Soru ve Cevap Dini konularda aklınızı karıştıran/ aklınıza takılan öğrenmek istediğiniz, merak ettiğiniz soruları sorabilirsiniz...

 

 

Cevapla
Seçenekler
Okunmamış 17.10.09, 11:50 PM   #1
berker1
Kardeş
 
berker1 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 3
Tesekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 6
berker1 is on a distinguished road
Question tövbe ettim deyince tövbe edilmiş olurmu ?

tövbe ettim deyince tövbe edilmiş olurmu ? hiç bir dua okunmadan kabul olunurmu
berker1 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 18.10.09, 12:12 AM   #2
Ezhâr
Guest
 
Ezhâr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Mesajlar: n/a
Standart Cevap: tövbe ettim deyince tövbe edilmiş olurmu ?

TEVBE

Rücu etmek, geri dönmek, pişman olmak, nedamet duymak, yaptığı günahı bırakıp Cenab-ı Hakk'a yönelmek.

Asıl anlamı geri dönmek olup, tövbe kelimesinin türemişi olan "tevvâb" kelimesi tövbe işini çok çok yapan anlamında aşırılık ifade eden ism-i faildir. Yüce Allah'ın bir ismi, bir sıfatı olarak "et-Tevvâb" ise itaata yönelerek Allah'a dönen kişinin istediği bağışlanmayı kabul edip, o tövbekâr kulunu huzuruna alan ve onu affeden anlamındadır. Bu itibarla tövbe, kul hakkında günahlardan dönmeyi, yüce Rabb'imiz hakkında da cezalandırmaktan dönmeyi ifade eder, yani kul Rabb'ine döner, Rabb'i de onun bu yönelişini kabul eder ve onu cezalandırmaktan vazgeçer. İşte bu mânâda "et-Tevvab" sıfatı, kulların tövbelerini her yönelişlerinde rahmet ve mağfiretiyle kabul eden demektir.

İslâm'da tövbe; birisi Allah, diğeri kul yönünden iki farklı anlam taşır. Allah yönünden tövbe, yapılan kötülüğü, işlenen günahı veya kabahati affedip bağışlamaktır. Kul yönünden, yaptığının kabahat veya günah olduğunu bilip, onu bırakıp terk ederek Allah'a dönmek, yani O'nun emirlerine uymak ve yasak ettiği şeylerden kaçınmak suretiyle Allah'a sığınarak O'ndan affetmesini, bağışlamasını dilemek, yaptıklarından pişman olduğunu da belirterek yalnız O'na yalvarmak demektir. Meselâ, bir kabahat, söz gelişi içki içmeyi sırf bedenine yapmış olduğu bir zarardan dolayı veya malına yahut da şerefine zararı dokunduğu için terk etmekte olduğu gibi, Allah rızası ve Allah korkusu düşünülmeyecek olursa, bu gerçek mânâda tövbe sayılmaz. Çünkü tövbe, yaptığı işin günah olduğunu, kusur veya kabahat olduğunu, suç işlediğini kabul etmekle başlar. İşte bu anlamda tövbe, bir ibadet olarak da sadece yüce Rabb'imize tahsis edilmelidir.


1- Bazı alimlere göre tövbe anlayışı

Gazâlî'ye (ö: 505/1111) göre tövbe, ilim, hâl ve fiil gibi sırasıyla birbirini gerektiren üç şeyin birleşmesinden meydana gelen değişmez ilâhî bir sünnettir.

İlimden maksat, günahların ve büyük zararların, kul ile Allah'ın rahmeti arasında, Allah ile kulu birbirinden ayıran bir perde teşkil ettiğini bilmektedir. İnsan kalbinde ve zihninde, bunu böylece kesin olarak kavrayınca, yüce Rabb'ini, yani sevgili Mevla'sını kaybettiği için bir elem ve acı duyar. Hele kusur ve kabahat kendi tarafında ise, bu üzüntüsü elem ve ızdırabı daha da artacaktır. İşte Rabb'ini kaybedip O'ndan uzak kalmasına sebep olan bu kusur ve kabahatından dolayı duyduğu acı ve çektiği eleme pişmanlık veya nedamet denir.

Bu acı ve elem kalbini ve gönlünü iyice kapladığı zaman, yeni bir hâl, yeni bir durum ortaya çıkar ki, bu da şimdiki, geçmiş ve gelecek zamanla alakalı olan bir işi, bir fiili tasarlayıp kasıt ve niyet etmektir.

Şimdiki zamanla alakası, yapmış olduğu kabahatı hemen terk edip bırakmaktır.

Gelecek zamanla alakası, kendisini Rabb'inden ayıran bu kötülüğü veya kabahati ömrünün sonuna kadar asla yapmamaya azimli ve kararlı olmaktır.

Geçmiş zamanla alakası ise, kaybettiğini, zararlarını iyilik etmekle veya kâzâ etmekle telâfi etmeye çalışmaktadır.

İşte ilim burada tövbenin birinci unsurudur ki, bundan da maksat imân ve yakîndir. Çünkü imân, günahların öldürücü bir zehir olduğunu akla gösterip kalp ve gönüle tasdik ettirir. Yakîn ise bu tasdiki daha da kuvvetlendirip şüpheyi ve zannı ondan uzaklaştırarak kalbe onu tam mânâsıyla yerleştirir. Bu imânın nuru kalpde parladığı an, orada pişmanlık ateşini yakar. Kalp bu iman nuru sayesinde yüce Rabb'inden ve O'nun sevgisinden uzaklaştığını anlayınca acı duyar ve elem çeker. Böylece tövbe eden kimsenin kalbini bu ayrılık ve sevgi ateşi öylesine yakmalıdır ki, bu ateşin verdiği heyecanla kaybettiğini tekrar elde etmeye yönelsin.

Şu halde ilim, pişmanlık ile şimdiki ve gelecek zamanda bu işi yapmamaya azimli olmak ve geçmişteki zararı da telâfiye çalışmak gibi birbirini takip eden üç unsurdur ki, hepsine birden tövbe denir. Çok kere yalnız geçmişte olan bir işe pişman olmaya tövbe demişlerse de, ilim onun evveli ve öncesidir; kabahatı, günahı bırakıp terketmek de onun neticesidir. İşte bu manada sevgili Peygamberimiz, "pişmanlık tövbedir" buyurmuştur. Çünkü pişmanlık, pişman olmayı gerektirir ve onu neticeye götüren ilimden ve onu takibeden azim ve irade gücünden uzak olamaz. İlimsiz ve azimsiz pişmanlık mümkün değildir. Bundan dolayı tövbenin tarifinde "geçmiş hataların verdiği bir iç sancısıdır" denilmiştir; zira bu, yalnız içteki, gönüldeki acı ve elemle ilgilidir.

Fahreddin er-Râzî (ö: 606/1209), "Mefatihu'l-Gayb" adlı tefsirinde el-Keffal'den (ö: 507/1113) naklen tövbe için gerekli olan şeyleri şöylece sıralıyor:

1- İşlediği bu günah olan işi veya kabahatı terketmek,
2- Geçmişte, yani önceden yapmış olduğu bu işten veya kabahatı terketmek,
3- Bu günah olan işin veya kabahatin bir benzerine asla bir daha dönmemeye azmetmiş olmak,
4- Bütün bu şeylerin hepsini bir daha yapmaktan korkup çekinmek. İşte bunların hepsi tövbe için muhakkak gereklidir." dedikten sonra sebeplerini de şöyle açıklıyor:

"1- Terk şunun için gereklidir, zira kul günah olan o işi veya kabahatı terk etmezse, yapıyor demektir ki, bu durumda tövbe etmiş olmaz.
2- Pişmanlık şu bakımdan lüzumludur, çünkü pişman olmazsa, yaptığı işe rızası, gönlü var demektir. Bir şeye râzı olmak ise, çok kere onu yapmayı gerektireceğinden yine tövbe etmiş olmaz,
3- İşlediği günahın bir benzerine dönmemeye kararlı ve azimli olmak şunun için gereklidir, zira yaptığı iş günahtır, günaha tekrar niyyet edip azmetmek de günahtır,
4- Korkuya gelince, bu korku insana tövbe etmeyi emreder ve tövbe ederek bu işi kesip atmaktan başka yol olmadığını hatırlatır. "

İşte Yüce Allah'ın, "Geceleyin secde ederek ve ayakta durarak boyun büken, ahiretten korkup çekinen ve Rabb'inin rahmetini dinleyen kimse, inkâr eden kimse gibi olur mu? Ey Muhammed de ki, bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahihleri öğüt alırlar" (ez-Zümer, 39/9) buyruğunu kanaatimizce bu manada anlamak gerekir.

II- Müminler için tövbenin lüzumu Cenab-ı Hakk, Ey inananlar (müminler) hepiniz Allah'a tövbe edin ki, korktuğunuzdan emin olup umduğunuza kavuşasınız" (en-Nur, 24/31) buyurmaktadır.

Bu ve benzeri ayetlerde tövbenin butun müminlere emir ve tavsiye edildiğini görüyoruz. Bunun sebep ve hikmetini Zemahşerî (ö: 538/1 114) ve ondan nakleden Fahreddin er-Râzî şöyle açıklıyorlar: "Öncelikle zayıf yaratılışlı kullar, Allah'ın her hususta olan tekliflerini, yani emirlerini ve yasaklarını kendilerine hakim olup gayret etseler bile gereği gibi yerine getiremezler ve böylece kendilerinin sebep olduğu kusur ve kabahatlerden de uzak duramazlar. işte bundan dolayı tövbe ve istiğfar etmeyi Yüce Allah inananların hepsine emir ve tavsiye ediyor. Tövbe edip bağışlanmayı diledikleri zaman, kurtuluşa ulaşıp saadete ereceklerini ümit etmelerini de öğütlüyor. "


III- Müminlerin tövbesi nasıl olmalıdır?

Bu konuda Yüce Allah'ın Ey müminler (inananlar) yürekten tövbe ederek (nasuh tövbe ile) Allah'a donün ki, Rabb'iniz kötülüklerinizi örtsün ve sizi içlerinde ırmaklar akan Cennetlere koysun" (et-Tevbe, 9/8) buyruğuna dikkat etmek gerekir.

Bu ayette geçen (nasûh tövbe) "yürekten, ihlasla tövbe edin" sözlerini Zemahşerî şöyle açıklamıştır: "Tövbeyi kendilerine tavsiye edenler, günahları mahvedecek ve aşırılıkları telâfi edecek şekilde tövbe ederler. Kötülüklerden tövbe etmeleri, o şeylerin kötü olduğu içindir. Yaptığına pişman olmak da çok şiddetli bir şekilde üzülmek demektir. Kötülüklerden birine bir daha dönmemeye azmetmek de, sağılmış olan sütün hayvanın memesine dönmesi nasıl mümkün değilse, öylece o günaha bir daha dönmemek anlamınadır. Bütün bunları böylece içine sindirmek yürekten tövbe etmek demektir. el-Kelbî'ye (ö:146/763) göre "nasûh tövbe", kalp ile pişman olmak, dil ile istiğfar etmek, beden ile de onu terkederek yapmamak ve"ondan uzak durmaktır. Ayrıca pişmanlığından dönmemek üzere gönül rahatlığına kavuşmaktır.

Gazzâlî'ye göre de ayette geçen "nasûh" kelimesi nasihat kelimesiyle ilgili bir sözdür. Her türlü şâibeden uzak olarak tam bir ihlas içerisinde Yüce Allah'a tövbe etmek anlamındadır.

Ayrıca, "Hiç şüphesiz Allah hem çok tövbe edenleri, hem de çok temizlenenleri sever" (el-Bakara, 2/222) âyeti de tövbenin lüzum ve faydasına işaret etmektedir. Sevgili Peygamberimiz de bir hadisinde Tövbe eden Allah'ın sevgilisidir, günahlardan tövbe eden, hiç günah işlememiş gibidir" buyurmuştur. Tövbenin nasıl olması hususunda Hz. Ali (r.a)'den şöyle bir rivayette bulunuluyor:
Bir gün bedevilerden biri Hz. Peygamberin mescidine girer ve "Allah'ım, şüphesiz ben sana tövbe ve istiğfar ediyorum" der ve namazını kılar. Bunu gören ve duyan Hz. Ali, adam namazını bitirince ona: "Ey kişi! Yalnızca dil ile sür'atle yapılan tövbe, yalancıların tövbesidir, halbuki senin bu tövben, tövbeye muhtaçtır" dedi. Bunun üzerine o kişi: "Ey müminlerin emiri, o halde tövbe nedir?" diye sordu. Bunun üzerine Hz. Ali: "Tövbe şu altı şeyle mümkün olur" dedi:

1- Geçmişte işlenmiş olan günahlardan pişman olmak ve yerine getirilmemiş farzları iade etmek,
2- Başkalarına haksızlık ve eziyet etmeyi bırakmak,
3- Husumet ve düşmanlığı kaldırmak,
4- Günah ve kabahatler içerisinde büyüyen nefsi, Allah'a olan itaat içerisinde küçültüp ona hiçliğini kabul ettirmek,
5- İtaatsizlik ve günah işlemenin sözde tadını çıkaran nefse, itaat edip günahlardan uzak durmanın acılığını da tattırmak,
6- Gülüşlerinden her birine bedel olmak üzere, ağlamak."

Hâl böyle olunca, şartlarına uygun olan bir tövbe, aynı zamanda Allah için yapılmış bir ibadettir. Böyle olduğu için de kabûle şâyan olması gerekir. Nasıl ki, şartlarına uygun olarak yapılan ibadetlerin kabûlü hususunda tereddüde düşmüyorsak, şarlarına uygun bir tövbenin kabûlü için de tereddüt gösterilmemesi gerekir.

Öyleyse Allah'a imân etmiş kişiler, bilerek veya bilmeyerek günah işledikleri zaman hemen Allah'a yönelip tövbe etmekten çekinmemelidirler. Çünkü ilgili ayet ve hadislerden anladığımıza göre Yüce Allah samimiyetle ve şarlarına uygun olarak yapılan tövbeleri kabul eder, kullarını bağışlar. Ayrıca, günahları bırakıp kendisine yönelenleri sever, zira günahkârlar için yüce Allah'ın rahmet, mağrifet ve kereminden başka bir sığınak yoktur. Bu bakımdan inananların tövbe etmekten korkmamaları, yaptıkları büyük veya küçük günahları için ne zaman olursa olsun, geciktirmeden hemen Rab'lerine yalvarmaları, Allah'a olan bu inançlarının gereği olmalıdır.

IV- Tövbenin zamanı ve tövbe etmenin faydaları

Günah işler işlemez hemen tövbenin gerekli olduğunda şüphe yoktur; çünkü Allah'ın emir ve yasaklarına karsı itaatsizlik ederek isyan etmenin az da olsa, imânı sarsacağı açıktır. Öyleyse, tövbenin de günah işledikten hemen sonra yapılması gerekir. Zira, bu suretle yüce Allah'ı hemen hatırlayan kimse, bu vesileyle imânına dönmüş ve onu kuvvetlendirme gayretine girişmiş olur. Nitekim Yüce Rabb'imiz "Onlar fena birşey yaptıklarında veya kendilerine zulmettiklerinde Allah'ı anarlar, günahlarının bağışlanmasını dilerler. Günahları Allah'tan başka bağışlayan kim vardır. Onlar yaptıklarında bile bile direnmezler" (Âl-i İmrân, 3/135) ve "Kim tövbe edip güzel, yararlı işler işlerse, şüphesiz o, Allah'a gereği gibi yönelip tövbe etmiş olur" (en-Nisa, 4/17) buyurmaktadır.

Görülüyor ki, kötülükleri çoğaltacak işler yapılır yapılmaz veya günah işlenir işlenmez hemen yüce Rabb'imizi anıp O'na yönelmemiz, O'na iltica edip günahlarımızı affetmesi için O'na yönelmemiz, yaptığımız bu kötü işlerden dolayı O'ndan utanıp korkmamız gerekmektedir. Ayrıca bu yaptığımız şeylerde ısrar edip direnmemek lâzımdır. Eğer böyle yaparsak, hem günahlarımız bağışlanır, gönlümüz rahat ve huzura kavuşur, hem de bu anlayış ve inanç sebebiyle başka kötü birşey yapmaktan uzak dururuz. İşte bizde hasıl olan bu şuur ve kuvvetli imân, bizi isyan etmekten ve tekrar günah işlemekten alıkoyacaktır ve böylece bir daha tövbe etmeye de ihtiyaç duymayacağız. Ancak Allah katında daha da yüksek derecelere ulaşmak için, şükreden bir kul olarak O'na sığınıp yalvaracağız. Günahın hemen akabinde tövbe edip ısrar etmemenin zorunlu olmasındaki fayda ve hikmetler açıkça görüldüğü gibi kısaca şunlardır:

Bir defa, günahlara dalarak yüce Yaradanını unutmuş olan kul, tövbe etmekle Allah'ın hatırlamış ve O'nun emirlerini yerine getirip, yasaklarından kaçınmayı zorunlu bir vazife bilerek, bu şuur içerisinde Allah'a olan inancını yeniden kuvvetlendirmek suretiyle, bu inancının gereği olan iş ve davramşları da yerine getirmeye başlamıştır.
İkinci olarak, bu kul, işlemiş olduğu günahlarına bakarak, "Ben Allah'ın kötü kulu oldum" düşüncesiyle ümitsizliğe kapılarak daha fazla günah işlemekten kurtulur, bu yeni ümit ve inançla Rabb'ine daha fazla bağlanıp yaklaşarak emirlerini yerine getirmeye ve yasak ettiklerinden kaçınmaya son derece gayret gösterir. Çünkü insanoğlu geleceğe dönük olan ümit ve hayalleriyle hayatını devam ettirmektedir. Bu ümit ve hayalleri yıkılmış bir insanın, dünyanın çeşitli dertleri ve zorlukları altında hayatını sürdürmesi gittikçe zorlaştığı için, ya devamlı olarak başkalarına zararlı olmakta veya kendi canına kıymaktadır. Pekâlâ bilinir ki, insanları hayata bağlayan unsurların başında ümit ve inanç gelmektedir.

İşte tövbe eden kişi yitirdiği bu ümit ve inancını yeniden kazanarak hayata bağlamakta ve yaşayışında ortaya çıkan acı ve tatlı durumlara katlanma konusunda yerine göre sabredip, yerine göre mutlu olmasını başarabilmekte ve başkalarına da her bakımdan faydalı olmaya çalışmaktadır. Nitekim yüce Rabb'imiz bu hususu şöyle müjdelemektedir: "Onların hareketlerinin karşılığı Rab'lerinden bağışlanma ve içlerinde ırmaklar akan, temelli kalacakları Cennetlerdir. Böyle yapıp davrananların mükafatı ne güzeldir" (Âl-i İmrân, 3/136).

Görüldüğü gibi yüce Rabb'imiz gereği gibi tövbe edenlerin tövbesini kabul edip onları mükafatlandıracağını, böyle davrandıkları takdirde yarınlarından emin ve güvenli olacaklarını, yitirdikleri ümitlerini yeniden ele geçireceklerini açıkça haber vermektedir. Rabb'imizin böyle bir mükafatına kavuşmak, insanı hayata bağlayan ne büyük bir mutluluktur.

İste bu bakımlardan tövbe etmenin insan hayatındaki rolü pek büyüktür. Onu yeniden hayata bağlayan, ona ümit ve yaşama isteği veren, onu Allah'ına yöneltip inanç ve imânını kuvvetlendiren, onu toplum içinde, Allah'tan korkup Peygamberini seven ve onların istediği gibi hareket eden kullarıyla birlikte mutlu olarak güven içinde yasamaya sevkeden, doğru dürüst bir insan olarak herkesin hakkını gözeten ve kendi hakkettiğine razı olan, haksızlığa uğramalarına sebep olduğu kişilere haklarını iâde edip onlarla helallaşarak onların dostluğunu kazanan bir kişi haline gelmesi, tövbe etmesiyle mümkün olmaktadır.

Yine bu cümleden olarak yüce Rabbimiz, tövbesi kabul edilmeyenler hakkında da şöyle buyuruyor: "Yoksa kötülükler yapıp yapıp da nihayet ölüm kendilerine gelip çatınca, "şimdi tövbe ettim " diyenler ile kâfir olarak ölenlerin tövbesi makbul değildir. İşte onlara elem verici azap hazırlamışızdır" (en-Nisa, 4/18).

Bu ayetten anlaşıldığına gòre, kötülükleri işlemeye devam etmek suretiyle günahlarını çoğaltıp duran ve bu durumda iken ölüm kendisine gelip çatınca, "Yarabbi, işte şimdi tövbe ettim" diyen kimse ile inkârcı bir kişi olduğu halde tövbe ederek imân etmeden ölen kimseler aynı değerdedirler ve bunların tövbeleri Allah tarafından kabul edilmez. Bunların her ikisi de Allah'ın şiddetli azabıyla karşı karşıya kalacaklardır, fakat çekecekleri azabın derecesi belki birbirinden farklı olacaktır.

Ölüm anı kendisine gelip çatıncaya kadar tövbesini geçiktirip tövbe etmeyenin kâfir olarak ölenle bir tutulması, kanaatımızca şu sebebe dayanmaktadır: Ölümün gelip çatması, ahiret hallerinin ilkidir. Pek kısa bir süre sonra ruhunu teslim edip ahirete göçecek ve iyi veya kötü bir iş yapmaya ne fırsatı, ne de gücü olacaktır. Bunun böyle olduğunu haber veren pek çok ayet vardır. Meselâ, "Onlardan birine ölüm gelince, "Rabb'im beni geri çevir, belki yapmadan bıraktığımı tamamlar iyi iş işlerim" der. Hayır, bu söylediği sadece kendi lâfıdır..." (Mü'minun, 23/99-100) buyurulmaktadır. Ayrıca: Mü'min, 40/185; Yûnûs, 10/90-91; Münafıkun, 63/10 ayetleri de bu mânadadırlar. Bu manada çeşitli hadis-i şerifler de vardır. Meselâ Ebû Eyyûb, Hz. Peygamber'den şöyle bir rivayette bulunuyor: "Yüce Allah kulunun tövbesini, ölüm anında boğazında hırıltı başlamadıkça, kabul eder".

İşte yüce Allah, böyle bir durumda tövbeyi kabul etmeyeceğini, bunun dışındaki hâl ve durumlarda tövbeyi kabul edeceğini haber vermektedir. Öyleyse, tövbeyi geciktirmek, bu bakımdan hiç de doğru değildir. "Allah 'a göre şu kimseler bir tövbesi makbuldur ki, cahillikle bir kötülük yapıp hemen ardından dönerler..." (en-Nisa, 4/17) ayetinde belirtildiği gibi günahların hemen arabinde tövbe etmek inananların lehine olmakta ve böyle bir tehlike söz konusu olmamaktadır. Pekalâ bilindiği gibi, ölümün ne zaman ve nerede gelip çatacağı bizce malum değildir. Bundan dolayı tövbe konusunda acele etmek yine insanların yararınadır.

Cihat TUNÇ

[Linki sadece üyelerimiz Görebilir. Üye olmak için tıklayınız...]
[Linki sadece üyelerimiz Görebilir. Üye olmak için tıklayınız...]
  Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 18.10.09, 12:27 AM   #3
berker1
Kardeş
 
berker1 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 3
Tesekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 6
berker1 is on a distinguished road
Standart Cevap: tövbe ettim deyince tövbe edilmiş olurmu ?

"Ey kişi! Yalnızca dil ile sür'atle yapılan tövbe, yalancıların tövbesidir, halbuki senin bu tövben, tövbeye muhtaçtır" dedi. Bunun üzerine o kişi: "Ey müminlerin emiri, o halde tövbe nedir?" diye sordu. Bunun üzerine Hz. Ali: "Tövbe şu altı şeyle mümkün olur" dedi:

1- Geçmişte işlenmiş olan günahlardan pişman olmak ve yerine getirilmemiş farzları iade etmek,
2- Başkalarına haksızlık ve eziyet etmeyi bırakmak,
3- Husumet ve düşmanlığı kaldırmak,
4- Günah ve kabahatler içerisinde büyüyen nefsi, Allah'a olan itaat içerisinde küçültüp ona hiçliğini kabul ettirmek,
5- İtaatsizlik ve günah işlemenin sözde tadını çıkaran nefse, itaat edip günahlardan uzak durmanın acılığını da tattırmak,
6- Gülüşlerinden her birine bedel olmak üzere, ağlamak."



buna göre tövbe sayılmamışmı oluyor ?
berker1 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 18.10.09, 12:41 AM   #4
cahid
Kardeş
 
cahid - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
Nerden: Nefisten Gönüle
Mesajlar: 1.348
Tesekkür: 157
179 Mesajına 322 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 10
cahid is on a distinguished road
Standart Cevap: tövbe ettim deyince tövbe edilmiş olurmu ?

Alıntı:
berker1´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
"Ey kişi! Yalnızca dil ile sür'atle yapılan tövbe, yalancıların tövbesidir, halbuki senin bu tövben, tövbeye muhtaçtır" dedi. Bunun üzerine o kişi: "Ey müminlerin emiri, o halde tövbe nedir?" diye sordu. Bunun üzerine Hz. Ali: "Tövbe şu altı şeyle mümkün olur" dedi:

1- Geçmişte işlenmiş olan günahlardan pişman olmak ve yerine getirilmemiş farzları iade etmek,
2- Başkalarına haksızlık ve eziyet etmeyi bırakmak,
3- Husumet ve düşmanlığı kaldırmak,
4- Günah ve kabahatler içerisinde büyüyen nefsi, Allah'a olan itaat içerisinde küçültüp ona hiçliğini kabul ettirmek,
5- İtaatsizlik ve günah işlemenin sözde tadını çıkaran nefse, itaat edip günahlardan uzak durmanın acılığını da tattırmak,
6- Gülüşlerinden her birine bedel olmak üzere, ağlamak."



buna göre tövbe sayılmamışmı oluyor ?
Kardeş istiğfar etmek ayrı şeydir tevbe etmek ayrı şeydir. İstiğfar etmek Allah'tan (c.c.) bağışlamasını ümit ederek af dilemektir ki Allah'ın (c.c.) rahmetinden ümit kesilmez. Tevbe ise günahları terkedip Allah'a (c.c.) yönelmek , Hakk'a dönüş yapmaktır. İkisi arasındaki ince çizgiye dikkat etmek lazım..! Tevbeleri kabul eden Allah'tır (c.c.). Onun için sayılmış, sayılmamış gibi kelimeler kullanmak pek doğru olmaz. Kabul etmesi ümit edilir..!
__________________
İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında gözetleyen yazmaya hazır bir melek bulunmasın. (Kaf Suresi - 18)


Söz ağızdan çıkana kadar senin esirindir. Ağızdan çıktıktan sonra sen onun esiri olursun. [Hz. Ali (k.v.)]

[Linki sadece üyelerimiz Görebilir. Üye olmak için tıklayınız...]
cahid isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 18.10.09, 12:48 AM   #5
Ezhâr
Guest
 
Ezhâr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Mesajlar: n/a
Standart Cevap: tövbe ettim deyince tövbe edilmiş olurmu ?

Sadece dil ile sür'atle yapılan tevbe ifadesinden kasıt,-acizane- şu olmalıdır :

Tevbe hem ikrar edilen bir itirafı,hem de pişmanlık gereği fiilayata dönüşen bir hali temsil etmelidir.Yani sadece sözde kalmamalı,mevcut hatadan dönmek için çaba harcamalı,gayret göstermelidir.

Tevbemiz yürekten,tüm samimiyetle ve derin pişmanlık hisleri ile,birdaha aynı günaha dönmeme arzusu içinde Allah'a sunulduğu takdirde inancımız bunun Hakk katında kabul göreceği şeklindedir..

Elbette herşeyin en güzeline layık olan Allah'a tevbemizi arz ederken de en güzelini yapmaya gayret etmek güzel olur..İstiğfar duaları ile Allah'ın huzurunda pişmanlığın verdiği hüzünle,gözyaşı ile dua edip af dilemek en efdalidir..

Allah çok esirgeyen,bağışlayandır.


Alıntı:
Kur'an-ı Kerîm'de; "Rabbinizden bağışlanma dileyin. doğrusu o, çok bağışlayandır " (Nuh, 71/ 10) "(Ey Muhammed) Sabret! Allah'ın verdiği söz şüphesiz gerçektir. Suçunun bağışlanmasını dile; Rabbini akşam, sabah överek tesbih et" (el-Mümin, 40/55) buyurulur.

Alıntı:
Kur'an-ı Kerîm'de bu konuda çeşitli dua örnekleri bulunur: "Ey Rabbimiz... bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et" (el-Bakara, 2/286); "Musa şöyle yalvardı: Rabbim, beni ve kardeşimi affet. Bizi merhametine garket" (el-A'raf, 7/151); "Babamı da bağışlayıp hidâyete erdir. Çünkü o, sapıklardandır" (es-Şuarâ', 26/86);"Ey Rabbimiz! Herkesin hesaba çekileceği günde, beni, annemi, babamı ve biitün mü'minleri affet" (İbrâhîm, 14/41).

Alıntı:
Seyyidü'l-İstiğfar Duası:

Bu dua konusunda şöyle bir hadis nakledilir. Resulullah (s.a) buyurdu ki; "İstiğfar dualarının en değerli ve en üstünü şöyle demendir: "Allâhümme ente Rabbî, Lâ İlâhe İllâ ente halaktenî ve ene abdüke ve ene alâ ahdike ve va'dike me'steta'tü, eûzü bike min şerri mâ sana'tü, ebûü leke bi ni'metike aleyye ve ebûü bi zenbî fe'gfirlî fe innehû lâ yeğfiru'z-zünûbe illâ ente"

Anlamı:"Allah'ım! Sen benim Rabbımsın! Senden başka hiçbir ilâh yoktur. Beni sen yarattın. Ben senin kulunum; gücüm yettiği kadarıyla senin akdin ve va'din üzere bulunuyorum. Yaptığım fenalıkların şerrinden sana sığınırım. Üzerimde olan nimetlerini itiraf ederim, günahımı da itiraf ederim. Beni bağışla; çünkü senden başka hiçbir kimse günahları mağfiret edemez."
[Linki sadece üyelerimiz Görebilir. Üye olmak için tıklayınız...]
  Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 18.10.09, 02:08 AM   #6
hakancayir
Erkek Üye
 
hakancayir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Aug 2007
Mesajlar: 5.877
Tesekkür: 0
983 Mesajına 1.495 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 13
hakancayir is on a distinguished road
Standart Cevap: tövbe ettim deyince tövbe edilmiş olurmu ?

Alıntı:
berker1´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
tövbe ettim deyince tövbe edilmiş olurmu ? hiç bir dua okunmadan kabul olunurmu
Dil ile değil kalp ile olması da inşallah yeterli olur.
Samimi içten bir pişmanlıkla bir daha o hataya dönmemeye azmetmek kalpten geçince inşallah davranışlara da yansır.
hakancayir isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 18.10.09, 02:59 AM   #7
mütevazı
Erkek Üye
 
mütevazı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2007
Mesajlar: 242
Tesekkür: 2
4 Mesajına 4 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 8
mütevazı is on a distinguished road
Standart Cevap: tövbe ettim deyince tövbe edilmiş olurmu ?

Mutlaka ki, Cenab-ı hak, sonsuz bağışlayandır, merhamet sahibidir, ancak tövbe edenin şu şekil yada bu şekilde tövbe edilmesi halinde kabul edilip edilmeyeceğini bizler nasıl biliriz ki, ve bu şekilde yorumlar yapıyoruz, fikir beyan ediyoruz,
çünkü tövbesinin kabul edilmeyeceğini düşünen insan ümitsizliğe düşer.
(Hiç kimse benim rahmetimden ümitsiz olmasın) âyet-i keri­mesini düşünerek kişi ümitsiz olmamalıdır.
Ayrıca
Benim kalbim temizdir, Allah beni afveder) demesi de asla doğru değildir. Çünkü hadîs-i şerifte buyuruldu ki:
(Ahmak o kimseye denir ki, her istediğini yapar ve rahmete kavuşmasını ümit eder.)

bence bu konu üzerinde yorum yapılması doğru değildir.
__________________
Bir şeye ait her şeyi öğrenin,
her şeye dair bir şeyler bilin
mütevazı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 18.10.09, 11:10 PM   #8
berker1
Kardeş
 
berker1 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 3
Tesekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 6
berker1 is on a distinguished road
Standart Cevap: tövbe ettim deyince tövbe edilmiş olurmu ?

hepinize çok teşekkür ederim arkadaşlar. peki bir şey istedim o şey olursa şunu yapmıcam demek olurmu ?
berker1 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 19.10.09, 01:05 AM   #9
cahid
Kardeş
 
cahid - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
Nerden: Nefisten Gönüle
Mesajlar: 1.348
Tesekkür: 157
179 Mesajına 322 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 10
cahid is on a distinguished road
Standart Cevap: tövbe ettim deyince tövbe edilmiş olurmu ?

Alıntı:
berker1´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
hepinize çok teşekkür ederim arkadaşlar. peki bir şey istedim o şey olursa şunu yapmıcam demek olurmu ?
Dini amel açısından soruyorsan bu tarz bir düşünce yanlıştır. Hatta çok büyük vebaldir. Soruyu biraz daha açarsan ona göre daha net cevap verebilme imkanımız olur..!
__________________
İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında gözetleyen yazmaya hazır bir melek bulunmasın. (Kaf Suresi - 18)


Söz ağızdan çıkana kadar senin esirindir. Ağızdan çıktıktan sonra sen onun esiri olursun. [Hz. Ali (k.v.)]

[Linki sadece üyelerimiz Görebilir. Üye olmak için tıklayınız...]
cahid isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 19.10.09, 05:11 PM   #10
ÜSTAD
Genel Sorumlu
 
ÜSTAD - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2006
Nerden: Türkiye
Mesajlar: 3.815
Tesekkür: 941
646 Mesajına 1.078 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 12
ÜSTAD is on a distinguished road
Standart Cevap: tövbe ettim deyince tövbe edilmiş olurmu ?

Alıntı:
berker1´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
hepinize çok teşekkür ederim arkadaşlar. peki bir şey istedim o şey olursa şunu yapmıcam demek olurmu ?
Tabii olur(ama o istediğiniz şey meşru ise) ,bir nevi Adak olayı gibi,misal verecek olursak eğer şu duam kabul olursa inşaallah Adak adayacağım gibi.
__________________
Ben nur talabesiyim deyipte biri size hakaret ediyorsa,iftira ediyorsa,küfürlü konuşuyorsa,isterse yüz kere külliyatı bitirsin katiyyen bilinki nurla alakası yoktur. Malumdurki üstadın hayatı ortada en zalim en gaddar şahıslara karşı değil hakaret beddua dahi etmemişken bu insanlara ne oluyorki ben nur talabesiyim iddasında bulunuyor
ÜSTAD isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 19.10.09, 05:44 PM   #11
Ezhâr
Guest
 
Ezhâr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Mesajlar: n/a
Standart Cevap: tövbe ettim deyince tövbe edilmiş olurmu ?

Alıntı:
berker1´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
hepinize çok teşekkür ederim arkadaşlar. peki bir şey istedim o şey olursa şunu yapmıcam demek olurmu ?
Acizane yorum yapacağım lakin caiz olmayan bir husus içerirse eksiğimin giderilmesini dilerim..


Alıntı:
Allah'u Teâlâ'ya ibâdet maksadıyla mükellef olmadığı halde mübah olan bir işi yapmayı kararlaştırmasına, kişinin öyle bir ameli kendisine vâcip kılmasına ve bunu yapacağına dair Allah'a söz vermesine adak denir.

sorularlaislamiyet.com
Yani adakta,farz kılınmadığı halde fazladan gönüllü olarak yapmayı taahhüt ettiğimiz bir güzel ibadetten,işlemden bahsediyoruz...Bu durum ile sizin bahsettiğiniz durum farklı gibi geliyor..

Ha keza siz istediğiniz şey karşılığında Allah'ın zaten yasaklamış olduğu,haram saydığı bir işlemden vazgeçmeyi taahhüt ediyorsunuz.Ki zaten bundan vazgeçmeniz size emrediliyor.

Tabiri caizse yaramaz çocukların anne ve babasına dediği gibi,- Bana şunu alırsan uslu duracağım..gibi bir mana çıkıyor ortaya...Ki zaten siz bununla mükellefsiniz..O alınsa da alınmasa da,olsa da olmasa da siz uymak zorundasınız..Size farz olan durumları şartın içine dahil edemezsiniz..

O halde kul diyebilir mi ki; ''Eğer şu dileğim olursa hırsızlık yapmayacağım''..Zaten hırsızlık yapmaması gerekir..Dileğine karşılık güzel ve aynı zamanda yapması gerekenlerin dışında birşey vaad etmesi icab etmez mi ?

Dolayısı ile böyle bir istek yanlış olur düşüncesindeyim.Bu sorularım ve yorumlarım aynı zamanda istişare amaçlıdır..Şahsi kanaatlerle yola çıkılmaz,ancak acizane oluşan intiba budur..Eksiğimiz var ise bilgili kardeşlerimizin hoşgörüsüne ve ilmine havale ediyorum..
  Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 07.11.09, 01:49 AM   #12
ROTİNDA
Kardeş
 
ROTİNDA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2009
Mesajlar: 18
Tesekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 6
ROTİNDA is on a distinguished road
Standart Cevap: tövbe ettim deyince tövbe edilmiş olurmu ?

Vallahi, Billahi ,Tallahi

yemin etmekmidir? eyer öyleyse
kefareti nedir? nasıl af dilenir?
lütfen bu konuyu
bilen biri cevaplasın
bugün duydum kafama takıldı
saygılar
ROTİNDA isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 07.11.09, 02:32 AM   #13
bedi
Kardeş
 
bedi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 1.519
Tesekkür: 534
687 Mesajına 1.136 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 8
bedi is on a distinguished road
Standart Cevap: tövbe ettim deyince tövbe edilmiş olurmu ?

kardeş geniş bi konu olduğu için buraya yazmadım linkte sorunuzu cevabı tüm ayrıntılarıyla mevcut. rabbim hayırlısı ile istifade etmeyi nasip eylesin inşallah. selametle



[Linki sadece üyelerimiz Görebilir. Üye olmak için tıklayınız...]
__________________
Sultân-ı Resûl Şâh-ı mümeccedsin efendim
Bîçârelere devlet-i sermedsin efendim.
Dîvân-ı ilâhide ser-âmendsin efendim.
Menşûr-i “leamrük” le müeyyedsin efendim

Sen Ahmed-ü Mahmûd-ü Muhammedsin efendim,
Hak’dan bize Sultân-ı müeyyedsin efendim!...
Şeyh Galib

"derin yaralarını sardıkların senin eline vururken,
sen aldırmayıp yaralarını sarmaya devam ediyorsun."
IŞIK ADAM
bedi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 07.11.09, 11:03 AM   #14
ROTİNDA
Kardeş
 
ROTİNDA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2009
Mesajlar: 18
Tesekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 6
ROTİNDA is on a distinguished road
Standart Cevap: tövbe ettim deyince tövbe edilmiş olurmu ?

Alıntı:
bedi´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
kardeş geniş bi konu olduğu için buraya yazmadım linkte sorunuzu cevabı tüm ayrıntılarıyla mevcut. rabbim hayırlısı ile istifade etmeyi nasip eylesin inşallah. selametle



[Linki sadece üyelerimiz Görebilir. Üye olmak için tıklayınız...]
Allah razı olsun bilgilendirdiğin için
ROTİNDA isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 07.11.09, 09:55 PM   #15
bedi
Kardeş
 
bedi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 1.519
Tesekkür: 534
687 Mesajına 1.136 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 8
bedi is on a distinguished road
Standart Cevap: tövbe ettim deyince tövbe edilmiş olurmu ?

Amin ecmain inşallah.
__________________
Sultân-ı Resûl Şâh-ı mümeccedsin efendim
Bîçârelere devlet-i sermedsin efendim.
Dîvân-ı ilâhide ser-âmendsin efendim.
Menşûr-i “leamrük” le müeyyedsin efendim

Sen Ahmed-ü Mahmûd-ü Muhammedsin efendim,
Hak’dan bize Sultân-ı müeyyedsin efendim!...
Şeyh Galib

"derin yaralarını sardıkların senin eline vururken,
sen aldırmayıp yaralarını sarmaya devam ediyorsun."
IŞIK ADAM

Konu bedi tarafından (08.11.09 Saat 10:25 PM ) değiştirilmiştir.
bedi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
deyince, edilmiş, ettim, olurmu, tövbe


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
GÜNAH VE TÖVBE Allahın nuru Soru ve Cevap 1 27.09.08 09:20 PM
Tövbe edenler ozan11 Sevgi ve Hoşgörü ekseninde İslam 1 08.07.07 11:46 AM
tövbe yavuzyavuz Soru ve Cevap 9 28.05.06 06:09 PM


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283