate değer hususlardandır. Onu, yıllarca kaynaktan kaynağa koşmuş, bulduklarından -içinde bulunmuş oluduğu şartlar nokta-i nazarından- âzâmî ölçüde istifade etmiş, ancak asla doymamış, hep daha kuşatıcı bir çağlayan aramış, hiç kesilmeyen bereketli bir su kaynağı arzulamış ve bu uğurda hep ter dökmüş, ömrünü irfan yolunda âb-ı hayât arıyarak sürdürmüş, ama sonunda, işte çağlayanını bulmuş, usûlunce de bu çağlayandan kana kana su içmeye çalışan biri olarak tanırım. Bizlerse, bu büyüklerin, çağlayandan nasıl âb-ı hayât içtiklerini seyre koyulur, Hak dostlarının ikliminden istifâde etmenin âdâb-ı erkânını onlardan bin nebze olsun öğrenmeye çalışırdık.

O, hep Hocaefendi’nin hâlet-i rûhiyesini gözetler, O’nun ruh dünyasını yakından tanımaya çalışır, onu üzmeden, zaman ve zemine göre sorular sorarak, hepimizin istifâdesini artırırdı. Bilebildiğim kadarıyla, 90 yıllardaki sohbet-i cânânların çoğunu belki Ali Ünal’a borçluyuzdur. O, Hocaefendi’ye bu konuda kendisini kabul ettirmiş, rahatlıkla ufuk açıcı sorular sorabilin birisidir. Ancak O, 40 yıldır Hocafendi’nin kırk bin defa anlattığı şeylerle onu pek yormaz, hep “hel min mezîd-daha yok mu?” ufuklarında dolaşır, hayâtî ve orijinal şeyler sorar, Hocamıza yeni yeni ufuklardan dem vurdurur, o engin kültürel birikimiyle, pek göremediğimiz hususları nazara vererek, muhteşem sohbetlerin târihe geçmesine yardımcı olurdu.
hakancayir isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
hakancayir Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 3 Kisi:
iraz (15.08.10), küresünni (09.02.14), Mabud'uma (16.08.10)
Okunmamış 05.03.08, 03:26 PM   #7
hakancayir
Erkek Üye
 
hakancayir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Aug 2007
Mesajlar: 5.877
Tesekkür: 0
983 Mesajına 1.495 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 13
hakancayir is on a distinguished road
Standart Cevap: Ali ÜNAL ağabeyin meal-i alileri

Ali Ünal’ın, meâl ve tefsirle ilgisi herhalde eskilere dayanır. Yıllar evvel Kur’ân-ı Kerîm’deki kavramlarla ilgili bir eseri de yayınlanmıştı. Ancak Ali Abi, Altunizade’deyken, Hocamıza, “falan âyet şu anlama da gelir mi, böyle de yorumlanabilir mi, falan müfessir şöyle diyor, filân yerle bağlantısı nedir, burayı böyle de anlayabilir miyiz” gibilerinden, belli âyet ve sûrelerden pek çok soru yöneltirdi. Bu durum şahsen benim dikkatimi çekerdi. Odasından çıkar, Hocaefendi’nin sohbetine katılır ve sohbet esnasında bu tür sorulara girerdi. Muhtemelen Ali Abi, çalışmasının başından kalkıyor ve sormak istediği soruları, zaman ve zemine göre hemen soruyordu. Çalışmanın uzun bir gayretin sonucu oluştuğunu, bu sorularla da gerçek mecrâsını bulduğunu söyleyebiliriz. Tabii ki bu eser, bizzat Hocaefendi’nin kaleminden çıkmamıştır. Dileriz zamanla bu da olur. Ancak ilk planda, Ali Ünal’ın kendi ilmî-kültürel-tecrübevî penceresinden, Hocaefendi ve Risâle-i Nûr çağlayanından mümkün mertebedeki âzâmî istifâdesiyle oluşmuştur, diyebiliriz. Zaten Ali Bey de bunu ifâde ediyor.

O’nun araştırma ruhu, dâima ulvî meselelerle ilgilenme azmi, hep örnek olmuştur. Ömrünün semeresi olan irfan yolculuğunu, Risâle-i Nûr ve Hocaefendi çizgisiyle taçlandırmış, kendi müktesebâtı ve bu muazzam blokaj üzerinden günümüz kudsîlerini besleyen kaynaklardan biri hâline gelmiştir. Birgün Hocaefendi: “Bâzı durumlarda, Ali Hoca ve bâzılarının çehresine bakar, kendime göre, olay ve hâdiseler karşısında bir tavır ayarlaması yaparım!” demişti ki, O’nun, Hocamız nazarındaki yerini tesbit eden bir beyandır bu. “Cevâhir kadrini, cevher-füruşân olan bilirmiş.” Sözün güzelini, bu meâlin “Takdim” bölümünde, Muhterem Hocaefendi söylemiş. Şöyle buyruluyor: “Ali Ünal beyin Kur’ân’a hizmetlerini takdîrle yâd ediyor ve daha pek çok hayırlı işe imzâ atmasını diliyoruz. Fakir, şahsen bu kardeşimizi de, hakikat aşkı ve ilim iştiyakıyla gerilmiş bazı sîmalar gibi, içinde bulunduğumuz çağı iyi okuyanlardan ve günümüz problemlerine çare arayanlardan biri olarak görüyorum. Günümüzde bir hayli Kur’ân okuyan, okuduğu Kur’ân’da makâsıd-ı sübhaniyeyi keşfe çalışan var. Buna saff-ı evveldekilerin Kur’ân-ı Kerîm’e bakışı gibi bakanlar da diyebiliriz. Ali Ünal beyin onlardan biri olduğunda şüphe yok. Her şeyden evvel o, Kur’ân’ın sesine yabancı olmayanlardan biri.. İslâmî konularda bakışının düzgün olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Aynı zamanda onu, sık sık kendisiyle yüzleşmesi ve inandıklarını rahatlıkla dillendirmedeki cesaretiyle de bir entelektüel sayabiliriz. Ayrıca dinî konularda doğruya ulaşma azmi, istişâreye önem vermesi, hata etme endişesi ve hatalarından dönme rahatlığı da onun Hakk’a yakın durmasının göstergelerindendir…” Bu takdirkâr sözlerin devamı için sizi, o yazıya havâle ediyorum.
hakancayir isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
hakancayir Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 2 Kisi:
iraz (15.08.10), Mabud'uma (16.08.10)
Okunmamış 05.03.08, 03:28 PM   #8
hakancayir
Erkek Üye
 
hakancayir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Aug 2007
Mesajlar: 5.877
Tesekkür: 0
983 Mesajına 1.495 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 13
hakancayir is on a distinguished road
Standart Cevap: Ali ÜNAL ağabeyin meal-i alileri

Yıllardır hep meâl okurken, belki aynı anda üç beş meâle bakma lüzumu hissediyorduk. Çünkü birtakım eksiklikler vardı. Bu, zahmetlice bir işti ve sonuçta bâzen yine mütehayyir kalıyorduk. Hele hele Kur’ân kültürü zayıf insanlar için iş, daha da güçtü. Bu durum, önceleri Suat Yıldırım Hocamızın ve işte şimdi Ali Abi’nin bu yeni ve derli toplu çalışmasıyla daha da bertaraf oldu. Bu yüzden Ali Ünal’a ve Kur’ân’a hizmet eden herkese teşekkür ediyoruz. Artık herhangi bir âyetin meâlini okurken, acaba Muhterem Hocaefendi burayla ilgili ne buyurmuş, Risâlelerde buraya değiniliyor mu, diye yorulmaya da gerek yok. Meâlde bunları rahatlıkla bulabiliyorsunuz. Sadece bu kadar da değil… Ancak bu çalışmanın yenilikleri için ayrı ve uzunca bir makâle gerekiyor.

Bu kıymetli meâl, belki yüzlerce esere vukûfiyetle ortaya çıkmıştır. Ali Abi, o tükenme bilmez gayretiyle bu eseri bir dantela gibi örmüş, nakış nakış işlemiş. Bu çalışmayı oluşturan altyapının dokümanları Ali Abi’nin elinde herhalde mevcuttur. Şayet zamanla bunları da gün yüzüne çıkarma imkânı olursa, uzun boylu bir tefsir olmasa bile, bu esere göre biraz daha detaylı üç-beş ciltlik küçük bir meâl-tefsir ortaya çıkabilir. Bu vesileyle, meâlde biraz daha özet geçilen, mecburen hülasa edilen nüktelerin detaylarına da inme imkânı elde etmiş oluruz. Aslında bu açıklamalı meâl bile, doyurucu açılımlarıyla tefsir adına epeyce yeterlidir. Daha şimdiden, uzun zamandır eksikliğini hissetiğimiz önemli bir boşluğu doldurmaya başlamıştır. Ama dileğimiz ve duamız kabûl görürse, böyle tefsir mâhiyetindeki bir çalışma da, istifâdeye medâr olabilir. Sözü, Muhterem Büyüğümüz’ün Takdim’deki temennisiyle bitirelim: “Bu meâlden insanımızın yararlanacağına inanıyorum. Ortaya konmuş bir gayret var; bunun ilâhî inâyete vesile olmasını dilerim.”

Bayram Kusursuz Hocamızın değerlendirmesi burada son bulmuştur.

Konu hakancayir tarafından (05.08.12 Saat 01:22 AM ) değiştirilmiştir.
hakancayir isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
hakancayir Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler:
Mabud'uma (16.08.10)
Okunmamış 05.03.08, 04:13 PM   #9
iraz
Genel Sorumlu
 
iraz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2005
Nerden: Gönülden gönüle
Mesajlar: 4.645
Tesekkür: 1.524
740 Mesajına 1.074 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 15
iraz will become famous soon enoughiraz will become famous soon enough
Standart Cevap: Ali ÜNAL ağabeyin meal-i alileri

Ali Ünal abimizin haftada bir dersine katılıyorduk bir ara. Bir ara verildi hemd olsun tekrardan başladı. İnşallah istifade ederiz.
__________________
Alçakça söylenen bir söze karşılık vereyim deme,
çünkü o sözün sahibinde onun gibi daha nice sözler vardır.
Cevabınıza yine onlarla cevap verirler.

HZ. ALİ (ra)
iraz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 05.03.08, 04:31 PM   #10
hakancayir
Erkek Üye
 
hakancayir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Aug 2007
Mesajlar: 5.877
Tesekkür: 0
983 Mesajına 1.495 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 13
hakancayir is on a distinguished road
Standart Cevap: Ali ÜNAL ağabeyin meal-i alileri

Tüm gayretinizle istifade etmeye çalışın yoksa -bu söz bura için caizse Vallahi- vebalde kalırsınız.
Kendisi'nin
Alıntı:
O, 40 yıldır Hocafendi’nin kırk bin defa anlattığı şeylerle onu pek yormaz, hep “hel min mezîd-daha yok mu?” ufuklarında dolaşır, hayâtî ve orijinal şeyler sorar, Hocamıza yeni yeni ufuklardan dem vurdurur, o engin kültürel birikimiyle, pek göremediğimiz hususları nazara vererek, muhteşem sohbetlerin târihe geçmesine yardımcı olurdu.
Alıntı:
Ali Abi, Altunizade’deyken, Hocamıza, “falan âyet şu anlama da gelir mi, böyle de yorumlanabilir mi, falan müfessir şöyle diyor, filân yerle bağlantısı nedir, burayı böyle de anlayabilir miyiz” gibilerinden, belli âyet ve sûrelerden pek çok soru yöneltirdi. Bu durum şahsen benim dikkatimi çekerdi. Odasından çıkar, Hocaefendi’nin sohbetine katılır ve sohbet esnasında bu tür sorulara girerdi. Muhtemelen Ali Abi, çalışmasının başından kalkıyor ve sormak istediği soruları, zaman ve zemine göre hemen soruyordu. Çalışmanın uzun bir gayretin sonucu oluştuğunu, bu sorularla da gerçek mecrâsını bulduğunu söyleyebiliriz.
metodundan da faydalanın.

Konu hakancayir tarafından (05.03.08 Saat 04:37 PM ) değiştirilmiştir.
hakancayir isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 15.08.10, 02:25 AM   #11
hakancayir
Erkek Üye
 
hakancayir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Aug 2007
Mesajlar: 5.877
Tesekkür: 0
983 Mesajına 1.495 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 13
hakancayir is on a distinguished road
Standart Cevap: Ali ÜNAL ağabeyin meal-i alileri

Geçenlerde biraz okuyayım dedim. Bakara suresiinin başında müminlerin, kafirlerin ve münafıkların özelliklerine işaret var ya. Karakter tahlilleri vb. ile gözümün önüne geldi. Önemli bir eser...

Hem İngilicesini geliştirmek isteyenler de İngilizce baskısını alıp okusa...


Not: Ben İngilizce bilmiyorum.
hakancayir isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
hakancayir Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler:
iraz (15.08.10)
Okunmamış 16.08.10, 02:45 AM   #12
Mabud'uma
 
Mabud'uma - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2007
Nerden: İnna Lillâhi Ve İnnâ İleyhi Raciûn
Mesajlar: 1.254
Tesekkür: 64
34 Mesajına 46 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 9
Mabud'uma is on a distinguished road
Standart Cevap: Ali ÜNAL ağabeyin meal-i alileri

Pratikten Süzülen Yepyeni Bir Kur'an Meali

Yurtdışında yaşayan ve tanıdığı gayr-i müslimlere İslam'ın kutsal kitabını hediye etmek isteyenler iyi bilirler 'güvenilebilecek bir meal' bulmanın ne kadar zor olduğunu. Vahhabilerin, Ahmedilerin, Şiilerin kendi İngilizce mealleri vardır; bu mealleri bastırıp ücretsiz dağıtan 'tebliğ' kurumları da. Yusuf Ali'nin meali Shakespeare İngilizcesi kullanır ve bir hayli zordur anlaması. Marmaduke Picthall'un mealinde sonradan Müslüman olmuşluğun ve İslam'ı öncelikle bir oryantalist olarak çalışmışlığın izleri hissedilir. Shakir ve Davud nispeten yeni bir İngilizceyle, ama fazlasıyla lafzî bir anlam tercümesini tercih eder. Kur'ân'ın o kendine has belagati nazil olduğu dil ortamının dışına çıktığında kafa karıştırıcı bir bulmacaya dönüşür birden. Hasılı Müslüman olup da kapı komşusu İngiliz'e, iş arkadaşı Hintliye, öğrencisi Amerikalıya verecek, tavsiye edecek bir İngilizce meal bulabilmek bir hayli zordur. Bu sebepten çoğunluk 'karşılaştırmalı mealleri' tercih eder, okuma yükünü bir hayli artıracağını bile bile...

Beş Yıllık Bir Çalışmanın Ürünü

Ali Ünal'ın meal-tefsir çalışması beş yıl önce Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi'nin bir ricasıyla başlamış. O zaman 'kapanırsam, altı ayda bitiririm' dediği işi ancak beş yılda tamamlayabilmiş Ünal. Üzerinde çalıştıkça büyümüş, giriftleşmiş iş. Bugüne kadar yazılmış pek çok tefsiri, meali yeni baştan okumuş bu iş için. Çamlıca'da bir zamanlar Üstad Bediüzzaman Said Nursi'nin boğazı seyrettiği tepede bulunan ofisinde ziyaret ettiğimiz Ali Ünal İngilizcesi piyasada bulunan meal-tefsirinin Türkçesi üzerinde son çalışmalarını yapıyordu. Türk meal ekollerinin sınırlarını bir hayli zorlayacak olan çalışmasının ilahiyat çevrelerinde başlatacağı tartışmanın farkında, bu tartışmaya velûd bir yön verebilmek için önsöze yeni bazı bölümler eklemişti.

Son sorumuzdan başlayalım isterseniz. Çünkü bu soruya verdiği cevap geçmişte 'Mekke: Resullerin Yolu' gibi eserleriyle tanınmış Ali Ünal'ın Gülen Hareketi ile tanıştıktan sonra yaşadığı dönüşümü gözler önüne seriyordu. 'Eserini bitiren yazar ya 'artık ölebilirim' ya da 'daha iyisini yapabilirdim' der. Sizde hangi duygu ağır basıyor?' diye sorduk Ali Ünal'a. Beş yıldır Kur'ân ayetleri içinde seyahat etmiş bir zihnin dinginliğiyle, 'Daha yapılacak çok şey var. Belki Kur'ân kaynaklı bir siyer çalışabilirim bir gün. Elimde beni iki üç yıl kadar meşgul edecek çeviri işleri var. Benden önce biri kalkar bu vahye dayalı siyeri yazarsa, ona da çok sevinirim.' diye cevap verdi. Ünal sadece anladığını değil, yaşadığını yazmıştı. Kur'ân'ı anlamaktan öte Kur'ân ahlâkıyla ahlâklanmanın ufkunda dolaşıyordu.

Kerim Balcı: Eserin önsözünde son asırda Kur'ân'a dönüşün 'doğruları ve yanlışları' olan bir dönüş olduğundan bahsediyorsunuz. Bu yanlışları düzeltmek için mi yazdınız meal-tefsirinizi?

Ali Ünal: Hep kaçındığım bir şey, 'başkaları yanlıştı, ben düzelttim' demek. Bediüzzaman Hazretleri kendisinin artı değeri olmayan insanın kendini başkaları ile teraziye koyup, karşı tarafın kefesini yukarı kaldırarak, yani diğerlerini tenkit ederek kendini kıymetli göstermeye çalıştığından bahseder. Bundan Allah'a sığınırım. Tabii ki bu meal-tefsirin bir yazılış sebebi var. Ama bu önce var olanları tenkit, onlardaki eksik ve kusurları görme değil, farklı bir ürün ortaya koyma gayretidir.

Son asırda Osmanlı'nın ve İslam dünyasının çöküşünü tersine döndürme, Cemil Meriç'in ifadesi ile 'bozgun akşamlarından zafer sabahlarına dönme' gayreti çerçevesinde Kur'ân'a yeniden bir sarılış yaşanmış. Bu yapılırken aradaki 14 asırlık İslam tarihinin ve pratiğin ihmal edildiğini görürsünüz. Oysa Kur'ân teorik bir kitap değil, esas anlamını pratikte bulan, sırlarını pratikte açan bir kitap. Bugün Müslümanların arasındaki anlaşmazlık sebeplerinden birisi de pratiksiz bir fıkıh üzerinde, pratiği olmayan bir İslam üzerinde konuşulması. Bu da teorik evhamlara yol açıyor.

Merhum Haluk Nurbaki'nin çok güzel bir benzetmesi var: 'Kur'ân-ı Kerim, her gün yeni bir yaprağı açılan gül gibidir.' diyor. İslam'ı oluşturduğu muazzam medeniyetler, kurulan devletler, ilmî sahada, manevi sahada, sosyal ve siyasi sahada yetiştirdiği değerler açısından görmezseniz büyüklüğünü anlayamazsınız. Bediüzzaman Hazretleri'nin ikazı var bu konuda; Peygamber Efendimiz Aleyhisselam'ı 'Medine çarşısında bir Arapla at pazarlığı yaparken sesini yükselten biri olarak' görürsek kaybedeceğimizi söylüyor. Müşrikler böyle yapmışlar, 'Bizim gibi yiyen içen, sokaklarda gezinen, geçinmek için çalışan biri peygamber olur mu hiç?' demişler. Aynı hataya düşmemek için O'nun nesebinden ve ümmetinden çıkan yüz binlerce evliya, ulema, devlet adamları hesaba katılmalı. İşte buna benzer bir hata da Kur'ân hakkında yapılıyor ve sanki aradan geçen 14 asır hep kusurlar ve eksikliklerle doluymuş gibi atlanıp, doğrudan başa dönmeye kalkışılıyor.

KB: Çalışmanızı meal ve tefsir ekolleri içinde bir yere koymak mümkün mü? Kimden etkilendiniz mesela?

AÜ: Meal demek ayetlerin manalarından birini tercih ederek Kur'ân'ı Kerim ne diyor diye aktarmaktır. Üstadımızın dikkat çektiği gibi 'Tefsirde olan her şey Kur'ân'dan demek değildir. Çünkü müfessir zamanın insanıdır.' Mesela Fahrettin Razi gibi büyük bir müfessir o zamanın bilimsel bilgisine dayanarak arzı su üzerinde değerlendirir. Tabii bu durum kâinat gerçekleriyle ilgili bazı ayetlerde Yer'in sabit olup Güneş'in hareketli olduğu yorumuna yol açmış. Aynı şekilde son yüzyılda yapılan tefsirlerde Kur'ân'a yaklaşım tamamen bilimseldir. Batıdaki pozitivist manada bilimsel. Mucizeler inkâr edilmiş, maneviyata bakan, cinlere ve şeytanlara, ruha bakan ayetlerin hemen hepsi pozitivist yaklaşımla yorumlanmış.

O kuşağa kıyasla biz biraz daha şanslıyız. Elimizde Bediüzzaman'ın eserleri var, Fethullah Gülen Hocaefendi'nin eserleri var. Bir de eskiden ulaşılması zor olan pek çok kaynağa rahatlıkla ulaşabiliyoruz artık. Belirgin bir tesir altında kaldığımı zannetmiyorum ama çok kaynaktan istifade ettiğimi ifade etmem gerek. Bu tesir meselesi önemli; çok ama çok önemli bir müfessir olan Allame Tabatabai, Şii'dir malumunuz, ve yer yer kendi mezhebine destek olan yorumlara girer. Oysa Kur'ân'ı Kur'ân'la tefsir alanında büyük bir eser kaleme almış. Bu çalışmamda başucu kaynaklarımdan biri oldu. Fethullah Gülen Hocaefendi'nin 'Bu tefsirinde beni talebe kabul etse şeref addederim' dediği Elmalılı Hamdi Yazır'a sık sık başvurdum. Mutezilîdir belki ama Fahrettin Razi bir ekoldür. Rivayet tefsirlerinden Taberi pek çok kelimenin manasını bulmamda işe yaradı. Ne gariptir ki meal-tefsirler Taberi'yi ihmal etmişler. Ben mesela 'nutfe' kelimesinin modern mikrobiyolojinin buluşlarına uygun olan tek anlamını Taberi'de buldum.

KB: Anladığım kadarıyla Bediüzzaman'ı tesir olarak görmüyorsunuz?

AÜ: Bediüzzaman'ı ben meşrep sahibi olarak görmüyorum. Ona Kur'ân ve hadisten sonra sarsılmaz bir itimadım var. Dinle alakalı zihni ve kalbi bugünden kıyamete kadar gelecek her seviyedeki sorulara cevap vermiş. Bir mezhep, meşrep yahut ayrı bir düşünce ekolünün temsilcisi olarak değil, Kur'ân'ı ve dini anlamada ana kaynak olarak değerlendirdiğim için hususi bir tesir olarak değerlendirmiyorum.

KB: Fatiha suresi mealiniz Risale-i Nur'dan güzel bir derleme adeta. Başka ayetlerde de Bediüzzaman'dan nakiller yapıyorsunuz. Bu anlamda yazdığınıza Risale-i Nur'un meal çalışması diyebilir miyiz?

AÜ: Bediüzzaman'ın ortaya koyduğu çok önemli bir şey var; Kur'ân'ı Kur'ân'la, ayeti ayetle tefsir etmek. İşaret'ül İcaz'la, Muhakemat'la Kur'ân'a nasıl yaklaşılmalı sorusuna cevap veriyor ve bir çığır açmış. Ben sadece onun verdiği meal-tefsirleri kullanmadım, aynı metodu başka ayetlere de uygulamaya çalıştım. Tabii kâinatı kuşatan ufuk nerede, benim daracık ufkum nerede? Ancak küçük bir kısmında başarılı olabildim. Şu anda Fethullah Gülen Hocaefendi'den başka kimsede Bediüzzaman gibi tefsir yapacak bir ufuk göremiyorum. Onun da Kur'ân'ın ilk üç sayfasıyla ilgili 500 sayfa tutan tefsir notları var. Bir defasında bir harfin manasını söylemişti Arapça olarak, yarım sayfa tutardı. Not da tutamamıştım o zaman. Ama Bediüzzaman'ın 'İşin ehli bir harfine bir sayfa yazar.' sözünün hakikat olduğunu orada anladım. Ben kendimce, elimden geldiğince yapmaya çalıştım. Keşke bütününü Bediüzzaman metoduyla yapabilseydim.

KB: Bazıları İngilizcenin Türkçeye kıyasla derdini anlatmak için daha zengin bir dil olduğunu söylüyor. Siz aynı anda hem Türkçe hem İngilizcesini yazdınız bu meal-tefsirin. Kur'ân'ın mesajını vermek için İngilizce mi Türkçe mi daha uygun?

AÜ: İngilizcenin Türkçeden zengin olduğu iddiasına katılmıyorum. Kur'ân en iyi Arapça anlatılabilir. O yapılmıyorsa İslam zemininden, Müslümanların kullandığı bir dil olarak Türkçe ideal bir dildir. Bin yıldır Arapçayla haşir neşir olmuş. Belki modern kavramlar ve teknolojik ifadeler açısından Türkçe yetersiz görülebilir. Ancak İslam kültürünü, Kur'ân'ı, insanı ve çevreyi, dinî meseleleri anlatmakta Türkçe İngilizceden çok daha zengindir. Redhouse'un 19. yüzyılda yaptığı iki sözlüğü karşılaştırın mesela: Türkçe-İngilizce olanı İngilizce-Türkçe olanından daha kalındır.

Bazen ben de duyuyorum; Risalelerin İngilizcesini daha iyi anlıyorum diyenler oluyor. Ama bu dilin zayıflığını değil, okurun zafiyetini ifade eder. ABD'de yaşayan ve bir hayli okumuş bir arkadaş 'Kader Risalesi'ni Türkçesinden anlayamamıştım, İngilizcesini okuyunca anladım' demişti bana. Oysa Bediüzzaman bunu yazabilmiş Türkçe. Demek dil yeterli, biz yetersiziz.

KB: Suat Yıldırım'ın meal çalışmasında Eski ve Yeni Ahit'lere yapılan atıflar tartışmaya yol açtı. Siz de yer yer atıf yapıyorsunuz. Türkçesi yayımlandığında yeni tartışmalar bekliyor musunuz?

AÜ: Zannetmiyorum. O tartışma içerikle ilgili değildi. Suat Hocamın şahsında, bir cemaate veya bir gruba saldırı yapılması sözkonusuydu. Suat Hocam gerekli cevabı verdi. Benim burada yaptığım Suat Hoca'nın yaptığının aynı değil. Ama şunu da söylemek lâzım; Kur'ân'ın atıf yaptığı Eski ve Yeni Ahit'in tahrif edilmemiş asıllar olduğu iddiası yanılgıdır. Kur'ân ayetleri eski kitaplara musaddık, yani tasdik edici olduğunu söylediği yerlerde tahrif olmamış kitaplardan bahsediyordu. Ama söz gelimi 'Onların ellerinde Tevrat var, çözüm bulunan kitap var, niye sana geliyorlar ki?' mealindeki ayet, açıkça Resulullah Aleyhisselam zamanında var olan muharref Tevrat'a atıfta bulunuyor. Demek Kur'ân'ın kendisinde var bu atıflar. Ben dinime, Kur'ân ayetlerine bir saldırı olduğunda, 'Yahu bakın sizin kitabınızda da bu var' demişsem, Kur'ân'a zarar mı vermiş olurum? Kaldı ki her atıf tasdik demek değil. Eski Ahit'te peygamberlik müessesesine yakışmayan ithaflar var bazı peygamberlerle ilgili. Atıf, bu anlamda eleştiriyi ve tashihi de içerir. Bu noktada susmak, 'Bunun doğrusu budur' dememek doğru değildir.

KB: Eserinize koyduğunuz bir ek bölümü var. Sanki Muhammed Esed'in mealindeki eklere cevap vermişsiniz.

AÜ: Hayır, o konuda Esed'in tesiri olmadı. Muhammed Esed'in mealini, Amerika'da zengin bir insan, dinî hizmet adına dağıtmak istiyordu. İlk beş altı sayfasına baktım ve 'aman sakın yapmayın' dedim. Eserimde Esed'e çok atıf var, ama tenkid olarak. Şunu itiraf edeyim, Türkçe ve İngilizce yapılan mealler içinde en ciddi çalışmayı Esed yapmış. Fakat yaşadığı dönemde üç tane kaynağı var; Fahrettin Razi, Muhammed Abduh ve keşşaf sahibi Zemahşeri. Bir de çok net bir pozitif bilimcilik yaklaşımı var; mesela Şeytan Allah-u Teala ile danışıklı bir dövüş içerisinde lanse edilmiş. Şeytanla ilgili bütün ayetlerde insandaki kötü içdürtüleri öne çıkarmış. Mucizelerin hiçbirini kabul etmiyor. Yani, bir anlayış dersiniz. Ancak bu Kur'ân'ı Kerim'in tamamına yansıyor. Maneviyatsız, ruhiyatsız bir Kur'ân meali ortaya çıkıyor.

Suat Hocam Esed konusunda bir eleştiri yazdı ama çok yumuşak kaçmış. Türkiye'de tanıtımı yapılmış, dağıtılmış bir meal bu. Şunu ifade etmeliyim, Yahudilikten dönmüş olmasına rağmen hiçbir İsrailiyat izi, hiçbir Yahudilik etkisi görmedim mealinde. O anlamda samimi bir Müslüman. Ama aynı samimiyeti yaptığı nakillerde göstermemiş. Mesela Razi'den bir atıf yapmış. Razi'nin görüşlerinden birini tek görüşü gibi lanse etmiş. Özellikle Kur'ân-ı Kerim'i anlatan bir eserde bu yapılmamalıydı. Bu bir vebaldir ve Ahiret'te Razi hak talep eder. Bilimselcilik hatası niyetine binaen, Batılılara dini anlatmak için bir yol olarak benimsemişti diyerek hoş görülebilecek bir şey. Ama naklettiği insanlara karşı böyle bir yanlış nakil affedilmez. Yine de tekrar edeyim, Esed'e bigane kalarak bir Kur'ân meali de yazılamaz bugün.

KB: Batı'da Vahhabilerin, Ahmedilerin dağıttığı mealler var. Bunları inceleyebildiniz mi? Bir meşrep taassubu var mı bunlarda da?

AÜ: Bu tür meşrepler ve mezhepler kendilerini haklı göstermek için önce Kur'ân'ı Kerim'e bakar. Bu da beraberinde tefsir ekollerinden kopuk, yazılmış tefsirlerden istifade etmemiş mealler ortaya çıkarıyor. Bakın bir örnek vereyim: Bir ayette Hz. Yusuf diyor ki, 'Size bir yemek gelecek. Size gelmeden önce onun tevilini veririm.' Bütün meallerde bu tevilin bir rüya ile alakalı olduğu söyleniyor. Arapçada 'zamir en yakın isme racidir' diye bir kaide var. Bu kaideye bile aykırı olarak hepsi 'rüya tevili' demişler. Oysa İbn-i Kesir'e baktım, Taberi'ye baktım, 'yemeğin tevilidir, yani ne yemeği olacağından haber vermiş' diyorlar. Türkçe mealler bu tefsirlere bigane nasıl kalmışlar, anlaşılmıyor.

KB: Önsözünüzde diyorsunuz ki 'esbab-ı nüzûlü bilmek Kur'ân'ın bugüne ne dediğini bilmek için lâzımdır'. Bu Batı'daki tarihselci yaklaşıma getirilmiş köklü bir eleştiri aynı zamanda, yanılıyor muyum?

AÜ: Bir karşı durma gibi değil de gerçeği ortaya koyma manasında, hakikaten üzerinde durulması gereken bir mevzu bu. Kur'ân diyor ki; 'O kâfirleri uyarsan da bir uyarmasan da bir.' Bu ayete 'boşuna tebliğ yapıyorsun, uyarmasan da olur' anlamı veremezsiniz. Burada hangi kafirlerden bahsedildiğini Hz. Muhammed Aleyhisselam da biliyordu, Ashab da biliyordu. Bunlar artık kalpleri mühürlenmiş, gözlerine perde inmiş insanlardı. Şimdi bu ayetin mealini verirken özel bir gruptan bahsedildiğini ifade etmek lâzım. Hem ayette, 'sevâun aleyhim' deniyor, yani 'onlar için bir'; yoksa 'aleyke' denilmiyor. Yani 'senin için uyarsan da uyarmasan da bir' denilmemiş.

Bazıları esbab-ı nüzûlü tarihselcilikle karıştırmış. Yani bu ayet, sadece o dönem içindir demiş. Oysa tarih misliyle tekrar eder; dikkat edin, ayniyle demiyorum, misliyle tekrar eder. Nüzûl şartlarını bileceksin ki aynı şartların olup olmadığını tespit edebilesin. Esbab-ı nüzûl Kur'ân'ı her asırda anlamanın ön şartlarından biridir.

KB: Kitabınıza bir önsöz yazan Fethullah Gülen Hocaefendi size bir hayli methiyede bulunmuş. Diyor ki 'En güzel benim yaptığım demedi hiçbir zaman. Cesur oldu. İstişareye önem verdi. Hatadan dönmeye her zaman hazırdı.' Bir kelimeye takılıp, ne yapayım diye düşündüğünüz, istişare ettiğiniz, değiştirdiğiniz satırlar oldu mu hakikaten?

AÜ: Çok müteşekkir olduğum arkadaşlarım var yardım aldığım. Defaatle dönüp onlara sordum, bu var mı, bu yok mu diye. Bu metni yedi defa gözden geçirdim ben. Fethullah Gülen Hocaefendi de bir defa tamamını, bir defa da belli kısımlarını okudu. Onun rahle-i tedrisinden geçmiş arkadaşlar aralarında paylaşıp okudular. Bütün bunlara rağmen en son gözden geçirdiğimde bile bazı değişiklikler yapma ihtiyacı hissettim. Sadece ilahiyatçılara değil, her ilim dalından ilim adamlarına tekrar tekrar danışmam gerekti. Kur'ân'ı Kerim Allah kelamı. Burada bir hata yapmak affedilecek iş değil. 'Yazmak, ebedi konuşmaktır' derler. Evet, yapılan hata ikinci baskıda değiştirilir, ama ya birinci baskıyı okuyanlar. Allah'a kendi istediğimiz şeyi söyletmiş oluruz eğer bu hassasiyeti göstermezsek.
__________________

"Açılsın ne olur o vech-i pâkinden nikâb!
Yüzüne aşinâ-yı pür-vefâyım Efendim!
Geçerler candan, girenler nûr hâlene bir kez,
O dertten bin belâya müptelâyım Efendim..!
Olur Mecnûn görenler ruhsârını a Cânân!
Kapında mülk-i serâp bir gedâyım Efendim!


Söz biter, Resûlullah bitmez. Ömer Tuğrul İnançer
Mabud'uma isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Mabud'uma Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 2 Kisi:
foreign (16.08.10), iraz (16.08.10)
Okunmamış 16.08.10, 12:25 PM   #13
iraz
Genel Sorumlu
 
iraz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2005
Nerden: Gönülden gönüle
Mesajlar: 4.645
Tesekkür: 1.524
740 Mesajına 1.074 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 15
iraz will become famous soon enoughiraz will become famous soon enough
Standart Cevap: Ali ÜNAL ağabeyin meal-i alileri

Çok mükemmel bir röportaj olmuş. ok istifade ettim allah razı olsun. Son soru ve cevabı mükemmel. Ali Ünal abinin her zaman hakkın hatırını nefsin hatırına tervcih ettiğinin belirtisi.
__________________
Alçakça söylenen bir söze karşılık vereyim deme,
çünkü o sözün sahibinde onun gibi daha nice sözler vardır.
Cevabınıza yine onlarla cevap verirler.

HZ. ALİ (ra)
iraz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
iraz Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler:
Mabud'uma (17.08.10)
Okunmamış 19.02.12, 12:59 AM   #14
sbedir
Kardeş
 
sbedir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2012
Mesajlar: 32
Tesekkür: 27
6 Mesajına 6 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 3
sbedir is on a distinguished road
Standart Cevap: Ali ÜNAL ağabeyin meal-i alileri

Acaba eserin pdf veya epub hali var mı? (türkçe)
varsa paylaşılabilir mi?
kitap çok hacimli olduğu için seyahat halinde de takibi açısından keşke böyle bir çalışma olabilse?
sbedir isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 05.08.12, 01:21 AM   #15
hakancayir
Erkek Üye
 
hakancayir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Aug 2007
Mesajlar: 5.877
Tesekkür: 0
983 Mesajına 1.495 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 13
hakancayir is on a distinguished road
Standart Cevap: Ali ÜNAL ağabeyin meal-i alileri

[Linki sadece üyelerimiz Görebilir. Üye olmak için tıklayınız...] başlıkta e-pub hali var.

Ali Ünal Ağabey, farklı bir insan. Gerçi kendisi ile bir kez görüştüm. Kısık sesle konuşur, konuşmasında ilme iştiyakı hissedilir, dop dolu olup ilmini boşaltacak gönüller arayan bir insan görürsünüz. Celali sıfatlarda vardır. O sakin yapılı insan yürürken hızlı ve heybetlidir. Gazete de Pazartesi günleri yazdığı köşe yazılarında Kur'an ve hadisten beslendiğini hissedersiniz. O kaynaktan fehmettikleriyle olayları yorumlar.

Allah bu eserden hakkıyla istifadeyi mazhar kılsın.
hakancayir isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
ağabeyin, ali, alileri, meali, Ünal


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Elmalili Hamdi Yazir (Meal) pusat1986 Geri Dönüşüm Kutusu 15 05.04.12 05:27 AM
Kutlu Doğum Münasebetiyle - Ali Ünal hakancayir Peygamber Efendimiz (s.a.s) in Hayatı 1 20.11.08 04:06 AM
MEAL MESELESi diyarbekri DİNİ BİLGİLER 2 26.02.08 06:12 PM
Mahmud Efendinin Meal-i Alileri Mekselina Kitap tanıtımları 2 18.08.07 06:47 PM


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283