Peygamber Efendimiz (s.a.s) in Hayatı Şefaatine nail olmak için Efendimizi (s.a.v)tanımak elzemdir...

 

 

Cevapla
Seçenekler
Okunmamış 23.03.08, 12:12 PM   #41
hayatin_rengi
 
hayatin_rengi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2007
Nerden: sonsuzluğun sonsuzluğunda sonsuza uzanmakta..kendinden öte bir yolda..
Yaş: 30
Mesajlar: 1.911
Tesekkür: 0
23 Mesajına 33 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 9
hayatin_rengi is on a distinguished road
hayatin_rengi - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Cevap: <..PEygamber Efendimiz'e şiirler (sav)..>

Ben kim miyim?


Hani Seni Seviyorum ya
Hani gıpta ediyorum ya ashabına
Hani Hz.Fatıma'yı anam, Hz.Hasan Hüseyin'i kardeşim olarak görüyorum ya!


Hani ne zaman hüzünlensem, Sen geliyorsun ya aklıma
Görmeden hayranım Ya cemaline
Kalbin kadar güzel yüzünün hayalini kuruyorum ya...


Hani ne zaman çok gülsem
Sen'in hafif kızgın bana baktığını görüyorum ya!
Hani bana diyorsun ya" Yerinde olsam, az güler çok ağlardım " diye


Sonra nerede bir yetim görsem Sen'i buluyorum ya yanımda
Hani bana diyorsun ya "Beni istiyorsan onun başını okşa


Hani hep bir özlem var ya içimde
Hep vuslat varya hayalimde
Hani gözyaşları içinde, yeşil kubbenin resmine bakıyorum ya
Hani hayal ediyorum ya hep Efendim
Safa-Merve arasında, önümde Sen varmışsın gibi koştuğumu..


Hani uzun boylu, siyah saçlı, beyazlar içinde birine Sen diye sesleniyorum
ya!
Sonra adam arkasını dönünce
Senin olmadığını görüyorum da eğiyorum ya başımı,
Sevincim yerini hüzne bırakıyor ya


Hani Sana gidecek her yolcuyla selam yolluyorum ya
Sonra da selamımı almışsın gibi seviniyorum ya
Hani kalbimin bir yanı "Ümit" derken,
Bir yanı korkuyla atıyor ya


Hani Seni Seviyorum Ya Efendim
Hani günahlarımı unutup, Seninde beni sevdiğini düşünüyorum ya!
Duyuyorum ya "ÜMMETİ" diye seslenişini


Ne zaman bir yüzük alsam elime
Senin yüzüğün geliyor ya aklıma
Hani üzerinde Muhemmedun Resulallah yazılı olduğunu düşünüp,
Ebu Bekir ve ashabına selam yolluyorum ya


Sonra hep hayal ettim ya Efendim, arkanda namaz kıldığımı


Hani anam, babam, canım Sana feda olsun dedim ya


Hani ben varım ya...
Seni Seviyorum ya...
Çok Seviyorum ya...
Salat, Selam üzerine olsun Ya Resulallah...


Ben kim miyim?
1400 yıl öncesinde Selam ettin ya..
Kardeş belledin ya..
Seni Seviyorum ya..


İşte ben SENİN yolunda gitmek istiyenlerdenim.



Bu Güne Ulaştırana HamdoLsun..



*alıntı*
__________________
[Linki sadece üyelerimiz Görebilir. Üye olmak için tıklayınız...]


Her kitap, tılsımlı bir saray. Kapıları ilk gelene açılmaz.İnsan şehriyle biner trene; şehri, yani zaafları, alışkanlıkları, zilletleriyle. Her kitapta kendimizi okuruz. . Kitaplar, kadınlar, şehirler, metruk kervansaraylar gibi boş. Onları dolduran senin kafan, senin gönlün. .(cemil meriç).
kendinden öte bir yol için ; hAyAtın REngi !..






hayatin_rengi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 28.03.08, 01:57 PM   #42
hayatin_rengi
 
hayatin_rengi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2007
Nerden: sonsuzluğun sonsuzluğunda sonsuza uzanmakta..kendinden öte bir yolda..
Yaş: 30
Mesajlar: 1.911
Tesekkür: 0
23 Mesajına 33 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 9
hayatin_rengi is on a distinguished road
hayatin_rengi - MSN üzeri Mesaj gönder
Red face CANIM PEYGAMNBERİM ...

Canım Peygamberim..

[Linki sadece üyelerimiz Görebilir. Üye olmak için tıklayınız...]

Sıkıntılı, yorucu ve yoğun günlerde
Canım Peygamberim (s.a.v-salat ve selam onun üzerine olsun) asırlar öncesinde söylediği sözlerle, yaşayışıyla tüm güzel ahlakıyla bugünümü aydınlatıyor, yüreğimi ferahlatıyor...
Okudukça okudukça hayran kalıyor insan..
Nasıl hayran olunmasın ki, Rabbimizin En çok sevdiği kul O..
Salat ve selamın en güzeli, O'na olsun..
Bir çok işi söylenerek yaptığımıza şahit oluyorum..Söyleniyoruz, ama bir taraftan da o işi yapıyoruz..Hiç memnun da değiliz halimizden..Hep şikayet ediyoruz. Ama bununla hiçbir şey kazanmıyor, belki çok şey kaybediyoruz...
O'na bakıyorum..
O ki, dünyanın yükünü kalbinde taşıyor..Yaratılmış tüm insanların saadeti ve ahireti için dualar ediyor, onlar için sancı çekiyor..Onca işinin, onca sancısının ve üzüntüsünün arasında yine de gülüyor, hep tebessüm ediyordu..
Okuduğum kitapta diyordu ki: " Evine geldiğinde, hemen yardım edecek bir şey olup olmadığını soruyordu.
"Kavmin efendisi, hizmet edendir" demişti.
Evinde de ayakkabı tamir eder, elbisesini temizler, sökük diker, yama yapar, yemek hazırlar, çocuk bakımına katılırdı. -bunlar o devirde ve hatta bu devirde pek çok erkeğin pek yapmadığı şeylerdi üstelik-
Yani evine sadece güler yüzünü getirmezdi. Onun bütün varlığı tebessüm ederdi. Gittiği yere sevgi, huzur, ve mutluluk götürürdü. Gülüşü yansırdı bütün varlığa, taşa toprağa...Gece, gündüz olurdu. Üzüntüler unutulurdu. Kalbinden kalplere yollar açılırdı. Yollar ki Allah'a giderdi; kederler gideren, sevinçler getiren, insanı kendine getiren o yollardı.."

O yollara bizi de kabul et Rabbim...
Sana giden yolların yolcusu eyle bizi..
Gerçek yol dururken, yanlış yollarda oyalanmaktan ve doğru yolu kaçırmaktan sana sığınıyoruz...

Toprak ile aramızda kaç soluk olduğunu yalnızca Sen bilirsin Rabbim..Soluklarımızı Senin yolunda tükettir...
Senin ve canımız peygamberimizin (s.a.v) sevgisiyle iman ile Sana ve peygamberimize kavuşmayı nasip et..

Amin....



kaynak kitap:Ailede Sevgi İletişimi- Vehbi Vakkasoğlu
__________________
[Linki sadece üyelerimiz Görebilir. Üye olmak için tıklayınız...]


Her kitap, tılsımlı bir saray. Kapıları ilk gelene açılmaz.İnsan şehriyle biner trene; şehri, yani zaafları, alışkanlıkları, zilletleriyle. Her kitapta kendimizi okuruz. . Kitaplar, kadınlar, şehirler, metruk kervansaraylar gibi boş. Onları dolduran senin kafan, senin gönlün. .(cemil meriç).
kendinden öte bir yol için ; hAyAtın REngi !..






hayatin_rengi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 15.04.08, 02:27 PM   #43
abdussamet
 
abdussamet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Nerden: gelen gelir saadetle giden gider selametle
Yaş: 25
Mesajlar: 795
Tesekkür: 0
17 Mesajına 19 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 7
abdussamet is on a distinguished road
Standart Peygamberin Gözlerinde Erimeli

Böyle olmamalıydı.

İnsan bu hallere düşmemeliydi.

O uzak ufuklar, benzersiz alemler için var edilmişti,

Ve öteleri çok öteleri için,

Böylesine boş-basit ve lüzumsuz meseleler olmamalıydı onun gündemi.

Olmamalıydı Muhammed(sav) ümmeti bu halde,

Ona zillet yakışmazdı, alçak işlerle uğraşmak onun işi olamazdı.

O Muhammed(sav) demeliydi, ardından Allah(cc),

Ve sonra ağlamalıydı,

Medinenin sokaklarında yürüyen mahzun sevgiliyi düşünmeliydi.

‘Ümmetim, ümmetim’ sessiz ama alemleri inleten duasını duyarken

asırlar öncesinden, ağlamalıydı.

Hep onunla kucaklaşmalıydı,

Ve yalnızca O’nu koklamalıydı.

Gül kokusunu çekerken günahlarının, hadsizliklerinin kirlettiği ruhunun

derinliklerine ve kalbinin her bir hücresine birden bayılmalıydı.

Ve gözlerini tekrar O’nun şefkat dolu kucağında açmalıydı.

Ve göz göze gelmeliydi, işte o anda bitmeliydi,

Gözlerinde eriyip Rabbe yürümeliydi,
Ve bir daha aldırmamalıydı aleme ve aldanmamalıydı elaleme,

Peygamber(sav) gözlerinde erimeli,

Ve Rabbe yürümeliydi…
__________________
[SIZE=5][COLOR=red]AYAKLARI ŞİŞİNCEYE KADAR NAMAZ KILAN PEYGAMBERİN,,,,,,GÖZLERİ ŞİŞİNCEYE KADAR UYUYAN ÜMMETİYİZ,,,,,
abdussamet isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 15.04.08, 02:27 PM   #44
abdussamet
 
abdussamet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Nerden: gelen gelir saadetle giden gider selametle
Yaş: 25
Mesajlar: 795
Tesekkür: 0
17 Mesajına 19 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 7
abdussamet is on a distinguished road
Standart Gül Efendim.

Gül Efendim,

Sonsuz selam, sonsuz salat, sonsuz muhabbet ve ihtiram sana.



Elimin müjdesi, dilimin muştusu,

Gönlümün hakikat ruhu, ufkumun kahramanı, dünyamın zimamdarı,

Hilkaten fatiham, Nübüvveten hatimem, ezelen ve ebeden Efendim.

Varoluş varlığım, gül çağında gül ıtırım,

Gül Efendim.



Canların cananı, güllerin gülistanı,

Sonsuzluk aşkımın nur-u ummanı, gönül dünyamın mihveri,

Hayat eksenimin odağı, en mühim nokta-i nazarım,

Her halükarda başvuru kaynağım, rehberi furkanım,

Yegane sığınağım, barınağım ve limanım,

Gül Efendim.



Tesellim, bahar iklimim,

Hayatıma hayat sunan biricik modelim,

İnsanlığın iftihar tablosu Hazreti Peygamberim,

Âlemlere rahmet olarak gönderilen,

İnsanlığa armağan olarak vazifelendirilen,

İlâhi ikramım, canım, cananım,

İnsanlığa, insanlığı ve imanı soluklayan muhbir-i sadıkım

Gül Efendim.



Teri Gül kokan, gönlü Gül kokan, ömrü Gül kokan,

Gül Efendim.



Tebliğden önce temsil gücüm,

Korkutmayan, ürkütmeyen, nefret ettirmeyen, sevdirenim,

Zorlaştırmayan, kolaylaştıran, iyilikle, güzellikle davrananım,

İnsanlık âlemine nümune-i imtisalim,

Muhabbetiyle, hoşgörüsüyle, yaklaşımıyla,

Eşsiz özellik ve güzelliğiyle yaşayan Kur’ân’ım,

Gül Efendim.



Başlara baş, kalplere ilaç, ruhlara ışık ve ufuk,

Rengime renk, çizgime çizgi, ölçüme ölçü,

Renk, renk, huy, huy, çizgi, çizgi, yol, yol izdüşümler halinde,

İçimde, metafizik yönümde yaşayanım,

Gül Efendim.



Ahengim, rengim, özümde biçimlenen irfanım,

Hayat seyrimin fethi, damarlarında dolaşan imanım.

Kafa, kalp ve ruh bütünlüğümde şekillenen Sultanım,

Beni nice ümitlerle hülyalandıran hayalim, gerçeğim,

Düşüm, gülüşüm.

Gül Efendim.



Gecelerimin ışığı dolunayım, Gül baharım,

Nazenin fidanlarımın üstünde çiçek çiçek açıverenim,

Şafak serinliğimi, bakış derinliğimi dupduru sularıyla yıkayanım,

Kutlu zaman dilimim, ölümsüz bahar atmosferim,

Sevgi oymağımda sevincim, sevgilim,

Hiç başımı yastığımdan kaldırmadan, gözümü kırpmadan,

Asırlarca sürüp gitmesini istediğim tatlı rüyam,

Misk-i anberim, solmayan boyam,

Dimağımda elvan elvan lezzetim, izzetim, şerefim,

Gül Efendim.



Ahmedim, Mahmudum, Muhammedim,

Halık-ı Yezdanımdan, Sultan-ı Müeyyedim.

Gül Efendim.



Hayatımın siyeri, vasfımın şemaili,

Yakınlığına yakınlığımın ifadesi hilyem,

Şanına layık mi’racım, namına layık mesnevim,

Terennümlerim üzerine bestelenmiş ilahim,

Kağıt kağıt, kalem kalem, kitap kitap, söze layık, kelama layık,

Aşkım, vecdim, muhabbetim,

Gül Efendim.



Gönlümün gülü, sinemin sünbülü,

Yüreğimin bülbülü, derdimin dermanı, ruhumun fermanı,

Nazlı ve nazenin gözbebeğim, nur-u dilaram,

Andelib-i Zişanım, sevda iklimim, güzel kokan mevsimim,

Rahman ve Rahimin kudretiyle, İbrahimce, Ahmedi nefesli yarim,

Gül Efendim.



Güneşim, yıldızım, ışığım,

Medine’deki nurum, ak kalbime Banu Cihanım,

Güçsüzlüğümün gücü, çaresizliğimin çaresi, şanım,

Gül Efendim.



Sonsuz selam, sonsuz salat, sonsuz muhabbet ve ihtiram sana

Gül Efendim.



Senin olmadığın yıllarda,

Çölün ortasında alevler almış başını gidiyordu.

Küfürler kavurarak, har vurup harman savuruyordu.

Gündüzler anlamını yitirmişti.

Geceler büsbütün yalanları solukluyordu.

Dalga dalgaydı nefesler, kısılmıştı, titrek titrekti sesler

Gündüzler de, geceler de hiç yaşanma imkanına erişemediler,

Yetimdi sözcükler ve sevgiler, acılar besteliyordu yürekler

Cahilce işleniyordu cinayetler, kızlarını diri diri toprağa gömüyorlardı babalar.

Cinnet karargahına dönmüştü kalpler, hırpalanmıştı bünyeler,

Hor hakir görülüyordu, insandan bile sayılmıyordu kadınlar,

Çarmıha geriliyordu masum ve narin kelebekler,

Hayat hakkını bulamıyordu bebekler, körpeler

Güçsüzlerin gücünü emerek güçleniyordu güçlüler,

Dünyaya dünya olduğunu hissettirmediler,

Özleminle dolup taşıyordu özlem yüklüler,

Senin olmadığın yıllarda, zamanlarda,

Gül Efendim.



Ah keşke ne olur hep aşkınla oturup aşkınla kalkabilsem,

Ruhların yükselişleri gibi ufuklarında dolaşabilsem,

Ne yapıp edip de taa iç dünyalarına derinlemesine akabilsem,

Mecnun gibi arkandan yorulmadan koşabilsem,

İçime bir kor gibi düşerek, ocaklar gibi yanabilsem,

Sensiz geçen her türlü acılardan ah bir kurtulabilsem

Gül Efendim.



Yine karanlıklar bastı, ışıklar kesildi, ipler gerildi,

Bulutlar üstümüze karargah kurdu, çıkmaz sokaklar çoğaldı,

Yollar çatallandı, insanlar yoruldu, daraldı, bunaldı,

Varlık içinde yokluk çektiriliyor can taşıyanlara,

İmdat çığlıkları dağlar boyunca dalgalandı,

Kara çizgiler belirdi kara bahtımızda,

Yitirdik kendimizi, senin aşkını yitirdik.

Tuzakların esaretinde inlemekte kulaklarımız.

Feri kesildi gözlerimizin, tesiri kalmadı sözlerimizin,

Divanelere döndüğümüz muhakkak, yaya kaldığımız muhakkak.

Kendimizi unuttuğumuz muhakkak, Seni bilmez olduğumuz muhakkak.

Gül Efendim.



Sana her zamankinden daha muhtacız Efendim,

Uyandır gaflet uykularından bizleri Efendim,

Yeniden içime, gönlüme, metafiziğime doğ Sen

Ey Sevgili.

Gül Efendim.



Öyle bir doğuşla doğ ki, öyle bir gelişle gel ki,

Öyle bir sarışla sar ki; dünyam başkalaşsın, gönlüm yenilensin,

Ufkumda ısı ve ışık yüklü güneşler doğsun.

Gecelere renk veren aylar semalarımı kaplasın,

Yıldızlar saf saf etrafımda dizilsin, hakikatler sezilsin.

Bilinmesi gerekenler bilinsin, derilmesi gereken güller derilsin.

GülEfendim.



Gel ey aşk ikliminin Sultanı,

Gel ey güzellik şahikalarımın dolunayı,

Gel ey vefa ve safa göklerinin hilali, cemali,

Gel ey güzellikler ordusunun hakanı, varlık aleminin özü, kemali.

Gel, gel de dağıt şu zulmeti. İkram et, yitirdiğimiz cenneti.

Deriver içimize layık gülleri, sünbülleri,

İtiverme ne olur elinin tersiyle bizleri.

Aklımıza sun akılları, basiretleri,

Gül Efendim.



Gel, kine kilitlenenlerin kilidini kırmak için,

Nefrete odaklananların nefretini ortadan kaldırmak için,

Düşmanlığa sadık kalanların, zavallı ruhların,

Boyunlarındaki zincirleri çözüp açmak için,

GülEfendim.



Gel, Senin sevginle sevgilerimizi, Senin merhametinle merhametimizi,

Senin şefkatinle şefkatimizi, Senin sinenle sinelerimizi,

Senin muhabbetinle muhabbetimizi,

Senin hoşgörünle hoşgörümüzü

Coştur Efendim, bizleri koştur Efendim

Gül Efendim.



İçimize bir Gül, gönlüzüme bir Gül, özümüze bir Gül

Gül Efendim.



Sonsuz selam, sonsuz salat, sonsuz muhabbet ve ihtiram sana

Gül Efendim.

__________________
[SIZE=5][COLOR=red]AYAKLARI ŞİŞİNCEYE KADAR NAMAZ KILAN PEYGAMBERİN,,,,,,GÖZLERİ ŞİŞİNCEYE KADAR UYUYAN ÜMMETİYİZ,,,,,
abdussamet isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 15.04.08, 03:36 PM   #45
güzelislam
Kardeş
 
güzelislam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 755
Tesekkür: 4
8 Mesajına 9 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 9
güzelislam is an unknown quantity at this point
Standart Cevap: Gül Efendim.

Sonsuz selam, sonsuz salat, sonsuz muhabbet ve ihtiram sana

Gül Efendim.



Allah razı olsun kardeşim, Peygamberimize (a.s.) sevgi çok güzel anlatılmış, duygulanmamak elde değil
güzelislam isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 04.05.08, 03:01 PM   #46
seydanur
 
seydanur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 58
Tesekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 7
seydanur is on a distinguished road
Standart Ah Efendim ,Can Efendim,Gül Efendim

Gelirim ey dost;

ayaklarım kanasa da dikenlerden, dar kafeslerden kurtulup, kırıp zincirlerimi yine Sana gelirim. Gelmesem Sana, Sensizlikten yok olurum. Yolunda ölmek için, Seni ararken, Sende tükenmek için gelirim. Yalınayak, başı açık dosta kavuşmanın hayaliyle çıktım yola. 'Gül'e doğru savurdu rüzgâr beni. Dağın bağrındaki ateşten, kâinatı ısıtan güneşten sordum gül diyarını. "Güllerin Efendisi'nden destur almak için ne lâzım." dedim. O'nun adını duyunca; dile geldi dağlar ve taşlar, tebessüm etti güneş. Hepsi bir ağızdan, "Teri gül kokan Gül Sultanı'ndan kabul görmek için seher kapılarının önünde kul olasın, bel kırıp boyun burasın. Hakk'a yönelip el pençe divan durasın." dediler. Sonra, "İnsan olana saygı duyasın, kırık gönüllerde tahtlar kurasın, yaralı gönüllere muhabbetinle merhem olasın." diye nasihatte bulundular. "Hakk'ın sadık dostuna, hidayetin güneşine, inayetin gözbebeğine, rahmetin timsaline, rububiyet saltanatının dellâlına, kâinatın muallimine, Habib-i Zîşan'a ve O'nun âline ve ashabına milyon kere salât ve selâm olsun." dediler.
Âh Efendim, Can Efendim, Gül Efendim!

Dosta giden çile dolu yollarda, getirdiğin huzura, nurunun aydınlığına muhtacım. Bilirim kılâvuzu Sensin dosta çıkan yolların, haritası Sana emanet edilmiştir gül coğrafyasının. Günahkâr bedenimi yüklenip azıksız bir heybeyle, nuruna kavuşmak ve şefaatine ulaşmak için yöneldim kapına. Güneşin ağlayarak doğduğu bir vakitte, sızlanışım vardır ney misali. Serin seherlerde uykularımı kaçıran hasretin vardır. Seni ararken rüzgâra döktüm derdimi. Sessiz bir 'âh'la kanatlandı kuşlar. Ağır ağır aktı mavi bir menzile doğru bulutlar. Kanayan gül yapraklarından, yaralı bülbüllerden geldi selâmı baharın.

'Andım yine Seni her şey yâdımdan silindi
Hayalin gönlümün tepelerinde gezindi
Bu bir serap olsa da hafakanlarım dindi
Andım yine Seni her şey yâdımdan silindi.'

Hayalini kurdum binlerce yıl uzaktan. Bir tebessümüne hasret kaldı günahkâr bakışlarım. Sen bir serap gibisin içimin çöllerinde; yaklaştıkça uzaklaşan, uzaklaştıkça yaklaşan ve yakan... Hayalin bile serinliktir kavrulan ruhum için, hayalin bile tat verir acıyan yüreğime. Adın geldiği ve ismin can olduğu zaman cümlelerimin özüne, yok olur bütün düşmanlıklar ve savaşlar. İhtiyar dünya bin defa şahittir buna. Hz. Ömer'in öfkesi, potanda eridi Efendim. Hz. Vahşi, günahları için gözyaşı dökmeyi Senden aldığı nâmeyle öğrendi. Gel Efendim, bir gece yarısı cesedime can olmak için gel, damarlarıma aşkınla dolmak için gel! Ah Efendim, andım yine Seni her şey yâdımdan silindi.

'Keşke hep aşkınla oturup aşkınla kalksam
Ruhlar gibi yükselip de ufkunda dolaşsam
Bir yolunu bulup gönlünden içeri aksam
Keşke hep aşkınla oturup aşkınla kalksam.'

Keşke hep aşkınla oturup aşkınla kalksam. Aşkının odunda pervaneler gibi can verip yansam. Ebediyete ayarlı kalbimi, "Ya Bâkî Ente'l-Bâkî " sırrıyla Hakk'a hediye sunsam. Kalbini nasıl yarıp arındırdıysa melekler, ben de Seni rehber edinip kirlerimden arınsam. Rabbim'e giden yolda dünyadan firar etsem, merhametinin gölgesine sığınsam. Ürkek ceylan misali yanına sokulsam. Bir yolunu bulsam, muhabbet menbaı olan gönlüne aksam. Ve yanlış efendilere köle olmaktan ebediyen kurtulsam. Keşke hep aşkınla oturup, aşkınla kalksam..

'Anlasam vuslata ne zaman ferman gelecek
Hicranla yanan gönlüm durmadan inleyecek
İnleyip en taze hislerle hep bekleyecek
Anlasam vuslata ne zaman ferman gelecek?'

Anlasam vuslata ne zaman ferman gelecek? Beni de çağırır mı çağları delen sesin? Bir dua sonrası ay yüzünle yüzüme bakıp, "Günahkâr olsan da gel!" der misin? İçimdeki sancının adı nedir, Efendim? Nedir beni bu zamansız mekânsız hasrete çeken, bu yüreğimdeki ağırlık, bu mücrim halimle ötelere duyduğum iştiyak da ne?

Sadık dostun Ebu Bekir, öfkeye galip gelen Ömer, edep tacını giyen Osman, sırrını emanet ettiğin ilim kapısı Ali (r.anhum) hürmetine, beni de kucakla şefaatinle. Nerededir gönlüne akan yol? Sana vuslatın şartı can mıdır söyle? Kurban olsun canım Hakk'ın yoluna, vuslatına ferman gönder Efendim.

'Kalbim bir güvercin kalbi gibi titrerken ardından
Ne olur sana ulaşmam için kanadından
Bir tüy ver, pervaz edeyim hep ardından
Kalbim bir güvercin kalbi gibi titrerken ardından.'

Bedenim kafes Efendim, kalbim tutsak bir güvercin gibi titriyor kafesinde. Uzaklığın çekilesi dert değil. İsmini ansam gecenin ıssız saatlerinde, bir cuma sabahı uykuyu beyninden vurarak duaya dursam, gül kokan bir muştuyla gelir mi melekler? Korkuyorum bu gurbette Sensiz kalmaktan. Yüreğim Sensiz karanlık, yüreğim Sensiz gece... Sana doğru kayıyor gönlümün göklerinde yıldızlar. Bir gece kirpiklerim kapansa; Sen, gül kokunu yüklenerek bir bahar edasıyla gelsen güneş gibi ısıtsan buzdan duygularımı. Rüyalarım şeref bulsa güneşi kıskandıran cemalinle. Kur'an ilmini elinden içsem ab-ı hayat misali. Taif dönüşü ettiğin dua hürmetine kabul görsem tarafından, Efendim...

'Ey kupkuru çölleri cennetlere çeviren gül
Gel o bayıltan renklerinle gönlüme dökül!
Vaktidir, ağlayan gözlerimin içine gül
Ey kupkuru çölleri cennetlere çeviren gül.'

Ey susuz kalanlar için parmaklarından pınarlar akan Sevgili! Yaradan, 'Habibim' demiş Sana, "Sen olmasaydın gökleri yaratmazdım." diye ilân etmiş âleme. Ağaçlar köklerini sökmüşler toprağın bağrından yanına gelmek için. Hurma kütüğü inlemiş rıhletinin ardından. Ey taşlarla bile konuşan Sevgili! Bir gün gelsen bana, ağlayan gözlerimin tâ içine sürmeli gözlerinle nazar kılsan, nurun aksa gözlerimden gönlüme. Ve öylece yanarak menziline varsam.

'Mecnun gibi arkanda koşan kulun olayım
Bir kor saç içime ocaklar gibi yanayım
Sensiz geçen bu acı rüyâdan kurtulayım
Mecnun gibi arkanda koşan kulun olayım.'

Eğer dünya bir nefeslik dar mekânsa ve bu mekâna gelmek imtihansa kul için, Mecnun eyle beni de gerçek Leyla'ya. Hubeyb gibi, Mus'ab gibi, Enes bin Nadr gibi, Ashab-ı Bedr ve Şüheda-yı Uhud gibi... Candan canandan, evlâd u ıyalden geçerek Sana geleyim. Şehadet olsun sensizliğin bedeli. Bir kor saç ki içime, ocaklar gibi yanayım. Bu can yoluna kurban olsun ve anam-babam sana feda olsun yâ RasulALLAH.

'Aklım Senden uzakta kaldığı günleri saymakta
Ruhuma sisli-dumanlı bir kasvet yaymakta
Göster çehreni ki güneş guruba kaymakta
Aklım Senden uzakta kaldığı günleri saymakta.'

Kalbimin çekirdeğinde inceden bir sızı; bu sızı Senden Efendim. Sensizlikle imtihan etmesin beni Yaradan. Sana ulaşmak zor olsa da Sana ulaşma arzusunu, Senden uzak kalma korkusunu içimden almasın. Bu diyarlarda vakit dolmadan, ölüm meleği emanetini almadan, güneş guruba kaymadan vaslına ermekle müjdelesin. Beni bensiz bıraksın; ama Sensiz bırakmasın.

'Son demde hiç olmazsa gurûbum tulû olsun
Gönlüm ufkunun en taze renkleriyle dolsun
Her yanda tamburlar çalsın neyler duyulsun
Son demde hiç olmazsa gurûbum tulû olsun.'

Ah Efendim, Can Efendim, Gül Efendim!

"Kefenimi saçlarımdan giymeye başladığım şu demde", Sana döndüm yüzümü. "Zaifem, bîkesem âcizem, alîlem, medet cûyem zidergah et ilâhî." Dualarım, hep Senden yana. Fidanları bile yeşertir gözyaşlarım. Kapanırken bu âlemde gözlerimde perdeler, Sen tut ellerimi. Öyle bir alayla gel ki beni almaya, sümbüller, nergisler, lâleler eşlik etsin endamına. Her tarafta tamburlar çalsın, neyler duyulsun, rüzgâr gül kokunu kâinata savursun. Ağaçlar, yapraklar bu neşveyle düğün meclisi kursun. Bari son demimde ruhum huzurla dolsun. Neyin eksik olur Ya Rabbim, bu da benim düğünüm olsun...
seydanur isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 04.05.08, 05:07 PM   #47
Leyli Efruz
 
Leyli Efruz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 511
Tesekkür: 0
6 Mesajına 9 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 7
Leyli Efruz is on a distinguished road
Standart Cevap: Ah Efendim ,Can Efendim,Gül Efendim

Anlasam vuslata ne zaman ferman gelecek? Beni de çağırır mı çağları delen sesin? Bir dua sonrası ay yüzünle yüzüme bakıp, "Günahkâr olsan da gel!" der misin? İçimdeki sancının adı nedir, Efendim? Nedir beni bu zamansız mekânsız hasrete çeken, bu yüreğimdeki ağırlık, bu mücrim halimle ötelere duyduğum iştiyak da ne?
paylaşım için allah razı olsun duygularıma tercüman oldu...DAYAN KALBİM ÜÇ BEŞ NEFES KADARCIK DİYORUM VE TESKİN EDİYORUM SEVGİLİYE ÖZLEMİMİ....BAZEN ÇOK YAKINMIŞ GİBİ GELİYOR ruhum kalbime sesleniyor vuslata az mı kaldı ne?
__________________

Bir yanım tevazuda,Bir yanım dimdik ayakta,
Misal LâmelifElifi çözdüm, Lâmı düğümledim
Kendi”me bir Mim koydum“Kendim” oldum
Dönüp dolaşıp sonunda bir noktada son buldum!


[Linki sadece üyelerimiz Görebilir. Üye olmak için tıklayınız...]
Leyli Efruz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 04.05.08, 07:03 PM   #48
seydanur
 
seydanur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 58
Tesekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 7
seydanur is on a distinguished road
Standart Cevap: Ah Efendim ,Can Efendim,Gül Efendim






Eğer bir gün Peygamber Efendimiz ziyaretinize gelse,

Yalnızca birkaç günlüğüne aniden çalsa kapınızı,

Merak ediyorum neler yapacağınızı...

Biliyorum ama

Böylesine şerefli bir konuğa açacağınızı en güzel odanızı,

Ona sunacağınız yemeklerin en iyisi olacağını,

Ve inandırmaya çalışacağınızı,

Onu evinizde görüyor olmaktan mutluluk duyacağınızı;

Gerçekten evinizde ona hizmet etmekten alacağınız hazzı.

Fakat söyleyin bana,

Efendimizi evinize doğru gelirken gördüğünüzde,

Onu kapıda mı karşılayacaksınız?

Yoksa onu içeri almadan önce, aceleyle,

Bazı dergileri, gazeteleri çarçabuk saklayıp

Yerine Kur'anı mı koyacaksınız?

Peki hala Amerikan filimlerini seyredecek misiniz televizyonda?

Yoksa kapatmaya mı koşacaksınız aceleyle,

O size kızmadan önce?

Kimbilir?

Belki de ağzınızdan hiç çıkmamış olmasını mı dilerdiniz,

Hatırlayamadığınız en son çirkin kelimeyi...

Peki ya dünyalık müziğinizi, kasetlerinizi de saklayacak mısınız?

Ve bunun yerine ortalığa,

Kitaplığınızın raflarında tozlanmış,

Hadis kitapları mı çıkaracaksınız?

Hemence içeriye girmesine izin verecek misiniz?

Yoksa teleşla ne yapayım diyerek,

Sağa sola mı koşturacaksınız?

Merak ediyorum:

Eğer Peygamber Efendimiz,

Bir kaç günlüğüne sizinle birlikte yaşasa,

Yapmaya devam edecek misiniz,

Her zaman yaptığınız şeyleri?

Ailenizdeki sohbetler eski halini koruyacak mı?

Her yemekten sonra sofra duası etmeyi,

Yine zor mu bulacaksınız?

Hiç yüzünüzü asmadan,

Oflayıp puflamadan,

Her vakit namazınızı kılacak mısınız?

Ya sabah namazı için,

Sıcacık yatağınızından,

Erkenden fırlayacak mısınız?

Peki ya yine mırıldanacak mısınız,

Her zaman söylediğiniz şarkıları?

Ve okuyacak mısınız,

Her zaman okuduğunuz kitapları?

Peki bilmesine izin verecek misiniz,

Aklınızın ve ruhunuzun beslendiği şeyleri?

Yoksa hiç bilmemesini mi isterdiniz?

Şöyle diyelim ya da:

Gideceğiniz her yere götürebilecek misiniz Peygamberi de?

Yoksa birkaç günlüğüne değişecek mi planlarınız?

Tanıştırmaktan onur duyacak mısınız en yakın arkadaşınızı onunla?

Yoksa hiç karşılaşmamalarını mı umardınız,

Peygamberin ziyareti bitene dek birbirleriyle?

Şimdi söyleyin açık yüreklilikle,

Onun kalmasını ister misiniz sizinle?

Sonsuza dek, hep birlikte...

Yoksa rahat bir nefes mi alacaksınız,

Ziyareti bitip gittiğinde?

Gerçekten bilmek ilgi çekici olabilir değil mi?

Bilmek ve düşünmek,

Eğer bir gün Peygamber Efendimiz ziyaretinize gelse

Yapacağımız şeyleri...

Eğer bir gün Peygamber Efendimiz ziyaretinize gelse,

Yalnızca birkaç günlüğüne aniden çalsa kapınızı,

Merak ediyorum neler yapacağınızı ...

Konu seydanur tarafından (04.05.08 Saat 07:05 PM ) değiştirilmiştir. Sebep: yanlis oldu
seydanur isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 04.05.08, 07:04 PM   #49
seydanur
 
seydanur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 58
Tesekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 7
seydanur is on a distinguished road
Standart Cevap: Ah Efendim ,Can Efendim,Gül Efendim



Hâlâ senin yetimliğin düşer payıma

Hâlâ senin öksüzlüğün gelip oturur

En onmaz bir yanıma,


Sensiz üşüdüm dehlizlerinde zamanın,

Gülen yüzlerin ruhları mahkum,

Sen heybetini dağlara bıraktın

Sıcaklığını çöllere

Gidişini sakladın bir hurma çekirdeğinde,

Vuslatları alıp gittin bir başına

Sarı takvimleri bana bıraktın

Firakları devşirdim zamanın aynalarında

Kum saatlerine bakarak bekledim gelişini

Heyhâtlara gömüldüm ,

Hangi gecenin sabahında bulurum ben seni,

Günde beş defa iyi-kötü savaşı çıkartır kelimelerim,

On dört asırlık uzaklıktan geliyorum kapına

Suskunluğum, susuzluğum bu yüzden

Bu yüzden sensizliğinde gurbetlerin dili lâl şairiyim.



Senden sonra aşkın gözünü kör etti insanlık

Bizlere âmâlık miras kaldı cedlerimizden

Kör bir yılan Sevr’de bin yıldan beri yolunu bekler,

Benim de beklediğim bu duraktan

Yolun geçer mi senin,

Gülüşün kadar sıcak gül kokuna hasret çekerim,

Senden sonra güllerini kana buladılar,

Gönlümün gözyaşları çoğaldı mısralarda,

Yetim kalmak ve öksüz olmak

Manasını yitirdi zamanla,

Oysa bütün yetimlikler, bütün öksüzlükler

Firakının tam manasıydı

Gidişine alışamayanların dilinde,

Hendek’te karnına bağladığın taşlar

Seni anmadan her nefes alıp vermemde

Gelip boğazıma düğümlenir şimdi,

Senin için canından geçenler de kimdi,

Üç bin meleği etrafında pervane yapan

Yoksa Allah’ın yerdeki kudret eli miydi!



Bedir’den payıma hâlâ bir “keşke” düşer

Senin için hâlâ canından geçenler aklıma düşer

Senin için tahtına küsenler, yardan geçenler

Senin için korkmadan atını denize sürenler var

Hâlâ gelmeni bekleyenlerin sabrı umman kadar,

Karen’de Üveys’in yalın ayaklarından

Senin yolunu bulmak için iz sürenler delikanlılar

Çağların ötesinden, taşların dilinden

İzleri kaybolan yedilerin şehrinden

Binler selam yollamakta sana Sevgili.



Hira’da kurşunî bir ses akar sayfalara

Hira’da sakladığın o sır

Güneşten daha aşikardı oysa,

Sana benzemek için

Birbiriyle yarıştı bütün gülleri dünyanın,

Kameri bir işaretiyle ikiye böldü Ahmed’î nazar,

Gül bahçesinin sultanı ey gül-i yar

Sendendir her çiçeğin adı gül konulmadı,

Efendisinden kaçan köleler çoğaldı

Koyunu kurda kaptırdı çobanlar

Yorgun zamanlara hapsedildi hasretlerimiz

Bir tek sana olan sevdamıza gem vurulamadı

Bir tek sen olunca manalar yüklenir firaka!



Hâlâ senin yetimliğin düşer payıma

Hâlâ senin öksüzlüğün gelip oturur

En onmaz bir yanıma,

Tahammülü yok dedim bu firakın

On dört asırlık uzaklıktan kaçıp geldim kapına,

Sevdalar zaman mekan tanımaz

Ve ey zaman mekan aşmış Sevgili’m

Ben senin gelişinin dilencisiyim

Konu seydanur tarafından (04.05.08 Saat 07:19 PM ) değiştirilmiştir.
seydanur isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 04.05.08, 07:21 PM   #50
seydanur
 
seydanur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 58
Tesekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 7
seydanur is on a distinguished road
Standart Cevap: Ah Efendim ,Can Efendim,Gül Efendim




Sen gülleri akıttın uğrunda yanan


Beş milyonun gönlüne Ya Resul
Ben kalbimi yardım
Damarlarımdan kanımı akıttım Ey Nebi
Güllerin solmasın tertemiz goncaların kana bulanmasın
Avuçlarında insanlığa adanmış taptaze bir bahar saklı
Selamla dönmekte yine yeryüzünde en yüce sevdalar
Nefesini duyacaktım sanki Ya Resul, bir soluk alsan
Ellerini tutacaktım sanki Ey Nebi, ellerini bir uzatsan
Selamlarını getirmiştim mazlum ve masum kardeşlerimin
Önünden geçerken üç saniye üç asır gibi geldi
Duydum aldığını getirdiğim selamları, söz yerine geldi

Nasıl dünya huşu ve edeple geçmekte önünden Ya Resul
Sen her zamanki gibi yine mütevazi, yine şefkatlisin Ey Nebi
Bir yanına almışsın dünyanın en cömert kalplisini
Mağara arkadaşın olmuştu hicret ederken şehirlerin en Medenisine
Bir damla yaş süzülmüştü yüzünden
Ayak parmağını ısıran yılanın sancısında
Mağara arkadaşınla dünyada eleleydin
Kabirde de aynı Ya Resul
Hemen yanında da yürürken yeri titreten biri vardı Ey Nebi
Önce Ömer idi adı, Seni tanımadan evvel Sana cephe almıştı
Ve bir gün Ömer müslüman oldu
Her şey meydanlarda açıkça söylendi
Artık Ömer, Faruk olmuştu hicrette kılıcına sarılmıştı
Varsa karısını dul, çocuklarını yetim bırakmayan isteyen
İşte gidiyorum, tek başıma hicret ediyorum ben
Bir gün elbet döneceğiz doğup yaşadığımız bu topraklara
Medine de büyüyüp olgunlaşacak yücelecek bu sevda diyordu
Giderken Ali’yi çağırmıştın
Bu akşam sen kalacaksın
Benim yatağımda sen yatacaksın demiştin
O çocukların ilkiydi, yüreği tertemizdi
Şimdi o peygamberler peygamberinin vekiliydi
Güzelliklerden ruhları uzak kalanlar aldanacaktı
Peygamber evine zorla girdiklerinde
Senin yerinde Ali’yi bulacaklardı
Ne büyük bir devletti Ali için
Peygamber yatağında yatmak
Ne bulunmaz bir servetti
Seni örten yorganda sabahlamak
Ve ne paha biçilmez hazineydi
Başına koyduğun yastığa baş koymak
Yerden bir avuç toprak alıp
Savurmuştun kapıdan çıkarken yeryüzüne
Dönüp de arkana bile bakmadan
Doğduğun topraklara veda ettin.
Gidişin güzelliklerle geri dönmenin
Çağlar ötesi muştusuydu sanki
Hüzünler bile giderken hüzünlendi kahrından
Ağladı günlerce arkandan Ya Resul t
Kederler yasa boğuldu gözyaşlarını döktü
Bulutlar kahrından unuttular
Rahmet yüklü yağmurlara gebe olduğunu
Ölüm bile kendi cenazesine ağlamamıştı
Bugüne kadar
Görmemişti yeryüzü böyle bir acımasızlığı
Bugüne dek
Dayanabilir miydi buna insanlardaki bu yürek
Elbette dayanacaklardı çünkü sen farklıydın
Alemlere rahmettin dostlarına sabretmeyi öğrettin
Zulümleri güllerle yok ettin
Çileleri sabırla tükettin
Ve dönmüştün bir gün dostlarınla hep beraber
Büyük bir zaferle kan dökmeden
Şehirlerin anası olan canım Mekke’ye
Bir beyaz gülle gelmiştim huzuruna
Çok uzaklardan Ya Resul
Buram buram kokun geldi kabrinin önünden geçerken
Gülün gül kokan gül kokularının üstüne Ey Nebi
Tertemiz yüreğinden güller yürüdü üzerime
Gül yağdı vadilere, gül yağdı ormanlara
Gül yağdı Mekke’ye, gül yağdı Medine’ye
Gül yağdı Şam’a, gül yağdı Vatanıma
Gül yağdı İstanbul’a, gül yağdı Bursa’ma
Ve güller yağdı ömrümüzün baharına ve yazına Ya Resul
Gül koktu tomurcuk tomurcuk her kelime ve her hece
Ve bundan böyle hep gül kokacak Ya Resul
Her doğan gündüz ve her gelen gece

seydanur isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 04.05.08, 07:23 PM   #51
seydanur
 
seydanur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 58
Tesekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 7
seydanur is on a distinguished road
Standart Cevap: Ah Efendim ,Can Efendim,Gül Efendim


Sen yaralı serçemdin benim. Yüreğime kondun, bense söz eyleyip dilimden uçuramadım seni ya Resûlallah!

Kalbim seninle tanıdı sevdayı, bense kırmızı bir gül verip canana, tanıtamadım seni ya Resûlallah!

Ruhum sensiz kördü, karanlıktı. Sen, gören gözü idin ruhumun. Bense nefs gözlüğümü çıkarıp, gözümün ta içine bakanlara gösteremedim seni ya Resûlallah!

Sen ıslah ettin yüreğimi, huzuru oldun kalbimin. Bense nice sıkıntılı dostlarıma, yüreğimdeki senden bir buket sunup, huzur veremedim ya Resûlallah!

Sen solmasını istemediğim çiçeğiydin ruhumun, bense sünnetullah deryasından bir bardak su dökemedim sana ya Resûlallah!

Sen ziyafet verdin gönlüme, bense hadis sofrasına oturup lezzetini tadamadım ya Resûlallah!

Sen dertlerime ilâçtın, dermandın yaralarıma. Bense gözyaşlarımı su eyleyip içemedim seni ya Resûlallah!

Sen ki ahlâk merdiveninin zirvesindeydin. Bense terbiye çarığını giyip, huzuruna çıkamadım ya Resûlallah!

Sen bir hoşgörü pınarıydın, usulca aktın kalbimin derinliklerine. Bense içerine girip, günah kirlerimi yumamadım ya Resûlallah!

Sen ki yanık sevdamdın benim. Seni göremeyişin, göremeyecek oluşun ümitsizliği ateş olup yaktı beni. Bense Rahman'dan bir damla rahmet dilenip, bu ateşi söndüremedim ya Resûlallah!

Sen olmasan yoktu yüreğim, sen ki her şeydin benim için. Bense hiçbir şeyliğimi bilip, her daim boynumu bükemedim ya Resûlallah!

Yaşanılmaya en lâyık aşk sende idi, görülesi göz, duyulası söz sende. Bense Asr–ı Saadet'e benzemeyen şu ömrümde, seni bulamadım ya Resûlallah! ...

seydanur isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 04.05.08, 07:26 PM   #52
seydanur
 
seydanur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 58
Tesekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 7
seydanur is on a distinguished road
Standart Cevap: Ah Efendim ,Can Efendim,Gül Efendim



Gel ey, konuşurken dudaklarına tebessümler karışan!..
Gel ey, yüzüne üzgünlerin üzüntüsünü dağıtmak yaraşan!..
Gel ey, ateş-i aşkına yanmak için âşıkları birbiriyle yarışan!..
Gel ey!..
Ayrılığında çoğalan alevleriyle arınalım aşkının; yanalım yandıkça ve
yandıkça yanalım. Aşk yüzünden elbisesi yırtılan da, Hak uğruna
gözlerini kurutan da seni arzulamakta şimdi. Bizi kendine madem
yine sensin bağlayan ve ayrılığının derdine yine sensin ayrılıkla
derman olan, o hâlde gülümse bize Efendim, bize gülümse. ‘‘Allah
onları sever; onlar da Allah’ı sever’’ sırrına ermekte rehberimiz ol, tut
günahkâr ellerimizden; günahkâr ellerimizden tut.
Sen ey!..
Gelsen hayallerimize bir kez… Ve üzerine sepet sepet güller döksek
biz. Gelsen düşüncelerimize bir an… Ve baharları sersek ayağına çiçek
çiçek, mevsim mevsim, ıtır ıtır… Dolunaylar yerine doğsan dünyamıza
bir vakit…Ve zatını gündüz değilse, hayalini gece göstersen bizlere.
Girsen ansızın düşlerimize, şevkat parmaklarınla okşasan başımızı
ışık ışık… Ve ışığına düşsek pervaneler gibi; pervaneler gibi ışığına
düşsek.
Gel Efendim…
Bir kez doğ içimize de isterse kaybolsun dolunaylar güneşler… Gir
gözümüze de bir nefes, isterse silinsin tutyalar, sürmeler… İlham olup
ak gönlümüze bir anda, isterse yitirilsin uçtan uca naatlar ve gazeller,
beyitler ve dizeler uçtan uca yitirilsin isterse…
Gel Efendim, dostluğuna muhtacız; umutsuz ve çaresiz bırakma
çaresizlerini. Gel yeter ki, hakkımızda verilecek her hükme razı olalım.
Gel ey, bitir bitmeyen hasretini içimizde!..
Gel ey, onsuz mutluluk bulamadığımız!..
Gel ey, kendisine lâyık olamadığımız!..
Gel benim Efendim, bir kez olsun dokun yüreğime, yüreğime dokun bir
kez olsun…
Yüreğim kanıyor efendim, kanıyor yüreğim!..
Çığlık çığlığa beşeriyet, çiğnenmiş reyhanlar misali hep seni arıyor.
Uyandır, zindanlara koyduğumuz Yusufî sevdalarımızı efendim!
seydanur isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 07.05.08, 01:50 AM   #53
seydanur
 
seydanur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 58
Tesekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 7
seydanur is on a distinguished road
Standart Cevap: Ah Efendim ,Can Efendim,Gül Efendim




Efendim
Efendim

Alemler yaratıldı hürmetine Efendim
Melek insan hayrandır sünnetine Efendim

Sen habib-i hüdasın, mislin ve benzerin yokNe kadar şefkatlisin ümmetine Efendim
Adalet ve hürriyet seninle kemal bulduBir kıl geçmedi zimmetine Efendim
Nice gözler vardır ki daha dünyada erdi
Gülcemalini görmek nimetine Efendim
Padişahlar kölendir, benim aklım ermiyorSenden uzak insanın cinnetine Efendim
Alemde Bilal olmak herkesin kârı değilAklı olanlar koşar minnetine Efendim
Yüzün gülzar-ı cennet, nazarın kalbe şifaSensin tabib beşerin illetine Efendim
Yüce Allah katında şanın o kadar büyüGönderildin İbrahim milletine EfendimKimki seni tanımaz, sana bende olmazsa Bir nihayet yok onun zilletine Efendim
Alemlere rahmetsin, müjdelerle geldin sen Güvercin kanat gerdi hicretine Efendim
Vasfından aciz diller hiç bir söz kâfi değilŞanına şerefine izzetine Efendim

Hep gıpta etmekteyim seni gören gözler
doydu vuslatın lezzetine Efendim

Sendeki sabrı hiç kimseler bilmediGülüp geçtin kavminin hiddetine Efendim
Dayanamaz hasretin şiddetine Efendim
Taif’te ve Uhud’da bir lahza sarsılmadınHep güvendin Allah’ın kudretine Efendim
Gönlün göklerden , ay nuruna pervaneCebrail vezir senin devletine Efendim
Aşkına yanan kula artık mahzun olmak yokGark eder hazreti Hakk rahmetine Efendim
Seni bilmeyen kişi şu büyülü dünyanınNiye katlanır bilmem zahmetine Efendim
Nebiler sana müştak yarın bu güzel ümmetKuşlar gibi koşacak Ahmed’ine Efendim
seydanur isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 13.05.08, 11:22 AM   #54
avcı02
Kardeş
 
avcı02 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: May 2008
Yaş: 26
Mesajlar: 1
Tesekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 7
avcı02 is on a distinguished road
avcı02 - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Peygamber efendimizin şefaati

Peygamber efendimizin şefaati nasıl olacak?
Kabirden önce Resulullah efendimiz, üzerinde Cennet elbisesi ile kalkacak. Burak üzerinde, elinde liva-ül-hamd isimli bayrakla mahşer yerine gidecek, peygamberler ve bütün insanlar bu bayrağın altında duracak, hepsi, beklemekten çok sıkılacak, önce peygamberlerden Hazret-i Âdem, sonra Hazret-i Nuh, sonra Hazret-i İbrahim, Hazret-i Musa ve Hazret-i İsa’ya gidip, hesaba başlanması için şefaat etmelerini dileyeceklerdir. Her biri, birer özür bildirerek, Allahü teâlâdan utandıklarını söyleyecekler, şefaat edemeyecekler, sonra Resulullah efendimize gelip yalvaracaklardır.

Önce, Onun ümmeti, Sırattan geçip Cennete girecektir. Sonra bütün peygamberler şefaat edecektir. (Buhari)

Peygamber efendimizin şefaati şöyle olacak:
1- Makam-ı Mahmud şefaati ile, mahşerde beklemek azabından kurtaracaktır.
2- Çok kimseyi, sorgusuz, sualsiz Cennete sokacaktır.
3- Azap çekmesi gereken müminleri azaptan kurtaracaktır.
4- Günahı çok olan müminleri Cehennemden çıkaracaktır.
5- Sevapla günahı eşit olup, Araf’ta bekleyen kimselerin Cennete gitmelerine şefaat edecektir.
6- Cennete girmiş olanların derecelerinin yükselmesine şefaat edecektir.

Şefaat ile hesaptan kurtardığı yetmiş bin kimsenin her birinin şefaatleri ile de, yetmişer bin kişi sorgusuz, sualsiz Cennete girecektir.

İmam-ı Rabbani hazretleri buyurdu ki:
(Peygamberlerin sonuncusu gibi bir şefaatçi olmasaydı, bu ümmetin günahları kendilerini helak ederdi. Bu ümmetin günahları çok ise de, Allahü teâlânın af ve mağfireti de sonsuzdur. Allahü teâlâ, bu ümmete af ve mağfiretini o kadar saçacak ki, geçmiş ümmetlere böyle merhamet ettiği bilinmiyor. Doksandokuz rahmetini, sanki bu günahkâr ümmet için ayırmıştır.

Allahü teâlâ, af ve mağfiret etmeyi sever. Günahı çok olan bu ümmet kadar af ve mağfirete uğrayacak hiçbir şey yoktur. Bunun için, bu ümmet, ümmetlerin en hayırlısı oldu. Bunların şefaatçileri olan Peygamberleri, peygamberlerin en üstünü oldu.

İmanlı ölen herkese şefaat
İmanını muhafaza ederek ölen herkes şefaate kavuşacaktır. Duha suresinin (Elbette Rabbin sana [şefaat hakkı ve pek çok nimet] verecek, sen de razı olacaksın) mealindeki beşinci âyet-i kerimenin tefsirinde Resulullah efendimiz (Ümmetimden bir kişi Cehennemde kalsa razı olmam) buyurdu. Şefaate kavuşabilmek için de imanlı ölmek şarttır. İmanlı ölenler de ebedi kurtuluşa kavuşmuş demektir.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kıyamette şefaat edeceğim. Ya Rabbi, kalbinde hardal zerresi kadar iman olanları Cennete koy diyeceğim. Bunlar Cennete girecekler. Sonra, kalbinde az bir şey olanlara, Cennete girin diyeceğim.) [Buhari]

(Ahirette ilk şefaat eden ve şefaati kabul olan ben olacağım.) [İbni Mace]

(Ümmetimden, şirk üzere ölmeyen herkese Allah’ın izni ile şefaat edeceğim.) [Buhari, Müslim]

(Kıyamet günü en önce ben şefaat edeceğim.) [Müslim]

(Her peygamberin, müstecab [kabul olan] bir duası vardır. Ben duamı, ümmetime şefaat etmek için ahirete sakladım.) [Buhari]

(Benden önce hiçbir peygambere verilmeyen beş şeyden biri şefaattir. Şirk üzere ölmeyen [imanla ölen] herkese şefaat edeceğim.) [Bezzar]

(Ümmetimden büyük günah işleyenlere şefaat edeceğim.) [İmam-ı Ahmed, Nesai]

Peygamber efendimiz, günahkârlara şefaat edeceğini bildirince, Hazret-i Ebüdderda, (İmanı olan hırsız ve zâniler de şefaate kavuşacak mı) diye sual etti, (Evet, onlara da şefaat edeceğim) buyurdu. (Hatib)

(Günahı çok olanlara şefaat edeceğim.) [Hatib]

(Nefslerine aldananlara şefaat edeceğim.) [Deylemi]

(Kıyamette, kum sayısından daha çok kimseye şefaat ederim.) [Taberani]

(Kıyamette “Ya Rabbi, zerre kadar imanı olanı Cennete koy!” diyeceğim. Hepsi şefaatimle Cennete girecek.) [Buhari]

(Şefaatime inanmayan kimse, ona kavuşamaz.) [Şir’a]

(Şefaatime en layık olan, bana en çok salevat okuyandır.) [Tirmizi]

(Ümmetimden geri kalan olur korkusu ile Cennete girdiğim halde tahtıma oturmam. Allahü teâlâya, "Ya Rabbi ümmetim ümmetim" derim. Rabbim "Ümmetine ne yapmamı istiyorsun?" buyurur. Ben de "Ya Rabbi onların hesaplarını çabuk gör, sıkıntıdan kurtulsunlar" derim. Cehennemliklerin listesi bana verilir. Onlara şefaat ederim. Hatta Cehennem hazini Malik "Ümmetinden cezalanacak kimse bırakmadın" der.) [Beyheki, Taberani]

(Rabbin sana [ahirette çeşitli nimetler, şefaat izni] verecek, sen de hoşnut, razı olacaksın) mealindeki Duha suresi beşinci âyet-i kerimesi inince, Resulullah efendimizin, (Ümmetimden bir kişi Cehennemde kalsa razı oldum demem) diye söylediği tefsirlerde bildirilmiştir. (Tibyan)

Not: Geniş bilgi için, Vehhabilik maddesinde, Şefaat Müslümanlara Vardır bahsinde, Resulullah Efendimizin Şefaati kısmına bakınız
avcı02 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 07.06.08, 03:35 PM   #55
Feyza
 
Feyza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2007
Nerden: Malatya
Mesajlar: 2.816
Tesekkür: 59
71 Mesajına 97 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 10
Feyza is on a distinguished road
Standart Aşıkların Gönlündeki Kan...





ALLAH (c.c.), Cebrail'e,
- "Ey Cibril! Hiç dert ve elem çektiğin, sıkıntı duyduğun bir an oldu mu?" diye sordu. Cebrail (a.s.):



- "Dört yerde kanadım sızlar gibi oldu: Birincisi, İbrahim(a.s.) ateşe atılacağı zaman; ikincisi, İsmail (a.s.) kesileceği zaman; üçüncüsü, Yusuf (a.s.) kuyuya atıldığı zaman; dördüncüsü, Hz. Fahr-i Kainat'ın (s.a.v.) Uhud savaşında, mübarek dişleri şehid edildiği zaman.


Kainatın, yüzü suyu hürmetine yaratılan, Hz. Fahr-i Kainat (s.a.v.), mübarek yüzleri yaralanmıştı. Kan, sakallarına kadar geldi. Tam yere düşeceği zaman, ALLAH (c.c.), "Ey Cibril! Kulum Muhammed'ime Yetiş!" buyurdu.


İşte bu anda ben kanadım sızlıyor oldum halde geldim ve yetiştim. O kan mübarek sakallarından tam yere düşeceği zaman ta sidre-i müntehadan yetiştim de O kanı yere düşürmedim. Artık O kan, Hz. Fahr-i Kainat'ın (s.a.v.) aşıklarının gönlüne yerleştirilmiştir. Onun için aşk ve muhabbetle yanarlar. ALLAH, bizleri bu nur ile yaşatıp, bu nur ile öldürsün


Amin Amin







[Linki sadece üyelerimiz Görebilir. Üye olmak için tıklayınız...]



Alıntı...
Feyza isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 20.06.08, 10:58 AM   #56
Jerusalem
Guest
 
Jerusalem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Mesajlar: n/a
Standart Cevap: <..PEygamber Efendimiz'e şiirler (sav)..>

Efendimiz(s.a.v.)'e yazılan tüm şiirler, duygular ve güzel sözler bu başlık altında toplanıyor, toplanacaktır...Daha önce bu tarz açılan başlıklar bu konuya kaydırılıyor, tüm arkadaşların bilgisine...
  Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 20.06.08, 09:24 PM   #57
LeoparGS
Guest
 
LeoparGS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Mesajlar: n/a
Standart Cevap: <..PEygamber Efendimiz'e şiirler (sav)..>

Efendim

Hasret Sana bu gözler, gönlüm yolunu gözler,
Huzûra ersem bir kez, bahara döner güzler.

Erse pâyine başım, hep çağlasa gözyaşım,
“Sen Sen” deyip ağlasam, kalkar bütün pürüzler...

Köyünün pembe rengi, bulunmaz asla dengi;
Temizlenip giderler, günahla gelen yüzler.

Gelenler erer nûra, her biri bir sürûra,
Rahmet yağar her yana, kalır mahrum gözsüzler...

Toprağından tozundan, o mübârek izinden
Zulmetli dünyalara akar gelir gündüzler...

Ölgün ne desem Sana, medhin düşmezdi bana;
Bir şey diyeyim dedim, vefâ etmedi sözler.

O derin şefkatinden ve engin himmetinden,
Dönüp bir teveccüh kıl; rûhum lütfunu özler!

Fethullah Gülen
  Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 20.06.08, 11:29 PM   #58
*zeynep*
Kardeş
 
*zeynep* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 16
Tesekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 7
*zeynep* is on a distinguished road
Standart Güllerin Efendisi gidiyor gitme



Hz.Ebubekir (s.a.v) hızla odaya girdi.
Peygamberimiz (s.a.v) yatıyordu.
'Dostum, kalksana...' diyordu.
Peygamber, gözleri açık hafifçe gülümsüyordu.
Hz.Ebubekir (s.a.v) sedirin önünde diz çöktü,
'Kardeşim, kalkar mısın? ' diyordu...
'Peygamberim, kalkar mısın? '
Ses yoktu.
Peygamberimiz gözleri açık,
Nurlu yüzüyle hafifçe gülümsüyordu..
Medine oraya yığılmıştı!
Bütün müslümanlar kapıda bekliyordu.
[Linki sadece üyelerimiz Görebilir. Üye olmak için tıklayınız...][Linki sadece üyelerimiz Görebilir. Üye olmak için tıklayınız...]
Kapı önünde Hz.Ömer (s.a.v) ,
Bütün sahabiler bekliyordu.
Herkes Hz.Ebubekir'in (s.a.v) dışarı çıkıp,
Ne olduğunu açıklamasını bekliyordu.
Sevenlerin yüreğine ateş düşmüştü.
Sevenler yanıyordu,
Sanki Medine sessizdi ,
Ama yanıyordu...
[Linki sadece üyelerimiz Görebilir. Üye olmak için tıklayınız...][Linki sadece üyelerimiz Görebilir. Üye olmak için tıklayınız...]
Bir ara,
Hz.Ebubekir (s.a.v) kendine gelir gibi oldu.
Resulullah'ın (s.a.v) açık gözlerini,
Eliyle incitmeden kapattı...
Üzerini örttü.
Bütün gücünü toplayıp,
Sendeleyerek kapıya yöneldi.
Kapıda herkes iyi bir haber,
İyi bir şeyler bekliyordu.
[Linki sadece üyelerimiz Görebilir. Üye olmak için tıklayınız...][Linki sadece üyelerimiz Görebilir. Üye olmak için tıklayınız...]
Sonra içeride iken,
Hz.Ömer'in (s.a.v) gür sesini duymuştu:
'Hz.Peygamber (s.a.v) yaşıyor, o ölmedi...'
'Her kim ki öldü derse, şu kılıcımla'
'Boynunu vuracağım! ' diyordu.
Hz.Ebubekir (s.a.v) kalabalığı sıyırıp,
Minbere doğru yöneldi.
' Hattaboğlu Ömer (s.a.v) bilesin ki:'
' Her kim ki, Hz. Muhammed'e (s.a.v) tapıyor...'
' O peygamber ölmüştür! '
' Her kim ki, Yüce Allah'a (c.c) tapıyor...'
' O Yüce Allah (c.c) bakidir, ölümsüzdür! ...'
Diyerek, yanan yüreklere,
Bir serinlik getirdi...
[Linki sadece üyelerimiz Görebilir. Üye olmak için tıklayınız...]
İşte o an,
Hz.Ömer (s.a.v) kılıcını elinden düşürdü..
Yıkılmıştı...
Birden, içeri odaya daldı.
Resulullahı (s.a.v) sedirin üzerinde,
Yatıyor görünce...
Bütün gücüyle, bütün sevgisiyle
Kucakladı...
Sonra o da, üzerine kapandı.
Hıçkıra hıçkıra ağlıyordu...
Hz.Ömer (s.a.v) hayatında ilk defa,
İki büklüm olmuş hüngür hüngür ağlıyordu...
Dışarı çıktığında,
Ağladığını gizlemek için kenara kaydı.
[Linki sadece üyelerimiz Görebilir. Üye olmak için tıklayınız...][Linki sadece üyelerimiz Görebilir. Üye olmak için tıklayınız...]
Daha sonra Hz.Ali (s.a.v) içeri girdi.
Yanında Hz.Abbas (s.a.v) ve oğlu vardı.
İçeri kimseyi sokmadılar!
Peygamber (s.a.v) ölmüştü...
Vasiyeti üzerine onu Hz.Ali (s.a.v) yıkayacaktı.
Üzerindeki elbiseyi çıkarmakta tereddüt etti.
Etrafta çıt yoktu...
Birden gaipten bir ses,
'Elbiselerini çıkarmadan yıka! ...'
Diye duyuluverdi.
Belli ki Hz.Cebrail (s.a.v) bildiriyordu.

Sahabiler,
Medine'deki bütün kuyulardan,
Çekilen suyu elden ele,
Yürekten yüreğe içeriye gönderdiler...
Müslümanlar ağlıyordu.
Medine ağlıyordu...
[Linki sadece üyelerimiz Görebilir. Üye olmak için tıklayınız...][Linki sadece üyelerimiz Görebilir. Üye olmak için tıklayınız...][Linki sadece üyelerimiz Görebilir. Üye olmak için tıklayınız...]


Hz.Ali (s.a.v) yıkayıp kefenlerken
Yanında Hz.Abbas (s.a.v) ve oğlu vardı.
İçeriye girmek için can atan müslümanları,
Odaya almıyorlardı.

Cenaze namazına gelmişti sıra,
Kim imam olacaktı...
Namazı kim kıldıracaktı?
Hz.Ali (s.a.v) ,
'Hayır! O en büyük imamdı...'
'Ona kimse imam olamaz! '
'Herkes kendi kılacak...'
'Resululah'a (s.a.v) kimse imamlık yapamaz! '
Diyordu.

Bir ara, odadan herkes dışarı çıktı.
Sadece yıkanmış ve kefenlenmiş,
Tertemiz Resullah'ın (s.a.v) kendisi kaldı...
İşte, o esnada Hz.Cebrail (s.a.v) yardımcı melekleriyle,
Cenaze namazını kıldırıyordu...

Yüce Peygamber (s.a.v) her canlı gibi,
Ölmüştü...
Ama kendisinden sonra İslam dini,
Çığ gibi büyüyerek...
İnanç dolu yürek yürek,
Bu günlere ulaştı.
O büyük insan,
Ölümsüzdü...
*zeynep* isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 22.06.08, 03:33 PM   #59
ahmedhassan28
Guest
 
ahmedhassan28 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Mesajlar: n/a
Standart Cevap: Güllerin Efendisi gidiyor gitme

Allah razı olsun ablam
  Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 22.06.08, 11:49 PM   #60
*zeynep*
Kardeş
 
*zeynep* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 16
Tesekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 7
*zeynep* is on a distinguished road
Standart Cevap: Güllerin Efendisi gidiyor gitme

Amin. Allah cc. senden de razı olsun
*zeynep* isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
<peygamber, efendimize, sav>, şiirler


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Peygamber Efendimiz (S.A.V.) İçin Yazılan Şiirler... güzelislam Şiir Dünyası 45 10.05.14 11:11 PM
Efendimiz'e (sas) selamı yürekten göndermek gerek NurMektebi Pırlanta Okumalar 0 02.10.09 09:20 AM
Biz Efendimiz'e borçluyuz LeoparGS Pırlanta Okumalar 0 25.09.09 10:35 AM
Efendimiz'e göre paha biçilemeyen 3 şey NurMektebi Peygamber Efendimiz (s.a.s) in Sözleri (Hadisler) 1 27.08.09 12:10 AM
peygamber efendimize yazılan şiirler(resimli) abdussamet Peygamber Efendimiz (s.a.s) in Hayatı 1 04.08.08 12:50 AM


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283