Risale-i Nur Okumaları Risale-i Nurları anlama niyeti ile...

 

 

Cevapla
Seçenekler
Okunmamış 24.03.10, 03:00 PM   #1
Mirliva
Kardeş
 
Mirliva - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Apr 2007
Mesajlar: 1.233
Tesekkür: 31
175 Mesajına 326 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 9
Mirliva is on a distinguished road
Standart Hacı Hafız Efendi (Hasan SARIKAYA)


forumankebut.net - Hacı Hafız Efendi (Hasan SARIKAYA) Hasan Efendi H. l287 (M. 1870)'da Çankırı'nın 30 kilometre uzaklıkta Yapraklı köyünde doğmuş, doğduğunda ezan okur gibi eli kulağındaymış. Bunun üzerine, ebesi ve âlim zatlar onun bu halinin iyi bir hoca olacağına delâlet ettiğini söylemişler.

Sekiz yaşında Kur'ân-ı Kerim'i hatmeden, on beş yaşında da hıfzını ikmal eden Hacı Hafız Efendi dayısından ders okumaya başlamış. Yirmi yaşında Hicaz'a gitmiş. O zamanın Mekke ?erifinin evine dâvet edilmiş. Gayet güzel Kur'ân-ı Kerim okuduğunu gören Mekke ?erifi kendisine hususi iltifatlarda bulunmuş.

Daha sonra İstanbul'a dönüp çeşitli medreselerde dinî, ilmî tahsiline devam etmiş. Bilhassa Tokatlı Hacı ?akir Efendiden uzun uzun dersler okumuş ve icazetini ondan almış. Güzel sesinden dolayı İstanbul'da o zamanlar "Altın Sesli Hafız" diye tanınmış. Bu arada Sultan Abdülhamid Han'a sabah namazı imamlığı yapıyormuş. Menhus 3l Mart hadisesinde sarayda imiş. 3l Mart'ı İngilizlerin hazırladığını uzun uzun anlatırdı. O zaman Müslüman olmadıkları halde Müslüman görünen ve Selânik'ten gelen münafıklar Galata Köprüsünün iki tarafından koca koca kazanlarda pilâv pişirip halka dağıtmışlar ve türlü türlü taktiklerle halkı aldatmaya çalışmışlar.


O sıralarda Üstad Bediüzzaman, Eşref Edip, Ömer Nasuhî Bilmen ve diğer bazı zevatla Fatih Medresesinde temaslar ve sohbetlerde bulunan Hacı Hafız Efendinin hatıralarını oğlu Visalî Bey bize not ettiği defterden nakletti. Çankırı eşrafından hayırsever, gayretli bir müslüman olan Visalî Bey, Üstad Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri ile alâkalı defterindeki notları büyük bir zevkle ve muhabbetle okuyor, biz de aynen kaydediyorduk.

"Bir gün ulemâ Fatih Camiinin avlusunda bir mevzuu münakaşa ediyorlardı. Fakat bir türlü birbirlerini tatmin edip meseleyi halledemiyorlar. Mevzu sarahate ve vuzuha kavuşamıyordu. Münazaralar devam edip gidiyordu. Tam o sırada, başında külâhı, üzerinde şaldan bir elbise, basit bir kıyafetle Bediüzzaman oraya geldi. Ben kendisini tanıyor, ilmî meselelerindeki vukufiyetini biliyordum. O şekilde durumu temâşa edip dinledim.

"Bediüzzaman ulemaya; 'Nedir bu mevzu, ben de bileyim, bana da anlatır mısınız?' dedi.

"Üzerindeki basit kıyafeti gören ulema, 'Çoban efendi, senin aklın bu işlere ermez. Sen geç, işine bak' dediler.

"Bediüzzaman bu cevaba hiç aldırmadı. Mevzuyu ele alıp âyet ve hadislerle öyle güzel izah edip halletti ki, herkesin ağzı hayretten açık kaldı. Bütün ulemâ o mesele hakkında tam bir kanaat sahibi oldular. Âyetleri o kadar güzel izah ediyordu ki; sanki o âyet indiğinde Bediüzzaman, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın yanı başında idi. Bu izah üzerine âlimler, 'Yaşta küçük, ilimde büyüksün, elini öpelim' dediler.

"Bediüzzaman da, 'Lüzum yok' deyip, gayet mütevaziyane oradan ayrıldı."
***
Diğer bir hatıra da şöyle:

"Bir gün ?eyhülislâm bir mesele hakkında yanlış bir fetva verir. Bunu duyan Bediüzzaman hemen Meşihat Dairesine gider. O zaman ?eyhülislâmı görüp ziyaret etmek bir hayli merasime tâbi. Bediüzzaman aşağıda kapıda bekleyen nöbetçilere, 'Bana ?eyhülislâmı gönderin' der.

"Nöbetçiler de, 'Oğlum, git işine, başımıza belâ olma. ?eyhülislâmı görmek için daha on yerden geçmen lâzım. Sen tutmuş, ?eyhülislâmı ayağına istiyorsun' demişler.

"Bu sırada ?eyhülislâm pencereden Bediüzzaman Hazretlerini görüyor. Ve telâşa kapılıp, 'yine bir yanlış iş yaptık galiba' deyip aşağı iniyor. Ve Bediüzzaman'a hürmet edip kendisini yukarı götürüyor. Üstad Bediüzzaman Hazretleri, kendisini yanlış fetva verdiğinden ikaz ediyor ve fetva verilen meseleyi izah ediyor.Bu ikaz üzerine ?eyhülislâm fetvayı düzeltip özür diliyor.

"Bu durumu gören kapıdaki müstahdem ve nöbetçiler hayrette kalıyorlar."
***
Üstad Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin hayatına ait bu iki hatırayı nakleden Visalî Bey, merhum pederi Hacı Hafız Efendinin tarihçe-i hayatını anlatmaya devam etti.

"Peder icazet aldıktan sonra alay müftülüğü için açılan imtihana hocasından habersiz giriyor. Birincilikle kazanıp, Edirne'ye gitmeden evvel kendisini yetiştiren hocası Tokatlı Hacı ?akir Efendiye gidip 'Elinizi istiyorum' diyor.

"Hocası; 'Oğlum, tembel talebeleri alay müftüsü yaparlar. Ben alay müftüsü olmana izin vermiyorum. Derhal memleketine git. Orada medrese açıp talebe yetiştir. Pek yakında medreseler kapanacak, dinî tedrisat kaldırılıp yasaklanacak. Sen git, şimdiden talebe yetiştirmeye çalış. Hiçbir şeyden yılma' diyor.

"Bunun üzerine H.Hafız Efendi Çankırı'ya geliyor. Ve doğduğu köy olan Yapraklı'da l4 odalı Niyaziye isminde bir medrese inşa ediyor. Medreseyi kendi üzerine tapuluyor, yüzlerce talebeye ders vermeye başlıyor. Bu yüzden çeşitli takibata mâruz kalıyor. 8 - l0 defa mahkemeye veriliyor. Evi defalarca mâlûm idare zamanında basılıyor. Ama Hacı Hafız Efendi yılmıyor ve talebe yetiştirmeye devam ediyor. Nihayet l946'da fahri vesikalı Kur'ân kursu hocalığına tayin ediliyor. l948'de dinî siyasete âlet ediyor bahanesiyle vesikası elinden alınıp 300 kadar talebesi dağıtılmak isteniyor. Fakat kanunî mevzuata, hükümlü mâlûmana vâkıf, cesur, metin ve ikna kabiliyetine haiz Hacı Hafız Efendi bu badireden de kurtulup talebe yetiştirmeye devam ediyor.
"Halen yetiştirdiği binlerce talebesi çeşitli yerlerde imam-hatiplik, Kur'ân kursu hocalığı yapmaktadırlar. Ve her biri ayrı bir kıymet olan talebeleri çalışkan ve memleketin en dürüst insanları olarak vazife görüyorlar."
Visalî Bey, pederinin çok takdire şayan ibretli ve gözlerimizi yaşartan bir faziletini de şöyle anlattı:

"Ben de ölümünden sonra vakıf oldum. Talebelerinin çoğunun maişetini kendi temin ederdi. Eğer anne ve babalar 'Oğlum gelsin, üç ay çalışsın. Çalışmaya ihtiyacımız var' diye istidatlı bir talebeyi götürmek isterlerse onlara, 'Oğlun bu zaman zarfında ne kadar kazanır?' diye sorup, aldığı cevaba göre, 'Alın size bu parayı ben veriyorum, bu çocuğu bana bırakın, onu okutacağım' demiş."
"Bu asrın müceddidi"
Üstad Bediüzzaman Hazretlerini iki sefer Kastamonu'da ziyaret etmiş. Yakınlarına ve yetişkin talebelerine "Bu asrın imam ve müceddidi Bediüzzaman Hazretleridir" deyip Risale-i Nur Külliyatını okumalarını tavsiye edermiş. Ve oğluna defalarca,

"Oğlum Bediüzzaman'ı nasıl bilirsin?" diye sormuş.

"âlim bir zat..." cevabını alınca,

"Yok oğlum, o sadece âlim değil. Her asrın bir müceddidi var. Bu asrın müceddidi de bu zattır. Onu öyle lâlettayin bir âlim olarak bilmeyin" dediğini oğlu Visalî Bey bize nakletti ve devamla,

"Ona 'Kitap yaz,' dediğimizde 'Yeniden kitap yazmaya lüzum yok. Her meseleye ait kitap var. Bunları takip etsek yeter. Niçin vaktimi boşa harcayayım' derdi.

"Vefat edinceye kadar sıhhatinden, aklından ve hafızasından bir şey kaybetmedi. l00 yaşında olduğu halde talebe okutmaya devam ederdi. Nihayet prostat hastalığından l7 Nisan l970'de vefat etti. Cenazesi binlerce Çankırılı tarafından eller üstünde tekbirler, tehliller ve salâvatlarla kaldırıldı. Yetiştirdiği hafızlar günlerce ruhuna yüzlerce hatim indirdiler."

Ne mutlu böyle ölüme!, Allah ganî ganî rahmet eylesin. Amin.
Mirliva isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
efendi, hacı, hafız, hasan, sarikaya


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283