Navigation » ForumAnkebut İslami sohbet,Kuran,Tefsir,Fıkıh,Tasavvuf,Risale Paylaşım Merkezi... > ..:: DİNİ KONULAR ::.. > Soru ve Cevap » RESULUM KAİNATI SENİN YÜZÜ SUYU HÜRMETİNE YARATTIM

Soru ve Cevap Dini konularda aklınızı karıştıran/ aklınıza takılan öğrenmek istediğiniz, merak ettiğiniz soruları sorabilirsiniz...

 

 

Cevapla
Seçenekler
Okunmamış 19.08.09, 09:23 PM   #21
ÜSTAD
Genel Sorumlu
 
ÜSTAD - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2006
Nerden: Türkiye
Mesajlar: 3.815
Tesekkür: 941
646 Mesajına 1.078 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 12
ÜSTAD is on a distinguished road
Standart Cevap: RESULUM KAİNATI SENİN YÜZÜ SUYU HÜRMETİNE YARATTIM

Alıntı:
MB_1´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Kardeş arkadaşın dediği doğrudur .Bu söz uydurmadır.Yani Allah(c.c.) şimdiye kadar söylediği sözlerin hangisi kur'nada yer almamış
Diyelim ki Allah(c.c.)öyle bir söz söyledi Efendimiz vefat etti e ne olacak şimdi dünyanın ortadan kaybolması lazı deilmiydi?Hani hala ortadayız ve yaşıyoruz.

Lütfen islam dostları sözleri saptırmayalım
Allah(c.c.) iftira atmayalım!!!
Kardeş yazdığınız yazıyı biraz açarmısınız ,hassas konu olduğu için yazınız hakaret içeriyor.Doğru anlayabilmemiz için lütfen açıklık getiriniz.Yoksa silmek zorunda kalacağım.
__________________
Ben nur talabesiyim deyipte biri size hakaret ediyorsa,iftira ediyorsa,küfürlü konuşuyorsa,isterse yüz kere külliyatı bitirsin katiyyen bilinki nurla alakası yoktur. Malumdurki üstadın hayatı ortada en zalim en gaddar şahıslara karşı değil hakaret beddua dahi etmemişken bu insanlara ne oluyorki ben nur talabesiyim iddasında bulunuyor
ÜSTAD isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 21.08.09, 06:38 PM   #22
sakaryalı2754
Kardeş
 
sakaryalı2754 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2008
Yaş: 41
Mesajlar: 622
Tesekkür: 2
11 Mesajına 13 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 7
sakaryalı2754 is on a distinguished road
Standart Cevap: RESULUM KAİNATI SENİN YÜZÜ SUYU HÜRMETİNE YARATTIM

Alıntı:
MB_1´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Kardeş arkadaşın dediği doğrudur .Bu söz uydurmadır.Yani Allah(c.c.) şimdiye kadar söylediği sözlerin hangisi kur'nada yer almamış
Diyelim ki Allah(c.c.)öyle bir söz söyledi Efendimiz vefat etti e ne olacak şimdi dünyanın ortadan kaybolması lazı deilmiydi?Hani hala ortadayız ve yaşıyoruz.

Lütfen islam dostları sözleri saptırmayalım
Allah(c.c.) iftira atmayalım!!!

Maşallah alimlerimizde sizin gibi bu şekilde dümdüz bir mantuk kursalardı herhalde ümmeti muhammedin %90 'ı bugün ya hıristiyan yada ateist olurdu.

Maşaallah ....

Ayrıca biz islamın dostu değil ta kendisiyiz.

Konu sakaryalı2754 tarafından (21.08.09 Saat 06:42 PM ) değiştirilmiştir.
sakaryalı2754 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 24.02.11, 10:32 PM   #23
charmant
Kardeş
 
charmant - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2010
Mesajlar: 1
Tesekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 4
charmant is on a distinguished road
Standart Cevap: RESULUM KAİNATI SENİN YÜZÜ SUYU HÜRMETİNE YARATTIM

sizin o alimlerinizin bazıları bu dini kendi uygulamalarıyla böldüler parçaladılar, insanlar ibadetlerini bile farklı farklı yapmaya başladılar ve gün geçtikcede müslümanlar arasında ayrılıklar başgösterdi, bugün allah (c.c.) ın ve peygamberimiz muhammed (s.a.v) efendimizn adını kullanarak pek çok uydurma hadisleri sizin sahih dediğiniz hadislerin arasına sızdırmışlardır, şu bir gerçekdir ki kimin imanlı kimin imansız olduğunu kimse bilemez ama kılavuzu kuran azimüşşan olmayanında gittiği yol yol değildir...
charmant isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 25.02.11, 12:02 AM   #24
hüseyin coşgun
Kardeş
 
hüseyin coşgun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2010
Mesajlar: 3.930
Tesekkür: 192
1.845 Mesajına 2.658 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 8
hüseyin coşgun is on a distinguished road
Standart Cevap: RESULUM KAİNATI SENİN YÜZÜ SUYU HÜRMETİNE YARATTIM

baştan sona kadar okunursa herkese faydası olacağı kanaatindeyim....

"Sen olmasaydın, ey Habîbim, felekleri [kâinatı] yaratmazdım" kudsî hadisi ne anlama gelmektedir?



Hz. Cabir anlatıyor: “Ey Allah’ın Resulü! Anam-babam sana feda olsun, Allah’ın her şeyden önce ilk yarattığı şeyi bana söyler misiniz?” diye sordum. Şöyle buyurdu “Ey Cabir! Her şeyden önce Allah’ın ilk yarattığı şey senin peygamberinin nurudur. O nur, Allah’ın kudretiyle onun dilediği yerlerde dolaşıp duruyordu. O vakit daha hiçbir şey yoktu. Ne Levh, ne kalem, ne cennet, ne ateş/cehennem vardı. Ne melek, ne gök, ne yer, ne güneş, ne ay, ne cin ve ne de insan vardı.

Allah mahlukları yaratmak istediği vakit, bu nuru dört parçaya ayırdı. Birinci parçasından kalemi, ikinci parçasından Levh’i (Levh-i mahfuz), üçüncü parçasından Arş’ı yarattı. Dördüncü parçayı ayrıca dört parçaya böldü: Birinci parçadan Hamele-i Arşı (Arşın taşıyıcılarını), ikinci parçadan Kürsi’yi, üçüncü parçadan diğer melekleri yarattı. Dördüncü kısmı tekrar dört parçaya böldü: Birinci parçadan gökleri, ikinci parçadan yerleri, üçüncü parçadan cennet ve cehennemi yarattı. Sonra dördüncü parçayı yine dörde böldü: Birinci parçadan Müminlerin basiret nurunu/iman şuurunu, ikinci parçadan -marifetullahtan ibaret olan- kalplerinin nurunu, üçüncü parçadan tevhitten ibaret olan ünsiyet nurunu (La ilahe illallah Muhammedu’rresulüllah nurunu) yarattı.” (Bkz. İmâm Ahmed, Müsned IV-127; Hâkim, Müstedrek II-600/4175; İbni Hibban, El İhsân XIV-312/6404; Kastalanî, Mevahibü'l-Ledünniye: 1/6; Krş. Aclunî, I/262-6)
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bir hadisi kudsîde : "ALLAH : "Seni kendi nurumdan, diğer şeyleri de senin nurundan yarattım."buyurdu" buyurmuştur. (Îmân Ahmed, Müsned IV-127; Hâkim, Müstedrek II-600/4175; İbni Hibban, El İhsân XIV-312/6404; Aclûnî, Keşfü'l-Hâfâ I-265/827)
Kâinatta en büyük hâdise hiç şüphe yok ki, Kâinatın Efendisi Peygamberimiz (s.a.v.) Hz. Muhammed'in (a.s.m.) dünyaya teşrifleri hâdisesidir.
Çünkü, hilkat ağacının çekirdeği odur. Kâdir-i Zülcelâl, onun gelişini takdir etmemiş olsaydı, kâinat da, insan da olmayacaktı. Dolayısıyla imtihan dünyasının kapısı da açılmayacaktı. "Şu gördüğün büyük âleme büyük bir kitap nazarıyla bakılırsa, Nûr-u Muhammedî (a.s.m.) o kitabın kâtibinin kaleminin mürekkebidir: Eğer o âlem-i kebir, bir şecere tahayyül edilirse, Nur-u Muhammedî hem çekirdeği, hem semeresi [meyvesi> olur. Eğer dünya mücessem bir zîhayat farzedilirse, o nur onun ruhu olur. Eğer büyük bir insan tasavvur edilirse, o nur onun aklı olur."
İşte, "Sen olmasaydın, ey Habîbim, felekleri (kâinatı) yaratmazdım" kudsî hadisi, bu sırra işaret etmektedir.

Sen olmasaydın kainatı yaratmazdım hadisi nasıl anlaşılmalıdır ve Hakikat-ı Muhammediye nedir?

Tasavvufi anlayışa göre, Allah’tan başka hiçbir şey yokken ilk defa hakikat-i Muhammediye var olmuş, bütün yaratıklar bu hakikatten ve onun için halkedilmiştir. Alemin var olma sebebi, maddesi ve gayesi bu hakikattir.

Tasavvuftaki ilk yaratılışa dair bu bilgiler, Risale-i Nur’daki bilgilerle büyük benzerlikler göstermektedir. İlk yaratılan Hz. Peygamberin temsil ettiği nübüvvet nurudur. Kainat onun nurundan yaratılmıştır. Varlığın mebde ve müntehası Hz. Muhammed (s.a.v.)’dir. “Hem o melek, cin ve beşerin seyyidi olan zat, şu kâinat ağacının en münevver ve mükemmel meyvesi ve rahmet-i İlâhiyenin timsali ve muhabbet-i Rabbâniyenin misali ve Hakkın en münevver bürhanı ve hakikatin en parlak sirâcı ve tılsım-ı kâinatın miftahı ve muammâ-yı hilkatin keşşafı ve hikmet-i âlemin şârihi ve saltanat-ı İlâhiyenin dellâlı ve mehâsin-i san'at-ı Rabbâniyenin vassâfı; ve câmiiyet-i istidat cihetiyle, o zat mevcudattaki kemâlâtın en mükemmel enmuzecidir. Öyleyse, o zâtın şu evsâfı ve şahsiyet-i mâneviyesi işaret eder, belki gösterir ki, o zat kâinatın illet-i gaiyesidir. Yani, "O zâta şu kâinatın Hâlıkı bakmış, kâinatı halk etmiştir. Eğer onu icad etmeseydi, kâinatı dahi icad etmezdi" denilebilir. Evet, cin ve inse getirdiği hakaik-i Kur'âniye ve envâr-ı imaniye ve zâtında görünen ahlâk-ı âliye ve kemâlât-ı sâmiye, şu hakikate şahid-i kat'idir.”

"Levlake” hadisi

“Tasavvufta sık sık kullanılan ve kutsi hadis olarak da rivayet edilen, ‘Sen olmasaydın ben kainatı yaratmazdım’ (Levlake...) (Acluni, II: 164; Hakim el Müstedrek, II: 615) ifadesiyle” varlığın Hz. Muhammed için yaratıldığı anlatılır.

Çekirdek ve Meyve

Tasavvufi anlayışta, “Rasül-i Ekrem’in ruhu ve nuru bütün insanlardan, peygamberlerden, hatta meleklerden önce var olduğundan Peygamber insanlığın manevi babasıdır. Hz. Adem insanların maddeten babası (ebul beşer) Hz. Peygamber ruhların babası” olduğu söylenir.

Risale-i Nur’da da Hz. Peygamber, yaratılmışların çekirdeği ve en mükemmel meyvesi olarak ifade edilir. Bu hakikat aşağıdaki alıntıda şöyle izah edilir:

“Ve herhalde, zîhayat içinde o fert zîşuurdan olacaktır. Çünkü, zîhayatın envâı içinde en mükemmeli zîşuurdur. Ve herhalde, o ferd-i ferid, insandan olacaktır. Çünkü, zîşuur içinde hadsiz terakkiyâta müstaid, insandır. Ve insanlar içinde, herhalde o fert Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm olacaktır. Çünkü, zaman-ı Âdem'den şimdiye kadar hiçbir tarih, onun gibi bir ferdi gösteremiyor ve gösteremez. Zira, o zat, küre-i arzın yarısını ve nev-i beşerin beşten birisini saltanat-ı mâneviyesi altına alarak, bin üç yüz elli sene kemâl-i haşmetle saltanat-ı mâneviyesini devam ettirip, bütün ehl-i kemâle, bütün envâ-ı hakaikte bir üstâd-ı küll hükmüne geçmiş. Dost ve düşmanın ittifakıyla, ahlâk-ı hasenenin en yüksek derecesine sahip olmuş; bidâyet-i emrinde, tek başıyla bütün dünyaya meydan okumuş; her dakikada yüz milyondan ziyade insanların vird-i zebânı olan Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyânı göstermiş bir zat, elbette o ferd-i mümtazdır, ondan başkası olamaz. Bu âlemin hem çekirdeği, hem meyvesi odur.”

“Evet, nasıl ki hayat bu kâinattan süzülmüş bir hülâsadır. Ve şuur ve his dahi hayattan süzülmüş, hayatın bir hülâsasıdır. Akıl dahi şuurdan ve histen süzülmüş, şuurun bir hülâsasıdır. Ve ruh dahi, hayatın hâlis ve sâfi bir cevheri ve sabit ve müstakil zâtıdır. Öyle de, maddî ve mânevî hayat-ı Muhammediye (a.s.m.) dahi, hayat ve ruh-u kâinattan süzülmüş hülâsatü'l-hülâsadır ve risalet-i Muhammediye dahi (a.s.m.), kâinatın his ve şuur ve aklından süzülmüş en sâfi hülâsasıdır. Belki maddî ve mânevî hayat-ı Muhammediye (a.s.m.), âsârının şehadetiyle, hayat-ı kâinatın hayatıdır. Ve risalet-i Muhammediye (a.s.m.), şuur-u kâinatın şuurudur ve nurudur. Ve vahy-i Kur'ân dahi, hayattar hakaikinin şehadetiyle, hayat-ı kâinatın ruhudur ve şuur-u kâinatın aklıdır.

Evet, evet, evet! Eğer kâinattan risalet-i Muhammediyenin (a.s.m.) nuru çıksa, gitse, kâinat vefat edecek. Eğer Kur'ân gitse, kâinat divane olacak ve küre-i arz kafasını, aklını kaybedecek, belki şuursuz kalmış olan başını bir seyyareye çarpacak, bir kıyameti koparacak.

Şu gördüğün büyük âleme büyük bir kitap nazarıyla bakılırsa, Nur-u Muhammedî (sallallâhu aleyhi ve sellem) o kitabın kâtibinin kaleminin mürekkebidir. Eğer o âlem-i kebir, bir şecere tahayyül edilirse, Nur-ı Muhammedî hem çekirdeği, hem semeresi olur. Eğer dünya mücessem bir zîhayat farz edilirse, o nur onun ruhu olur. Eğer büyük bir insan tasavvur edilirse, o nur onun aklı olur. Eğer pek güzel şaşaalı bir cennet bahçesi tahayyül edilirse, Nur-ı Muhammedî onun andelîbi olur. Eğer pek büyük bir saray farz edilirse, Nur-ı Muhammedî o Sultan-ı Ezelî'nin makarr-ı saltanat (saltanat merkezi) ve haşmeti ve tecelliyat-ı cemaliyesiyle âsâr-ı san'atını hâvi olan o yüksek saraya nâzır ve münadi ve teşrifatçı olur. Bütün insanları davet ediyor. O sarayda bulunan bütün antika san'atları, hârikaları ve mucizeleri tarif ediyor. Halkı o saray sahibine, sâniine iman etmek üzere câzibedar, hayret-efza davet ediyor. Binaenaleyh İncil'de "Ahmed", Tevrat'ta "Ahyed" ve Kur’ân’da "Muhammed" ismiyle müsemma, iki cihanın güneşidir.

İnsanlardan bir çekirdek var ki, Cenâb-ı Hak şecere-i hilkati o çekirdekten inbat etmiştir. O çekirdek de ancak ve ancak bütün ehl-i kemâlin ve belki nev'-i beşerin nısfının ittifakıyla efdal-ül halk, seyyid-ül enâm (herkesin efendisi) Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm'dır.

Bu kâinat sahibinin tezahür-ü rubûbiyetine ve sermedî (ebedî) ulûhiyetine ve nihayetsiz ihsanatına küllî bir ubudiyet ve tanıttırmakla mukabele eden Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm, bu kâinatta güneş lüzumu gibi elzemdir ki; nev'-i beşerin üstad-ı ekberi ve büyük peygamberi ve Fahr-i Âlem ve hakikat-ı Muhammediye (sallallâhu aleyhi ve sellem) hem sebeb-i hilkat-i âlem, hem neticesi ve en mükemmel meyvesi olduğu gibi, bu kâinatın hakikî kemalâtı ve sermedî Cemîl-i Zülcelâl'in bâki âyineleri ve sıfatlarının cilveleri ve hikmetli ef'alinin vazifedar eserleri ve çok manidar mektupları olması ve bâki bir âlemi taşıması ve bütün zîşuurların müştak oldukları bir dâr-ı saadet ve âhireti netice vermesi gibi hakikatları, hakikat-ı Muhammediye (sallallâhu aleyhi ve sellem) ve Risalet-i Ahmediye (sallallâhu aleyhi ve sellem) ile tahakkuk ettiğinden, nasıl bu kâinat O’nun risaletine gayet kuvvetli ve kat'î şehadet eder.

F. Gülen Hocaefendi, bu konuda şunlara dikkat çeker:

Hakikat-ı Muhammediye (sallallâhu aleyhi ve sellem) hem hayatın hayatı, hem kâinatın hayatı, hem İsm-i A'zam'ın tecelli-i a'zamının mazharı ve bütün zîruhların nuru ve kâinatın çekirdek-i aslîsi ve gaye-i hilkati ve meyve-i ekmeli olmasından, o hitap doğrudan doğruya O’na bakar. Sonra hayata ve şuura ve ubudiyete O’nun hesabına nazar eder.Efendimiz’in temsil ettiği bir Hakikat-ı Ahmediye var, bir de Hakikat-ı Muhammediye var. Dünyayı teşriflerinden önce O, Hakikat-ı Ahmediyesi ile vardır ve Kâ’be hakikatı ile tev’emdir. Bu sebeple O, İncil’de Ahmed ismiyle anılmıştır; Kur’an’da da geçtiği üzere, Hz. İsa (as) O’nu, Ahmed ismiyle müjdelemiştir. O, dünyayı teşrifleri ve risaletleriyle birlikte Hakikat-ı Muhammediye’yi temsil etmiştir. Vefatından sonra da, yine Hakikat-ı Ahmediye’nin tecellisi söz konusudur.

Meselenin bir diğer yönü de şudur: Hz. Peygamber'in (sav) risâlet ve nübüvveti temelde, diğer bütün peygamberlerden önce idi. Nitekim O, bir hadislerinde: "Allah'ın ilk yarattığı şey, benim nûrumdur" buyurmaktadır. Diğer bir hadislerinde de; "Hz. Adem henüz çamur ve balçık arasında debelenirken, Ben peygamber idim" ferman etmektedir. Demek ki, O'nun peygamber olarak planlanması, herkesten önceydi. Bu mesele, tasavvufçularca "hakikat-ı Ahmediyye" ünvanıyla ele alınmış ve uzun uzun üzerinde durulmuştur. Onların bu mevzudaki mülahazalarında, hakikat-ı Ahmediyye, aynı zamanda kainatın da hakikatı olarak işlenmiştir ki, bununla da, Hz. Peygamber'in (sav) büyüklüğü ve en büyük risâlete mazhariyeti anlatılmak istenmiştir.

Necip Fazıl, O’nu ifade için “O ki, o yüzden varız” derdi. Bu yaklaşım, hadis kriterleri açısından tenkid edilse de, mânâsı doğru olan “Sen olmasaydın, âlemleri yaratmazdım” hadis-i kudsîsinden mülhemdir. Evet Allah, kâinatı O’nun için yaratmıştır. Kâinat, Allah’ı anlatan bir kitapsa -ki, öyledir- bu kitabın tercümanı Hz. Muhammed (s.a.s)’dir. O olmasaydı, kâinat kitabı okunamayan, anlaşılamayan bir sır olarak kalacaktı. Dolayısıyla onun içinde yaşayacak ama, onunla Allah’ı tanıyamayacak ve O’na ulaşamayacaktık. Oysa ki, Allah, Kur’ân-ı Kerim’de beyan ettiği üzere, varlığı, kendisine ibadet etsinler, İbn Abbas’ın tefsirine göre de, kendisini tanısınlar diye yaratmıştır. Bu itibarla denebilir ki, Hz. Muhammed olmasaydı, varlık bilinmeyecek ve dolayısıyla Allah da tanınmayacaktı. Öyle ise O’na varlığın ille-i gaiyesi, yani, yaratılış sebebi denebilir.

O’nu, kendinden önce gelen her peygamber, misyonu ölçüsünde ve çerçevesinde anlatmış ve haber vermiştir. Meselâ, Endülüslü büyük alim Kadı Iyaz’ın Şifa-i Şerif’inde geçtiği üzere, Hz. Âdem, kendisine yasaklanan meyveden yedikten sonra Cenâb-ı Allah’a O’nu şefaatçi ederek yalvarmış; “Muhammed hürmetine beni affet!” demiştir. Cenâb-ı Allah’ın, “Sen Muhammed’i nereden biliyorsun?” sorusuna karşılık da, “Ben, Cennet’in kapısında ‘Lâ ilâhe illallah, Muhammedün rasûlüllah’ yazısını gördüm. İsmi, Senin İsm-i Şerifi’nin yanında anılan biri, Sen’in yanında en kıymetli olmalıdır” şeklinde cevap vermiştir. En son Hz. İsa da O’ndan çok bahsetmiş, İncillerin eldeki nüshalarında “Size daha çok söyleyeceklerim var; fakat, şimdi siz bunları kaldıramazsınız. Ben gideyim, ta ki, dünyanın Efendisi, gerçeğin ruhu, hakkı bâtıldan ayıran Zât gelsin ve size bütün hakikatleri anlatsın” (Yuhanna, Bab 16/12-14) demiştir.

Hz. İsa, O’nu Ahmed olarak haber vermiştir. İlâhî bir tevafuktur ki, dedesi Abdülmüttalib, “Gökte ve yerdekiler O’nu övsün” diyerek, O’na Muhammed ismini koymuştur. İmam-ı Rabbanî gibi büyük zatlar, önemle Hakikat-ı Ahmediye ve Hakikat-ı Muhammediye üzerinde dururlar. O, yeryüzüne gelmeden önce “Hakikat-ı Ahmediye”nin sahibiydi. Dolayısıyla Hz. İsa, O’nu Ahmed ismiyle müjdelemiştir. Dünyadaki misyonu itibarıyla de O “Hakikat-ı Muhammediye”yi temsil etmiştir. Nebiler Serveri bu temsil sonunda Hakikat-ı Ahmediye’ye bi’l-fiil ulaşarak veya Hakikat-ı Ahmediye’yi bilfiil gerçekleştirerek, yine “Hz. Ahmed” ünvanıyla işaret buyurulan varlığın ruhu olma âlemine dönmüştür.

O, en çok eza ve cefaya maruz bırakıldığı bir zamanda Mirac’la şereflendirilmişti. Bu, kâinat içinden kâinat ötesine yolculukla, kendisine rehberlik eden Cibril’i bile bir noktadan sonra geride bırakmış, yoluna devam etmişti de, kendisine “Top senin, çevkan senin bu gece” denmişti. Mahzen-i Esrâr sahibi Nizamî’nin engin ve renkli ifadeleri içinde, “Yıldızlar, yolunda kaldırım taşları gibi dizilmiş, melekler kendisine teşrifatçılık yapmış, yarım ay atının ayakları altında bir nal gibi kalmış, Güneş O’nun ışık kaynağına sığınmıştı.” O, Kur’ân’da ifade buyurulan “Kâbe kavseyni ev ednâ”nın mânâsına göre, imkânla vücub arası bir noktaya gelmişti. Bu şu demekti: Bir kere O da, bir insandı ve yerdi, içerdi, uyurdu, sokaklarda dolaşırdı. Fakat, Buseyrî’nin ifadesiyle, “bir beşerdi, ama herhangi bir beşer gibi değildi; taşlar arasında bir yakut gibiydi.” Bunu avâmî bir benzetmeyle şöyle izah edebiliriz:

Meselâ; Selimiye’nin önünden geçen herkes, kendince, bir şeyler hisseder: İyi ve zevk-i selim sahibi bir mimar, ondaki sanat karşısında zevkten zevke girer. Bir çoban da kendine göre onun karşısında bir şeyler hisseder. Bir diğer misal verecek olursak, mesela; iyi gelişmiş damak zevki olanlar, yemekleri çok iyi ayırırlar ve onlar sıradan insanlardan farklıdırlar. Bunun gibi, onun her şeyi hissedişi bir başka idi. Dış görünümü ve yapısıyla bizim gibi bir beşer görünümündeydi ama bambaşka buudlarda yaşıyordu. Namaza durunca bazen, O’nun önünde cennet temessül eder, ona doğru adım attığı olurdu. Bazen de, bir başka şeyin temessülü karşısında geri çekilirdi. İşte, Mirac’la beşeriyetin en son sınırına varmıştı ki; ondan sonra sonsuzluk başlıyordu. Hiç bir şekilde Allah olunamayacağına göre, şüphesiz o Allah değildi ve olamazdı da. Bu yüzden, O’nun ulaştığı makama “imkânla-vücub” arası mânâsına “Kâb-ı kavseyni ev ednâ” dendi. O makamdaki, durumu itibarıyla kelamcılar, hadisçiler başka türlü değerlendirmelerde bulunsalar da, sufîler, O’nun Mirac’da zaman, mekân hususiyet ve kayıtlarından, müberra olarak Allah’ı gördüğünü söylerler. İşte bu makamda iken bile O, yeryüzüne aramıza geri dönmek istemiş ve dönmüştü. Büyük velilerden Abdü’l-Kuddüs: “Eğer ben, o makama varıp, orada kalmak ile geriye dönmek arasında muhayyer bırakılsa idim, vallahi dönmez, orada kalırdım” der. Ama O, geri gelmiş ve kendilerinden eza-cefa gördüğü insanların arasına inerek, onları da, bizi de, kaybettiğimiz cennete taşımıştı. Hiç olmazsa hepimizi o duyguya uyarmıştı. Mevlâna’nın ifadesiyle, bir ayağı hakikatte, diğer ayağı da 72 milletin arasında, ömrünün bakiyesini, halkın içinde Hak’la beraber sürdürmüştü.
Allah'ın Kur'an,da bildirmiş olduğu ayetlerle bire bir örtüşen ve mana itibariyle hiç bir mahsuru olmayan bir hadis niçin inkar edilir anlamak mümkün değil...

"Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik."
(Enbiyâ, 107)


hüseyin coşgun isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 25.02.11, 12:53 PM   #25
fatihhh
Kardeş
 
fatihhh - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 1.347
Tesekkür: 215
212 Mesajına 368 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 9
fatihhh is on a distinguished road
Standart Cevap: RESULUM KAİNATI SENİN YÜZÜ SUYU HÜRMETİNE YARATTIM

1-Subhan olan Allah için o olmasaydı şöyle olurdu veya olsaydı böyle olurdu gibi bir durum söz konusu olamaz,düşünülemez...O(cc) bir işi irade ettimi "kün" der o kadar....
O'nun için vazgeçilmez olan,alternatifsiz olan olamaz....Es-Samed,El-Ganiy'dir O....

2-Görevleri hamdi Hamid olan Allah'a tahsis etmek ve O'na ait olduğunu belirtmek olan hikmet sahibi Nebilerden bu tür bir sözlerin ağızlarından çıkacağına inanmak ne derece doğru...
Değilmi ama," O olmasaydı yaratılmazdımla" sen olmasaydın karnım doymazdı veya sen olmasaydın işim yürümezdi gibi ifadeler arasında ne fark var?...Nomal insanlar için sarfedilen sakıncalı sözlerden Nebiler muaf mı?
İşin tevhitcesi şudur, Allah(cc) dilemeseydi....Evet O(cc) diledikten sonra Ali olmazsa Hasan olur bitki olmazsa et olur...Dilemedikten sonrada ne olur?

3-Getirdi ile ile verildi arasında farklar vardır...Vahiyler alınmaz verilir...Resulullah(sav) doğmadan önceki kavimler hidayet rehberlerinden mahrum edilmediği gibi sonrakilerde bunlardan mahrum edilmeyecekti...Ama Hakan'la ama Yavuz'la....
Bunu şunun için yazdık,getirdi demek getireni verildi demek vereni gösterir!

4-Hani bir ordudan birini ön plana çıkarıp diğerleri yok saymak zülümdü...Ayıp olmuyormu Halil İbrahime,İsa ruhullah'a,Musa kelamullah'a ,Yüksek makam sahibi İdris'e ve diğerlerine (Allah'ın selamı üzerlerine olsun)...

5-En-Nur'un zikrinde belirttiği gibi kendisi göklerin ve yerin nurudur...Eğer bunu kaynağından değilde tecellisinden biliyorsak zülmediyoruz veya tecellisini ön plan çıkarıyorsak tecelliye hamd ediyoruz demektir...Yahut aklımız tecellide kalmışsa amacına ulaşmamıştır...

6-Biz üstadın(ra) O(sav) " şu kainat ağacının en güzel meyvesidir"(fakat başka güzel meyvelerde vardır) sözüne katılırız...Lakin bunu ilgili hadisle bağdaştıramıyoruz....Belki üstad karşı cenahın damarını incitmemek için böyle orta bir yol izlemiş olabileceği kanaatindeyiz...

7-Senet açısından eleştirilen bu söz daha çok metin açısından arızalıdır....Allah'a mahsus olan hamdi O'ndan alır kuluna yaptırır..."O olmasydı" diye.
Biz şöyle inanırız,"eğer Allah murad etmeseydi".O irade ettimi gerisi .....Hem O(cc) Gayyur'dur!

8-Özetle Allah cc varlığı kendisi belki esması için var etmiştir ve bunda bir ortağıda yoktur....

Yüce kitabımız Musa(as)'a eziyet veren ve peygamberlerini öldüren yahudiler üzerinden siz böyle yapmayın der...Fakat bu hiristyanların İsa(as) hakındaki gibi aşırılığa kaçmamızıda gerektirmiyor...Keza bunuda der....
__________________


[Linki sadece üyelerimiz Görebilir. Üye olmak için tıklayınız...]

Öyleyse sen, sana vahyedilen Kur'an'a sarıl. Şüphesiz ki sen doğru bir yol üzerindesin......Siz ondan sorguya çekileceksiniz.ZUHRUF-43-44

الْحَمْدُ للّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Konu fatihhh tarafından (26.02.11 Saat 11:03 AM ) değiştirilmiştir.
fatihhh isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 27.02.11, 12:37 AM   #26
hüseyin coşgun
Kardeş
 
hüseyin coşgun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2010
Mesajlar: 3.930
Tesekkür: 192
1.845 Mesajına 2.658 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 8
hüseyin coşgun is on a distinguished road
Standart Cevap: RESULUM KAİNATI SENİN YÜZÜ SUYU HÜRMETİNE YARATTIM

buyrun tefekkür edelim....
Allah c.c buyuruyor:ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.(zariyat,56)
kulluk için yaratılmışız,peki buna Allahın ihtiyacımı var....haşa.kulluk yapmasak yaratmazmıydı,baksanıza insanların çoğu kulluk etmiyor ama Allah yaratıyor.
bir zamanlar rabbin meleklere:ben yeryüzünde bir halife yaratacağım demişti.melekler orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birisinimi yaratacaksın?oysa biz seni överek tesbih ediyor ve seni takdis ediyoruz dediler.rabbin:ben sizin bilmediklerinizi bilirim dedi.(bakara,30)
ve Adem'e isimlerin hepsini öğretti,sonra onları meleklere gösterip:haydi davanızda sadıksanız bana şunları isimleriyle haber verin dedi.(bakara,31)
dediler ki:yücesin sen ya rab.bizim,senin bize öğrettiğinden başka bir bilgimiz yoktur.şüphesiz sen bilensin,hakimsin.(bakara,32)....
ben gizli bir hazineydim tanınıp,bilinmeyi istedim ve mahlukatı yarattım.(keşful-hafa,c.2,132/2016)....şimdi tanınıp bilinmek istemek acizlikmidir...haşa.bir kardeşimizin benzeri bir sorusuna rabbin isim ve sıfatlarının iktizası gereği olduğunu söylemiştik.
burda basit bir örnekle devam edelim,herkes iç derinliğinde hep en iyiyi en güzeli ister.işimizde,eşimizde,çocuklarımızda velhasıl her şeyimizde...Allah tanınmak,bilinmek istemiştir varlık alemini yaratmıştır,neticede kendini en iyi tanıtacak,hakiki manada kendine kulluk yapacak,isim ve sıfatlarını azam derecede parlatacak resulü ekrem Muhammed s.a.v'i yaratmıştır.bu fethullah gülen hocaefendinin dediği gibi onun gibisini yaratamaz demek değildir,yaratmadı demektir.bizler bunu söylerken haşa Musa'yı a.s,haşa İsa'yı a.s küçültmüyoruz.Allahı,ahireti,melekleri ve kulluğu azam manada,en küçük bir şüpheye mahal kalmayacak şekilde insanlığa anlatan rahmet peygamberine ifrata kaçmadan sevgimizi,muhabbetimizi,medyuniyetimizi izhar ediyoruz....
"Madem şu kâinatın Hâlıkı, her nevide bir ferd-i mümtaz ve mükemmel ve câmi halk edip, o nev'in medar-ı fahri ve kemâli yapar. Elbette, esmâsındaki İsm-i Âzam tecellîsiyle, bütün kâinata nisbeten mümtaz ve mükemmel bir ferdi halk edecek. Esmâsında bir İsm-i Âzam olduğu gibi, masnuatında da bir ferd-i ekmel bulunacak ve kâinata münteşir kemâlâtı o fertte cem edip kendine medar-ı nazar edecek."

"O fert, herhalde zîhayattan olacaktır. Çünkü envâ-ı kâinatın en mükemmeli zîhayattır. Ve herhalde, zîhayat içinde o fert zîşuurdan olacaktır. Çünkü, zîhayatın envâı içinde en mükemmeli zîşuurdur. Ve herhalde, o ferd-i ferid, insandan olacaktır. Çünkü, zîşuur içinde hadsiz terakkiyâta müstaid, insandır.

"Ve insanlar içinde, herhalde o fert Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm olacaktır."(
[Linki sadece üyelerimiz Görebilir. Üye olmak için tıklayınız...])
"Her cemal ve kemal sahibi kendi cemal ve kemâlini görmek ve göstermek istemesi sırrınca, o sultan-ı zîşan dahi istedi ki, bir meşher açsın, içinde sergiler dizsin, ta nâsın enzarında saltanatının haşmetini, hem servetinin şaşaasını, hem kendi san'atının harikalarını, hem kendi marifetinin garibelerini izhar edip göstersin. Ta, cemal ve kemâl-i mânevîsini iki vecihle müşahede etsin: Bir vechi, bizzat nazar-ı dekaik-âşinâsıyla görsün. Diğeri, gayrın nazarıyla baksın."([Linki sadece üyelerimiz Görebilir. Üye olmak için tıklayınız...])
Peygamber Efendimiz (asv)'in, Allah katındaki makam ve mevkii, O'nun isim ve sıfatlarına en büyük ve azam bir ayna olmasındandır. Yani Peygamber Efendimiz (asv), Allah’ın isim ve sıfatlarını en azam bir makamda, en azam bir derecede izhar ve ilan ettiği ve ona tam bir ayna olduğu için, habibiyet makamını elde etmiştir. Bu da gösterir ki kainatı ve Peygamber Efendimiz (asv)'ı yaratması ve vesile kılmasının temelinde kendi cemal ve kemalini görmek ve göstermek istemesi yatmaktadır. Mevcudatı yaratmasındaki en önemli ve kuvvetli sebep budur.
selam ve dua ile....
hüseyin coşgun isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 12.08.13, 10:28 AM   #27
hüseyin coşgun
Kardeş
 
hüseyin coşgun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2010
Mesajlar: 3.930
Tesekkür: 192
1.845 Mesajına 2.658 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 8
hüseyin coşgun is on a distinguished road
Standart Cevap: RESULUM KAİNATI SENİN YÜZÜ SUYU HÜRMETİNE YARATTIM

[Linki sadece üyelerimiz Görebilir. Üye olmak için tıklayınız...]
hüseyin coşgun isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 01.11.13, 11:37 PM   #28
erdemerdin
Kardeş
 
erdemerdin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2013
Mesajlar: 1
Tesekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 2
erdemerdin is on a distinguished road
Standart Cevap: RESULUM KAİNATI SENİN YÜZÜ SUYU HÜRMETİNE YARATTIM

Burada amaç bize Hak yolu Allah'ın Kelamını bize ileten Peygamberimizi kötülemek değil Allah'ın verdiği emre uymaktır. Allah'ın bütün elçilerini sevdiğini zaten bilmekteyiz Kuran'da Peygamber efendimizden güzel sözlerle bahsedildiğini bilmekteyiz. Burada çok ince bir çizgi bulunmaktadır , mesele bu ince çizgiden sapmamak ve Allah yolunda ilerlemektir. Hristiyanların düşmüş olduğu yanlışa düşmeyelim. Kuran'da Allah herşeyi apaçık söylediğini ısrarla belirtmektedir. Esas alacağımız kaynak önce Kuran olmalıdır ki bunu Allah emretmektedir.

Ayetel Kursi Meali: ( Bakara - 255 )
Allah… O’ndan başka İlah yoktur. Diridir, Kaimdir. O’nu uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. İzni olmaksızın O’nun Katında şefaatte bulunacak kimdir? O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir. (Onlar ise) Dilediği kadarının dışında, O’nun ilminden hiçbir şeyi kavrayıp-kuşatamazlar. O’nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp-kuşatmıştır. Onların korunması O’na güç gelmez. O, pek Yücedir, pek büyüktür.
’’Yeryüzün deki, herşeyi sizin için yaratan sonra gökyüzüne yönelip yedi kat gök olarak düzenleyen ve herşeyi bilen odur.’’ Bakara 29
“Ey insanlar! Allah’tan korkun. Sakın şeytan sizi aldatmasın. Ben Abdullah’ın oğlu Muhammed’im. Allah’ın kulu ve resulüyüm. Allah’a yemin ederim ki beni, Allah’ın bana verdiği makamın üstüne çıkarmanızı sevmiyorum . Ahmed b. Hanbel, 3/153, 241, 4/25, 40. Benzer bir hadis için bkz.: Ebû Davud, Edeb, 9.

’’ Ey Habibim sen olmasaydın ben bu kainatı yaratmazdım’’

Muhtemelen bir çoğunuz bu sözün bizzat Allah tarafından Kur’anda bildirildiğine inanmaktasınızdır.
Allah’ın Kainatı Resulullah’ın yüzü suyu hürmetine yaratığını, ve Resullah olmasaydı Allah Kainatı, Dünyayı ve içindeki bütün canlıları yaratmaz dı, sözü adeta insanların akidesi haline gelmiştir.
Bir çok insan tarafında özelliklede cemaatler, tarikatlar tarafında inanılan bu sözün kaynağının nerde geldiğini sorduğunuz da size direk men Kuran’ı göstermekteler, Allah’ın Kuranda bunu bildirdiğini bu sözün bir ayet olduğunu ifade etmekteler. Peki Allah Kuran’da hangi ayete bu sözü bildir miştir ? dediğiniz de ise hemen size bütün hocalar bunu söylüyorlar, Kuranda geçmese Hocalar söylemez di, diyerek topu Hocalara atmaktalar. Topu hocalara atmaları gayet normal bir durum bu inancın kaynağını araştırmadan direkmen insanlara aktaran Hocalar, tarikat şeyhleri dir. sahi Allah Kuran’ın hangi ayetinde Ey Habibim sen olmasaydın ben bu Kainatı yaratmaz dım demiştir. Siz bunun Allah tarafında söylenen bir söz olduğuna inanmaktasınız şayet Allah bu sözü söylemiş ise nerde, kime hangi kaynakta söylemiştir. Bu söz şayet Kuranda bildirilmişe hangi ayete bildirilmiştir. Bileniniz var mı yoksa farkına varmadan senelerdir Allah’a iftira atıyoruz da bundan haberimiz mi yok. Evet bu sözün Allah tarafında söylendiğini Kanıtlayamasak Allah’a açık bir şekilde iftira atmışızdır. İftira birinin söylemediği bir sözü ona nispet etmek değil midir. Allah’ın söylemediği ve bize vahiy yoluyla bildirmediği bir söz iftira değil de nedir peki ? Bakın Allah Kuranda kendisine iftira atanlar hakkında ne buyurmakta .

Onlardan öyleleri vardır ki, dillerini kitaba doğru eğip bükerler, siz onu (bu okur göründüklerini) kitaptan sanasınız diye. Oysa o kitaptan değildir. “Bu Allah Katındandır” derler. Oysa o, Allah Katından değildir. Kendileri de bildikleri halde Allah’a karşı (böyle) yalan söylerler. (Ali İmran Suresi, 78)

” Hiçbir bilgiye dayanmaksızın insanları saptırmak için Allah’a karşı yalan uydurup iftira düzenden daha zalim kimdir? Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.
(En’am Suresi, 144)

Kıyamet gününde Allah hakkında yalan söyleyenlerin yüzlerinin kapkara olduğunu görürsün. Kibirlenenlerin kalacağı yer cehennemde değil midir? (Zümer 60)

Yoksa Allah, bunları sizlere tavsiye ettiği zaman şahid miydiniz?” Hiçbir bilgiye dayanmaksızın insanları saptırmak için Allah’a karşı yalan uydurup iftira düzenden daha zalim kimdir? Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.
(En’am Suresi, 144)

De ki: “Allah hakkında yalan uydurup iftira edenler, kurtuluşa ermezler.” (Yunus Suresi, 69)

Ayetleri dikkatlice incelediğimiz de yüce Allah kendisine iftira atanların asla Kurtuluşa eremeyeceklerinin ve ahierette cehenneme gireceklerini bildirmekte. Bu insanların ortak özellikleri Allah’ın söylemediği bir şeyi Allah söyledi diyerek Allah’a iftira atmaları. Evet Allah söylemediği birşeyi Allah söyledi demek Allah’a apacık bir iftira dır.
Allah Kuran’da Dünyanın ve Kainatın ne amaçla yaratığını bizlere bildirmekte dir. Dünyanın peygamberin yüzü suyu hürmetine yaratıldığına inanmak Allah’a apaçık bir iftiradır. Allah’ın söylemediği birşeyi sanki Allah söyle di diyerek Allah’a karşı yalan konuşmak dır. Bu sözün Allah’a iftira olduğunu Allah cc şu ayetlerde bizlere bildirmek dedir.
Yeryüzün deki herşeyi sizin için yaratan sonra gökyüzüne yönelip yedi kat gök olarak düzenleyen ve herşeyi bilen O dur. Bakara 29
Amel bakımında en güzel kim olduğu hususunda sizi imtihan etmek için gökleri ve yeri altı günde yaratan Odur. Hud 7
Ölümü Hayatı ( Dünyayı) hanginizin daha iyi çalışacağınızı denemek için yaratan O dur. Mülk 2
İnsanların hangisi daha güzel hareket edecek diye denemek için yeryüzünde bulunanları yaratık Kehf 7
Ayetlerde bildirildiği gibi Allah Dünyayı Resullah’ın yüzü suyu hürmetine yaratığına dair tek bir delil bildirmemiştir.. Tam tersine bütün ayetlerde yüce Allah dünyayı ve içindekileri sadece insanların imtihanlarını gerçekleştire bilmeleri için onlar için yaratığını bildiriyor.Dünyanın yaratılış amacının insanların imtihan edilmeleri için dir. Allah cc bu ayetlerde dünyanın ne amac için niçin yaratığını bizlere bildirmekte dir. bu ayetlere rağmen insanların Dünyanın Resullah’ın yüzü suyu hürmetine yaratığını söylemeleri, Allah’a iftiradır ve aynı şekilde Resullah’ı İlah laştırmaktır. Bu şekilde bir peygambere inanan insanların hepsi o peygamberi ilahlaştırmıştır. Allah’ın hiç bir şey yok ken, bir peygamberi yaratıp sonra ona ey habibim sen olmasaydın ben bu alemleri yaratmaz dım gibi sözlerin bizzat Allah tarafında söylendiğine inanmak Allah’a iftira değilde nedir, siz Hala Allah’ın bu sözü söylediğine iman ediyorsanız bu sözün Allah nerde söylediğini ortaya koymanız lazım. Aksi takdirde Allah’a apacık bir iftira atmış olduğunuzu bilin.
Bu sözün bir benzerinide hatta aynısınıda bakın Hırıstiyanlar Hz İsa hakkında söylemekteler. Hıristiyanlara göre de Allah bu Kainatı Hz İsa’nın yüzü suyu hürmetine yaratmıştır.
Şu anki Papa 16. Benediktus (Joseph Ratzinger) başkanlığında kurulan bir heyet tarafından hazırlanan ve bir önceki Papa 2. Jean Paul’ün imzasıyla yayımlanan Katolik Kilisesi Din ve Ahlak İlkeleri adlı kitaba göre: “İsa olmasaydı kâinat yaratılmazdı. Göklerde ve yeryüzünde görünen ve görünmeyen şeyler, tahtlar, egemenlikler, yönetimler ve hükümranlıklar… Her şey onun aracılığıyla ve onun için yaratılmıştır. (1)
Hıristiyanlar bu fikre şu an ellerinde bulunan İncil’den ulaşmışlardır. Çünkü İncil bütün her şeyin İsa için yaratıldığını belirtir. Pavlus’un Koloselilere Mektubu’nda bu, şöyle anlatılır:
“Görünmez Tanrı’nın görünümü, bütün yaratılışın ilk doğanı O’dur.
Nitekim yerde ve gökte, görünen ve görünmeyen her şey -tahtlar, egemenlikler, yönetimler, hükümranlıklar- O’nda yaratıldı. Her şey O’nun aracılığıyla ve O’nun için yaratıldı.
Her şeyden önce var olan O’dur ve her şey varlığını O’nda sürdürmektedir.” (2)

İnsan sevgide ölcülü olmadığında bir takım peygamberleri salih olarak inanılan insanları bu şekilde ilahlaştırmaya başlar. Ölçüsüz sevgi kişiye Şirk kapılarını sonuna kadar açar. Unutmayın Hırıstiyanların Allah’a şirk koşmalarının en büyük nedenlerinden bir tanesi, Hz İsayı aşırı derecede ölçüsüz bir şekilde sevmeleri dir. Hz Muhmmedi severim derken Hırıstiyanların düşmüş olduğu duruma düşmeyiniz bu konuda Allah resüllü şu hadis de ümmeti için açık bir uyarıdır.
“Hıristiyanların Meryem oğlu İsa’yı aşırı surette methettikleri gibi, sakın sizler de beni methederken aşırı gitmeyiniz. Şüphesiz ki, ben sadece bir ku*lum. Onun için bana (sadece) Allah’ın kulu ve resûlü deyiniz. Buhârî, Enbiyâ, 48"
erdemerdin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
hÜrmetİne, kaİnati, resulum, senİn, suyu, yarattim, yÜzÜ


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
İSM-İ AZAM HÜRMETİNE... tekafun Size Ait Olan Şiirler 0 18.08.09 01:04 AM
(SENİN HER ANINDA SENİN LE OLMAK) Ya_LeyL Serbest Kürsü 0 17.06.08 03:10 PM
SADECE SENİN İÇİN bengisu Yuvamız 0 07.02.08 03:13 PM


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283