Cevapla
Seçenekler
Okunmamış 08.12.07, 03:59 AM   #61
Davut Hoca
Guest
 
Davut Hoca - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Mesajlar: n/a
Standart Cevap: müslüman bayan nasıl giyinmeli

Açıklamalar güzel.
Ama bu devirde hele hele de avrupaya uymak isteyen bir devlette nasıl olacak?
  Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 08.12.07, 10:19 AM   #62
linux
Guest
 
linux - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Mesajlar: n/a
Standart Cevap: müslüman bayan nasıl giyinmeli

Alıntı:
Davut Hoca´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Açıklamalar güzel.
Ama bu devirde hele hele de avrupaya uymak isteyen bir devlette nasıl olacak?
Avrupa turkiyeden hurriyet istiyor. Hurriyet odur ki, isteyen istedigi gibi giyinir. Kimse kimseye bu konuda karisamaz, karismamalidir. Nihayetinde biz, plaj civarinda -affedersiniz- mayoyla dolasanlarin hallerine karismadigimiz gibi, hakiki hurriyette dahi ailemiz, kizlarimiz istedigi gibi giyinmede sertbest birakilmalidir, ve dahi serbesttirler.

"Niqab" deniyen peceli, ve ellerinde de eldiven olan musluman kadinlar esasen Avrupa ve Amerikada arasinda epey caridir. Yeni hidayete erenler, butunyle kabul ettiklerinden, genelde yuze dahi peceyi seve seve kabul ediyorlar. Meshur yazar, avrupali Mrs. Robers, From my sisters' lips isimli kitabinda avrupali kadinlarin dramini, sonra da el ve yuzun ortulmesinin ne kadar buyuk bir ni'met oldugunu musahhas misalleri ile anlatiyor.

Mesele der ki, aciklik saciklik, bizi kole haline getirmistir. Disari cikarken kendimizi begendirmek icin bilumum caba sarfediyor, turlu turlu parfum kullaniyorduk. Zinetin kolesi, kendini begendirmek arzusunun kurbani haline gelmistik. Karsi tarafin dikkatini celbedemesek, bu sefer daha da bulanima giriyorduk. Kisacasi, sahsiyet problemi yasiyorduk iliklerimize kadar..

Fakat, disari cikarken hertarafini kapatan boyle degildir. O bunu sirf Rabbisini mem'nun etmek icin yapar. Guzellik merkezi "ala sureti rahman" olan yuzun ve yuz guzelliginin sadece ve sadece esine, ve mahremlerine hasrediyor. Hali dili ile "benim guzellik sadece benim refik-i ebedim olan koacama ait olabilir" diyor, yabancilarin hain bakislarindan kurtulmus oluyordu.

Bunu yapan neyi kaybeder ki?!

Kur'an "zinetlerini saklasinlar diyor" Ahzab-59'da, zinet sustur, kadinin guzelligidir. Esasen, en guzel zinet, kadinin yuzudur. Sairlerin divanina, siirlerine konu kadinin elidir, yuzudur, yuzdeki kas-kipriktir..

Namahrem yabancinin bizim hanim ve kizlarimizin guzellik merkezi olan yuzlerinden istifade etmelerine hakki yoktur.
  Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 08.12.07, 10:21 AM   #63
linux
Guest
 
linux - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Mesajlar: n/a
Standart Cevap: müslüman bayan nasıl giyinmeli

Alıntı:
Davut Hoca´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Açıklamalar güzel.
Ama bu devirde hele hele de avrupaya uymak isteyen bir devlette nasıl olacak?
Avrupa turkiyeden hurriyet istiyor. Hurriyet odur ki, isteyen istedigi gibi giyinir. Kimse kimseye bu konuda karisamaz, karismamalidir. Nihayetinde biz, plaj civarinda -affedersiniz- mayoyla dolasanlarin hallerine karismadigimiz gibi, hakiki hurriyette dahi ailemiz, kizlarimiz istedigi gibi giyinmede sertbest birakilmalidir, ve dahi serbesttirler.

"Niqab" deniyen peceli, ve ellerinde de eldiven olan musluman kadinlar esasen Avrupa ve Amerikada arasinda epey caridir. Yeni hidayete erenler, butunyle kabul ettiklerinden, genelde yuze dahi peceyi seve seve kabul ediyorlar. Meshur yazar, avrupali Mrs. Robers, From my sisters' lips isimli kitabinda avrupali kadinlarin dramini, sonra da el ve yuzun ortulmesinin ne kadar buyuk bir ni'met oldugunu musahhas misalleri ile anlatiyor.

Mesele der ki, aciklik saciklik, bizi kole haline getirmistir. Disari cikarken kendimizi begendirmek icin bilumum caba sarfediyor, turlu turlu parfum kullaniyorduk. Zinetin kolesi, kendini begendirmek arzusunun kurbani haline gelmistik. Karsi tarafin dikkatini celbedemesek, bu sefer daha da bulanima giriyorduk. Kisacasi, sahsiyet problemi yasiyorduk iliklerimize kadar..

Fakat, disari cikarken hertarafini kapatan boyle degildir. O bunu sirf Rabbisini mem'nun etmek icin yapar. Guzellik merkezi "ala sureti rahman" olan yuzun ve yuz guzelliginin sadece ve sadece esine, ve mahremlerine hasrediyor. Hali dili ile "benim guzellik sadece benim refik-i ebedim olan koacama ait olabilir" diyor, yabancilarin hain bakislarindan kurtulmus oluyordu.

Bunu yapan neyi kaybeder ki?!

Kur'an "zinetlerini saklasinlar diyor" Ahzab-59'da, zinet sustur, kadinin guzelligidir. Esasen, en guzel zinet, kadinin yuzudur. Sairlerin divanina, siirlerine konu kadinin elidir, yuzudur, yuzdeki kas-kipriktir..

Namahrem yabancinin bizim hanim ve kizlarimizin guzellik merkezi olan yuzlerinden istifade etmelerine hakki yoktur. Bu isterse Turkiye, isterse de Avrupa dumeninde olsun, farketmez.
  Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 08.12.07, 07:41 PM   #64
mehmettahir
Kardeş
 
mehmettahir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2005
Nerden: ist
Yaş: 51
Mesajlar: 2.118
Tesekkür: 238
169 Mesajına 247 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 12
mehmettahir is on a distinguished road
mehmettahir - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Cevap: müslüman bayan nasıl giyinmeli

Alıntı:
mehmettahir´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Arkadaşlar ! Eğer imkânınız varsa ;

"" Nasıruddin Elbani adlı müellifin , Hicab adlı kitabında """ ( internettende indirilir ) bu konu detaylı olarak ele alınmış .

Ben bir kaç kez dikkatlice okudum . Ayetler , Hadisler , Sahabenin rivayetleri ve alimlerin tespitleri bir zincirin halkası gibi bir birlerini tamamlıyor . Bu tamamlamaların anlaşılması için dikkatlice okunması gerekir . Eğer kişi önyargısız okursa muhakkak bir sonuca varacaktır . Müellifin önsözünün okunması da konuya nasıl yaklaştığının anlaşılması bakımından önemlidir .

İşte bahsi geçen müellifin kitabına yazdığı önsözü .

HİCAB ( Nasıruddin Elbani )

ÖNSÖZ

Hamd alemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur . Salat ve selam peygamberlerin en faziletlisi , Resûller Resûlu Hazreti Muhammed Mustafa Aleyhisselâm’a ve onun aline , ashabına , sünneti seniyeye sarılan ve kıyamete kadar o yoldan ayrılmayan mü'minlerin üzerine olsun .

Muhterem okuyucular işte size " MÜSLÜMAN KADININ ÖRTÜSÜ " adlı eserimizin ikinci baskısını da sunuyoruz . Bundan senelerce önce birinci baskısı neşredilen bu eserin hemen bitmesi üzerine yeniden gözden geçirilip basılmasında büyük faydalar mülahaza ettik . Bilhassa Avrupanın kalp medeniyetine kendisini uydurmak isteyen , modern kadınlar arasında bu eserin yayılıp okunması elbetteki bizim cephemizden pek çok faydalar sağlayacaktır . Bu günün kadını her şeyi ile kendisini batı fitnesinin seline bırakıp , tıpkı ilk cahiliyet devrinde olduğu gibi yine cahili adet ve ananelere dalmış bulunmaktadır . Artık yabancı erkekler yanında vücud ve baldır gösterileri yapmak gayet normal bir hal almıştır . Bunu gören anne ve babalar ise güya kızlarının calibi dikkat olmasından iftihar ederek sevinmektedir .

Bunun karşısında elhamdülillah tamamen islami tesetür kaidelerine uyan ve her türlü fitneden kendisini koruyan , huyca güzel , yüzce güzel , faziletce güzel , her işinde de yabancıları değil , mü'min kadınlarını örnek alan genç kız kardeşlerimiz de gün geçtikçe artmaktadır .

Bu eseri neşrettikten sonra karşı çıkanlar da olmadı değil . Suriye ve Hicaz gibi bazı islam ülkelerinde Lise ve dengi okullarda hocalık görevini deruhte eden , dini hamiyyeleri oldukça fazla bazı zatlar kadının yüz kısmının da avret mahalli sayılacağını ve mutlaka örtülmesinin gerektiğini söyliyerek bizim kitapta serdettiğimiz fikirlere itirazda bulundular .

Bunlardan bir kısmı kadının yüz kısmının avret mahalli olup mutlaka örtülmesi gerektiği fikrindedirler . Haddizatında bu fikrin menşei şer'i delillere ve derin araştırmalara dayanmamaktadır . Sadece ecdattan yadigar olan adetleri taklit etme isteğinden . Veya yaşadıkları çevrenin alışa geldiği hayat tarzını şeriatın zaruri emirlerinden kabul etme temeyülünden gelmektedir . Bunlar arasında hüsni niyet sahibi olup islami duyguları dini gayret ve hameset derecesine varanlar bulunmaktadır . Hatta bir ara bu heyecanlı kardeşlerimden birisiyle saatlerce oturmuş ve aynı mesele üzerinde uzun tartışmalara girişmiştik . Ben ondan kendi fikrini destekler mahiyette kuvvetli deliller serdetmesini istemiştim . Fakat serdettiği deliller umumiyetle kitap ve sünnete dayanmayıp bir takım ferdi hükümlere ve kanaatlara dayanıyordu . Tabii bu durum benim fikrimin hakikata daha uygun olduğuna dair beni takviye yönünden daha müessir oldu .

Yaptığım bütün araştırmalarda tefsir ve fıkıh ulamasının kadının el ve yüz kısmını avret mahalli olarak kabul etmediklerini gördüm . Bu kitapta yerli yerince bütün kaynaklarıyla onları da zikrettim . Bir kısmı kardeşlerimiz ise bizimle hem fikir olup kadının yüz kısmınını avret mahalli olmayacağı itibare alarak her hangi bir fitneyi önlemesi bakımından açılmamasının daha uygun olacağı fikrindeydiler .

Ancak şeriat tarafından kitap ve sünnete sabit olan bir hükmü zamanın bozukluğu veya benzeri sebepler dolayısıyla gizlemek ve sayfa altı etmek ne derece doğru olur bilmem . Ayeti kerimede Allahü zülcelal kat'i olarak bilginin gizlenmesinin haram olduğunu belirtmektedir . Bizim vazifemiz sadece hükümleri bildirmektedir .

Evet fitneyi önlemek için örtmenin lüzumundan bahsetmek doğru olur . Fakat bunu şeriatın bir emri olarak telakki etmek ve diğerlerini şeriat dışı ilan etmek elbetteki doğru bir hareket sayılmaz . Resûl-u Kibriya’ya bakınız ki ! Hazreti Abbas'ın oğlu Fazlı güzel bir kadınla lffet edip bakışırken görüyor . Kadın onun mahremi değildir . Bununla beraber Efendimiz sadece Fazl'ın yüzünü öbür tarafa çeviriyor . Bundan daha güzel örnek olur mu ? Bu durum üzerine Resûl-u kibriya şunu söylüyor :

"Genç bir kızla genç bir erkeği bakışırken gördüm ve onların üzerinde şeytanın galebesinden emin olmadım."

Bu hadisin sıhhati ilerideki sayfalarda münakaşa edilecektir . Ancak güzel de olsa bir kadının yüzünü açması kendisine verilen bir haktır . Dilerse açar dilerse bir peçe kapatır . Ve buna zorla örtmek konusunda hiçbir hareket yapılamaz .

Yüzü açmak her ne kadar caiz ise de şüphesiz ki fitneye vesile olmayacak şekilde örtmekte fayda mülahaza edilir . Biz bu mevzu için kitabımızda özel bir konu ayırdık . Zannediriz ki üzerimize düşen görevi gerektiği şekilde yerine getirmiş bulunuyoruz . Bu kitapta Müslüman kadının üzerine düşen vazifeleri farz ve vacipleri bilgimiz nispetinde açıkladık . Daha güzelini , alasını bilen ve bulanında vazifesini yerine getirmesi ise şüphesiz ki çok iyi olacaktır . Ben bu eserde dercettiğim hükümleri bizzat kendi ailem üzerinde tatbik ettim . Rabbi Zülcelal’ımdan dileğim çocuklarımı da aynı terbiye ile yetiştirip geliştirmektir .

Bir de şunu açıklamayı bir vazife addediyorum . Günümüzdeki kadınları kıyafetlerindeki gayri ahlaki ve gayri islami hal gittikçe kangırenleşen bir durum arzetmektedir . Avrupa modası olarak memleketimize giren bu fitne ve fesat unsurlarını temizlemek ve tedavi etmek için de ona mütenasip olarak haddi aşar derecede hareket etmek uygun bir fiili olmaz sanırım , Fitneyi defedeceğiz diye de Allah'ın helal kıldığını haram saymak kadınlarını mutlak şekilde yüzlerini de örtmek , örtmeyenleri Allah ve Resûl’ünün emrinin dışında saymak asla hastalık için tedavi unsuru değil ; bilakis ters taraftan yeni bir hastalığın türemesine vesile olur . Çünkü teşri hikmeti meydandadır . Rasulullah Aleyhisselatü vesselam açıkça buyuruyor :

" Kolaylaştırınız , zorlaştırmayınız . Müjdeleyiniz , korkutmayınız . "

İslam hiç bir zaman teşri hikmeti dışında zorluğa baş vurmaz . Ümmetin ileri gelenleri , mürşit ve mürebbi vazifesini üstüne alanlar kadınlara şiddetle değil rıfk ile latifane hareket etmelidirler . Allah'ın nehyetmediği şeylerden onlar için zorluk çıkarmayıp kolaylık göstermelidirler . Bir taraftan müstehap ve sünnetli kaçırmayalım diye binlerce kişinin farzlardan kaçmasına vesile olmayalım . Hele değil nafilelerin farzlarını bile ifad edilmediği bir günde zorluğa başvurmayalım .

Eğer günümüzde kadının vücudunun diğer kısımlarını örtüp yüzünü ve elini açık bulundurmasını tehlikeli bulan din alimleri varsa bunu sadece kötüleyerek veya muhalefet ederek bırakmamalıdırlar . Madem ki elin ve yüzün örtülmesi onlara göre zaruridir . O takdirde halka kitap ve sünnete dayalı delillere mebni Allah'ın hükmünü açıklamalıdırlar . Yoksa adet ve taklitlerin , çevre ve muhitin tesiri ile meseleyi kestirip atmamalıdırlar . Bu takdirde doğru ile yanlış açıkça beliremez .

İkinci olarak yetişen yeni neslin , genç kızları sağlam bir islamiyet terbiyesi ile eğitip okullarda , üniversitelerde faydalı dini ve dünyevi kültürü vererek yetiştirmelidirler . Her eve girecek kadar küstahlaşan açık ve ahlaksız mecmuaları , içtimai bir mikrop gibi ahlakımızı tehlikeye sokan kötü yayınları yok etme çarelerini aramalıdırlar . Ancak bu takdirde tam ve ideal mü'min kadın nesli yetişebilir . Ve ancak bu terbiyeyi alan kadınlar :

" Ey Peygamber, zevcelerine , kızlarına ve mü'minlerin kadınlarına dış elbiselerinden üstlerine giymelerine söyle . Bu onların tanınıp eza edilmemelerine daha uygundur . Allah çok yargılayıcı , çok esirgeyicidir . "

şeklinde bir emir gelince 1300 küsür sene önce Medine’li ensar kadınları gibi hemen emre uyup örtüye bürünürler . İşte bu duygu ve şuura sahip kadınlara sadece vücutlarını diğer kısımlarını örtmekle değil yüzlerini ve ellerini de örtmeyi emredebilirsiniz . Fakat günümüzde hiç bir islam ülkesinin eteğini kurtaramadığı en iğrenç şekliyle fitne unsurlarının yaygınlaştığı hatta üzülerek söyliyeyim ki tevhit kalası müslümanların kıblegahı olan mübarek beldelerin bile kurtulamadığı bir devirde yetişen nesillere bizzat hayata tatbik etmenin zor olduğu bir zamanda kitap ve sünnetten anlayan kimse kolay kolay zaruret kabul etmez .

Ne kadar hayretimizdir ki , biz bugün müslüman yavrularına Allah'ın emrettiği kısımları örtmesi için gereken faaliyeti tamamiyle deruhte edemez olmuşuz . Bu devirde farz değil müstehap sayılan bir şeyi zorla dinin bir emri inmiş gibi telakki etmek Allah'ın ve Resûl’ünün sevmediği taassuba işarettir . Bilhassa Resûl-ü kibriya’nın her zaman rıfk ile kolaylıkla muaemele edilmesini emrettiği bir kitle için şiddete baş vurma zannımca yerinde olmaz .

Biz kadını veya erkeği ile islamı bizzat ve şuurlu olarak anlamı ve pratik hayatta yaşamaya başladığımız zaman işte eski şerefli devreler mutlaka yeniden başlayacak ve özlediğimiz nesil kendiliğinden meydana gelecektir . Ve o gün Allah dostları Allah düşmanlarına karış mutlak şekilde galibiyeti elde edeceklerdir .

" O gün mü'minler sevinecekler . Allah'ın nusratıyla ferahlanacaklardır . O kimse dilerse ona yardım eder . O yeğane galiptir , çok esirgeyicidir . " (Rum: 30/4)

Bu ise ancak ve ancak bizim kadınlı ve erkekli Allah'ın emrine koştuğumuz zaman olacaktır . Temenni ederiz ki o demler yakın olsun . Sözlerin en doğrusu şüphesiz ki , Allah'ın kelamıdır .

" Ey iman edenler , sizi size hayat verecek şeylere davet ettiği zaman Allah'a ve Resûl’üne icabet edin . Bilinki şüphesiz Allah kişi ile kalbi arasına girer . Ve siz hakikaten yalnız ona dönüp toplanacaksınızdır . Bir de öyle bir fitneden sakının ki , o içinizden yalnız zulüm edenlere çatmaz . (Ammeye de sirayet ve hepsini perişan eder.) Hem bilin ki Allah, şüphesiz azabı çetin olandır . O zaman da hatırlayın ki siz yeryüzünde azlıktasınız , aciz tanınanlardınız . Halkın sizi tutup kapmasından korkuyordunuz . (İşte bu halde iken Allah) sizi , belki şükredersiniz diye , ev bark sahibi yaptı yardımlarıyla kuvvetlendirdi , size en temiz ve güzel şeylerden rızık Verdi , taki şükredersiniz . Ey iman edenler , Allah'a ve Peygambere hainlik etmeyin , siz kendiniz bilip dururken , kendi emanetlerimize hainlik eder misiniz ?... Bilin ki mallarınız da , evlatlarınız da, ancak birer imtihandır , mükafat ise şüphesiz Allah katındadır . ” (Enfal: 8/24-28)

Nasruddin El-Elbani
25/7/1385
ŞAM


Not . Bu önsözün okunmasının faydası , dediğimiz gibi konuya yaklaşımın anlaşılması içindir . Örtünme konularının tamamının okunmasında anlaşılıyor ki ; gerçekten büyük bir çaba ve titizlik sergilenerek ortaya faydalı bir eser çıkartılmış . Bunun akabinde örtünmeyle ilgili konuları kısaltarak ve asla kendi fikrimizden tek harf dahi eklemeden bu paylaşıma aktaracağız .

Kardeşlerimden ricam , konuları sûkunet halinde ve önyargısız okumalarıdır . Allah a emanet .
__________________
VEREN DE O. ALAN DA O.
NEDİR SENDEN GİDECEK ?
TELAŞINI GÖREN DE
CAN SENİN ZANNEDECEK !

Necip Fazıl KISAKÜREK ( R A
mehmettahir isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
mehmettahir Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler:
Okunmamış 08.12.07, 07:45 PM   #65
mehmettahir
Kardeş
 
mehmettahir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2005
Nerden: ist
Yaş: 51
Mesajlar: 2.118
Tesekkür: 238
169 Mesajına 247 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 12
mehmettahir is on a distinguished road
mehmettahir - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Cevap: müslüman bayan nasıl giyinmeli

KİTAP VE SÜNNETE GÖRE MÜSLÜMAN KADININ ÖRTÜSÜ

Şayet Kur'an ayetlerini, Muhammed Aleyhisslamın hadisi şeriflerini ve selefi salihinin hikmetlerinin bu mühim mevzu ile alakadar olan kısmını araştıracak olursak meydana şu hakikat çıkar: Kadın evinden dışarı çıktığı zaman hiçbir ziynet eşyasını göstermemek kaydıyle yüzü ve elleri müstesna ne çeşit olursa olsun aşağıdaki şartları haiz bir elbise giymek mecburiyetindedir. Giyinilmesi gereken elbise aşağıdaki şartları haiz olmalıdır.

1) El ve yüz müstesna vücudun her tarafını kaplaması.

2) Süsün çevreye aksetmemesi, görülmemesi.

3) Şeffaf olmayıp kalın olması.

4) Dar olmayıp bol olması.

5) Etrafa güzel veya çekici koku salmaması.

6) Erkek kıyafetine benzememesi

7) Kafir kadınların kıyafetine benzememesi.

8) Şöhret nev'inden giyilen elbiselerden olmaması.

Şurası iyi bilinmelidir ki bu şartlardan bir kısmı yalnız kadınlara mahsus olmayıp müslüman erkeklerin de uyması gereken umumi kaideler arasında yer alır . Aynı zamanda yukarıda saydığımız şartlardan bazısı kadınlar için mutlak şekilde haramdır . İster evinde ister evin dışında olsun bu kıyafetler yasaktır . Son üç bölüm bu kısma dahildir . Fakat bizim mevzuumuzun evin içi değil evin dışı ile ilgili kadın kıyafeti olduğuna göre o mevzuları bir kenara itmek mecburiyetinde kalacağız . Ancak bundan o mevzulara hiç dokunmayacağımız manası çıkarılmamalıdır . Şimdi yukarıda madde madde saydığımız bölümlerin her birisin ayrı başlıklar halinde kitap ve sünnete dayanarak açıklamaya çalışalım .

( Nasıruddin Elbani . Hicab )
__________________
VEREN DE O. ALAN DA O.
NEDİR SENDEN GİDECEK ?
TELAŞINI GÖREN DE
CAN SENİN ZANNEDECEK !

Necip Fazıl KISAKÜREK ( R A
mehmettahir isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
mehmettahir Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler:
Okunmamış 08.12.07, 09:08 PM   #66
linux
Guest
 
linux - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Mesajlar: n/a
Standart Cevap: müslüman bayan nasıl giyinmeli

Subhanellah,

Nasiruddin el-Elbani'nin kim oldugunu biliyormusunuz? Sahsi kimligine ve dunya gorusune girmeyecegim. Yalniz, sahasi olarak kendisi hanbeli mezhebinden olup, muhaddistir. Simdi,
  1. Eger, mezhebinin geregine gore konusuyorsa, bilmek lazim ki, Hanbeli mezhebine gore musluman kadin, disari cikarken el ve yuzunu kapamasi lazim.
  2. Eger, kendi mezhebine gore degil, kendi ictihadina gore konusuyorsa, bilmek lazimdir ki, ictihad kat'i naslarla belli olan meselelerde yapilamaz. Hem bir muhaddis, ictihadda bulunamaz.
  3. Eger sizin mezhebiniz, a,b,c,d ise o mezhebin imamlarinin goruslerini benimseyip uymaniz lazim, 20. asirda yasayip farkli ictihadda bulunan sahislarin goruslerine degil.
  4. Eger bu mevzuda mezheblerin gorusune vakif degilseniz, mufessirlerin tefsirlerine bakmamissaniz; ordan burdan alinti, kirinti yapmak pek de dogru degildir.
Selam ve dua ederim,
l.
  Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 08.12.07, 10:07 PM   #67
mehmettahir
Kardeş
 
mehmettahir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2005
Nerden: ist
Yaş: 51
Mesajlar: 2.118
Tesekkür: 238
169 Mesajına 247 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 12
mehmettahir is on a distinguished road
mehmettahir - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Cevap: müslüman bayan nasıl giyinmeli

1) El Ve Yüz Müstesna Vücudun Her Tarafını Kaplaması

Bu mevzuda önce zikredilen ayetleri sıralıyalım Nur Suresinin 31. ayetinde Allahu teala buyuruyor ki :

"" Mü'min kadınlara da söyle: Gözlerini (haramdan) sakınsınlar , ırzlararını korusunlar . Zinetlerini açmasınlar . Bunlardan görünen kısmı müstesna . Baş örtülerini yakalarının üstünü (kapayacak surette) koysunlar . Zinet (mahal)lerini kendi kocalarından yahut kendi oğullarından yahut kocalarının oğullarından , kendi biraderlerinin oğullarından yahud kız kardeşlerinin oğullarından , yahud kendi kadınlarından , yahud kendi ellerindeki kölelerinden , yahud erkeklerden yana ihtiyacı olmayan ( yani erkeklikten kalmış bulunan ) hizmetçilerden , yahud henüz kadınların gizli yerlerine muttalı olmayan çocuklardan başkasına göstermesinler . Gizliyecekleri zinetleri bilinsin diye ayakalarını da vurmasınlar . Hepiniz Allah'a tevbe edin ey müminler . Ta ki korktuğunuzdan emin olduğunuza nail olasınız . ""

Ahzap suresinin 59. ayetinde ise şöyle denilmektedir:

"" Ey Peygamber , zevcelerine , kızlarına ve mü'minlerin kadınlarına dış elbiselerinden üstlerine giymelerini söyle . Bu onların tanınıp eza edilmemelerine daha uygundur . Allah çok yargılayıcı çok esirgeyicidir . ""

İlk önce zikrettiğimiz ayeti kerimede zinete vesile olan her şeyin gizlenip açıklanmamasına , yabancılara gösterilmemesine ancak kasdi olmadan açılan kısımlar müstesna , örtülmesinin vücuduna dair emir sarahten açıklanmaktadır . İstenmeden zaruri olarak açılan kısımları örtmeye çalıştıkları müddetçe üzerlerine bir şey terettüp etmez .

İbni Kesir tefsirinde bu ayeti şu şekilde açıklamaktadır :

"" Yani örtülmesi mümkün olmayan kısımlar müstesna yabancılara zinete vesile olan hiç bir yerlerini göstermemelidirler . ""

Selefi salihinin bu ayeti üzerindeki görüşleri çok muhteliftir . " Açılan kısmı " tabirinden , bazıları dış kısımdaki elbisedir demişlerdir . Bir kısmı ise sürme , yüzük , bilezik , ve yüz kısmıdır demişlerdir .

İbni Cerir tefsirinde ( 84/1 bazı sahabe ve tabiinden bu mevzuda pek çok rivayetler serdettikten sonra içlerinden şu görüşü secmişdir :

"" İstisna edilen kısımdan maksat aslında en doğru kavil ise şudur . İstisnadan murad el ve yüzdür . ""

Eğer böyle olursa müstesna edilenler arasında sürme , yüzük gibi şeylerde girer . Biz yukarıdaki fikri daha doğru ve en uygun te'vil olarak bulduk . Zira icma-i ümmetle variddir ki herkes namaz kılarken avret mahallini örtmek mecburiyetindedir . Ancak kadınlar namaz anında yüz ve ellerini açabilirler . Vücutlarının geriye kalan kısımlarını örtmekle mükelleftirler . Varid olan bir rivayetde , Hz. Peygamber kadınlarını , bileklerinin yarıya kadar olan kısmını açabileceklerini belirtmektedir . Bütün icma bu konuda müttefik olduğuna göre erkeklerde olduğu gibi kadınların da avret olmayan mahallerini açık bulundurmalarında bir mahzur yoktur . Bu kendiliğinden meydana çıkıyor . Zira avret olmayan şeyin ızharı haram değildir . Kadın el ve yüzünü açabileceğine göre Cenabı Allah'ın " ancak açılan kısmı müstesna " ayetiyle bu kısımlar istisna edilmiştir . Zira umumiyetle açık bulunan kısımları buralardır .

Ebu Davud'un Hz. Ayşe'den rivayet ettiği şu hadisi şerif de fikrimizi destekler: Ebu Bekir'in kızı Esma Radıyallahu taala anhüma Rasuli kibriyanın huzuruna girdiğinde üzerinde ince bir elbise vardı. Rasulullah ondan yüzünü çevirdi ve şöyle dedi:

"" Ey Esma kadın hayız görmeye başladığı andan itibaren şurasından başka yeri görülmesi doğru değildir . Yüzünü ve avuçlarını işaret etti . Bu bir ihtiyat olup insanların bozulmaması için daha iyidir . Kadın ziynetinden eli ve yüzleri müstesna hiçbir kısmını göstermemelidir . Muvaffakiyet Allah'tandır . Ondan başka bir Rab yoktur . ""

Bu hükmü de oldukça incelemek gerekir . Zira her ne kadar açılan kısımlar el ve yüzlerden ibaret ise de bu sadece mükellefiyet maksadı münasebetiyledir . Ayet bizim anlayışımıza göre açılan kısmın istisnası ifadesiyle kast değil , sadece anlatış tarzını belirtmiştir . Böyle bir durumda kasten açılan kısma da aynı ayeti teşmil etmek akıl ve mantık haricidir .

Evet Ebu Davud'un rivayet ettiği Hz. Ayşe'den mervi hadis kadının yüzünü ve ellerini açmasının caiz olduğuna açık bir delildir . Aynı hadisi çeşitli yoldan rivayet eden muhaddisler de takviye etmişlerdir . İmamı Beyhaki fiilen takviye etmiştir . Bu takdirde yukarıda zikrettiğimiz şekilde bir delil hükmünü alır . Bilhassa Peygamber Aleyhisselam devrinde bu şekilde muamele edilmesi de bir takviye unsurudur . Asr-ı Saadet'te kadınlar Rasulullahın huzurunda yüzlerini ve ellerini açarlardı . Buna rağmen o kendilerine bir şey demezdi . Bu mevzuuda bir çok hadis varittir . Bunlardan birkaçını zikredelim .

Rasulullah aleyhisselatü vesselam Ebu Bekir’in kızı Ayşe’nin yanına geldi . Hazreti Ayşe’nin yanında kız kardeşi Esma bulunuyordu . Esma’nın üzerinde omuzları genişçe bol şami bir elbise vardı . Bunu gören Rasulullah iğrendiği bir şey gördü de gitti . Rasulullah biraz sonra tekrar geldiğinde Hazreti Ayşe sordu :

“" Niçin gitmiştiniz ? ”" . Peygamber buyurdu :

"" Görmüyor musun durumunu ? Müslüman bir kadın şurası ve şurası müstesna hiç bir yerini gösermez . İki elini aldı ( asıl ve doğru olan başka bir kaynakta ise iki eteğini aldı ) parmaklarından başka hiç bir yeri görünmiyecek şekilde kolunu tuttu . Sonra ellerini başına doğru götürerek yüzünden başka hiç bir yeri görünmeyecek şekilde kapattı . "”

Bu hadisi Ebu Davud Sünen’in ikinci cildinin 182- 183 ncü sayfalarında rivayet etmiştir . İmamı Beyhaki ise süneninin 2. cildinin 226 ncı ve 7. cildinin 86 ncı sayfalarında şu şekilde rivayet etmiştir : “ Beşir oğlu Said Kattade'den, o da Düreyk oğlu Halid’den, o da Ayşe'den rivayet etmiştir . Ebu Davud hadisi zikrettikten sonra şöyle demektedir :

" Bu hadis mürseldir , zira Düreyk oğlu Halid Hazreti Ayşe’ye ulaşamamıştır .
Benim fikrime göre Beşir oğlu Said de zayıftır . Hafız İbni Hacer el-Askalani de "Takrib" adlı eserinde bunu böylece zikretmiştir . Fakat hadis başka yollarla da geldiğinden kuvvetlidir . Bu yolları şöyle sıralıyalım :

a. Ebu Davud Mürseller arasında bunu zikrettikten sonra der ki :

" Katade anlatıyor , Rasulullah aleyhisselam buyurdu :

"" Kadın hayız görmeye başlayınca onun yüzünden ve bileklerine kadar elinden başka hiç bir yerinin görünmesi doğru olmaz . "" Dürrü’l-Mensur cilt 5 sayfa 42.

b. Beyhaki de bu hadisi şu yollardan rivayet etmiştir : İbni Lühey'a Abdullah oğul İyaz’dan o da Ansar kabilesinden Rufaa’nın oğlu Ubey oğlu İbrahim’den , o da babasından o da Esma’dan anlatıyor . İmamı Beyhaki diyor ki :

" Bu hadisin isnadı zayıftır . Çünkü İbni Lüheya’nın asıl adı Abdullah El-Hadremi , Lakabı Ebu Abdurrahman El-Mısri el-Gazi’dir . Bazı müneahhirin hadisçileri onun hadislerini hasen kabul ederler . Bazıları ise sahih kabul ederler .

Heytemi de bu hadisi ondan rivayet ederek " Mecma’uz-Zevaid " adlı eserinin 5. cildinin 137. sayfasında kaydetmiştir . Kebir ve Evsat adlı eserlerinde de hadisi zikrettikten sonra şöyle demektedir : " İbni Lühey'anın hadisi hasendir . Bu hadisin diğer ravileri ise sahih hadis ravileridir .

İmamı Beyhaki bu hadisi başka yöndende takviye etmiştir . Hazreti Ayşe’nin ve İbni Abbas’ın hadislerini serdettikten sonra diyor ki :

" Allah'ın zahir olan zinetleri mübah kılmasını beyan eden geçmiş sahabelerden bazıları da bu mürsel hadisle aynı fikirdedirler . Bu durumda hadis kendiliğinden takviye buluyor " Zehebi de " Tehzibü sünen El-Beyhaki " adlı eserinin 1. cildinin 38. sayfasında buna muvafakat etmektedir .

Beyhaki’nın " bazı sahabeler " kaydıyle işaret ettiği eshab Hazreti Ayşe , İbni Abbas ve Abdullah İbni Ömer’dir . Buna benzer rivayetler Evzai'nin de dediği gibi Ata İbni Ebi Rehab , Said bin Zübeyr’den de variddir .

Yukarıdaki hadise uygun şekilde fiiliyata dair Rasulullah’dan pek çok hadis zikredilmiştir .

1- Ümmü Atıyye rivayet ediyor . Rasulullah kadınlara bayram namazına gitmelerini emredince “ Bizden birimizin örtüsü yoktur ” dedim . Rasulullah buyurdu :
“" O da kardeşimin üst örtüsünü giyinsin . "”

Bu hadis müttefekun aleyhdir . Açıkça Peygamber devrindeki kadınların namazlara giderken üstlerinden bir elbise giydiklerini açıklamaktadır .

2- Bu da Ümmü Atıyye’den rivayet edilmiştir . Rasulullah Aleyhisselatü vesselam Medine’ye gelince Ensarın kadınlarını bir eve topladı . Sonra Hattab oğlu Ömer’i onların yanına gönderdi . Ömer kapının yanına geldi ve onlara selam verdi . Selamını kadınlar tekrarladılar . Ömer konuşmaya başladı ve dedi ki :

“ Ben Allah elçisinin elçisiyim . Rasulullah beni size gönderdi . Kadınlar hep birden “ Rasulullah ve Rasulullah'ın elçisi bize hoş geldiler ” dediler . Hazreti Ömer devam etti :

“ Siz Allah'a şirk koşmayacağınıza , hırsızlık yapmıyacağınıza , zina etmiyeceğinize , evladınızı öldürmiyeceğinize , çevrenizdekilere iftira etmiyeceğinize , bühtan etmiyeceğinize ve Allah'a isyan etmiyeceğinize dair biat eyleyin . Kadınlar “ evet biat ederiz ” dediler . Ömer evin dışından elini yukarıya kaldırdı . Kadınlar da iç kısımda ellerini yukarıya kaldırdılar . Sonra dedi ki :

" Allah'ım sen şahit ol ! Bundan sonra hayızlı olmayanların bayram namazına gidebileceğini bildirdi . Cenazenin gerisinde gitmekten nehyetti . “ Sizin üzerinize Cum'a namazı yoktur ” dedi . Ben bühtan ve isyan üzerinde ona süal sorduğumda Ömer “ o , çığlıkla ağlamaktır , ” dedi .

İmam Ahmed Müsned’inin 6. cildinin 408-409, Beyhaki , 3 . cildinin 104 ve 105 nci sayfalarında Abdurrahman oğlu İsmail Atıyye’den o da ninesi Ümmü Atıyye’den bu hadisi rivayet ettiğini kaydederler . İbni Huzayme ve İbni Hibban da sahihlerinde kaydetmişlerdir .

İbni Hatem "cerh ve tadil" adlı eserinde bu hadisin ravisi olan ismaili zikretmiş ve onun rivayet ettiği hadislerden hiçbirini cerh ve tadil etmemiştir. Takrib’de ise İsmail’den makbul ravi olarak bahsedilmiştir.

Bütün bunlardan anlaşılacağı gibi kadınların bayrama gidişleri Hicap farizasından sonra olmuştur. Ümmü Atıyyenin hadisinde geçen Hazreti Ömerin kadınların yanına girmeyip, sadece kapının ardından konuşması da bu fikrimizi teyid eder mahiyettedir . İşte o zaman Hazreti Ömer kadınların bayrama gitmelerini bildirmiştir.

****************

İbni Abbas’dan :

" Hasam kabilesinden bir kadın veda haccında Rasulullah'tan fetva istedi . Abbas’ın oğlu Fadıl kadına doğru dönerek ona birşeyler söylemeye başladı . ( Kadın oldukça güzeldi. Rasulullah Fadıl'ın çenesini tuttu ve yüzünü öbür tarafa çevirdi )

Bu kıssayı Ebu Talip oğlu Ali (r.a.) hazretleri rivayet eder . Anlattığına göre Rasulullah cemrede taş attıktan sonra da kurban keserken kadın sual sormuştu.

Abbas Peygambere dedi ki :

" Ey Allah'ın Rasulu neden amcazadenin boynunu öbür tarafa çevirdin ? ”

Peygamber buyurdu :
"“ Gördüm ki, ikisi de genç idiler . Onları şeytanın aldatmasından emin olamadım . "”

Bu hadisi Buhari 3. cildinin 295. 4. cildinin 54. sayfalarında . Müslim 4. cildin 101. sayfasında . Ebu Davud 1. cildin 286. sayfasında . Nesei 2. cildin 5. sayfasında . İbni Hazım 3. cildin 218. sayfasında . İbni Maceh 2. cildin 314. sayfasında . Malik 1. cildin 309. sayfasında . İbni Abbasdan rivayet etmişlerdir .

Ahmed İbni Hanbel ise 562. ve 1347 nci sıra numarasında bu hadisi kaydetmiştir . Ziya el-Makdisi Muhtarın 1. cildinin 214 sayfasında kaydetmiştir . Bunun isnadı daha da kuvvetlidir . Hafız da Feth adlı eserinde bu fetvanın Kurban bayramında taşlamadan sonra kurban kesilirken vuku bulduğunu söyliyerek delil getirmektedir .

İbni Hazm şöyle der . Şayet yüz kısmı avret mahalli sayılsaydı halkın huzurunda o açtığı zaman tekrar örttürülmesi gerekirdi . Şayet yüzü örtülü olsaydı İbni Abbas onun güzel veya çirkin mi olduğunu nerden bilecekti .

İbni Battal ise şöyle diyor :

" Hadisi şerifte fitne korkusuyla yüzü çevirmenin zaruretine dair emir vardır . Fitneden emin olununca men edilemez . Hatta Rasulullah bile Fazl’ının yüzüne dikkatlice baktığının farkına varınca çeviriyor . Fitnenin harekete geçmesinden çekiniyor . Bu da insanoğlu tabiatındaki kadına karşı meyli ve hayreti ve bu zaafının kötü neticesini Rasulullah'ın iyi bilmesindendir .

Aynı zamanda peygamberlerin hanımları için gereken peçenin diğer mü'min kadınlara zaruret olmadığını da delalet eder . Şayet yüzü örtmek bütün kadınlara vacip olsaydı ; Rasulullah Aleyhisselatü vesselam Hüşami Kabilesinden olan kadının da yüzünü örtmesini emreder . Ve Fazl’ın yüzünü öte tarafa çevirmezdi . Yine bu hadisi şerifte kadının yüzünü örtmesinin farz olmadığını icmaı ümmetle yabancılar görse bile yüzünü açmasının gerektiğine dair belirtiler mevcuddur .

İbni Battal’dan zikrettiğimiz bu metne Hafız şu şekilde karşılık vermektedir .

" Hüşami kabilesine mensup kadından İbni Battal’ın delil olarak getirdiği kıssa münakaşa mevzuu olabilir. Çünkü o kadın ihramlı olduğunda yüzünü açmış bulunuyordu "

Her ne kadar Hafız bu fikirdeyse de gerçek onun serdettiği gibi değildir . Zira yukarıda da açıkladığımız gibi Hüşami kabilesine mensup kadının Rasulullaha süal sorması cemrei akabede şeytan taşladıktan sonra vuku bulmuştur . Bu durumda ihramdan çıkmış olması gerekir .

Hatta Hüşami kabilesine mensup kadının süal sorduğu anda ihramlı olduğunu kabul etsek bile İbni Battal’ın yukarıda zikrettiğimiz delilini çürütmez . Çünkü yüzü örtmekle veya açmakta ihramlı kadınla diğeri arasında hiç bir fark yoktur . Birisine caiz olup diğerine caiz olmaz diye bir şey söylenemez . Şayet bir kadın yabancılar yanında yüzünü açacak olursa o takdirde caiz olmıyacaktır . Halbuki İbni Abbas’ın baktığı kadın güzel ve şık idi . Fazıl ona vurulabilirdi de . Buna rağmen Rasulullah kadını yüzünü örmesini emretmiyordu . Fazlın yüzünü öteye çeviriyor . Bu da gösteriyor ki yüz örtmek güzel veya çirkin kadınların üzerine vacip değil sadece fitneyi def için müstehaptır .

Bazı fazilet sahibi kimselerin kadının yüzünü açık olmadığına dair sarfettikleri beyana gelince tamamen gerçeğe aykırıdır . Şayet kadının yüzü kapalı olmuş olsaydı rivayeti nakleden kişi nasıl olupda onun güzel ve parlak bir kadın olduğunu bilecekti . Yine Fazl neden tekrar ve tekrar dönüpte ona bakacaktı . Hadis açıkça kadınların yüzlerinin avret mahalli olmayacağını beyan etmektedir .

Bir kerre vakıa Hz. Peygamberin son zamanlarında cereyan etmiştir . Rasulullah'ın fiili ile ortaya koyduğu bir şey ise sabit hüküm mesabesine geçer .

*********

Sehl bin Saad’den :

" Kadının birisi Rasulullah'ın huzuruna geldi ve dedi :

" Ya Rasulallah kendimi sana hibe etmek için geldim " .

Rasulullah ona baktı gözünü gezdirdi . Sonra başını eğdi . Kadın Rasulullah'ın bir şey arzu etmediğini görünce oturdu .

Bu hadisi Buhari 9. cildinin 107. sayfasında . Müslim 4. cildinin 134. sayfasında . Nesai 2. cildinin 86. sayfasında . Beyhaki 7. clidinin 84. sayfasında " Evlenecek erkeğin kadınlara bakması " babında zikretmişlerdir . Hafız " Fetih " adlı eserinin 9. cildinin 173. sayfasında aşağıdaki malümatı dercetmektedir :

" Bu hadiseden aynı zamanda bir kadınla evlenmek isteyen erkeğin kadının güzelliklerini düşünmesinin caiz olacağına dair hüküm de beliriyor . İsterse bu arzu evlenme isteğinden ve nişandan önce olsun . Çünkü Rasulullah Aleyhisselam kadına baktıktan sonra :

“" Benim kadına ihtiyacım yoktur . "" Dediği rivayet edilmektedir . Rasulullah Aleyhisselamın yabancı kadınlara bakmasının caiz olup diğerlerinin caiz olmayacağı fikri de yaygın olan görüşler arasındadır . Ebu Bekir İbnül Arabi ise aynı konuda başka bir yol tutmuş ve hadisi şu şekilde izah etmiştir : " Olabilir ki bu emir örtünme ayetinin gelmesinden önce vuku bulmuştur . ""

***************

Hz. Ayşe (r.a.) dan :

" Mümin kadınlar Rasulullah'la birlikte sabah namazında hazır bulunurlardı . Örtülerine bürünmüş halde namazlarını eda ederlerdi . Sonra evlerine dönerlerdi . Karanlıktan onları kimse tanımazdı " .

Bu hadisi İmamı Buhari ve diğerleri Ebu Davud’un sahihinin 449. sayfasında varid olan rivayetten apayrı şekilde serdetmişlerdir . Buradaki istidlal ciheti ise !

" Karanlıktan bilinmezlerdi " sözüdür. Bu sözün açıkça ifadesi karanlık olmayınca tanınacaklarını belirtmektedir . Malum olduğu gibi kadınları tanıyabilmek için yüzlerini görmek zarureti vardır . Bu durumda asrı saadetteki kadınların yüzleri örtülü değil açıktır .

***************

İbni Abbas'dan :

İbni Abbas'a dendi ki :

" Peygamber Sallallahü Aleyhi Vesselem ile hiç bir Bayramda hazır bulundun mu ? ”Evet dedi , İbni Abbas :

" Şayet küçük olmasaydım hazır bulunamayacaktım . Rasulullah'ın alemi Kesir b. Salt evinin önünde bulunuyordu . Kendisi de oraya geldi ve namazı kıldı. ( İbni Abbas diyor ki : Rasulullah Sallallahu Aleyhi Veselelemi inip eliyle adamları oturttuğunu sonra onları yarıp geçtiğini görür gibi oluyorum . ) Sonra kadınlar geldiler ve beraberlerinde Bilali Habeşi'de bulunuyordu . Rasulullah şu ayeti okudu :

"" Ey Peygamber , mü'min kadınlar - Allah'a hiç bir şeyi eş tutmamaları , hırsızlık yapmamaları , zina etmemeleri , evlatlarını öldürmemeleri , elleriyle ayakları arasında bir iftira düzüp getirmemeleri , emredeceğin her hangi bir iyilik hususunda sana asi olmamaları şartıyla sana biatleşmeye geldikleri zaman , biatlerini kabul et . Onlar için Allah'tan mağfiret isteyiver . Çünkü Allah çok yargılayıcı , çok esirgeyicidir . ""

Ayeti bitirdikten sonra işte siz bunun üzerine kaim misiniz ? İçlerinden bir kadın kalktı evet ey Allah'ın Peygamberi dedi . Ama diğer kadınlar hiç bir cevap vermediler . İbni Abbas diyor ki :

" Rasululullah onlara vaaz etti ilahi emirleri zikretti sadakayı emretti . Bilal elbisesini açmıştı " İşte size anam babam feda olsun haydin " diyordu . Ben onların ellerinde bulunan şeyleri çıkarıp Bilal’in elbiseninin üstüne fırlattıklarını görüyordum . Başka bir rivayette kadınlar parmaklarına taktıkları ziğir ve yüzüklerini atıyorlardı . Sonra Rasülullah ve Bilal peygamberin evine döndüler . "

Bu hadisi müslim sahibinin 4. cildinin 195. sayfasında ve 8. cildinin 203. sayfasında zikretmiştir .

İbni Hazm İbni Abbas’ın yoluyla zikrettiği hadise şu ilaveyide koymuştur :

"İşte İbni Abbas Rasulullah Aleyhisselatü vesselamın huzurunda kadınların ellerini görebiliyor . Bu da elin ve yüzün avret mahalli olmayıp kapanmasının zaruri olmayacağının delilidir . El ve yüzden maada vücudun bütün kısımlarını örtmek farzdır .

Bu kıssada nakledilen Rasulullah'ın kadınlarla biatleşmesi vakıası da bu hükmün , hicabın farz olma emrinden sonra vukuu bulduğuna delildir . Bilindiği gibi hicap emri hicretin 3. senesinde farz kılınmıştır . Biat ayeti ise hicretin 6. senesinde nazil olmuştur . Hafızda "Feth, Cilt 2 sayfa 377" İbni Abbasdan nakledilen vakıanın Mekkenin fethinden sonra vukuu bulduğunu belirtmiştir

****************.

İmamı Taberani’nin Kays bin Ebu Hazm'dan rivayet ettiği hadiside yukarıdaki fikri destekler mahiyettedir. Ebu Hazm diyor ki :

" Biz Hazreti Ebu Bekir hastalandığı vakit yanına vardığımızda beraberinde beyaz yüzlü titrek elli bir kadın görmüştüm . Bu da Esma binti Amis idi "

Heytemi 5. cildinin 170. sayfasında şöyle der :

" Bu hadisi rivayet edenler sahih kimselerdir "

Esma binti Amis Ashaptan bir kadın olup Hazreti Ebu Bekirkin Hanımıdır . Görülüyor ki Ebu Bekirin zevcesi yabancıların yanında titrek ellerini açık bulundurarak oturuyordu yanında bulunan kocası Ebu Bekir hiç bir şey demiyor . Şu halde el ve yüzü kapamak zarureti vaki değildir .

********************

Yine İbni Abbas'dan :

" Kadının birisi biat etmek için Rasululullah'ın yanına geldi . Gözünde sürme yoktu ve kına yakınmamıştı . Rasulullah , kadın sürmelenip kınalanıncaya kadar biatını kabul etmedi . "

İmamı Ahmed bu hadisi müsnedinin 6. cildinin 432. sayfasında iki yoldan ihrac etmiştir ki yollardan birisi sahih diğer ise hasendir .

Bu hadislerin hepsi kadının elini ve yüzünü açmasının caiz olacağına delalat etmektedirler . Aynı zamanda Hz. Ayşe radıyallahü anha’nın daha önce geçen hadisini te'yid etmektedir .

*******************

Buna benzer bir hadis de Ata İbni Ebi Rabah’ın İbni Abbas’tan rivayet ettiği hadisi şeriftir . Ata diyor ki :

" Abdullah İbni Abbas bana şöyle dedi :

" İstermisin sana cennetlik bir kadın göstereyim ? ”

" Evet " dedim . İbni Abbas dedi ki :

" İşte şu esmer kadın Rasulullah'ın yanına geldi , ben sar'a geçiriyorum . Allah için bana dua et ” dedi . Rasulullah buyurdu :

"" Dilersen sabret ve karşılığında cenneti bul . Dilersen sıhhat bulman için dua edeyim . ""

Bundan sonra kadın " o halde sabredeyim ” dedi ."

Bu vak'ayı İmamı Buhari 10. cildin 94. sayfasında . İmamı Müslim 8. cildin 16. sayfasında . İmamı Ahmed müsnedinin 3240 numaralı hadisinde zikretmiştir .

********************

İbni Asakir tarihinin 2. cildinin 73. sayfasında Salb İbni Zübeyr’in vak'asını anlatırken şu malumat verilmektedir

" Salbın Annesi Ebu Bekirin Kızı Esma tebessüm ederek parlak bir çehre ile yanımıza geldi " diye zikredilmektedir .

283. sayfasında da Mihran oğlu Meymun’dan şu rivayet anlatılmaktadır .

" Ümmü Derda’nın yanına vardığımda ince bir başörtüsünü kaşının üzerinden çenesinin altına kadar sarmış olduğunu gördüm . ”

*****************

Emri ilahide yüzün örtülmesi diye bir şey geçmediğine göre bu kısımların avret mahalli olmadığı meydana çıkıyor . Buna binaen İbni Hazm " Muhalla " adlı büyük eserinin üçüncü cildinin 216-217 . sahifelerinde şöyle diyor :

Allahü teala başörtüsünü - yakalarının üstüne atılmasını emretmekle bu kısımların avret mahalli olup göğsü ve boynu örtmesinin vacip olduğunu nas ile ifade etmiş oluyor . Bu ayeti kerimede yüzün açılmasının mübah olduğuna delalet vardır . Bundan başka ksımları açmak ise imkan dışıdır .

Bizim fikrimize dair üzerinde söz ettiğimiz ayeti kerimenin orta kısımlarında açık şekilde işaret vardır.

"“ Mümin erkeklere de söyle gözlerini haramdan sakınsınlar . Ve ırzlarını muhafaza etsinler . Mü'min kadınlara da söyle gözlerini haramdan sakınsınlar , ırzlarını korusunlar . Zinetlerini açmasınlar . Bunlardan görünen kısmı müstesna . "" - Nur- 30 .

Ayeti kerime kadınların açılan kısımlarının görülmesinin mümkün olduğuna işaret ederek onlara bakmaktan korunmayı emrediyor . Bu kısımlar ise el ve yüzlerden başka taraf olamaz .

Buna benzer bir hadisi şerif de vardır . Rasulullah Sallahü Aleyhi Veselem buyuruyor :

"“ Sakın ha yollarda oturmayasanız . Eve döndüğünüz zaman yoların hakkını veriniz . "”

" Ya Rasulallah yolların hakkı nedir ? diyenlere , Rasülullah buyurdu :

"“ Gözü korumak , eziyyet verici şeyleri kaldırmak , selam vermek , marufu emredip münkeri nehyetmektir . "”

Bu hadisi Buhari 3. cildinin 11. sayfasında . Müslim 3. cildinin 7. sayfasında . Ebu Davud 2. cildinin 291. sayfasında , İmamı Ahmed İbni Hanbel 3. cidinin 36. sayfasında , Ebu Said El Hudri’den ve Ebu Talha El Ancarı’dan naklen rivayet etmektedirler .

Başka bir hadisi şerifde şöyle buyurur :

"“ Ey Ali baktıktan sonra bir daha bakma . İlk bakış senindir ama sonuncusu değil . "”

Abdullah oğul Cerir'den , diyor ki :

" Ben Rasulullah Sallallahü Aleyhi Veselleme ansızın bakış mevzuunda sordum , Rasulullah gözümü çevirmemi emretti ."

*********************


İmamı Kurtubi tefsirinin 12. cildinin 230. sahifesinde . Ve diğer müfessirlerde bahis mevzuu olan ayeti kerimenin tefsirinde ayetin inişine sebep olarak şöyle demektedir :

" O zamanki kadınlar başlarını yaşmakla örttükleri zaman belin üst kısmından sarkıtırlardı . Tıpkı naptılerin yaptıkları gibi . Boyun gerdan ve kulaklar bu durumda örtülmezdi . Onun üzerine Allah'ü Teala (himarı) Başörtüsünü , üzerinden sarmalarını emretti . "

*********************

Hazreti Ayşe Radıyallhü taala validemizden , dedi ki :

"Allah ilk muhacir kadınlarına merhamet etsin . ( Baş örtülerini yakalarının üstünü kapayacak surette koysunlar . ) Ayeti inince üstlerine giydikleri abalarını yırttılar ve onu başörtüsü olarak kullandılar . Başka bir rivayette de ibare şu şekildedir : " İzarlarını aldılar eklendikleri kısmından yırtarak başörütüsü yaptılar . ”


Bu hadisi Buhari 2. cildinin 182. ve sekizinci cildinin 392. sayfalarında nakletmiştir . İbni Ebi aynı hadisi daha mükemmel senetleriyle Şeybe kızı Safiyeden nakletmiştir . İkinci rivayet aynen şöyledir :

" Biz Hazreti Ayşe’nin yanındayken Hazreti Ayşe’nin şöyle dediğini işittik : " Söz konusu kureyşli kadınlar fazilet sahibidirler . Ama Allah'a yemin ederim ki Medineli Ansar kadınlarından daha faziletli kimse bulunamaz . Onlar kadar Allah'ın kitabına sadakatla bağlanan , Kuranı mübine kuvvetle inanan pek az bulunur . Nur suresindeki " Baş örtülerini de yakalarının üstünden atıversinler " mealindeki ayet inince kocaları onlara Allah'dan nazil olan ayetleri okudular . Herrek karısına , kızına , bacısına ve bütün akrabalarına Allah'ın emrine sadakatla bağlanmayan hiç bir kadın çıkmadı . Başlarında kuş varmış gibi saçlarını örterek Rasulullah'ın gerisinde namaza durdular . "

****************

Gamid kabilesinden Haris 'in oğlu Haris'den, diyor ki :

" Biz Mina’da iken babama bu cemaat nedir ? diye sordum . Babam dedi ki ; " onlar bir müneccim için toplanmışlardır . Haris diyor ki : Biz indik ( başka bir rivayette de geldik ) baktık ki , Rasulullah Aleyhisselam insanları tevhide ve imana davet ediyordu . Oradaki kalabalık ise Rasulullah'ın sözünü reddedip ona eziyet ediyorlardı . Gün yarıya varıp yanındaki kalabalık çekilince gerdanlığı görünen bir kadın ağlıyarak Rasulullah'ın yanına geldi . Kadının elindeki kadehte su bulunuyordu bir elinde de mendil vardı . Onu Rasülullah'a sundu , Rasulullah sudan içti , abdest aldı . Sonra başını kadına doğru kaldırarak buyurdu ki :

"" Ey kızım başörtünü gerdanına da ört . Babanın mağlup ve zelil olacağından korkma . ""

“Kimdir bu kadın ? ” dediğinde :

“ O kızı Zeyneb’tir ” dediler .

Bu hadisi Tabarani "Mu’cemül kebir"' adlı eserinin 1. cildinin 245. sayfasında . İbni Asakir "Şam tarihi" adlı eserinin 4. cildinin 46. sayfalarında zikretmişlerdir .

***************************

Bundan sonra ayeti kerimedeki "" gizleyecekleri zinetleri bilinsin diye ayaklarını da vurmasınlar . "" İbaresine gelince , bu da kadınların ayaklarını da örtmelerinin vacip olduğunu göstermektedir . Şayet böyle olmasaydı her hangi bir kadın gizlemesi gereken süs eşyasını açabilirler ve sadece ayaklarını vuramazlardı . Ayağın açılması şeriata muhaliftir . Bu yüzden kadınlardan birisi çevresinde bulunan erkeklere gizlediği süs eşyası olan halhalını bildirmek için ayağını vuruyordu . Ve Allahü Taala o yüzden bu ayeti kerime ile ayak vurmayı da yasak etti . İbni Hazm'de " muhalla " adlı eserinin üçüncü cildinin 216. sahifesinde, tıpkı bizim beyan ettiğimiz gibi izahat verererk. Şöyle demektedir :

" Bu da ayakların ve baldırların gizlenmesi gerektiğini açılmasının asla helal olmayacağını belirten bir nasdır . "

Bu fikrimizi destekler mahiyette İbni Ömer'den merfu bir hadiste Rasulullah Sallallahü Aleyhi Vesellem buyuruyor :

"" Kim hile ile elbisesini çekerse Allah kıyamet gününde asla onlara rahmet nazarıyla bakmaz . "” Bunun üzerine Ümmü Seleme dedi :

"Ya kadınlar eteklerini ne ederler ? ” Rasülullah buyurdu :

"“ Bir karış kısaltsınlar . "” Ümmü Seleme dedi :

“ O takdirde ayakları açılır . ” Rasulullah buyurdu :

"" Bir zira bollatsınlar , fazla değil . ""

Tirmizi de Süneninin 3. cildinin 47. sahifesinde aynı hadisi ihraç ederek diyor ki :

" Bu hasen ve sahih bir hadistir ."

Bu hadiste kadınları izarlarının çekmelerine dair ruhsat vardır . çünkü bununla beraber daha iyi örtünürler . Beyhaki de şöyle diyor :

"Bu hadis kadınların ayaklarını örtmelerinin vacip olduğuna delalet etmektedir .

İşte asrı saadetten beri devam edip gelen kadınların örtüsü mevzuunda örf bu şekilde cereyan etmiştir .

Bu konuda bazı şer'i meselelerde varid olmuştur . İmamı Malik ve diğerleri Abdurrahman İbni Avf'in oğlu İbrahim’in Ümmi Veledin'den şöyle bir vakıayı zikrederler : O Peygamberin pak zevcelerinden olan Ümmü Seleme validemize sordu .

" Ben eteği uzun olan bir kadınım ve pis yerlerde yürürüm nasıl edeyim ? "

Ümmü Seleme diyor ki :

" Rasulullah buna şöyle dedi " :

"“ Geri kalan kısmı temizlersin . "”

Abdul Eşhel oğullarından bir kadın rivayet ediyor :
" Dedim ki :

" Ya Rasulallah bizim evin mescide giden yolu çirkin kokuludur . Yağmur yağınca ne yapacağız ? ” Rasulullah buyurdu :


"" Daha güzel başka bir yol yok mu ? "”

" Evet dedim " . Rasulullah “" bunun yerine ordan gelin "” dedi .

Bu hadisi ve daha önce geçenleri Ebu Davud - Sünen - inde sahih bir isnatla zikretmiştir . İbni Hacer El-Heytemi de aynı hadisi hasen olarak kabul etmiştir .

******************

Allah'ü zülcelal , Nur suresinde mezkür ayette kadının yabancıların karşısında gizlemesi gereken yerlerini ve süs eşyalarını belirttikten sonra , diğer ayette evinden çıkan kadının evde giydiği elbisesini üstüne çarşafa benzer bir şeyle örtünmesinin lüzumunu belirterek , böyle bir örtünün kadınları daha iyi koruyacağının ve kadın tabiatını daha şerefli bir hale getireceğini beyan ediyor . Ayeti kerimede şöyle buyuruluyor :

"" Ey Peygamber , zevcelerine , kızlarına ve mü'minlerin kadınlarına dış elbiselerinden üstlerine giymelerini söyle . Bu onların tanınıp eza edilmemelerine daha uygundur . Allah çok yargılayıcı çok esirgeyicidir . ""

Bu ayet indiği zaman ensar kadınları başlarında ( Karga ) biçimindeki elbiselerle dışarı çıkmışlardı . Ayeti kerimede geçen " Celabib " kelimesine gelince " Cilbab " kelimesinin cemidir . Bu ise en sahih kavle göre kadınların elbiselerinin üzerinden büründükleri örtüdür . Bilhassa evden dışarı çıkıldığı zaman bu örtüye bürünürler . İmamı Buhari ve Müslim de Ümmü Atıyye Radıyallahü Anhadan şöyle bir hadis rivayet ederler :

" Rasulullah bize ramazan ve kurban bayramında hayız gören , dul ve yetişmiş kızların şu şekilde dışarı çıkmalarını emretti . Hayızlı kadınların namaz anında bulundukları yeri terk edip namazdan sonra müslümanlar için hayır duada bulunmak üzere tekrar gelmelerini emretti . Ümmü Atıyye diyor ki :

“ Ey Allah'ın Rasulu , ya birimizin örtüsü yoksa ” dediği zaman . Rasulullah şöyle cevap verdi .

"" O da mü'min bacının örtüsünü giyinsin . "”

Keşmirli Şeyh Enver " Feyzül Bari " adlı meşhur eserinin birinci cildinin 38. sayfasında bu hadisi şu şekilde açıklamaktadır :

" Bu hadisten anlaşıldığı gibi " cilbab " denilen örtü evden çıkıldığı zaman gerekmektedir . Şayet üstten giyilen bir örtü bulunmasa kadın asla evinden dışarı çıkmamalıdır . Bu örtü omuzdan topuğa kadar uzanır . Buna göre himar denilen yaşmaklar evin haricine çıkıldığı zaman giyilir .

"" Baş örtülerini yakalarının üstünü kapayacak surette koysunlar . Zinet mahallerini kendi kocalarından yahut kendi oğullarından, yahut kocalarının oğullarından başkasına göstermesinler . Gizleyecekleri zinetleri bilinsin diye ayaklarını da vurmasınlar . ""

Bu ayette ayakları birbirine vurmaktan nehyedilmesi de açık bir karine ile yaşmakların da evin haricinde yakalardan sarılmasının zaruretine delalet etmektedir . Ayetin baş tarafında da :

"" Mümin kadınlara da söyle gözlerini haramdan sakınsınlar , ırzlarını korusunlar , zinetlerini açmasınlar . ""

Ayetinde belirtilen hüküm de Nur ve Ahzap suresinde ayette belirtilen hükmün icabı olarak evinden dışarı çıkan kadınların yaşmaklarıyla başlarını örtüp onun üstüne çarşaflarını giymelerinin zaruretini ifade etmektedir . Çünkü böyle bir kıyafet kadını daha iyi muhafaza eder . Başının ve omuzlarının şekli belirmemesi için böyle bir kıyafet daha evladır .

Bizim bu izahımıza uygun olarak " Dür " adlı meşhur hadis kitabının 5. cildinin 222. sayfasında İbni Ebi Hatemin Said Bin Zübeyr’den rivayet ettiği şöyle bir hüküm vardır . Üstlerinden de bir örtüye bürünsünler ayetini Said bin Cübeyr şöyle açıkladı :

" Yani dış örtülerini üst taraflarından sarkıtıversinler . Bu himar denilen yaşmağın üstünden örtülen bir kıyafettir . Ve hiç bir müslüman kadının başında bu örtü bulunmadan ve bu örtüyü başına ve gerdanına sıkıca bağlamadan yabancı erkeklere görünmesi asla helal değildir . "

Bütün bu izahlardan anlaşıldığı gibi Ayeti Kerimede kadının yüzü avret mahalli olup örtülmesine dair hiç bir rivayet yoktur . Sadece Ayette kadınların yabancılar yanına yaşmağının üstüne çarşaf veye benzeri bir örtüyle çıkmalarının gerektiği belirtilmektedir . Bu da gördüğünüz gibi mutlak bir emir halindedir .

Bilindiği gibi Kur'an'ın bazı ayetleri bazılarını tefsir eder . Daha önce geçen Nur suresindeki ayette yüzün örtülmesinin vacip olmadığı beyan edilmektedir . Buradaki bürüme lafzını iki ayetin arasını uyuşturmak için yüzden başka yerler kaydıyle kabul etmek uygun düşer .

Yine malum olduğu veçhile hadisi şerifler Kur'an-ı Azim-üş-Şan'ın ayetlerini açıkladığı gibi , umumi hükümlerini hususileştirir . Mutlak delilleri takyid eder . Daha önce zikrettiğimiz gibi bir çok hadis delileri yüzün örtülmesinin vacip olmadığını açıklamıştır . Bu ayeti de o hadislerin ışığı altında umumi durumda hususi hale irca ederek tefsir etmek gerekir .

Bütün bu izahattan yüzün kadınlar için örtülmesi gereken avret mahalli olmadığı meydana çıkıyor . İbni Rüşd'ün " Bidaye " adlı meşhur eserinin 1. cildinin 89. sayfasında dediği gibi müslüman ailmlerinin pek çoğu da bu fikrin taraftarıdırlar .

İmamı Ebu Hanife , İmamı Malik , İmamı Şafii ve ( Mecum adlı eserinin 3. cildinin 169. sayfasında zikredildiği gibi ) İmamı Hanbel de aynı fikirdedirler . Tahavi " Şerhül Maani’nin " 2. cildinin 9. sayfasında belirtdiği gibi , İmamı Ebu Hanife’nin iki talebesi olan İmamı Ebu Yusuf ve İmamı Muhammed Eşşeybani de aynı fikirdedirler . Şafii kitaplarının önemlilerinden olan " mühimmat " adlı eserde de bu fikir kabul edilmektedir . Şeyh Eşşerbini de ikna adlı eserin 110. sayfasında aynı fikirde olduğunu açıklamaktadır .

Ancak bu hükmü yüzde ve ellerde zinet unsurunun bulunmaması kaydıyle sınırlamamız gerekmektedir . Çünkü Allahü Teala'nın :

"" zinetlerini de göstermesinler ""

hükmü umumiyyet ifade eder . Eğer yüzde ve elde zinet unsuru bulunursa o kısımları da kapamak gerekir . Bilhassa kadınların yüzlerini ve ellerini çeşitli şekilde zinet unsurları ve boyalarla süsledikleri günümüzde böyle bir şeyin zaruretinde hiçbir müslüman muhalif kalmaz . Hatta akıllı ve gayret sahibi herkes böyle bir şeyin haram olacağından asla şüpheye düşmez .

Bu fikrimiz İbni Sad'ın 8. cildinin 238-239. sayfalarında Süfyan yoluyla Mansur’dan , o da Reb'i bin Harraş'dan , o da başka birisinden , o da Huzeyfe’nin bacısından zikrettiği bir hadis teyid etmektedir . Huzeyfe’nin Peygamberin devrine ulaşan bir kaç tane bacısı vardı . Diyor ki :

" Bir gün Rasulullah bize hutbe irad etti . Buyurdu ki " :

"" Ey kadınlar ! Sizin gümüşten süs eşyalarınız var mı ? Sizden hangi kadın altından süs eşyalarıyle süslenip ve onu başkalarına gösterirse onunla muklaka azaba düçar olur . "“

Allah'ü zülcelal üstten bir örtüye bürünmenin hikmetini ayetin devamında şöylece beyan etmektedir :

"" Bu onların tanınıp eza edilmemelerine daha uygundur . ""

Yani bir kadın elbisesinin üstünde çarşaf veya izare benzer bir örtüye bürünürse iffetli temiz ve ahlaklı olduğu bilinir . Fasık kimselerin uygunsuz laflarına muhatap olmaz . Açık ve mütesettir olmayan bir kıyafetle dışarı çıktıkları zaman fasık kimselerin tamalarını arttırıp ( Günümüzdeki modern cahiliyetin hakim olduğu her ülkede olduğu gibi kötü ) hareketlerine , muhatap olur . Cenabı Allah ; Mü'min kadınlara fenalığın yayılmasını önlemek için hicap emrini koymuştur .

İbni Sad'ın 8. cildinin 127. sayfasında Muhammed bin Ömer’in Ebu Sebre'den , onun Ebu Sahr'dan , onun da İbn Kab'dan ihrac ederek kaydettiği rivayette şöyle denmektedir :

" Münafıklardan bir adam mü'min kadınlarına dil ile taarruz ederek eziyyet ediyordu. Kendisine “Neden böyle yapıyorsun ? ” denildiğinde :

“ Ben onu cariye zannetmiştim ” diyordu . Bunun üzerine Allahü talaa elbiselerinin üstünden bir örtüye bürünerek cariyelerden ayrı bir kıyafete girmelerini emretti . "

Bu rivayet bir çok bakımdan zayıftır.

a) İbni Kab'ın adı Muhammed’dir . Tabiin devrinde yaşamış olup saadet asrına ulaşmamıştır . Bu yüzden rivayet mürseldir . Yani arada atlanılan bir kişi vardır .

b) İbni Ebu Saburii ise asıl adı Ebu Bekir'dir . Ebu Seburenin oğlu Muhammed'in oğlu Abdullah'ın oğludur . Bu da rivayet bakımından oldukça zayıftır . Hafız " Takrib " adlı eserinde onun mevzu hadis rivayet ettiğini söyler .

c) Muhammed bin Ömer El-Vakidi de bunu zayıf kabul etmektedir . Onun zayıf ravi olduğu bir çok muhadiselerce bilinmektedirler .

Bu rivayete benzer başka rivayetleri de İmamı Süyuti " Ed-dürü’l-mensur " adlı eserinde zikretmiştir . İbni Cerir ve diğerlerinde de bu rivayetler variddir . Ve zikredilen bütün rivayetler de mürsel olduğunda , sahih değildir . Çünkü son olarak Ebu Malike , Ebu Salihe , Külebiyye , Gurure oğlu Muaviyeye ve Hasenel Basriyye ulaşmaktadır . Müsned olarak gelmeyen bir hadis huccet olarak kabul edilmez . Bilhassa zahiri hükmü şeriat tarafından ve değerli akıl sahipleri tarafından kabul edilmeyen meselelerde olursa asla hüccet olmaz .

Biz o rivayeti kabul edecek olursak müslüman kızlar için ( bir takım müslüman kadınlarının da arasına girdiği ) tesettürü emretmediği , münafıkların onlara eziyyet etmesini defetmek için sadece elbisenin üstünden örtüye bürünmelerini emretti vehmi doğar ki bu da asla kabule şayan değildir .

Ne acayiptir ki ! Bazı müfessirler bu zayıf rivayetlere kapılarak Allahü Tealanın ayeti kerimesinde "" müslüman kadınları "" lafzını sadece hür kadınlara tahsis edip cariyeleri bundan hariç tutmuşlardır . Buna binaen de hür bir kadına düşen vaciplerini cariyeye düşmiyeceğini başını ve saçını açabileceğini söylemişlerdir . Hatta bazıları cariyelerin avret mahallinin erkekte olduğu gibi göbek ve diz arasından ibaret olduğunu söyleyenler bile çıkmıştır . Bu görüş ise kitap ve sünnete bir delil olmamakla beraber Allah'ü tealanın "" Mü'min kadınlarını "" kavli şerifinin umumi ahengine muhaliftir . Zira bu ayet umumi olması bakımından tıpkı şu ayet-i kerime gibidir .

"" Ey iman edenler , siz sarhoşken ne söyleyeceğinizi bilinceye ve cünub iken de yolculuk hali müstesna , gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayınız . Eğer hasta olur ya bir sefer üzerinde bulunursanız veyahut sizden biriniz ayak yolundan gelirse veya kadınlara dokunup da su bulamazsanız o vakit temiz bir toprağa teyemmüm edin . Yüzlerinize ve ellerinize sürün , şüphesiz ki Allah çok affedici ve yargılayıcıdır . ""

Ebu Hayyan El-Endülüsi " Bahrul Muhit " adlı tefsirinin yedinci cildinin 250. sayfasında şöyle diyor :

" Açıkça ayeti kerimede geçen " Müminlerin kadını " tabiri hür ve cariyelerin hepsine şamidir . Cariyelerin yayacağı fitne daha çoktur . Çünkü onların tasarrufu fazladır . Hür kadınlara gelince durum başkalaşır . Hür kadınları diğer kadınlardan ayırd edebilmek için açık alamet ve işaretlere ihtiyaç vardır . "

Büyük alim İbni Hazm'in " Muhalla " adlı eserinin 3'üncü cildinin 218-219 sayfalarında belirttiği ifade ne kadar güzeldir . İbni Hazm merhum şöyle diyor :

" Hür kadınlar cariyeler arasındaki farka gelince ; Allah'ın dini birdir . Yaratılış ve tabiat bakımından aralarında hiçbir fark yoktur . Dinin hükümleri hür kadınlar ve cariyeler için aynı şekildedir . Aralarını tefrik eden umumi bir hüküm bulunmadıktan sonra biz de hiç bir fark gözetmeyiz . "

Hiç bir müslüman alimi hür kadınlar için haram olan zinanın cariyeler için haram olmayacağını ileri sürmemiştir . İcma-ı ümmetle hür kadınların zinası esnasında vurulan haddi şerinin zina eden cariyeler için de tatbik edilmesinde hemfikirlerdir . Cariye ile hür kadınlar arasında hiç bir fark yoktur . Hür bir kadına taarruz nasıl haramsa cariyelere taarruz aynı şekilde haramdır . Bu hür kadındır . Öbürü cariyedir diye tefrik edilmez . Bu ve buna benzer şüpheli mevzularda Efendimiz Aleyhisselamdan rivayet edilmiyen hiçbir sözü kabul etmemek gerekir .

Daha önce beyan edilen Enes İbni Malik'in rivayet ettiği hadis ile bu hüküm arasında hiç bir çatışma yoktur . Enes İbni Malik'in rivayet ettiği hadis şöyledir :

" Rasulullah Sallallahü Aleyhi Veselem, Hayber gazasının esirleri arasında bulunan Safiye’yi kendi nefsi için ayırınca sahabeler şöyle dediler :

" Rasulullah onunla evlenecek mi yoksa Ümmü Veled olarak mı (cariye) kullanacak ? Şayet hicaba büründürürler örtüye girdirirse evlenecektir . Yok örtündürmez hicaba büründürmezse Ümmü Veled olarak alacak demişlerdir .

Safiye bineğine bineceği zaman Efendimiz ona örtünmesini emretti . Hazreti Safiye deveye binmişti . Bunu gören ashab da Peygamberimiz Safiye ile evlendiğini anlamışlardır . ”

Diğer bir rivayette ise hadisin son kısmı şöyledir .

" Rasulullah onu örtüye büründürdü ve terkisine bindirdi. Başına attığı şalını Safiye’nin omuzuna ve yüzüne sardı ayağına kadar uzattı . Peygamberin zevceleri arasına girdiğinde bile Safiye bu şalı taşıyordu ."

Biz diyoruz ki bu hadisle bizim ayeti kerimeyi izah tarzımız arasında hiç bir muhalefet yoktur . Çünkü hadiste elbisenin üstünden giyilen " cilbab " denilen örtünün yokluğu değil de sadece hicap denilen örtünün yokluğu vardır . Bu ise mutlak şekilde cilbabın o devirde yokluğunu gerektirmez . İhtimaldir ki , yok olan yüzü de örten tam bir cilbabdır . Hatta bu fikrimiz destekler mahiyette ifade tarzı da ibarede mevcuttur . " Şalını omuzuna ve yüzüne sardı " kuvvetli bir ihtimalle burada - ilerde de beyan edeceğimiz gibi - efendimizin hanımlarının hususiyetlerinden olarak yüzlerini kapayacak bir hicaptır . İşte bu hususiyetleri ile ancak ashabı güzin Peygamber Efendimizin hür kadınlarını cariyelerinden tefrik ediyorlardı . Yukarıda beyan edilmek istenen de budur .

Açıkça ortaya çıktığı gibi ashabın " şayet hicaba büründürmezse " sözünden maksat yüzünü örtmezse demektir . Bu durumda cariyelerin bedenlerinin diğer kısımlarını örtmemeleri veya başlarını açık bulundurmaları gibi bir ifade çıkarılamaz . Omuz ve göğse gelince zaten bu mevzudaki ayet ve hadisler açıktır .

PEÇE -

Günümüzde bazı meşayih ve hocalar kadının yüz kısmının da avret mahalli olup , açılmasının caiz olmayacağını ve haram olduğunu ileri sürmektedirler . Biz aynı konuyu gerektiiği mikarda daha önce inceledik . Bir de bunlara muhalif olan başka bir tabaka vardır ki , onlar da yüzü örtmeyi bid'at sayıp dine leke sürmek diye kötülemektedirler . Şimdi biz meseleyi etraflıca incelemeye başlıyalım .

Şurası iyi bilinmelidir ki elleri ve yüzleri örtmenin Peygamberin sünnetinde yeri vardır . Efendimizin zamanında kadınlar ellerini ve yüzlerini örterlerdi . Bir hadisi şerifde de buna şu ifade tarzıyla işaret edilmektedir :

"" İhramlı olan kadın yüzünü örtmesin eldivenlerini giymesin ""

Büyük alim Şeyhül islam İbni Teymiye de " Nur suresinin tefsiri " adlı eserinin 56. sayfasında şöyle diyor :

" Bu da gösteriyor ki peçe ve eldiven o gün ihramlı olmayan kadınların giyimleri arasındaydı . Ve herkesçe maruftur . Böylece kadınların yüzlerini ve ellerini örtmeleri gerekir . Peygamberimizin kadınlarının hicaba büründüklerini , yüzlerine değin örttüklerini belirten hadisler pek çoktur . İşte bunlardan birkaçı :

Hz. Aişe Radıyallahü taala anhadan :

" Hz . Sevde hicabını çıkardıkdan sonra bir ihtiyaç için dışarı çıktı . Sevde cüsse bakımından uluca bir kadındı . Onu tanıyanlar hemen farkına varırlardı . Hattab oğlu Ömer onu görünce dedi k i:

" Ey Sevde Allah'dan korkmaz mısın ki , bizim yanımıza örtünmeden geliyorsun ? Baksana nasıl çıkmışsın ."

" Bunun üzerine Hz. Sevde gerisin geriye eve döndü . Rasululullah Aleyhisselam benim evimde akşam yemeğini yiyordu . Elinde bir et parçası vardı . Sevde hemen Rasulullah'ın yanına gedi . Ve şöyle dedi :

" Ey Allah'ın Rasulu ! Ben bazı ihtiyaçlarım için dışarı çıktım . Ömer ise böyle böyle dedi .

" Bunun üzerine gelen vahyi ilahide belirtilen ayetin hükmüne muvafık olarak Efendimiz buyurdu :

"" Öyleyse siz ihiyacınızı gidermek için dışarı çıktığınızda hicaba bürünmelisiniz . "” Vahiy geldiği anda etin dikesi hala Rasulullah'ın elinde bulunuyordu .

Bu hadisi Buhari 8. cildinin 430. sayfasında, Müslim 7. cildinin 7. sayfasında, İbni Sad ve Tabakat’ının 125. sayfasından, İbni Cerir ve Beyhaki de nakletmişlerdir. Ahmed İbni Hanbel ise 6. cildinin 56. sayfasında kaydemiştir.

Bu hadiste açıkça olmasa da delalet itibarıyle Hazreti Ömer’in Sevde’yi ancak Cüssesi ile tanıdığı meydandadır . Bu da gösteriyor ki Sevde’nin yüzü örtülüydü .

Kadı İyaz diyor ki :

" Hicap farizası mü'minlerin anneleri olan peygamberin pak zevcelerine mahsustur . İhtilafsız onlar ellerini ve yüzlerini örtmekle mükellefdirler . Şahadet için veya başka şeyler için olsun açmaları caiz değildir . Zaruret olmadığı takdirde örtülü bile olsalar şahıslarının belirmemesi gerekir . "

Hz. Aişe Radıyallahü taala anhadan : ifk hadisesi ile ilgili kıssayı anlatırken şöyle dedi :

" Ben yerimde otururken fena halde uyku bastırmıştı , gözlerimi açamaz olmuştum . Uyudum , beni Süleym kabilesinden sonra Zekvan kabilesinden olan Muattal oğlu Saffan askerin gerisinde idi . Gecenin başlangıcından yürüyüşe devam edildi . Saffan uyuyan bir insan karartısı görmüştü . Yanıma geldi ve beni görünce tanıyıverdi . O beni daha hicaba bürünmeden önce de bilirdi . Ben onun gürültüsü ile uyanıverdim . Hemen yüzümü ve hırkamı üstüme çektim ."

Hz. Enes Hayber gazası ile ilgili kıssayı rivayet ederken Peygamberimizin esirler arasında kendi nefsi için Safiye'yi ayırt edişini şöyle anlatır :

" Rasulullah Aleyhisselam Hayber'den çıkınca onu henüz kendisi için almamıştı . Deve yaklaşınca Rasulullah ayağın dik tutarak Safiye'nin deveye binmesi için ayağını baldırına koymasına yardım eti . Safiye kaçındı ayağını koymadı sadece dizini Peygamberin baldırının üstüne koydu . Rasulullah onun üstünü örttü . Terkisine bindirdi şalını Safiye'nin yüzüne ve beline sardı . Sonra ayağının altından bağlayıverdi . Ve beraberinde eve götürerek hanımları arasına onu da girdirdi .

Bu hadisi İmamı Buhari 8. cildinin 365. sayfasında, Müslim 8. cildinin 118. sayfasında, Ahmed İbni Hanbel 6. cildinin 197. sayfasından, İbni Cerir Ettabari 18. cildinin 66. sayfasında, Ebul Kasım "Fevaid" adlı eserinin 9. cildinin 142. sayfasında, hasen olarak zikretmişlerdir.

Abdurrahman İbni Avf’ın oğlu İbrahim’den:

" Hattab oğlu Ömer son haccında Peygamberin hanımlarının da birlikte hacca gitmelerine izin vermiştir . Onlara beraber Affan oğlu Osman’ı ve Avf oğlu Abdurrahman’ı da gönderdi . İbrahim diyor ki , Hz. Osman Kabe’de şöyle bağırmıştı :

“ Onların yanına kimse yaklaşmasın , kimse onlara bakmasın ” dedi . Onlar indikleri zaman Osman ve Abdurrahman topluluğun gerisinde idiler ve yanlarına kimse yaklaşmamıştı .

Bu hadisi İbni Sad Tabakatı’nın 8. cildinin 152. sayfasında, şu rivayet zinciriyle zikretmişir. Bize Ata oğlu Velid Sad oğlu İbrahim’den, o da babasından, o da dedesi Ömer İbnül Hattab’dan rivayet etti..

Bütün bu hadislerden açıkça anlaşıldığı gibi Peygamberin saadetli devrinde ve kadınlarının yüzlerine örttükleri peçe bilinirdi . Ve peygamber kadınları peçeyi kullanırlardı . Daha sonra gelen fazilet sahibi kişiler de onların yolunu tutup peçe kullanmayı adet saydılar . İşte örnek :

Asım oğlu Ahvel anlatıyor :

" Biz Sirin'in kızı Hafsa’nın yanına vardığımızda abasını hep bu şekilde yapardı " Yüzünü ve gözünü örterdi . Biz ona derdik ki, " Ey Allah'ın rahmeti üzerine olasıca kadın . Allah'ın kendisi Kur'an-ı mübininde buyurmuyor mu ?

"" Nikahnmak istemeyen kadınlardan oturanların zinetlerini açıkça belirtmeyecek şekilde üstlerindeki giyecekleri indirmelerinde bir mahzur yoktur."

Hafsa ise ondan sonra ne var diyordu. Biz ayetin devamını okuyup

"" Şayet iffetlerini takınırlarsa kendileri için daha hayırlıdır "" dediğimiz zaman .

" İşte hicabın şart olduğunu beliren hüküm budur . " diyordu.

Yukarıdan beri anlatılanlardan belirtildiği gibi kadının yüzünü peçe veya benzeri bir şeyle örtmesi rastlanır şeylerdendir. Bu gün bile iffetli ve müttaki kadınlar arasında güzel ve yaygın olan bir adettir. Her ne kadar dinen yüzün örtülmesi emredilmemişse de güzel bir fiildir. Yapmayanlar için hiçbir beis yoktur.

( Nasıuddin Elbani - Hicab )
__________________
VEREN DE O. ALAN DA O.
NEDİR SENDEN GİDECEK ?
TELAŞINI GÖREN DE
CAN SENİN ZANNEDECEK !

Necip Fazıl KISAKÜREK ( R A

Konu mehmettahir tarafından (08.12.07 Saat 10:14 PM ) değiştirilmiştir.
mehmettahir isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
mehmettahir Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler:
Okunmamış 08.12.07, 10:30 PM   #68
mehmettahir
Kardeş
 
mehmettahir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2005
Nerden: ist
Yaş: 51
Mesajlar: 2.118
Tesekkür: 238
169 Mesajına 247 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 12
mehmettahir is on a distinguished road
mehmettahir - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Cevap: müslüman bayan nasıl giyinmeli

2) Süsün Çevreye Aksetmesi

Dıştan giyilen elbisenin yabancı erkeklerin nazarı dikkatini celbetmeyecek şekilde olması gerekir . İşte Allah'ü zülcelal ahzap suresinin 33 üncü ayetinde buyuruyor :

"" Vakar ile evinizde oturun . Evvelki cahilliyye devri kadınlarının kırıla döküle , süslerini göstererek yürüyüşleri gibi yürümeyin . Namazı dosdoğru kılın . Zekatı verin . Allah'a Rasulune itaat edin . Ey ehli beyt Allah sizden ancak kiri gidermek ve sizi tertemiz yapmak ister . ""

Efendimiz Aleyhisselatü vesselam Hadisi Şeriflerinde buyuruyorlar .

"" Üç kimseye Allah sual sormaz ve onları ebedi helake gark eder .

1. Cemaattan ayrılıp mü'min başkana isyan eden ve isyankar olarak ölen kişi.

2. Sahibine isyan edip kaçan köle ve cariye.

3. Kocasının yanından ayrılıp ta dünya metaaına aldanan ve cahili süslere dalan kadın . Bu üç kişi süale, çekilmeden azaba müstahak olur.

Bu hadisi Hakim 1. cildinin 119. sayfasında, Ahmed İbn-i Hanbel 6. cildinin 19. sayfasında, Fadala bin Ubeyd’den zikretmişlerdir. Hadisin senedi sahihdir.


Ayeti Kerimede geçen teberrüç : (Cahilliyyet adetine uygun süs) kadının kendi zinet ve güzelliklerini ve örtmesi gereken yerlerini yabancıların şehevi hislerini harekete getirecek fiilleri göstermesidir . " Fethül Beyan'ın 7 inci cildinin 274. sayfasında böyle denmektedir .

Cilbab denilen örtüyle emrolunmaktan maksat kadının zinet unsurlarını örtmesidir . O takdirde elbisenin üstünden giyilen cilbabın da zinet unsurunu havi olması elbette makul değildir . Büyük alim Zehebi " Büyük Günahlar " adını verdiği eserinin 131. sayfasında şöyle diyor :

" Kadının tel'in edilmesi gereken fiilleri şunlardır : Zinet unsuru olan altın , inci ve benzeri süsleri örtüsünün altından dışarı çıkarıp göstermesi , misk ve anber gibi benzeri koku saçan şeyleri evde dışarı çıkarken sürünmesi , ipekli ve süslü elbisler giyip kısa eteklerinin genişletip süründürmesi "

Bütün bunları Allah cahili süslenme saymaktadır . Bu gibi hareketleri yapanlara dünya ve ahirette buğz etmektedir . Günümüzde bir çok kadınlarda bu gibi hareketler yaygın halindedir . Bütün bunlardan dolayı Rasulullah kadınlar hakkında şöyle buyurmuştur :

"" Cehenneme muttali oldum , orda bulunanlardan çoğunun kadın olduğunu gördüm . ""

İslam bu mevzuularda o kadar sıkı davranmıştır ki cahili hareketleri hırsızlık , şirk ve zina gibi büyük günahlar derecesine yükseltmiştir . Kadınlar Rasulullah'a biat ederlerken cahili adetlere dalmayacaklarına dair söz veriyorlardı . Amr oğlu Abdullah diyor ki :

" Rukayka kızı Ümeyme biat etmek için Rasulullah'ın yanına geldi ve şöylece biat etti :

“ Allah’a şirk koşmamak , hırsızlık yapmamak , zina etmemek , evladını öldürmemek , önündekine arkandakine bühtan ve iftira'da bulunmamak , çığlık atarak ağlamamak , evvelki cahiliyye devri kadınlarının yaptıkları gibi süs ve hareketlere dalmamak üzere sana biat ederim de . " diyordu Rasulullah .


( Nasıuddin Elbani - Hicab )
__________________
VEREN DE O. ALAN DA O.
NEDİR SENDEN GİDECEK ?
TELAŞINI GÖREN DE
CAN SENİN ZANNEDECEK !

Necip Fazıl KISAKÜREK ( R A

Konu mehmettahir tarafından (08.12.07 Saat 10:46 PM ) değiştirilmiştir.
mehmettahir isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 08.12.07, 10:58 PM   #69
mehmettahir
Kardeş
 
mehmettahir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2005
Nerden: ist
Yaş: 51
Mesajlar: 2.118
Tesekkür: 238
169 Mesajına 247 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 12
mehmettahir is on a distinguished road
mehmettahir - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Cevap: müslüman bayan nasıl giyinmeli

3) Giyilen Elbisenin Şeffaf Olmayıp Kalın Olması

Elbisenin vücudu iyici örtebilmesi için şeffaf ve dar olması gerekir . Şeffaf olmamalıdır . Çünkü şeffaf elbise kadınların fitne ve zinet unsurlarını daha çok arttırır . Bunun için Rasulu kibriya aleyhisselatü vesselam buyuruyor :

"" Ümmetimin son zamanlarında açık ve çıplak kadınlar bulunacaktır . Başlarındaki saçlarının kıvrımları develerin hörgücü gibi olacaktır . Siz onları lanetleyin . Çünkü onlar melun kadınlardır . ""

Başka bir rivayette aynı hadise şu ibare de ilave edilmiştir .

"" Onlar cennete giremezler . Cennetin kokusunu alamazlar . Onlara cennet kokusu şu kadar şu kadar fersah mesafeden ulaşır . ""

İbni Abdulber'den :

" Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam hafif bir elbise giyip tamamen vücut hatlarını örtmeyen elbiseler giyen kadınlara :

“" Onlar adı örtülü ama gerçekten çıplaktırlar . "" buyurduğunu rivayet ediyor .

Ümmü Alkame diyor ki :
" Ebu Bekr’in oğlu Abdurrahman kızı Hafsa’nın Hz. Ayşe'nin yanına gelirken üzerinde sadece ince bir örtünün bulunduğunu , alnını onunla sardığını görmüştü . Hz. Ayşe ona kızarak dedi ki :

“ Sen nur suresini okumadın mı ? Allah'ın orda ne vahyettiğini bilmez misin ? Sonra bir baş örtüsü isteyerek Hafsa’nın başını örttü . ”

Urve oğlu Hişam'dan :

" Zübeyr oğlu Müzir Irak’tan dönünce Ebu Bekir’in kızı Esma’ya " mürevi " ve " Kuhi " adı verilen bir elbise gönderdi . ( Mürevi : Irakta Merv adlı bir şehirin adına nisbetle söylenilen bir kıyafet şeklidir. Kuhi ise: Horasanın Kuhistan bölgesinde örülen ve bu adla meşhur olan bir giyim şeklidir . ) Hişam diyor ki :
" Hz. Esma o güzelim elbiseye eliyle şöyle bir dokunduktan sonra dedi ki : of , gönderin ona geri elbisesini . Münzir buna kırıldı ve Esma’ya dedi ki :

" Anacağım , o şeffaf değil neden reddedersin ? Hz. Esma şöyle dedi :

" Şeffaf değilse bile vücut hatlarını belirtir ya . "

Ebu Seleme oğlu Abdullah'tan :

" Hattab oğlu Ömer Radıyallahü anh halka " Kubat " denilen bir elbise giymelerini emretti . Sonra sakın onları karılarınıza giydirmeyeseniz dedi . Adamın birisi Ey mü'minlerin emiri karım onu giyiniyordu . Ama evin içinde gördüm ki şeffaf değildi . Ömer dedi ki :

" Her ne kadar şeffaf değilse de vücud hatlarını belirtir . " ( Kubat kıptilerinin giydiği bir kıyafet şeklidir , İnce ve beyazımsı elbiselerden meydana gelir. )

Bütün bu rivayetlerden anlaşılacağı gibi şeffaf ve vücut hatlarını belirten elbiselerin caiz olmayıp dinen yasak olduğu meydandadır . O yüzden Hazreti Ayşe radıyallahü anha buyuruyor :

" Hamar ; saçı ve teni örten baş örtüsüdür . "

Şümeyse de şöyle diyor :

" Hz. Ayşe’nin yanına vardığımda üzerinde ipekle karışık ve güzelce örülmüş bir cübbe gördüm . Başında baş örtüsü ve peçesi vardı . Baş örtüsü bir parça usfur renginde idi . "

Bütün bunlardan dolayı islam bilginleri kadınların avret mahallerini ve saçlarını belirmiyecek şekilde örtmelerini vacip olduğunu , bunun bol bir elbiseden veya sahtiyandan yahut da bunlara benzer şeylerden yapılmış olmasını şart koşmuşlardır . Vücudu belirten herhangi bir kıyafet caiz olmaz çünkü tesettür ancak vücudun bütünün örtülmesiyle hasıl olur .

İbni Hacer El Heytemi " zevacir " adlı mühim eserinin birinci cildinin 127'inci sayfasında bu konu için hususi bir bab ayırmış , kadınların vücud hatlarını belirten ince elbiseler giymelerinin büyük günahlardan olduğunu zikretmiştir .


( Nasıuddin Elbani - Hicab )
__________________
VEREN DE O. ALAN DA O.
NEDİR SENDEN GİDECEK ?
TELAŞINI GÖREN DE
CAN SENİN ZANNEDECEK !

Necip Fazıl KISAKÜREK ( R A
mehmettahir isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 09.12.07, 12:02 AM   #70
mehmettahir
Kardeş
 
mehmettahir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2005
Nerden: ist
Yaş: 51
Mesajlar: 2.118
Tesekkür: 238
169 Mesajına 247 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 12
mehmettahir is on a distinguished road
mehmettahir - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Cevap: müslüman bayan nasıl giyinmeli

4) ELBİSENİN DAR OLMAYIP BOL OLMASI .

İslam'ın nazarında elbiseyi giymekten murat , çevrenin fitnesini defetmektir . Fitnenin defi ise ancak vücut hatlarını belirtmiyen bol elbiselerle mümkün olabilir . Zira dar elbise her ne kadar vücudu örterse de vücut hatları, bedenin hacim ve boyu , etraftaki kimseler tarafından tefrik edilebilir . Yabancı erkeklerin gözünde dar elbesi giyenen kadınların hal ve suretleri canlanır . Bu ise fesada vesile olduğu gibi açakça fitneye işarettir . Bu yüzden kadın elbisesinin dar değil vücut hatlarını belirtmeyip bol olması gerekir . Zeyd oğlu Üsame de şöyle der :

" Rasulullah sallallahü aleyhi vesellem bana " kutbi " ( Mısır da kıbtilerin giydiği bir nevi entari ) denilen ince ve dar bir elbise hediye etmişti . Onu da kendisine " Dihyetül Kelbi " armağan olarak göndermişti . Ben elbiseyi götürdüm ve karıma giydirdim . Rasulullah beni görünce :

““ Neden o kutbi elbiseyi giymemissin ”” dedi ?

“ Karıma giydirdim efendim dedim . “ Rasulullah :

““ Koş , altından bir gömlek giysin . Korkarım ki vücudunun hacmı belirir kemikleri dışarı çıkar . “” dedi .

Bu hadisi Ziya el-Makdisi muhtar hadisler adlı eserinin 1. cildinin 441. sayfasında . Ahmed ve İmamı Beyhaki de sahih bir senetle nakletmişlerdir .

Görüldüğü gibi Rasulullah Sallallahü taala aleyhi vesellem efendimiz Usame'nin karısının kutbi denilen elbisenin altından bir de gömlek giymesini vücut hatlarını belirtmemesi için emrediyor . Bu takdirde " usulü hadis " ilminde beyan edildiği gibi efendimizin bu emri vücub ifade eder . Buna binaen imamı Şevkani bu hadisin şerhinde şu açıklamaları zikrediyor :

" Hadiste görüldüğü gibi kadınların bedenlerini vücut hatları belirmiyecek şekilde bir elbiseyle örtmeleri vaciptir . Setri avret için bu şarttır . Üsameye kutbinin altından bir gömlek giymesinin emretmesi ise kutbi denilen elbiselerin vücut hatlarını belirtmiyecek şekilde olmayıp şeffaf olduğundan ötürüdür . (Şevkani cild 2 sayfa 97)

Görüyorsunuz ki imamı Şevkani bu hadisi vücut hatlarını tamamen gizleyemeyen şeffaf elbiselere hamletmiştir . Ancak şurasını da belirtmek gerekir ki hadis sadece şeffaf elbiselere değil dar elbiselerde variddir . Hatta vücut hatlarını belirttiği takdirde darlık ve şeffaflıktan başka , bol olan elbiseler de hadisin şümulü içerisine girer . Çünkü hadiste belirtildiği gibi Üsame’nin ifadesine göre kutbi denilen ve peygamberin hediye ettiği elbise oldukça geniş imiş . Ancak inceliğinden dolayı vücut hatlarını belirtir imiş . Yoksa bol elbisede kolayca vücut hatları belli olmaz . İmamı Şevkani'nin hadisi açıklarken sadece şeffaf elbiselere tevil etmesi şayani dikkattir . Ancak Şevkani Merhum hadisi şerifte geçen bol kaydını nazarı dikkate almamıştır . Böylece Kurtubi tabirin asıl manası ile şerhedip bilinen şekilde ifade etmiştir .

İkinci olarak ta Peygamberimiz Efendimiz Aleyhisselam bizzat ifadeli ile Üsame’ye Hediyye ettiği kutbi elbisenin mahzurlu yönlerini de sarahatan açıklıyor . Bilindiği gibi ifade aynen şöyledir .

“" Ben vücut hatlarının belirmesinden , kemiklerinin dışarı çıkmasından korkarım . “"

Bu ifadeden de anlaşılacağı gibi mahzurlu olan taraf vücut hatlarının belirmesidir . Yoksa elbisenin rengi değil. Denilecek olursaki durum anlatıldığı gibi olunca ve kutbi denilen elbise bol idiyse gömleğin ne faydası olur . Bu süale verilecek cevap gayet basittir . Gömleğin faydası onun mahzurlu yönünün bertaraf etmesindedir . Bazı elbiseler vücuda yapışınca tabiatıyla bol da olsa vücut hatları belirir . Tıpkı günümüzdeki ipek ve çuha kumaşlar gibi . İşte bu yüzden Rasulullah bütün mü'minlere hanımlarının giyecekleri kıyafet şeklini iş'ar etmek için Üsame’ye altından bir de gömlek giymesini emrediyor . Şüphesiz ki en doğrusunu ancak Allah bilir .

Şafii fıkıhçılarının takip ettikleri metod ise daha garipir . Onlara göre " Elbise vücudun rengini örttükten sonra vücut hatarının belirmesinden bir beis yoktur . Yani dar bir gömleğin giyilmesi mahzurlu değildir .

" Şerhül mühezzep " adlı eserinin 4 üncü cildinin 92'inci ve 105 inci sayfalarında geçen ibare şöyledir :

" Kadının namaz kılarken uzun bir entari ve baş örtüsüyle , bunun üzerinden vücut hatlarının belirmemesi için aba biçiminde bir elbise giymesi müstehaptır . "

Burda geçen müstehap'tır ifadesi daha önceki ibarede geçen vücup tabirini bir bakıma nakzeder .
İmamı Şafii'nin " Ümm “ adlı meşhur eserinde zikredilen ifade ise bizim fikrimize daha yakındır . Büyük imam bu eserinin birinci cildinin 78. sayfasında şöyle diyor :

" Şayet bir erkek vücudunu saran şeffaf bir elbiseyle namaz kılarsa namazı caiz olmaz . Ancak namazda giydiği elbise vücuduna yapışmayıp sadece beden hatlarını belirtirse mekruh olur . Buna rağmen namazını iade etmesi gerektiği de açıkça söylenemez . Kadınlara gelince durum daha başkadır . Vücut hatlarını belirten veya ince entari ve baş örüsüyle kılınan namazın keraheti daha şiddetlidir . En doğrusu bu gibi elbiselerin üzerinden cilbab gibi hırka giymeleri gerekir . Ancak bu takdirde entarilerinden vücud hatları meydana çıkmaz . "

Hz. Ayşe radıyallahü anha validemiz de şöyle diyor :

" Bir kadının namaz kılarken üç bölüm elbisesi olmalıdır :

A ) Deri : Ferace veya benzeri entari yerine giyilen elbise .

B ) Cilbab : Elbiselerin üzerinden çarşaf mahiyetinde giyilen örtü .
C ) Hımar : Başörtüsü .

Bu hadisi İbni Sa’d 8. cidinin 49. sayfasında sahih bir isnatla kaydetmiştir.

Hazreti Ayşe dışarı çıktığı zaman elbisesinin üzerinden mutlaka cilbab denilen çarşaf veya benzeri örtüsünü giyinirdi .

" Elbisesinden hareket anında vücud hatlarının belirmemesi için cilbabı üstünden giyerdi . Elbette gerekir , sözü de bunun lüzumuna delalet eder .

Abdullah bin Ömer'in sözü de bu fikre delalet etmektedir :

"Kadınlar namaz kılarken elbiseleriyle kılsınlar . Ferace veya benzeri hımar ve çarşaflarını örtünsünler . "

Bu hadisi İbni Ebi Şeybe Musannef adlı eserinin 2. cildinin 26. sayfasında sahih senetle nakletmiştir.


Bütün bunlar bizim daha öncede belirttiğimiz gibi dışarı çıkarken kadınların elbiselerinin üstünden bir örtüye bürünmelerinin lüzumuna delalet etmektedir . Bu arada şunu da zikretmemiz yerinde olur . Cafer'in oğlu Muhammed’in kızı Ümmü Cafer’den gelen bir rivayete göre Rasulullah'ın kızı Fatımatüzzehra Radıyallahü taala anha hazretleri der ki :

" Ey Esma ben kadınların öldükleri zaman üzerlerine bir örtü çekilip elbiselerinin soyulmasını ne kadar çirkin karşılıyorum bilmez misin . Şayet ölürsem beni sen ve Ali yıkayın . Ve yanıma hiç kimse yaklaşmasın .

Hazreti Fatıma vefat edince İmamı Ali ve Esma onu yıkadılar .

Bu hadisi Ebu Nuaym hilye adlı eserinin 2. cildinin 43. sayfasında nakletmektedir. Beyhaki 4. cildinin 35. sayfasında aynı rivayeti nakletmektedir .

Rasulullah'ın şu hadisi şerifini hatırlatırız :
" Haya ve iman ikisi birbirine eştirler . Birisi kalkınca diğeri de kalkar ."
__________________
VEREN DE O. ALAN DA O.
NEDİR SENDEN GİDECEK ?
TELAŞINI GÖREN DE
CAN SENİN ZANNEDECEK !

Necip Fazıl KISAKÜREK ( R A
mehmettahir isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 09.12.07, 12:24 AM   #71
mehmettahir
Kardeş
 
mehmettahir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2005
Nerden: ist
Yaş: 51
Mesajlar: 2.118
Tesekkür: 238
169 Mesajına 247 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 12
mehmettahir is on a distinguished road
mehmettahir - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Cevap: müslüman bayan nasıl giyinmeli

5) ETRAFA GÜZEL VEYA ÇEKİCİ KOKU SALMAMASI .

Evinden dışarı çıkan kadınlarda aranan beşinci şart giydiği elbiseden çevreye parfüm veya koku nevinden bir şey salmamasıdır . Rasulullah’dan bize kadar ulaşan pek çok hadisi şerifte dışarı çıkan kadınların koku sürünmemelerinin gerektiğini görüyoruz . Senetleri sahih olan bu hadislerden bir kaç tanesini zikredelim .

1 - Ebu Musa El Eşari diyor ki . Rasulullah Sallallahü Aleyhi Vessellem buyurdu :

"“ Hangi bir kadın ki koku sürünerek evinden dışarı çıkarsa ve kokusu (karşılaştığı kimselere) ulaşsın diye bir toplulukla karşılaşırsa o kadın zina etmiş olur . ""

Bu hadisi Nesai 2. cildinin 283. sayfasında, Ebu Davud 2. cildinin 192. sayfasında, Tirmizi 4. cildinin 17. sayfasında, Hakim 2. cldinin 396. sayfasında, İmamı Ahmed 4. cildinin 400 ve 413 sayfalarında, İbni Huzeyme ve İbni Hıbban sahihlerinde kaydetmişlerdir.



2 - Sakif kabilesinden Zeyneb’in rivayetinde , Efendimiz buyuruyor ki :

““ Kadınlar sizden biriniz mescide çıktığı zaman koku sürünmesin. "“

3 - Ebu Hüreyre’den Rasulullah buyuruyor ki :

““ Hangi bir kadın buhur sürünürse yatsı namazında cemaatımızda hazır bulunmasın . ""

4. Musa bin Yesar , Ebu Hüreyre'den anlatıyor :

“ Ey Cebbar’ın cariyesi camiyi mi ararsın ? ” Kadın :

“ Evet ” dediğinde , Ebu Hüreyre :

“ O yüzden mi koku süründün ? ” dedi . Kadın :

“ Evet ” dedi . Ebu Hüreyre :

“ Git ve yıkan . Çünkü Rasulullah’dan işittiğimiz bir hadisi şerifte efendimiz şöyle buyuruyordu :

"“ Hangi bir kadın koku sürünerek camiye girerse , evine dönüp yıkanıncaya kadar Allah namazını kabul etmez . "“

Bu hadisi Beyhaki 3. cildinin 133 ve 246. sayfalarında , İmamı Evzai yoluyla Musa bin Yessar’dan nakletmiştir . ibni Yessar Şayet Kulebinin kendisi ise şüphesiz ki isnat sahih olur . Çünkü onun Ebu Hüreyre’den de rivayetleri vardır . Şayet Ürdünlü Musa bin Yessar ise rivayet munkatı olur .


Bu hadislerdeki istidlal ciheti umumidir . Koku sürünme çeşitli şekillerde olur ; vücuda sürüldüğü gibi bazan da elbiselere sürülür .

Bilhassa üçüncü hadiste adı geçen buhur en çok elbiselere sürülür ve bu hassasıyla bilinir .

Koku sürmeyi yasaklamanın gayesi açıkça meydandadır . Bilindiği gibi koku insan şehvetini tahrike vesile olan amillerdendir . Bu konuda bazı bilginler üstten giyilen elbisenin süsü ve şatafatı etraftan görülen zinet eşyalarının durumu ve erkeklere karışık olarak bulunmayı da aynı sınıfa girdirmişlerdir .

Mescide giden kadınların koku sürünmelerinin haram olmasına sebep erkeklerin şehevi hislerini tahrike vesile olmasından dolayıdır .

Mescide giderken, haram olan koku çarşıya, komşuya, pazara giderken de haramdır elbette . Hatta günah bakımından öbüründen daha da fazladır .

İbni Hacer El-Heytemi " Zevacir " adlı eserinin 2. cildinin 37. sayfasında şöyle demektedir :

“ Kadının süslenerek , koku sürünerek evinden dışarı çıkması kocası müsaade etse de büyük günahlardandır . "

Sonra hadislerde zikri geçen hükümler umumidir . Zaman ve mekan bakımından şumulü her yere ve her devreye ulaşır .

Üçüncü hadisde yatsı namazının zikredilmesi , karanlığın basmış olması münasebetiyle fitne unsurunun daha çok olmasından dolayıdır . Yoksa yatsıdan başka zamanlarda caiz olması gibi bir vehme yer verilmemelidir .

" Aliyyül Kari"nin " Mirkat " adlı eserinin 2. cildinin 71. sayfasında şu rivayet zikredilir :

" Açıkçası , hadisi şerifdeki nehyin yatsı vakine tahsis edilmesi karanlıktan ve yolların asude olmasından dolayıdır . Koku ise şehveti tahrik eder . Ve bu vakitte kadınlar fitneden kolayca emin olamazlar . Sabah ve akşam namazında ise durum bunun aksidir . Vakit oldukça aydınlıktır , daha önce de söylediğimiz gibi koku sürünmek mutlak şekilde kadınların camiye gelmesini engeller . "
__________________
VEREN DE O. ALAN DA O.
NEDİR SENDEN GİDECEK ?
TELAŞINI GÖREN DE
CAN SENİN ZANNEDECEK !

Necip Fazıl KISAKÜREK ( R A
mehmettahir isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 09.12.07, 03:09 PM   #72
mehmettahir
Kardeş
 
mehmettahir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2005
Nerden: ist
Yaş: 51
Mesajlar: 2.118
Tesekkür: 238
169 Mesajına 247 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 12
mehmettahir is on a distinguished road
mehmettahir - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Cevap: müslüman bayan nasıl giyinmeli

6) ERKEK KIYAFETİNE BENZEMEMESİ .


Erkek kıyafetine benziyen elbise giyen erkek ve kadınları Peygamberimiz Efendimiz muhtelif hadisi şeriflerde tayin emiştir. bunlardan sahih olanlarını sıralıyalım:

1. Ebu Hureyre'den :

" Rasulullah (S.A.V) kadın elbisesi giyen erkeklerle , erkek kıyafeti giren kadınları telin etti . "

Bu hadisi Ebu Davud 2. cildinin 182. sayfasında, İbni Maceh 1. cildinin 588. sayfasında, Hakim 4. cildinin 194 sayfasında, Ahmet İbn-i Hanbel 2. cildinin 325. sayfasında Süheyl İbn-i Ebu Salih yoluyla nakletmiştir.


2 . Amr oğlu Abdullah'dan , Rasulullah'ın şöyle dediğini işittim :

"” Kadınlardan erkeklere benziyenlerle, Erkeklerden de kadınlara benziyenler bizden değildir .”"

Bu hadisi Ahmed 2. cildinin 199. sayfasında nakletmiştir . Ayrıca İmamı Ahmed rivayet silsilesini şu şekilde saymaktadır : Abdurrazzak bize anlattı da o da Ömer’den , o da Amr İbni Dinar'dan , o da Katade’den , o da Hüzeyl kabilesinden bir adamdan dinlemişti .

Hüzeyl kabilesinden olan adam diyor ki :

“ Amr İbnil As'ın oğlu Abdullah'ın yanında olduğum zaman Ebu Cehlin kızı Ümmü Saidin erkek gibi yürüyerek ok takınmış olduğunu gördü . Abdullah dedi ki :

“ Şu giden kadın kimdir ? “ Adam :

“ O Ebu Cehlin kızı ümmü Said dir “ dedim . Bunun üzerine Abdullah ibni Amr İbnil As şöyle dedi :

“ Ben Rasulullah'dan işittim ki O , kadın elbisesi giyen erkeklere , erkek kıyafetine giren kadınları tel'in etti .”

Bana göre bu hadisin isnadı sahih olup ravileri sika kimselerdir . Ancak Huzeyl kabilesinden olan kimsenin isminin müphem kalması sıhhat derecesini gölgeler , Tabarani rivayetinde kısaca isimleri zikretmiş ama Hüzeyl kabilesinden olan kimseden bahsetmemiştir . Bu takdirde Tabarani’nin rivayetindegeçen isimlerin hepsi sika ravilerdir .



3. Abdullah İbni Abbas'dan :

" Peygamberimiz Aleyhisselatü vesselam erkekleşen kadınlarla kadınlaşan erkekleri telin etti ve buyurdu :

““ Onları evlerinden çıkarınız ." Abdullah diyor ki :

“ Peygamber aleyhisselam falancayı , halife Ömer de falancayı bulundukları yerden çıkarmışlardı. "

Başka bir rivayette de aynı hadis şu şekilde gelmektedir :

“" Rasulullah erkeklerden kadınlara benzemek isteyenlere kadınlardan erkeklere benzemek isteyenleri lanetledi. ””

Bu hadisi Buhari 10. cildinin 274 , Ebu Davud 2. cildinin 305 , Daremi 2. cildinin 281 . sayfalarında nakletmişlerdir . İmamı Ahmed 1982-2006 ve 2123 numaraları hadis olarak Hışam’dan , o da Yahya bin Ebu Kesir’den , o da İkrime’den gelen rivayetle nakletmiştir . Tirmizi 4. cildinin 17. sayfasında , ibni Maceh 1. cildinin 589. sayfasında . Tayalisi 2679 numarada İkrime’den rivayet etmişlerdir .


Ebu Davud Diyor ki . "İmamı Ahmed’e dedim ki :

“ Kadın kıldan ayakkabı giyebilir mi ? ”

“ Hayır ” dedi , “Ancak abdest için mest giyebilir.”

“Güzellik için olursa ? ” dediğimde.

“ Hayır ” dedi.

“ Kılı caiz olur mu ? ” diye sorduğumda ,

“ Hayır ” diye cevap verdi. „


Zehebi kadınların erkeklere , erkeklerin kadınlara benzemelerini büyük günahlardan sayıp bu adı verdiği eserinin 129. sayfasında bizim yukarıda zikrettiğimiz hadisleri saydıktan sonra şöyle der :

" Kadın erkek kıyafetine girip dar omuzlu elbiseler giyindiği zaman erkeklere benzemiş olur . O yüzden de Allah'ın lanetine müstehak olur . Kocası da onu müsaade eder veya rıza gösterir yahutta ona bu hareketinden alı koymazsa o da Allah’ın lanetini hak eder . Çünkü koca karısını doğru yola sevketmek , Allah’ın emirlerine itaat ettirip , isyandan alı koymakla görevlidir . Çünkü Rabbı Zülcelal Kur’an-ı Kerim’inde buyuruyor ki :

"“ Ey iman edenler kendi nefsinizi ve evladu iyalınızı yakacağı insan ve taş olan cehennemden koruyunuz .“"

Peygamber efendimiz de bir hadisi şeriflerinde açıkça ifade ediyorlar :

““ Hepiniz çobansınız ve hepiniz idare ettiğiniz sürüden mesulsünüz kişi ailesinin çobanıdır, ve kıyamet gününde onlardan mesuldur. ”“

İbni Hacer El-Heytemi de Zehebi’nin izini takip ederek " zevacir " adlı eserinin 1. cildinin 126. sayfasında şöyle diyor :

" Kadınların erkeklere, erkeklerin kadınlara benzemelerinin büyük günahlardan olduğu zikredilen hadisi şeriflerden açıkça anlaşılmaktadır. Bu konudaki ilahi azabın şiddeti de meydandadır. Bizim imamlarımızdan gelen rivayetler ise iki türlüdür:

Bir kısmı kadınların erkeklere , erkeklerin kadınlara benzeyişini açıkça haram kabul etmektedirler . Bunlar arasında İmam Nevevi’yi sayabiliriz . İkinci Tayfa ise mekruh kabul etmektedirler . İmam Rafii de bunlar arasındadır . Benim fikrime göre en sahihi İmam Nevevi’nin dediği gibi haram olmasıdır . Ben onu büyük günahlar arasında sayıyorum . Sonra yaptığım araştırmalarda bazı kelam bilginlerinin de büyük günahlardan saydığını gördüm .

Hafız " Fethul Bari " eserinin 10. cildinin 273-274. ncü sayfalarında bizim üç numarada serdettiğimiz İbni Abbas’ın hadisi şerhederken özetle şöyle demektedir .

" Taberi diyor ki : Erkeklerin giyecek ve zinet eşyalarında kadınlara benzemeleri , kadınların da aynı konularda erkeklere benzemeleri caiz değildir . Kadınlara mahsus bir giyeceği erkekler giyinemezler . Ebu Cemre oğlu Şeyh Ebu Muhammed her ne türlü olursa olsun kadınların erkeklere , erkeklerin kadınlara benzemelerini tahrim etmektedir .

Ancak diğer delillerden de anlaşılacağı gibi hadisi şerifde murad olunan kıyafet ve hareketlerle ilgili benzemedir . Hayır mevzuularında böyle bir şey söz konusu olmaz . Kadınların erkeklere , erkeklerin kadınlara benzer hareket ve giyeceklerin yasaklanmasındaki hikmet hakimler hakimi olan Allah'ü zülcelalin koymuş olduğu hilkat kanunun esas çığrından çıkarılmak gayesine mebnidir . Peygamberimiz aynı mevzuu ile münasebetinden dolayı başka bir hadisi şerifinde şöyle buyurmuşlardır :

““ Allah'ın laneti Allah'ın yaratmış olduğu hilkati değiştirenlerin üzerine olsun. "“

Bütün bu izahlardan anlaşılacağı gibi ne şekilde olursa olsun kadınların kıyafetini erkeklerin kıyafetine benzemesi asla caiz değildir . Bir kadının entari ve baş örtüsü yerine bazı Avrupa hayranlarının yaptığı gibi ceket ve pantalon giymesi doğru değildir . Hatta pratik hayatta pantalon veya ceket giymesi kadını daha çok tesettüre yaklaştırmakta ve diğer yabancı kılıklardan İslami kıyafete daha yakın ise de caiz değildir . Ey düşünce sahibi olanlar ibret alınız .
__________________
VEREN DE O. ALAN DA O.
NEDİR SENDEN GİDECEK ?
TELAŞINI GÖREN DE
CAN SENİN ZANNEDECEK !

Necip Fazıl KISAKÜREK ( R A
mehmettahir isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 09.12.07, 03:22 PM   #73
mehmettahir
Kardeş
 
mehmettahir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2005
Nerden: ist
Yaş: 51
Mesajlar: 2.118
Tesekkür: 238
169 Mesajına 247 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 12
mehmettahir is on a distinguished road
mehmettahir - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Cevap: müslüman bayan nasıl giyinmeli

8 . GİYİLEN ELBİSENİN ŞÖHRET NEVİNDEN OLMAMASI .

Abdullah İbni Ömer Radıyallahü Anhin rivayet ettiği bir hadisi şerifte Rasulullah aleyhisselatü vesselam buyuruyor :

"" Kim dünyada şöhret için elbise giyerse , Allah ona kıyamet gününde zillet kaftanını giydirir . Sonra da onu cehennemin alevli ateşlerinde yakar . ""


İşte muhterem okuyucular . Ayet ve hadislere dayanarak kadınların örtüsü mevzuunda yazmış olduğumuz bu kitap burada bitiyor . Her müslümanın aile ve efradının ayet ve hadislerde belirtilen hükümlere göre giyinmesi vaciptir . Herkes kendi idaresi altında bulunan efradı ailesinden mesulüdür . Ve bu mesuiliyetin hesabı kıyamet gününde mutlaka sorulacaktır . İşte Rasulullah buyuruyor :

"“ Hepiniz bir çobansınız ve hepiniz idare ettiğiniz sürüden mesulsunuz . "”

Son sözü ise alemleri yoktan var eden Rabbı zülcelalımıza bırakalım :

"" Ey iman edenler ! Gerek kendilerinizi , gerek ailelerinizi yakacağı insan ve taş olan ateşten koruyun . O ateşin üzerinde iri gövdeli , sert tabiatlı melekler vardır ki onlar Allah’ın kendilerine emrettiği şeylere asla isyan etmezler . Neye de memur edilirlerse yaparlar . "" Tahrim . 66 / 6 .

Muhammed Nasıruddin El-Elbani

ŞAM 5/9/1375
__________________
VEREN DE O. ALAN DA O.
NEDİR SENDEN GİDECEK ?
TELAŞINI GÖREN DE
CAN SENİN ZANNEDECEK !

Necip Fazıl KISAKÜREK ( R A
mehmettahir isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 10.12.07, 08:23 PM   #74
mehmettahir
Kardeş
 
mehmettahir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2005
Nerden: ist
Yaş: 51
Mesajlar: 2.118
Tesekkür: 238
169 Mesajına 247 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 12
mehmettahir is on a distinguished road
mehmettahir - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Cevap: müslüman bayan nasıl giyinmeli

Alıntı:
linux´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Subhanellah,

Nasiruddin el-Elbani'nin kim oldugunu biliyormusunuz? Sahsi kimligine ve dunya gorusune girmeyecegim. Yalniz, sahasi olarak kendisi hanbeli mezhebinden olup, muhaddistir. Simdi,
  1. Eger, mezhebinin geregine gore konusuyorsa, bilmek lazim ki, Hanbeli mezhebine gore musluman kadin, disari cikarken el ve yuzunu kapamasi lazim.
  2. Eger, kendi mezhebine gore degil, kendi ictihadina gore konusuyorsa, bilmek lazimdir ki, ictihad kat'i naslarla belli olan meselelerde yapilamaz. Hem bir muhaddis, ictihadda bulunamaz.
  3. Eger sizin mezhebiniz, a,b,c,d ise o mezhebin imamlarinin goruslerini benimseyip uymaniz lazim, 20. asirda yasayip farkli ictihadda bulunan sahislarin goruslerine degil.
  4. Eger bu mevzuda mezheblerin gorusune vakif degilseniz, mufessirlerin tefsirlerine bakmamissaniz; ordan burdan alinti, kirinti yapmak pek de dogru degildir.
Selam ve dua ederim,
l.
Linux kardeşim yukardaki bizim tabirimizle BİLGİ .

Senin tabirinle de < KIRINTI >

olan konuları hizmet olarak ve inan çok zahmet çekerek paylaşıma sunduk . Belki çok uzun yazılar . Ancak konuların bütünlüğüne halel gelmeyecek şekilde ve kendimizden bir şey katmadan özetledik .

Nasıruddin el-Elbani'yi tanımam . Ancak bilgisine , görüşüne güvendiğim kişilerin oluru benim için yeterlidir . bu bilgileri inceledikten sonra onun hakkında olumsuzluk düşünmem söz konusu değildir . Bundan ötesi de bizim sorunumuz değildir .

Nasıruddin el-Elbani'nin bu konuları inceleyip , yazmasında ne gibi bir olumsuzluk var . Ben senin sözlerinden sonra dikkatli olarak okudum , karşılaştırdım ve hiç bir art niyet bulamadım . Bilâkis önyargısız olarak konuları yazmış .

Örtünme konusunda zannedersem her görüş ve düşünce bu paylaşımda yer buldu . Birçok kaynak belirtilerek kardeşlerimiz paylaşıma katkı sağladılar . Hepsine teşekkür ediyorum .

Bunlardan nasiblenmek dileğiyle .
__________________
VEREN DE O. ALAN DA O.
NEDİR SENDEN GİDECEK ?
TELAŞINI GÖREN DE
CAN SENİN ZANNEDECEK !

Necip Fazıl KISAKÜREK ( R A
mehmettahir isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
mehmettahir Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 2 Kisi:
Esra Şeker (22.08.10)
Okunmamış 08.08.09, 10:13 PM   #75
hakancayir
Erkek Üye
 
hakancayir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Aug 2007
Mesajlar: 5.877
Tesekkür: 0
983 Mesajına 1.495 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 13
hakancayir is on a distinguished road
Standart Cevap: müslüman bayan nasıl giyinmeli

Tesettür Ölçü - Yüz Kapalı mı Açık mı? (Muhammed Fethullah Gülen Hocaefendi)

[Linki sadece üyelerimiz Görebilir. Üye olmak için tıklayınız...]


Cidden ilmi bir müzakere oldu.
Kardeşlerimizin tüm mesajları baştan sona okumasını rica ederim.
Tüm arkadaşlarımız ciddi gayretler gösterdi. Selef ve muahhirin alimlerinin görüşlerini sundu.
Allah bizi istikamet üzere eyleyip, rızasına uygun yaşatsın.

Konu hakancayir tarafından (04.01.14 Saat 06:40 PM ) değiştirilmiştir.
hakancayir isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
hakancayir Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler:
Zişan Berdar'e (25.06.10)
Okunmamış 24.06.10, 09:15 PM   #76
arzum
Kardeş
 
arzum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jun 2010
Yaş: 25
Mesajlar: 9
Tesekkür: 9
4 Mesajına 7 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 5
arzum is on a distinguished road
Standart Cevap: müslüman bayan nasıl giyinmeli

Alıntı:
Cehennemin cogunu kadinlar dolduracak...
bunu söyleyebılmek ne kadar doğru tartışmak gerek..bana göre üzücü bir söz..yazan arkadaşımda üzücü oldugunu söylemiş ama keşke yazmasaydın..
arzum isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
arzum Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler:
iraz (24.06.10)
Okunmamış 24.06.10, 10:25 PM   #77
iraz
Genel Sorumlu
 
iraz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2005
Nerden: Gönülden gönüle
Mesajlar: 4.645
Tesekkür: 1.524
740 Mesajına 1.074 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 15
iraz will become famous soon enoughiraz will become famous soon enough
Standart Cevap: müslüman bayan nasıl giyinmeli

İbni Ömer radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem:
- “Ey kadınlar! Sadaka veriniz ve çok istiğfâr ediniz. Çünkü ben cehennemin çoğunu sizin doldurduğunuzu gördüm” buyurmuştu. Orada bulunan kadınlardan biri:
- Niçin cehennemin çoğunu biz dolduruyoruz? diye sordu. Resûl-i Ekrem de:
- “Çünkü siz çok lânet eder ve kocanızın yaptığı iyilikleri unutursunuz. Aklı ve dini eksik olup da, aklı başında adamların aklını çelen sizin gibisini görmedim” buyurdu. O kadın:
- Aklımızın ve dinimizin eksikliği nedir? diye sordu. Resûl-i Ekrem de:
- “İki kadının şahitliği bir erkeğin şahitliğine bedeldir. Kadının günlerce namaz kılmadığı olur.”
Buhârî, Hayz 6, Küsûf 9, Zekât 44, Savm 41, Şehâdât 12; Müslim, Îmân 132. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Sünnet 15; Tirmizî, Îmân 6; İbni Mâce, Fiten 19

Açıklamalar
Hadisimizin daha geniş olan bir başka rivayetinden öğrendiğimize göre, Peygamber Efendimiz’in zamanında, Medine’de kılınan bir kurban veya ramazan bayramında kadınlar da namazgâha çıkmışlardı. Namazgâh, şehrin dışında cuma ve bayram namazlarının topluca kılındığı geniş bir alan demektir. O zamanlar İslâmiyet’in yeni yayıldığı, müslümanların sayısının da az olduğu günlerdi. Resûl-i Ekrem Efendimiz bayram namazı kılınacak yere kadınların da gelmesini istemiş, böylece henüz müslüman olmayanların gözüne daha kalabalık görünmenin faydalı olacağını düşünmüştü.
Allah'ın Resûlü önce erkeklere sadaka (zekât) vermelerini tavsiye etmiş, sonra kadınların bulunduğu kısma gelerek onlara da zekât vermelerini ve çok istiğfâr etmelerini tavsiye etmiş, Mi’rac gecesinde veya küsûf namazı kılarken (Buhârî, Küsûf 9) kendisine gösterilen bir manzarayı tasvir ederek, cehennem ehlinin çoğunun kadınlar olduğunu belirtmiş ve onlara cehenneme girmemek için çok tövbe ve istiğfâr etmelerini ve çok sadaka vermelerini tavsiye etmişti. 260 numaralı hadiste de Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in “Cehennemin kapısında durup baktım. Bir de gördüm ki, cehenneme girenlerin çoğu kadınlardı" buyurduğunu okumuş ve bunun sebepleri üzerinde durmuştuk.
Peygamber Efendimiz insanlarda gördüğü kusurları düzeltmek için dikkat çekici usûllere başvururdu. O günkü nasihatinde de böyle yapmış, erkeklere nisbetle kadınlarda daha çok görülen iki kusurdan söz etmek istemiş, onları çok lânet etme ve kocasının iyiliklerini inkâr etme alışkanlığından kurtarmak istemişti.
Günlük hayatta çokça rastlandığı üzere, “Allah belâsını versin” veya “Allah lânet etsin” gibi sözleri kadınlar daha fazla kullanırlar. Hatta kendilerine bile lânet ederler. 1500 numaralı hadiste görüldüğü ve açıklandığı üzere, Peygamber Efendimiz lânet sözünün kullanılmasından şiddetle sakındırmış, lânet etmeyi insanın kendisi aleyhine beddua etmesi olarak değerlendirmiş ve “Kendinize beddua etmeyiniz; çocuklarınıza beddua etmeyiniz; mallarınıza da beddua etmeyiniz. Dileklerin kabul edildiği zamana denk gelir de Allah bedduanızı kabul ediverir”buyurmuştur. Lânet sözü, “Allah’ın rahmetinden uzak olsun, Allah ona gazap etsin” gibi mânalara gelmektedir ki, gerçekten çok ağır bir bedduadır. Yüzde yüz kâfir olduğu veya kâfir olarak öldüğü bilinen kimselerin dışında hiçbir varlığa kesinlikle lânet etmemelidir.
Kadir kıymet bilmemek de kötü bir huydur. Bu hastalığa yakalanmış olanlar sadece eşlerine değil, Allah’a karşı da nankörlük ederler. İnsanı değerli kılan özelliklerden biri, kendisine yapılan iyiliği unutmaması, hatta zaman zaman bu iyiliği dile getirmesidir. Resûl-i Ekrem Efendimiz kötü huylu kadınların, kocalarının iyiliklerini inkâr etmeleri sebebiyle cehennemlik olduklarını belirttiği bir başka hadisinde “Onlardan birisine ömür boyu iyilik etsen, sonra da senden hoşuna gitmeyen bir şey görse, ‘Ben senden hiç hayır görmedim’ der” buyurmaktadır (Buhârî, Îmân 21; Müslim, Küsûf 17). Şüphesiz sadece kadınlar değil erkekler de bu tür kadir bilmezlikten uzak durmalıdır. Zira Resûlullah Efendimiz’in buyurduğu gibi, gördüğü iyilik sebebiyle insanlara teşekkür etmeyen kimse Allah’a da şükretmiş olmaz (Ebû Dâvûd, Edeb 1).
Hadisimizin son kısmında Resûlullah Efendimiz kadınların akıl ve dinlerinin noksan olduğunu söylemiş, akıllarının noksanlığına örnek olarak da, Kur'ân-ı Kerîm’de belirtildiği üzere [Bakara sûresi (2), 282] iki kadının şahitliğinin bir erkeğin şahitliğine eş değerde olmasını zikretmiştir. Allah'ın Resûlü’nün durumu ve sözlerinin gerçekliği konusunda yeterli bilgisi olmayanlar, bu hadisi, kadınların aleyhinde söylenmiş aşağılayıcı bir ifade olarak görebilirler. Gerçek hiç de öyle değildir. Bir çoğunluk hakkında verilen genel bir hükmün, o çoğunluğun her ferdine tıpatıp uyması gerekmez. Nitekim herkesin bildiği üzere, kadınlar arasında bir çok erkeğe taş çıkartacak derecede akıllı, zeki, uzak görüşlü, söz ve kararları isabetli olanlar vardır. Ama hüküm çoğunluğa göre verilir. Kadınlar biyolojik ve fizyolojik olarak erkeklerden farklı olduğu gibi psikolojileri de farklıdır. Bu tür farklılıklar onların davranışlarına ve tavırlarına etki eder. Öte yandan Peygamber Efendimiz kadınların âdet gördükleri sürece namaz kılamayışlarını, bir başka rivayete göre oruç tutamayışlarını, ilâhî emirleri erkekler kadar kesintisiz yapmayışlarını dinin eksikliği olarak değerlendirmiştir. Bu söz, bir önceki konuda belirtildiği gibi, kadınların erkeklerden daha az dindar olduğu anlamına kesinlikle gelmez. Aralarından Hz. Âişe’lerin, Râbiatü’l-Adeviyye’lerin çıktığı analarımız, bacılarımız hakkında böyle bir şeyi kimse düşünemez ve söyleyemez. Kur'ân-ı Kerîm’inde “müslüman erkekler, müslüman kadınlar” diye her iki cinse de aynı şekilde değer veren bir dini tebliğ eden Peygamber’in, kadınları erkeklerden daha az dindar görmesi elbette söz konusu olamaz.
Dindarlığın ölçüsü Allah’ın emirlerine bağlılıktır. İşte Nebiyy-i Muhterem Efendimiz, erkekler gibi kadınlara da, mâlî ibadetle birlikte bedenî ibadete de önem vermelerini ve her fırsatta tövbe ve istiğfâr etmelerini tavsiye etmekte, günahlardan kurtulmak için Allah’a el açıp yalvarmanın kıymetine dikkatlerini çekmektedir. Böylece Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem kadınları ibadete ve tâate teşvik etmekte, bu yolla noksanlıklarını giderdikten başka, nice insanları geride bırakarak Allah’ın rahmetini ve cennetini elde edeceklerini hatırlatmaktadır.
Allah'ın Resûlü kadınlara, “Aklı ve dini eksik olup da, aklı başında adamların aklını çelen sizin gibisini görmedim” buyururken, kadınları iffetli olmaya davet etmekte, kudret sahibinin kendilerine bağışladığı bazı özellikleri, karşı cinsi baştan çıkarmak için kullanmamalarını öğütlemektedir.
Hadisten Öğrendiklerimiz
1. Kadın erkek herkes her fırsatta tövbe ve istiğfâr etmelidir.
2. Zekât verildikten başka, elden geldiğince nâfile sadakalar da verilmelidir.
3. Hiçbir kadın ve erkek kesinlikle kendine ve başkalarına lânet etmemelidir.
4. İnsan iyilik bilir olmalı; kadınlar kocalarının yaptığı iyilikleri unutmamalı ve onlara nankörlük etmemelidir.
5. Kadınlar, Cenâb-ı Hakk’ın kendilerine verdiği bazı özellikleri ve güzellikleri kötüye kullanmamalı, erkekleri baştan çıkarmaya çalışmamalıdır.
6. Nasihat eden bir kimse, belli bir şahsı hedef almamalı, tıpkı Peygamber Efendimiz’in yaptığı gibi genel olarak konuşmalıdır.
7. Kadın sahâbînin yaptığı gibi, insan bilmediği veya anlamadığı şeyleri bilenlere sormalı ve doğruyu öğrenmelidir.
8. Peygamber Efendimiz bu hadisiyle kadınları kesinlikle küçümsememekte, aksine bazı kusurlarının eğitim yoluyla giderileceğine dikkat çekmektedir.

Riyazüs Salihin
__________________
Alçakça söylenen bir söze karşılık vereyim deme,
çünkü o sözün sahibinde onun gibi daha nice sözler vardır.
Cevabınıza yine onlarla cevap verirler.

HZ. ALİ (ra)
iraz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
iraz Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 4 Kisi:
arzum (25.06.10), bedi (11.09.10), hümeyra-pembecik- (25.09.10), Zişan Berdar'e (25.06.10)
Okunmamış 11.09.10, 07:06 PM   #78
hümeyra-pembecik-
 
hümeyra-pembecik- - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Aug 2010
Mesajlar: 107
Tesekkür: 246
47 Mesajına 68 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 5
hümeyra-pembecik- is on a distinguished road
Standart Cevap: müslüman bayan nasıl giyinmeli

selamunalykum.aysun kardesim umarım yazılanlar yeterince açık olmuştur.islamda bir ölçü vardır ve bu ölçü dışına çıkılmaz.yalnız islamı şartlar hukuku altında rengini değiştirebilirsin.bu konuyla ilgili olarak tesettür ve başörtüsü bölümünde kardeslerimiz çok güzel ve yeterli ayrıca da sağlam bilgiler sunmakta.orayada bir göz gezdirmeni tavsiye ederim.selametle
__________________
İLAHİ ENTE MAKSUDİ VE RIZAKE MATLUBİ






SÖZLERİN EN GÜZELİ ALLAH ( C.C.)'IN,
AMELLERİN EN GUZELI
RASULULLAH (S.A.V.)'INDIR.
hümeyra-pembecik- isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 24.09.10, 01:43 PM   #79
ÜSTAD
Genel Sorumlu
 
ÜSTAD - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2006
Nerden: Türkiye
Mesajlar: 3.815
Tesekkür: 941
646 Mesajına 1.078 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 12
ÜSTAD is on a distinguished road
Standart Cevap: müslüman bayan nasıl giyinmeli


Dar giyeceksen kapanma arkadaş!


Yazar Emine Şenlikoğlu, tesettür firmalarına çattı




Yazar Emine Şenlikoğlu, tesettür firmalarına çattı:“Tesettür kalmadı. Para uğruna vurdular İslam’ı, Allah’a nasıl hesap verecekler. Dandik örtünme tesettür değildir.”

Yazı ve kitapları ile bir döneme damgasını vuran Emine Şenlikoğlu tesettür firmalarını yerden yere vurdu: “Para kazanmak uğruna tesettürle vurdular İslam’ı. İslami tesettür diye bir şey kalmadı. Dandik dandik örtünüyorlar. Daracık giyiniyorlar. Allah’a nasıl hesap verecekler”

GUATR ameliyatı geçirdikten sonra 1.5 yıl Belçika’da tedavi gören ve romanları için araştırmalar yapan yazar Emine Şenlikoğlu, Türkiye’ye döner dönmez Habertürk Gazetesi’ne konuştu. Şenlikoğlu’nun eleştiri oklarından bu kez tesettür firmaları nasibini aldı.

‘MADEM ÖYLE KAPANMA’

Çarşaf giyen 57 yaşındaki Şenlikoğlu, “Bir dönemMüslüman kesimtarafından da hakarete uğradım. Televizyona çarşafımla çıkmamı yadırgadılar. Çarşaf nedeniyle görüntümbozukmuş. Oysa şu an İslami tesettür diye bir şey kalmadı, mahvettiler. Dandik dandik örtünürlerse bu tesettür değildir” diye konuştu. Şenlikoğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “O kadar daracık giyinen tesettürlüler var ki. Dar giyeceksen başını kapatma, tümvücut hatların ortada. ‘Ne yapalım bulamıyoruz’ diyorlar.Mağaza sahipleri Allah’a nasıl hesap verecek. Para kazanmak uğruna, tesettürle vurdular İslam’ı. Demek ki tesettüre girenler de bozulmaya hazırmış. Yüzünde bir kilo boya, daracık bir kıyafet, üstünde dize kadar tunik. Zaten tesettür değil ki onunkisi. ‘Mecburmu bırakıyorlar seni’ diye soruyorum. Kimisi ‘Ben daha yeni kapandım’ diyor,mahcup oluyorum. Kimisi ‘Bu da tesettür’ diyor. İslam’da çarşaf şart değil, ancak giysin bol olacak, hatları belli etmeyecek.”

__________________
Ben nur talabesiyim deyipte biri size hakaret ediyorsa,iftira ediyorsa,küfürlü konuşuyorsa,isterse yüz kere külliyatı bitirsin katiyyen bilinki nurla alakası yoktur. Malumdurki üstadın hayatı ortada en zalim en gaddar şahıslara karşı değil hakaret beddua dahi etmemişken bu insanlara ne oluyorki ben nur talabesiyim iddasında bulunuyor
ÜSTAD isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
ÜSTAD Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 7 Kisi:
&LAL& (24.09.10), Allahın nuru (24.09.10), Belinay (24.09.10), fatihhh (24.09.10), hümeyra-pembecik- (25.09.10), iraz (24.09.10), ~NeFHa~ (26.09.10)
Okunmamış 24.09.10, 01:50 PM   #80
&LAL&
Kardeş
 
&LAL& - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: May 2010
Mesajlar: 64
Tesekkür: 460
42 Mesajına 56 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 5
&LAL& is on a distinguished road
Standart Cevap: müslüman bayan nasıl giyinmeli

Emine şenlikoğlu'nun ağzına yüreğine sağlık...
&LAL& isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
bayan, giyinmeli, müslüman, nasıl


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Nasıl Bir Müslüman Olmak İsterdiniz? BRC Kitap tanıtımları 1 24.01.10 02:11 AM
Müslüman nasıl olur? bulut_bey79 İslam Düşüncesi 0 17.02.09 11:04 PM
TÜRKIYEDEN HABERLER 2008 M.B. Türkiyeden Haberler 139 28.12.08 09:07 PM
Rus radyo spikeri, nasıl Müslüman oldu? BelinAY Haber Arşiv 0 13.10.08 01:12 PM
Endonezya nasıl Müslüman oldu? esaretinbedeli7 DİNİ BİLGİLER 0 11.07.08 03:29 PM


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283